T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1- N1
VEKİLİ :
Av.
K2
DAVALI :
MALİYE
HAZİNESİ
VEKİLİ :
Av.
K3
DAVALI : K4
VEKİLİ :
Av.
K5
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Zilyetliğe Dayalı)
Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/268 Esas, 2018/232 Karar 07.06.2018 Tarihli kararına karşı davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davaya konu yerin kendisi ve kardeşlerine ölü babasından miras kaldığını, varisler arasında taksim yaptıklarını, 5 no’lu parsele isabet eden kısmın kendisine düştüğünü, tapu kaydından da anlaşılacağı üzere söz konusu yerde 2/B uygulaması yapıldığını, uygulamanın askıya çıkarıldığı, kendisinin A7 mahallesinde oturmadığından haberi olmadığını, A7 Mahallesinde yakınlarını ziyarete geldiğini, bir müddet sonra yaylalamak için kardeşi K6’nın yanında geçici olarak ikamet ederken davalı K4’ün asırlardır zilyetlerinde bulunan ve taksimde kendisine düşen, kendisinin de 50 yılı aşkın zamandır zilyetinde bulunan 5 nolu parseli haricen öğrendiğine göre yokluğundan istifade ile K7 adında birinin adına yazıldığını, onun da vefat ettiği oğlu K8da davalı damadı K4’e sattığını öğrendiğini, keza K4’ün kendi yerini satın aldığını ikrar ettiği gibi kardeşinin oğlu K9’e satmak istediğini öğrenmesi üzerine 10 yıllık zaman aşımı dolmadan tapu iptal ve nama tescil davası açma zaruretinde kaldığını belirttiğini arz ve izah edilen hususların göz önüne alınmasını mahkemece davaya konu yere dava neticesine kadar ihtiyati tedbir konulmasını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adına kayıt ve tesciline bu dava için yapacağı bilcümle masraflar ile gerektiğinde tutacağı avukat ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı hazine vekili dava dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, dava açma süresi geçirildikten sonra eldeki davanın ikame edildiğini, söz konusu taşınmazın 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının desteklenmesi ve hazine adına Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ile hazineye ait tarım arazilerinin satışı hakkında kanun 2/b maddesi gereğince 24.06.2013 tarihinde K10 oğlu K4’e satışı yapılarak tapudan ferağı verildiğini, davacı soyut beyanlar dışında davasını somut delillerle iddiasını ispatlaması gerektiğini, olağnüstü zamanaşımı ile taşınmazın mülkiyetinin kazanılması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713.maddesinde düzenlendiğini, sözü edilen maddenin birinci fıkrası “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmaz davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi taşınmazın mülkeyit haklarının tapu kütüğüne tescilini isteyebilir” ayrıca davasının zilyetliğini 3402 sayılı yasanın 14.maddesinde sayılan belgelerden birine dayandırması gerektiğini, davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının kendi lehine oluştuğundan bahisle hazine adına olan tapunun iptali ve kendi adına tescilini istediğini, davacı ile olarak taşınmaz üstündeki zilyetliğinin dava tarihine kadar terk edilmeden sürdüğünü ve kanunun zilyetlikle kazanım için aradığı diğer şartları ıspat edemediğini, ayrıca 3402 sayılı yasa gereğince tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ıspat eden zilyedi adına tespit edilebilir. Sulu ve kuru toprak ayrımı da 30873 sayılı yasa hükümlerine göre belirlenir. bu yasa hükülerine göre sulu arazi devlet eliyle sulunan arazidir. sahibinin kendi imkanları ile suladığı arazi kuru arazi olarak işlem görür. bu hükümler aşığında davacının aynı çalışma alanı içinde zilyetlikle iktisap ettiği taşınmazların araştırılması gerekmektedir. ve zaten bu sınırların aşılmış olması halinde davanın başka incelemeye gerek kalmadan reddi gerektiği anlaşılacaktır. Davacı çok uzun zamandan beri zilyet olduğunu iddia etmekte olup taşınmazlarla ilgili vergi kayıtlarını ibraz etmesi gerektiğini, davacı eklemeli zilyetlik sürelerine dayanmakta ise önceki zilyetlerden kendisine kadar olan geçişleri somut belgelerle ıspatlaması gerektiğini açıklanan bu nedenlerle, müvekkil kuruma karşı açılmış olan hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yana yüklenmesine, karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Yapılan yargılama neticesinde; Davanın
REDDİNE, dairkarar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davaya konu olan yerin müvekkiline ve miras yolu ile kalmış olduğunu, daha sonra bu parselde 2/B uygulaması yapılmış, müvekkilinin farklı bir şehirde olması ve kısa süren askı süresi içinde itiraz da olmadığından hemen satan bir şahsa karşı birşey yapamadığını, müvekkilin dava dilekçesinde sunmuş olduğu iddialar, taksim hususu, miras meselesi ve delilleri araştırılmadan davaya devam edilmiş ve bu eksikliklere rağmen karar verilmiş olduğunu tüm bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K4 vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasının reddedilmesine karşın taraflarına vekalet ücretine hükmedilmemiş olduğunu bu nedenle taraflarına nisbi vekalet ücretine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı
Maliye vekili istinafa dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı vekalet ücreti yönüyle usul ve yasaya aykırı bir karar olduğunu, taraflarına vekalet ücretine hükmedilmesine, kararın diğer kısımların onanmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kadastro tespiti öncesi sebeplere bağlı tapu iptali tescil talebine ilişkindir.
Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;
Dava konusu Mersin ili Silifke ilçesi A7 mah. 110 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının ve tapu kayıdının incelenmesinde; taşınmazında 2010 yılı içerisinde kadastro tespitinin yapıldığı taşınmazın 6831 sayılı yasanın 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olması sebebiyle tarla vasfı ile maliye hazinesi adına tesciline şeklinde tespit edildiği söz konusu tespitin kesinleşerek taşınmazın maliye hazinesi adına tescil edildiği taşınmazı davalı K4’ün 6292 sayılı yasa gereğince eldeki davadan önce satınaldığı tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesince taraf delilleri toplanarak mahallinde keşif yapılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamının hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dava konusu taşınmazın yapılan kullanım kadastrosu sırasında 2/b vasfı ile hazine adına tescili yapılmış, tespitin kesinleşmesinden sonra davalı K4 yasal süresi içinde idareye müracaat ederek taşınmazı satın almış ve tapuda adına tescil işlemi yapılmıştır. Davacı bu satış işleminden sonra tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Hazine adına tescili yapılan taşınmazın hazine tarafından 6292 sayılı yasa gereğince davalıya satıldığı, davacının satış işleminden önce açılmış bir davasının bulunmadığı anlaşıldığına göre davalı adına yapılan tescil işleminin mevzuata uygun olduğu tartışmasız olup yolsuz tescil olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla, açıklanan nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Her ne kadar hazine vekili lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesinin yanlış olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da; tapu iptali, tescil davaları kural olarak kayıt malikine, ölü olması halinde ise mirasçılarına karşı yöneltilerek açılır. Davacı dava dilekçesinde, kayıt maliki olan K4’ü davalı göstererek davasını doğru hasma karşı açtığı halde, Mahkemece, 06.04.2016 tarihli duruşmada 4.nolu ara kararı ile davacıya Maliye Hazine’sini davaya dahil etmek üzere bir sonraki celseye kadar süre verilmiş, davacı da 06.04.2016 tarihli dahili dava dilekçesiyle Maliye Hazine’sini davaya dahil etmiştir. Davaya dahil edilen Hazine yönünden Mahkemece davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken sadece reddine karar verilmesi Usul ve Yasaya aykırı ise de davacı davasını doğru hasım olan kayıt malikine yöneltmiş olup dahili davalı Hazine’yi de kendi serbest iradesi ile değil de Mahkeme’nin verdiği kesin süre nedeni ile davaya dahil ettiğinden Hazine yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak davalı K4 davada kendisini vekille temsil ettirdiği halde açılan davanın netiliğine göre harcı tamamlanan değer üzerinden lehine nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken davalı K4 lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle sonuç olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, vekalet ücreti takdirinde ve hazineye karşı açılan davanın hükmünde hata edilmiş olması nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, yukarıda açıklanan sebeplere dayalı olarak davalı K4’ün vekalet ücreti yönündeki istinaf talebinin kabulüne, Hazine vekili ve Davacı vekilinin istinaf taleplerinin Esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı Hazine vekilinin ve Davacı vekilinin Silifke 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07.06.2018 tarih, 2015/268 Esas, 2018/232 Karar sayılı kararına karşı yapmış oldukları istinaf kanun yolu başvuru isteklerinin HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,
2-
Gerekçe kısmında açıklanan sebeplerle davalı K4 vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun
KABULÜNE,
3-
Gerekçe kısmında açıklanan nedenlerle, Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.06.2018 tarih, 2015/268 Esas, 2018/232 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
4-
Maliye Hazinesinekarşı açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle HMK nın 114/1-d ve HMK nın 115/2. Maddeleri gereğince
USULDEN REDDİNE,
5-
Davalı K4’e karşı açılan davanın
REDDİNE,
6
–
Alınması gereken 35,90-TL harcın dava açılışında alınan 1.497,83-TL harçtran mahsubu ile artan 1.461,93-TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde ilgilisine iadesine,
7
–
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8
–
Davalı K4 dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre takdir edilen 9.766,65-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı K4’e verilmesine,
9
–
Kullanılmayan gider avansı ve delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine,
10-
Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davacıya iadesine,
11-
Davalı K4 tarafından yatırılan 35,90- TL İstinaf harcının talep halinde yatıran davalıya iadesine,
12-
Davacı ve Davalı Maliye Hazinesi tarafındanİstinaf kanun yoluna ilişkin yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
13-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
14-
Kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatıran tarafa iadesine,
15-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince karardan birer suretin taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde gidilebilecek temyiz yasa yolu açık olmak üzere 11/11/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe