Adana BAM, 4. HD., E. 2018/1059 K. 2019/332 T. 11.3.2019

İlgili madde: TMK Madde 1023

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Muris Muvazaası Nedeniyle)

Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/203 Esas 2018/23 Karar sayılı dosyasında verilen 12/01/2018 tarihli karara karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacı müvekkiller, K1’ın kardeşidirler. Davacı müvekkiller, muris babaları K2’ın sağlığında, babalan ile birlikte, daha sonra diğer mirasçılarla birlikte zilyet sıfatıyla kullandıkları A1 Mah. 102 ada, 122 parselde kayıtlı 308.31 m2 ve A2 Köyü. 124 ada, 175 parselde kayıtlı 2056.31 m2 tarla vasfındaki taşınmazların, köyde yapılan kadastro çalışmalan sırasında davalı K1’ın kötüniyetli bir şekilde gerçekleri gizleyerek kendi adına tespit ettirdiğini ve ilgili taşınmazların tapularını aldıktan sonra, davalılara sattığını öğrenmişlerdir. Davalı K1’ın, A1 Mah. 102 ada, 122 parselde kayıtlı 308.31 m2 taşınmazı, davalı K3’e, A2 Köyü. 124 ada, 175 parselde kayıtlı 2056.31 m2 taşınmazı davalı K4’ye sattığı tarafımızca yapılan araştırmalar sonucu tespit edilmiştir. K3’e satılmış olan parsel, davacılarla birlikte diğer hissedarlara(anne ve beş kardeş toplam 6 mirasçı), muris babalarından kalmış olan şu an annelerinin ikamet ettiği evin avlusunda, evin bütünleyici parçası konumundadır. Dolayısıyla bu parseli satın almış olan 3. Kişinin iyiniyetli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. K3 davacıların bir kısmı ve davalı K1 ile aynı muhitte yaşamakta olup olayları bilebilecek durumda olduğundan kötü niyetlidir. Dava konusu A2 Köyü. 124 ada, 175 parselde kayıtlı 2056.31 m2 tarla vasfındaki taşınmazı ise; yine kadastro çalışmaları sırasında gerçekleri gizleyerek tapuda kendi adına tescilini sağlayan davalı K1, diğer davalılardan K4 isimli şahsa satmıştır. Dolayısıyla babalarının sağlığından itibaren uzun yıllar boyu zilyet sıfatıyla kullandıkları tarla konusunda müvekkiller hak kaybına uğramış ve mağdur olmuşlardır. Babalan ile birlikte uzun yıllar emek verdikleri taşınmazın, kardeşleri davalı K1 tarafından, 3. kişilere satıldığını öğrenmeleri, davacı müvekkiller açısından adeta bir yıkım olmuştur. Baba yadigârı olarak gördükleri taşınmazların bu şekilde ellerinden gitmiş olması nedeniyle işbu tedbir talepli davayı açma zorunluluğu hâsıl olmuştur. Müvekkillerin geri dönüşü olmayan mağduriyetler yaşamaması adma taşınmazların 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için taşınmazlar üzerine dava sonuna kadar teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması gerekmektedir. Davaya konu taşınmazların dava süresince 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için, taşınmazlar üzerine dava sonuna kadar durum ve koşullar güz önüne alınarak, teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, Davaya konu taşınmazların, tapularının iptal edilerek, müvekkillerin paylarına düşen miktarda tapuya tesciline, Bu mümkün olmadığı takdirde, davalı K1’ın, bilirkişilerce tespit edilecek bedel üzerinden müvekkillerin payları oranında tazminat ödemeye mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.” şeklinde beyanda bulunarak dilekçesinde bildirmiş olduğu hususları talep ve dava etmiştir.

Davalı K1’ın cevap dilekçesinde özetle; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, aksi görüşte olunması halinde davalar arasında bağlantı bulunmadığından davaların ayrılmasına, ve nihayet haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı K3 K4 cevap dilekçesi ile; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

Yapılan yargılama neticesinde; davacılar K8 ve K5’nun davaya konu taşınmazlarda herhangi bir hak ve kullanımlarının mevcut olmadığı, davacılar tarafından davalarının ispat edilemediği gerekçeleriyle davacılar K8 ve K5’nun davasının reddine, Davacı K6’ın davasının feragat nedeniyle reddine,karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Dava dilekçesinde dava değeri 30.000-TL. gösterilerek dava açılmış ve harçlar bu değer üzerinden alınmış olduğunu, vekalet ücreti hesaplanırken de bu değer üzerinden hesaplanması gerektiğini, davalı tanıklarının objektif olmadığını, dosyaya ibraz edilen satış senetlerinin aynı gün düzenlenmiş olabileceğini, bu konu ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını ancak mahkemece göz ardı edildiğini, satış işlemi olması için ortada bir para alış verişinin olması gerektiğini, dinlenen tanık ve taraf beyanlarından da ortada muvazaalı bir işlemin olduğunun açık olduğunu, yerel mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme sonucu kurulan hükmün yerinde olmadığını ve kaldırılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Davalı
K4 vekili istinaf dilekçesinde özetle; harcın 30.000 TL üzerinden eksik olarak yatırılmış olduğunu, hangi miktarın ne şekilde dikkate alındığının belli olmadığını eksik harçla düşük vekalet ücretine hükmedilmiş olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılarak müvekkili yönünden 12.184,04 TL vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı
K7 vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın açmış olduğu davada haksız olduğunu, dava konusu taşınmazı parasını vererek satın almış olduğu halde muvaza iddiası ile satın aldığı yerin tapu kaydının iptalini dava etmiş olduğunu, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğunu ancak davalılar yararına takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, bu nedenle her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının sadece vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını, müvekkili yönünden 7.322,07 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini talep etmişlerdir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

Dava, kadastro tespiti öncesi sebeplerle ve muvazaa sebebine bağlı tapu iptali tescil ve terditli olarak tazminat talebine ilişkindir.

Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;

Dava konusu Mersin ili Erdemli ilçesi A3 mah. 124 ada 175 parsel ve A1 mah. 102 ada 122 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının ve tapu kayıtlarının incelenmesinde; her iki taşınmazında 2010 yılı içerisinde kadastro tespitlerinin yapıldığı taşınmazların 6831 sayılı yasanın 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olması sebebiyle tarla vasfı ile maliye hazinesi adına tesciline, beyanlar hanesine de kullanıcısı olarak K9 oğlu K1ın adının yazılmasına şeklinde tespit edildiği söz konusu tespitlerin kesinleşerek taşınmazların maliye hazinesi adına tescil edildiği her iki taşınmazı davalılardan K1ın 6292 sayılı yasa gereğince eldeki davadan önce satınaldığı ve taşınmazları daha sonraki tarihlerde diğer davalılara sattığı tespit edilmiştir.

İlk derece mahkemesince taraf delilleri toplanarak mahallinde keşif yapılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.

Tüm dosya kapsamının hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dava konusu taşınmazların yapılan kullanım kadastrosu sırasında davacıların kardeşi davalı K1 lehine kullanıcı şerhi verilmiş, tespitin kesinleşmesinden sonra davalı K1 yasal süresi içinde idareye müracaat ederek taşınmazı satın almış ve tapuda adına tescil işlemi yapılmıştır. Davacılar bu satış işleminden sonra tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Çekişmeli taşınmazların fiili kullanıcısının kullanım kadastrosunun yapıldığı tarihte davalı K1 olarak belirlendiği, Hazine’nin de taşınmazı fiili kullanıcı olarak tespit edilen davalıya sattığı, davacıların satış işleminden önce açılmış bir davasının bulunmadığı anlaşıldığına göre davalı adına yapılan tescil işleminin mevzuata uygun olduğu tartışmasız olup yolsuz tescil olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla, açıklanan nedenle ve 4721 sayılı TMK’nın 1023. maddesinde;
“Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” hükmü gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte yukarıda açıklanan gerekçe karşısında ilk derece mahkemesinin farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Dava dilekçesinde dava değeri 30.000-TL. gösterilerek dava açılmış ve harçlar bu değer üzerinden alınmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan keşif neticesinde taşınmazların belirlenen değerleri üzerinden eksik harcın tamamlattırılmadığı anlaşılmaktadır. Harç ikmal edilmediğine göre kararlılık kazanmış Yargıtay uygulamaları nazara alınarak dava açılırken belirtildiği anlaşılan değer üzerinden davalılar yararına ücreti vekalet takdiri ve ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesigerekmektedir. Açıklanan bu sebeplerle istinaf yoluna başvuran davalılar K4 ve K7’un istinaf taleplerinin reddine davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği ve harcı yatırılmış dava değer üzerinden hesaplanan 3.600,00-TL. vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle sonuç olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesinde ve vekalet ücreti takdirinde hata edilmiş olması nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, yukarıda açıklanan sebeplere dayalı olarak davacı tarafın vekalet ücreti yönündeki istinaf talebinin kabulü ile diğer istinaf sebeplerinin esastan reddine, istinaf yoluna başvuran davalı K7 ve K4’nin istinaf taleplerinin Esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalılar K7 ve K4’nin Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12.01.2018 tarih, 2016/203 Esas, 2018/23 Karar sayılı kararına karşı yapmış oldukları istinaf kanun yolu başvuru isteklerinin HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,

2-
Gerekçe kısmında açıklanan sebeplerle davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun
KABULÜNE,

3-
Gerekçe kısmında açıklanan nedenlerle, Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.2018 tarih, 2016/203 Esas, 2018/23 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,

4-
6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince sonucu itibariyle doğru olan anılan kararın gerekçesinin “Tüm dosya kapsamının hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Davacı K6 davasından feragat ettiğinden davasının reddine, dava konusu taşınmazların yapılan kullanım kadastrosu sırasında davacıların kardeşi davalı K1 lehine kullanıcı şerhi verilmiş, tespitin kesinleşmesinden sonra davalı K1 yasal süresi içinde idareye müracaat ederek taşınmazı satın almış ve tapuda adına tescil işlemi yapılmıştır. Davacılar bu satış işleminden sonra tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Çekişmeli taşınmazların fiili kullanıcısının kullanım kadastrosunun yapıldığı tarihte davalı K1 olarak belirlendiği, Hazine’nin de taşınmazı fiili kullanıcı olarak tespit edilen davalıya sattığı, davacıların satış işleminden önce açılmış bir davasının bulunmadığı anlaşıldığına göre davalı adına yapılan tescil işleminin mevzuata uygun olduğu tartışmasız olup yolsuz tescil olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla, açıklanan nedenle ve 4721 sayılı TMK’nın 1023. maddesinde;
“Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” hükmü gereğince davanın reddine ” şeklinde
DÜZELTİLEREK,

5-
Davacı K6’ın davasının feragat nedeniyle
REDDİNE
,

6-
Davacılar K8 ve K5’nun davasının
REDDİNE,

7-
Alınması gereken 35,90 TL harcın dava açılışında alınan 512,33 TL harçtran mahsubu ile artan 476,43TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde ilgilisine iadesine,
8

Davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

9-
Davalı K4 ve K3 dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunana AAÜT’ye göre alınması gereken 3.600,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılar K4 ve K3’e ödenmesine,
10

Kullanılmayan gider avansı ve delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine,

11-
Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davacıya iadesine,

12-
Davalı K4 tarafından yatırılan 134,00-TL istinaf karar harcından alınması gereken 44,40-TL maktu karar harcının mahsubu ile fazla alınan 89,60-TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davalıya iadesine,

13-
Davacı tarafından sarf edilen toplam 36,00-TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

14-
İstinaf kanun yoluna ilişkin yapılan yargılama giderlerinin istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı üzerinde bırakılmasına,

15-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

16-
Kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatıran tarafa iadesine,

17-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince karardan birer suretin taraf vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde gidilebilecek temyiz yasa yolu açık olmak üzere 11/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!