Adana BAM, 2. HD., E. 2019/278 K. 2020/1852 T. 2.12.2020

İlgili maddeler: TMK Madde 169, TMK Madde 175

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ADANA 3. AİLE MAHKEMESİ
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLLERİ
: Av. K2, Av. K3 A2
Av. K4 A3
DAVALI
:K5-TC.NO: -N2 A4
DAVA KONUSU
: Boşanma
KARAR TARİHİ
: 02/12/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
:02/12/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, taraflar tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP
:

Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özet ile; eşlerin 2008 yılında evlendiklerini, müşterek çocuklarının bulunmadığını, davalının üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini, sürekli borçlandığını, müvekkiline hakaretlerde bulunup fiziksel şiddet uyguladığını, müvekkilini evde kovduğunu, bu sebeplerle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını beyanla eşlerin boşanmalarına, müvekkili için aylık 750,00.TL tedbir-yoksulluk nafakasının davalıdan tahsiline, yine bu nafakaya her yıl TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranında arttırım yapılmasına karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :

Davalı erkek cevap dilekçesinde özet ile; iddiaları kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini beyan ettiği, ön inceleme duruşmasında davanın boşanma yönü ile kabulüne karar verilmesini, diğer taleplerin reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Adana 3. Aile Mahkemesi’nin
26/06/2018 tarih,
20
17/774
Esas ve 20
18/514
Karar sayılı ilamında özet ile; davacı kadın tarafından TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına, davacı kadın için aylık 350,00.TL nafakanın, dava tarihinden kararın kesinleşmesine kadar tedbir, kararın kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak erkekten alınarak, kadına ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan nafakaya her yıl TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranında arttırım yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı erkek istinaf dilekçesinde özet ile;İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, kadın lehine takdir edilen nafaka yönü ile usul ve yasaya aykırı olduğunu, evlilik birliğinin son bulmasında kusurlu olanın davacı kadın olduğunu, kadına fiziksel şiddet uygulamadığını, işi nedeni ile gittiği Konya iline, davacı kadının gelmediğini, boşanma davası açan kadının kötü niyetli olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; kadın lehine takdir edilen nafakanın kadının kusurlu olması nedeni ile kaldırılmasını istinaf kanun yolu ile talep etmiştir.

Davacı kadın vekil katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özet ile; evlilik birliğinin son bulmasında tam kusurlu olan tarafın davalı erkek olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, kadın lehine takdir edilen nafaka yönü ile usul ve yasaya aykırı olduğunu, evlilik birliğinin son bulmasında kusurlu olanın davalı erkek olduğunu, mahkemece verilen boşanma davasının kesinlemiş olduğunu da belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; kadın lehine takdir edilen nafakanın yetersiz olması nedeni ile kaldırılarak talepleri doğrultusuna nafakaya karar verilmesini istinaf kanun yolu ile talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava, kadın tarafından, davalı erkeğin kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasına ilişkindir.

Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; tarafların, 03/10/2008 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden çocuklarının olmadığı, davacı kadın tarafından, davalı erkeğin kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca; “evlilik birliğinin üzerine yüklediği sorumlulukları yerine getirmeme, düzenli çalışmama, eve maddi olarak bakmama, borçlanıp mağdur etme, defalarca evden kovma, yakınları aracılığı ile evden gitmesini isteme, eve gelip zorla evden gitmesi için şiddet girişiminde bulunma, hakaretler, küfürler ve tehditler etme, evdeki eşyalarının büyük bölümünü kadın evde yokken evden götürme, sürekli arayıp boşanma davası açacağını söyleme, açmama, borçları nedeni ile üzerine olan tarlayı kardeşine göstermelik devir etme, çiftçilik yapması, emekli maaşı olması, erkeğin iddialarının doğru olmaması”, vakıalarına dayanılarak boşanma ve fer’ilerine ilişkin talepte bulunduğu, davalı erkeğin süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile; “iddiaların doğru olmadığı, kadının iddia ettiği eşyalarının olmadığı, belirtilen eşyaların önceden alınmış eşyaları olduğu, eşyaların kendisine ait olduğu, kadına ait eşyaların evde bırakıldığı, kadının, çalıştığı yere gelmek istemediği, hem Konya da hemde İstanbul da ev kirası verecek ekonomik durumunun olmadığı, özel eşyalarının kadın tarafından dağıtıldığı, eve gittiğinde kadının evde olmadığı, beş gün evde beklediğini, sonrasında kendisine ait eşyaların alındığını, kadının iddia ettiği borçların her ailede olan borçlar olduğunu, kadının, yanına gelmediği baba evine gittiği, sorumluluklarını yerine getirmediği, kötü niyetli olduğu, nafaka talep etmesinde haksız olduğu” vakıalarına dayanarak açılan davanın reddinin talep ettiği, ön inceleme duruşmasında boşanma yönü ile davanın kabulüne karar verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan ekonomik-sosyal araştırmaya göre, davacı kadının; ev hanımı olduğu, geliri ve mal varlığının olmadığı, baba evinde kaldığı, kira ödemediği, davalı erkeğin de; emekli olduğu, aylık 1.500,00.TL maaş aldığı, babasına ait miras evde oturduğu, kira vermediği, başkaca mal varlığının olmadığnın belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararının özeti bölümünde açıklandığı üzere, davacı kadının boşanma davasının kabulüne karar verildiği, verilen kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, yasal istinaf başvuru süresi içersinde istinaf dilekçesi özeti bölümünde açıklandığı üzere; davalı erkeğin; “davacı kadın lehine takdir edilen nafakanın kadının kusurlu olması nedeni ile kaldırılmasını” davacı kadının da katılma yolu ile; ” takdir edilen tedbir-yoksulluk nafakası miktarlarının yetersiz olması neden ile usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleri ile istinaf kanun yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.

TMK.’nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve taraflar tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; davacı kadın tarafından, davalı erkeğin kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma ve fer’ilerine ilişkin talepte bulunulduğu, davalı erkek tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi ile iddiaları kabul etmeyerek, davanın boşanma yönü ile kabulüne, nafaka talebinin reddine karar verilmesini talep ettiği taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler ve tarafların istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı kadın tarafından, davalı erkeğin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma talep ettiği, davalı erkeğin de boşanma yönü ile davayı kabul ettiği, İlk Derece Mahkemesince davacı kadının boşanma davasının kabulüne, kadın için tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verildiği, taraflarca İlk Derece Mahkemesince verilen kararda boşanma hükmü yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmadıklarından hükmün boşanma yönü ile 06/11/2018 tarihinde kesinleştiği, nüfusa işlendiği, taraflarca gösterilen toplanan tüm delillere göre; davacı kadının, davalı erkeğin boşanmaya karar verilmesini gerektirir kusur durumunu ispat edemediği, İlk Derece Mahkemesince davacı kadının boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilerek, tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiği, boşanma hükmü yönünden taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmadığı dikkate alındığında bu duruma değinilmek ile yetinilmesinin gerektiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir seviyeleri ve yaşantıları, boşanma davası açılmak ile ayrı yaşama hakkı elde eden davacı kadına, dava tarihinden, boşanma kararının kesinleşme tarihi olan 06/11/2018 tarihine kadar takdir edilen tedbir nafakası ve miktarının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı kadın tarafından, davalı erkeğin boşanmaya karar verilmesini gerektirir kusur durumunu ispat edemediği dikkate alındığında; İlk Derece Mahkemesince davacı kadın lehine TMK.’nun 175 maddesi uyarınca takdir edilen yoksulluk nafakasının toplanan tüm delillere, usul ve yasaya uygun düşmediği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; davalı erkeğin, davacı kadın lehine TMK.’nun 169 maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası ve miktarına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Ancak davalı erkeğin aleyhine takdir edilen yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf başvurusunda haklı olduğu, davacı kadın tarafından kusurunun ispat edilmediği dikkate alındığında; davalı erkeğin, davacı kadın lehine TMK.’nun 175 maddesi uyarınca takdir edilen yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda 3 no’lu hüküm fıkrasının tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi de dikkate alınarak; davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davacı kadının katılma yolu ile istinaf başvurusunun incelenmesinde ise; İlk Derece Mahkemesince, dava tarihinden, boşanma kararının kesinleşmesine kadar TMK’nun 169 maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası ve miktarının, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, gelir seviyeleri ve yaşantılarına uygun olduğu, erkeğin istinaf başvurusu ile davacı kadın lehine TMK.’nun 175 maddesi uyarınca takdir edilen yoksulluk nafakasının kaldırılarak reddine karar verilmesinin gerektiği, bu hali ile davacı kadının yoksulluk nafakasına miktarının yetersiz olduğuna yönelik istinaf başvurusunun konusunun kalmadığı anlaşıldığından, davacı kadının İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; lehine takdir edilen tedbir ve yoksulluk nafakası miktarlarının yetersiz olduğuna yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı erkeğin, Adana 3. Aile Mahkemesi’nin 26/06/2018 tarih, 2017/774 Esas ve 2018/514 Karar sayılı ilamında,
“davacı kadın lehine TMK.’nun 169 maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakasına
” yönelik istinaf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davacı kadın vekilinin, Adana 3. Aile Mahkemesi’nin 26/06/2018 tarih, 2017/774 Esas ve 2018/514 Karar sayılı ilamında,
“davacı kadın lehine TMK.’nun 169 ve 175 maddeleri uyarınca takdir edilen tedbir ve yoksulluk nafakası miktarlarının yetersiz olduğuna” yönelik istinaf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
3

Davalı erkeğin, Adana 3. Aile Mahkemesi’nin 26/06/2018 tarih, 2017/774 Esas ve 2018/514 Karar sayılı ilamında,
“davacı kadın lehin TMK.’nun 175 maddesi uyarınca takdir edilen yoksulluk nafakasına” yönelik istinaf başvurusunun
KABULÜ ile, Adana 3. Aile Mahkemesi’nin 26/06/2018 tarih, 2017/774 Esas ve 2018/514 Karar sayılı ilamının,
3 no’lu hüküm fıkrasının ortadan
KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden;

a)

Davacı kadının, boşanma nedeni ile TMK.’nun 175. maddesi uyarınca talep ettiği yoksulluk nafakası talebinin takdiren
REDDİNE,
4

Davalı erkeğin, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verildiğinden, davacı kadından peşin alınan 35,90.TL karar ilam harcının, karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,

5-
Davalı erkeğin, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verildiğinden, davalı erkek tarafından istinaf başvurusu nedeni ile yapıldığı anlaşılan 98,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 31,00.TL dosya gidiş-dönüş ücreti, 14,00.TL 1 adet tebligat gideri olmak üzere toplam 143,10.TL istinaf yargılama giderinin davacı kadından alınarak, davalı erkeğe ödenmesine,

6-
Davacı kadının,istinaf başvurusu nedeni ile istinaf karar tarihi itibari ile alınması gerekli 54,40.TL İstinaf karar ilam harcından peşin alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile kalan 18,50.TL harcın, davacıdan alınarak, hazineye irad kaydına,

7-
Davacı kadın tarafından, istinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderinin, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden kendi üzerinde bırakılmasına,

8-
Taraflarca, istinaf başvurusu nedeni ile yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgisine iadesine,

9-
Kararın, HMK 359-(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 02/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!