Adana BAM, 2. HD., E. 2019/148 K. 2020/1743 T. 18.11.2020

İlgili madde: TMK Madde 199

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: MERSİN 4. AİLE MAHKEMESİ
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1A1
DAVALI
:K2-TC.NO: -N2 A2
VEKİLİ
: Av. K3 A3
DAVA KONUSU
:Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması
KARAR YAZMA TARİHİ
:18/11/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dosyanın bir bütün halinde tetkikinden; tarafların 28/09/2015 tarihinde evlendikleri, evlilik birliğinden çocuklarının olmadığı, eldeki dosyada
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının 4. evliliği olduğunu, davalının eski eşlerinden birisi ile tatile çıktığını, Mersin’e geldiği zaman da diğer eski eşinin evinde kaldığını, bu nedenlerle baba evine sığındığını, yaklaşık 4 aydır çalıştığını, davalının 2.000 TL emekli maaşı aldığını, muvazaalı satışlar yaparak mal kaçırdığını, toplam 11 daire, 2 dükkan ve 1 arabam mevcut olduğunu, 9 daire ve 2 dükkandan aylık 10.000 TL kira geliri elde ettiğini, kendisini mağdur ettiğini, taşınmazları tek tek satarak sorumsuzca tatillerde harcadığını, kendisini 1 TL’ye muhtaç hale getirdiğini, davalının her gün kumar oynadığını, içki içtiğini, evin ihtiyaçlarını karşılamadığını, başkalarının sözü ile hareket ettiğini, tüm bu nedenlerle davalının bu tasarrufları tek başına yapmasını engellemek amacıyla talepte bulunma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek davalı eşinin mal varlıkları üzerindeki tasarruf yetkisinin TMK’nun 199 m.sine gereğince sınırlandırılarak şahsının izni olmadan tasarrufta bulunmamasına karar verilmesini dava ve talep ettiği,
Davalının süresinde verdiği cevap dilekçesinde özetle
; davacı ile evlilik birliği içerisinde edindikleri mal olmadığını, davacı ile evliliğin başından beri ruhen ve fiziken uyuşamadıklarını, boşanmak için İzmir 6. Aile Mahkemesi’ne başvurduklarını, ancak davacının sonradan feragat ettiğini, davacının bu şekilde gel-gitli, çelişkili ve dengesiz davranışlarının olduğunu, davacının kendisi ile evlenmeden önce 4 evliliği olduğunu ve bütün yaşantısını bildiğini, çeşitli iftiralarla mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının değer verdiği tek şeyin mal varlığı ve parası olduğunu, emekli olduğunu ve arada bir arkadaşlarıyla kahvehanede vakit geçirmenin sakıncasının olmayacağını, davacının iddia ettiği gibi 11 dairesinin ve dükkanlarının olmadığını, davanın haksız ve asılsız olduğunu bildirerek reddine hükmedilmesini istediği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda
Mersin 4. Aile Mahkemesinin 13/11/2018 tarih, 2017/727 Esas 2018/797 Karar sayılı ilamı ile özetle; dinlenen tanık beyanlarından davacının müşterek konutta değil kızının yanında kaldığı, davalının evin doğalgazını kestirttiği, davacının ve müşterek konutun ihtiyaçlarını karşılamadığı ve davacının da İzmir’de ki müşterek konuttan ayrılarak Mersin’e geldiği, Mersin’e geldikten sonra da davalının davacı eşinin maddi ihtiyaçlarını karşılamadığı,davacının herhangi bir geliri olmadığı, bu şekilde davalının evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüğünü yerine getirmediği ve TMK 199 maddesindeki yasal şartların oluştuğu, davacının tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasını talep ettiği tapu ve araç kayıtlarının incelenmesinde davalının SS F1 Konut Yapı Kooperatifindeki hissesi hariç diğer taşınmazlar ve N3 plakalı aracın ya davalı adına kayıtlı olmadığı yada evlilik tarihi olan 28.09.2015 tarihinden önce edinildiği, evlilik tarihinden önce edinilen malvarlığı kalemleri yönünden davalının kişisel malı olması sebebiyle tasarruf yetkisinin sınırlandırılamayacağı, SS F1 Konut Yapı Kooperatifindeki davalıya ait hissenin ise henüz ferdileştirme yapılmadığı için kişisel mal olarak nitelendirilemeyeceği gerekçe gösterilerek davacının davasının kısmen kabulüne, davalının SS F1 Konut Yapı Kooperatifindeki ortaklık payına ilişkin TMK 199 maddesi gereğince tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına, davacının rızası olmadan tasarruf yapılamayacağına ilişkin kooperatif başkanlığına karar kesinleştiğinde müzekkere yazılmasına, tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin kararın kooperatif hissesinin ferdileştirilme yapılması durumunda da geçerli olmasına, ferdileştirme yapılması durumunda davalıya isabet eden taşınmaz üzerine tasarruf yetkisinin sınırlandırıldığı ve davacının rızası olmadan tasarruf yapılamayacağına ilişkin tapu siciline şerh düşülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, kararın yöntemince taraflara tebliğ edildiği,
Davalı vekilinin süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde özet ile; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davacıyla evlendiğinden bu yana hiçbir taşınmazı satma teşebbüsünde bulunmadığını, nitekim bu durumun tapu kayıtlarında da açıklığa kavuştuğunu, bütün bunlara rağmen ilk derece mahkemesinin delilleri ve savunmaları dikkate almadan eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verdiğini, davacının dava dilekçesinin 3. bendinde yaklaşık 4 aydır çalıştığını beyan ettiğini, mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, davacının müvekkilini gayrimenkul zengini olarak lanse etme gayreti içerisine girdiğini, dava konusu A4 adresindeki üyelik başlangıcının 1992 yılına dayandığını, ortaklık tarihinin 06/03/1992 olarak belirtildiğini, kooperatif kayıt defterinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin giriş ve ortaklık aidatını bu tarihten itibaren ödenmeye başladığını, daha sonra da bir süre ödemeler yaptığını, inşaatın 1995 yılında tamamlandığını ve 2002 yılında kura sonucu her üyenin dairesinin belli olduğunu, oysa tarafların 2015 tarihinde evlendiğini, evlilikleri süresince kooperatife herhangi bir aidat ödemesi yapmadıklarını, burasının müvekkilinin kişisel malı olduğunu, davacının kasıtlı olarak eşinin 11 adet daire ve 2 adet iskanı olduğunu iddia ettiğini, oysa gelen tapu kayıtlarından bahsi geçen kooperatif hissesinin mevcut olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin sorumsuzca harcamaları olmadığını, davalı ile evlendikten sonra hiçbir taşınır-taşınmaz malını satmadığını, kimseye pahalı hediyeler almadığını, bunları alacak mali güce sahip olmadığını, kumar ve benzeri alışkanlığı bulunmadığını, çoğu emekliler gibi zaman geçirmek için ara sıra kahveye gittiğini, fiili ayrılık sonrası davacının önce babasının yanında kaldığını, sonrasında yukarıda bahsi geçen kooperatif dairesindeki kiracıyı baskı ve tehditle çıkardığını ve taşınmaza yerleştiğini, orayı işgal ettiğini, müvekkilinin evi olmasına rağmen bu evden yararlanamadığını ve otellerde kaldığını, bu işgale son verilmesi ve tahliye için ilk derece mahkemesinden hakimin müdahalesi talebinde bulunduklarını, ancak bu talebin bu davayla ilgili olmadığı, bu yüzden reddine denmek suretiyle reddedildiğini, davacının baştan beri kötü niyetli hareket ettiğini, davacının bu davayı açtıktan sonra 05/12/2012 tarihinde Mersin 6. Aile Mahkemesinin 2017/850 Esas sayılı dosyasında eşi aleyhine tedbir nafakası davası açınca tarafların artık bir araya gelmesinin mümkün olmadığına inanan müvekkilinin Mersin 6. Aile Mahkemesinin 2018/50 Esas sayılı dosyasında boşanma davası açmak zorunda kaldığını, nafaka davasının boşanma davası üzerinde birleştirildiğini, bu durumda açılan bu davanın konusuz kaldığını, davacının dava dilekçesinde 4 aydır çalıştığını dile getirdiğini, bunun göz ardı edildiğini belirterek davacının işgaline son verilmesi, buradan tahliyesi bu yerin müvekkiline tahsis ve teslim edilmesi için gerekli önlem ve tedbirlerin alınmasını, Mersin 4. Aile Mahkemesinin 13/11/2018 tarih, 2017/727 Esas 2018/797 Karar sayılı kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istinaf kanun yolu ile talep ettiği, dosyanın bu şekilde dairemize gönderildiği görülmüştür.

DELLİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava, tasarruf yetkisinin sınırlandırılması istemine ilişkindir (4721 sayılı TMK’nun 199. m.si)

TMK’nun 199. m.sine göre, ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim, belirleyeceği mal varlığı değerleri ile ilgili tasarrufların ancak onun rızası ile yapılabileceğine karar verebilir. Hakim, bu durumda gerekli önlemleri alır.

Tasarruf yetkisinin sınırlandırılması için ya ailenin ekonomik varlığının korunması gerektiğinin, yahut evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin bunu gerektirmesinin sübut bulması gerekir. Yapılacak sınırlandırılma ölçülü olmalıdır.

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Somut olayda, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi eksik olsa da, dava dilekçesi ile bir bütünlük arz eden davacı tanık ifadesine göre, tarafların İzmir’de bir arada yaşadığı dönemde davalının borçları nedeni ile evlerine icra kağıtlarının geldiği, davalının eski eşi, kızı ve damadının etkisinde kaldığı, kızı K4’in sözünü çok dinlediği, kızının davalıyı lüks yaşamaya özendirdiği, 9 adet taşınmazı olan davalının bunlardan birini kızının isteği ile sattığı, ama buradan elde ettiği para ile borçlarını ödemediği, onun yerine pahalı telefonlar ve pahalı giysiler aldığı, davalının davacı eşi yerine daha çok kızının yanında kaldığı, davacı evine gitsin diye evin doğal gazını kestirdiği, davacıyı aç bıraktığı, mali konulardaki yükümlülüklerini yerine getirmediği, uyaptan çıkartılan davalıya adet 4 adet pasif taşınmaz kaydının da tanık ifadesini kısmen doğrular nitelikte olduğu, davalının bu hareketleriyle ailenin ekonomik varlığını tehlikeye soktuğu, ailenin ekonomik varlığının korunması gerektiği, boşanma davası açılmasının bu davayı konusuz bırakmayacağı, davalı vekilinin istinaf dilekçesindeki önleme tedbirlerinin alınması talebinin ilk derece mahkemesince reddedildiği, bu talebin müstakil bir dava konusunu oluşturduğu, davalı tarafın bu taleple ilgili istek halinde müstakil dava açması gerektiği, aktif tapu kayıtlarına göre 3 adet taşınmazı olan davalının 1 adet taşınmazına yönelik olarak kısıtlama kararı verilmesinin ölçülü olduğu, verilen kısmi kabul kararıyla TMK’nun 199. m.si uyarınca, ailenin ekonomik varlığının korunması için gerekli ve yeterli önlemler alınarak umulan amaca ulaşıldığı, ilk derece mahkemesince tüm delillerin toplandığı, bunların değerlendirilmesinde ve kanunun olaya uygulanmasında hata yapılmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gereken 54,40 TL istinaf maktu karar harcından peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubuna, bakiye 18,5 TL harcın davalıdan tahsiline, hazineye gelir kaydına,

3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı gider avansından varsa kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,

5-
Kararın taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nun 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi.18/11/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!