İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA KONUSU
: Velayetin Düzenlenmesi
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP
:
AkdenizKaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü’nün 01/12/2016 tarihli ihbar yazısı ile; K1 adlı şahsın annesi olan K2 adlı kişinin 27/11/2016 tarihinde ölmesi sebebiyle TMK’nun 404. maddesi gereğince vesayet altına alınması gerektiğini ihbar edilmesi üzerine dava Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne tevzi edilerek 2016/1499 esasını aldığı anlaşılmıştır.
Davacı K3 tarafından 13/12/2016 tarihinde vasi ataması için açılan ve Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1509 esasına kayıt edilen ve 23/03/2017 tarih, 2016/1509 esas ve 2017/467 karar sayılı kararı ile açılan davanın Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1499 esas sayılı dosyası ilebirleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesince 13/04/2017 tarih, 2016/1499 esas, 2017/479 karar sayılı kararı ile, velayetin tevdi konusunda görevli mahkemenin aile mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek açılan davaların İlk Derece Mahkememizin 2017/378 esas sayısına tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Mersin 2. SulhHukuk Mahkemesi’nin 2016/1509 esas sayılı dosyası ile birleşen Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1499 esas sayılı dosyasında ise;davacı küçük çocuk K1’nun anneannesi K3 vekilinin 12/12/2016 tarihli dilekçesi ile “Müvekkilinin kızı olan K2’ın boşandığını ve küçük K1’un velayetinin kızına bırakıldığını, kızı K2’ın 27/11/2016 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin hem kızına hem de küçük K1’a en iyi şekilde baktığını ve tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, müvekkilinin ve eşinin tek istek ve arzularının küçük K1’a iyi bir gelecek sağlamak olduğunu, küçüğün Mezitli İlköğretim Okulu 2. Sınıf öğrencisi olup anaokulundan itibaren eğitiminin Mersin’de devam ettiğini, babası K4’nun Ankara’da anne ve babasıyla yaşadığını, sürekli bir işinin bulunmadığını, bununla birlikte alkol ve uyuşturucu madde kullandığını, küçüğün sağlık, eğitim, terbiye ve ahlaki açıdan geleceğinin sağlanmasını, çocukluktan beri alıştığı aile, okul ve arkadaş çevresinden koparılmaması için müvekkilinin küçüğe vasi olarak atanmasına karar verilmesini” talep ve dava edildiği, mahkemece Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1499 esas sayılı dosyasıyla, kendi dosyaları arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle HMK’nun 166. maddesi gereğince dosyalarının, Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1499 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince 08/06/2017 tarih, 2017/378-386 esas ve karar sayılı karar ile mahkemenin karşı görevsizliğine karar verildiği ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 2017/848 esas, 2017/716 karar sayılı ilamı ile “önceliğin velayet olması sebebiyle” İlk Derece Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Küçüğün, anne ve babasının nüfus kayıt örneğinden küçük K1’nun anne ve babasının İlk Derece Mahkemesinin 2012/157 esas, 2012/509 karar sayılı kararı ile boşandıkları ve bu kararın 10/09/2012 tarihinde kesinleştiği, küçük K1’nun velayetinin annesine verildiği, anne K2’nun 01/12/2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA :
İlk Derece Mahkemesinin 09/06/2017 tarih, tensip 2 no’lu kararı gereğince küçük çocuğun babası K4’nun davaya dahil edildiği, dahili davalı vekili tarafından sunulan dilekçelerde küçük çocuğun velayetinin babaya verilmesi, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması talep edildiği, dahili davalı vekili tarafından sunulan
30/03/2019 tarihli dilekçede özet ile; Müvekkiline ait sağlık raporlarında açıkça ifade edildiği üzere müvekkilinin herhangi bir psikolojik probleminin kalmadığını, ruhsal yönden gayet sağlıklı olduğunu, davada yaşı küçük çocuğun velayetinin babaya verilmemesi açısından ortada herhangi bir engel kalmadığını, bu hususun sağlık raporu ile da kayıt altına alındığını, Birleşmiş Milletler Çocuk Sözleşmesi gereği sayın mahkemenizin “Çocuğun üstün yararı” doğrultusunda karar vererek velayetin babaya bırakılmasının gerektiğini, ayrıca mahkemeniz nezdinde görülmekte olan 2017/395 esas sayılı dosyada dava süresince müvekkilinin yanında kalması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, mahkemece her ne kadar dava süresince küçüğün yüksek yararının bulunmadığı gerekçesiyle babası K4’nun yanında kalması yönünde karar çıkmamışsa da; müvekkili ile kızı K1 arasındaki ilişkinin mahkeme aracılığıyla düzenlenmesi zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkilinin, kızı ile görüşmek için kilometrelerce yol katettiğini, ancak anneanne ve dede tarafından baş başa görüşülmesine müsaade edilmediğini, müvekkilinin evladıyla baba kız olarak vakit geçirmek istediğini, kızının istediği etkinlikleri yapıp, annesi olmasa da babasının hayatta olduğunu hissettirmek istediğini, müvekkilinin, kızını görmek istediği zaman anneanne ve dedenin asla yalnız bırakmadığını ve müvekkilini göz hapsine aldıklarını, baba ve kızı arasında özel diyalog geliştirilmesine fırsat verilmediğini, anneannenin, baba ve çocuk arasında yeterli bir bağ olmadığını ifade ettiğini, bir yandan da bu bağın kurulmaması için de ellerinden geleni yaptıklarını, bu çabaları nedeniyle küçük K1 ile baba K4 arasında bağın kurulması ve bu bağın gösterilmesi için müvekkiline bu imkanın sağlanmalısı gerektiğini, anneanne ve dedenin dava sürecinde kendilerine yönelik avantaj sağlama çabası içerisinde olduklarını, küçük K1’un babasıyla diyaloğunun geliştirilmesi için fırsat tanınması gerektiğini, müvekkilinin, küçüğün anneanne ve dedesi ile ters düşüp ruh sağlığının olumsuz etkilenmemesi için engellemelere karşı ses çıkarmadığını; ancak kendi öz kızı ile görüşememesine de çok üzüldüğünü, kızı adına endişelendiğini, müvekkilinin bugüne kadar kızlarını kaybeden K1’un anneanne ve dedesine anlayışla yaklaştığını, K1’a düşkünlüklerini anlamaya çalıştığını ve ilişkilerin gerilmemesi için uğraştığını, müvekkilinin bu yaklaşımının da anneanne ve dede tarafından kötü kullanıldığını, baba ve kızının arasında ilişkiye engel olunmaya başlandığını, telafisi güç zararlar doğmaması için mahkeme aracılığıyla baba kızı arasında kişisel ilişki kurulmasına, kurulan bu ilişkinin de icra edilebilir olmasının gerektiğini, hiçbir vicdanın bir evladı babadan kopmasına rıza gösteremeyeceğini, anne ile evlat arasındaki bağların koparılmaya çalışmasının hiçbir çocuğun kişisel gelişimine olumlu katkı sağlanılamayacağını, K1’un annesinin hayatını kaybettiğini; ancak babasının hayat olduğunu, babası ile vakit geçirmesinin de K1’a da iyi geleceğini, tüm bu sebeplerle müvekkilinin K1 ile kişisel ilişkisinin yeni durum da göz önüne alınarak yeniden düzenlenmesine ve nihayetinde küçüğün velayetinin babaya verilmesine karar verilmesini” beyan ve talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mersin 2. Aile Mahkemesi’nin 16/04/2019 tarih, 2017/395Esas ve 2019/290 Karar sayılı ilamında özet ile; asıl velayetin düzenlenmesi davasının reddine, 07/01/2009 d.lu küçük K1’un velayetinin babaya verilmesine yer olmadığına, birleşen vesayet davasında mahkemece verilen 08/06/2017 tarih, 2017/328-386 E.K sayılı görevsizlik kararının Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 11/07/2017 tarih, 2017/848-716 E.K sayılı kararı ile kaldırılmış olması sebebi ile mahkemece yeniden görevsizlik kararı verilemeyeceğinden ve mahkemece vesayet kararı da verilmesi mümkün olmadığından birleşen davaya ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, karar kesinleştiğinde TMK.’nun 404/1-2 maddesi gereğince küçük K1’nun vasi tayini için Mersin Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulmasına, dahili davalı vekilinin, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebi konusunda usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından küçük K1 ile baba arasında kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, davanın mahiyeti gereği, suç üstü ödeneğinden yapılan yargılama giderinin, hazine üzerinde bırakılmasına, davanın mahiyeti gereği vasi adayı K3 ve dahili davalı K5 tarafından yapılan yargılama giderinin üzerilerinde bırakılmasına, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Dahili davalı vekili istinaf dilekçesinde özet ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı babanın hiç bir sağlık probleminin kalmadığını, ruhsal yönden gayet sağlıklı olduğunu, davaya konu küçüğün velayet hakkının babaya verilmesi konusunda hiç bir engel kalmadığını, velayet hakkının babaya verilmesi gerektiğini, kızı ile görüşmelerini anneanne ve dede gözetiminde yapıldığını, kızı ile özel diyalog geliştiremediğini, annesi olmasa bile babasının varlığını kızına hissettirmek istediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, K1’un velayet hakkının davalı babaya verilmesini istinaf kanun yolu ile talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE
GEREKÇE :
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava,velayetin düzenlenmesidavasına ilişkindir.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu küçük 07/01/2009 d.lu K1’un anne ve babası olan K6 ile K4’nun 28/08/2007 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden davaya konu küçüğün Dünya’ya geldiği, anne ve babanın Mersin 2. Aile Mahkemesi’nin 2012/157-509 E.K. sayılı 10/09/2012 tarihinde kesinleşen ilamı ile anlaşmalı olarak boşanmalarına, davaya konu küçüğün velayet hakkının anneye verilmesine karar verildiği, anne K6’un 27/11/2016 tarihinde öldüğü, Mersin İli Akdeniz İlçe Kaymakamlığı Nüfus Müdürlüğü’nün 01/12/2016 tarihli, 09/12/2016 havale tarihli ihbar yazısı ile velayet hakkı annede bulunan K1’un annesi K6’un ölmesi nedeni ile TMK.’nun 404 maddesi uyarınca vesayet altına alınmasının ihbar edildiği, davanın Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1499 Esasına kayıt edildiği, 2 Sulh Hukuk Mahkemesince 13/04/2017 tarih, 2016/1499 Esas ve 2017/479 Karar sayılı kararı ile, asıl ve birleşen Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1509 Esas sayılı davalar yönünden mahkemenin görevsiz mahkeme olması nedeni ile davaların usulden reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın Mersin Nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, verilen kararın 29/05/2017 tarihinde kesinleştiği, dava dosyasının görevsizlik kararı üzerine Mersin 2. Aile Mahkemesinin 2017/378 esasına kayıt edilerek Mahkemece 08/06/2017 tarih 2017/378-386 esas karar sayılı kararı ile, karşı görevsizlik kararı verildiği ve verilen karşı görevsizlik kararının da 29/06/2017 tarihinde kesinleştiği, dosyanın görevli Mahkemenin belirlenmesi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin 11/07/2017 tarih 2017/848-716 esas karar sayılı kararı ile görevli Mahkemenin Mersin 2. Aile Mahkemesi olduğu belirlenerek Mersin 2.Aile Mahkemesinin 08/06/2017 tarih 2017/378-386 esas karar görevsizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği, dava dosyasının Mersin 2. Aile Mahkemesinin 2017/600 esasına kayıt edildiği, mahkemece, 08/09/2017 tarih 2017/600-542 esas karar sayılı karar ile, dava dosyasının Merisin 2.Aile Mahkemesinin 2017/395 esas sayılı İstinaf incelemesi yapılan vasi adayı K3 tarafından açılan vasi atamasına ilişkin dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, mahkemece 2017/ 395 esas sayılı dosyasında yapılan tensipte, davaya konu küçüğün babası K4’nun dahili davalı olarak davaya dahil edildiği, dahili davalının davaya konu küçüğün velayetinin kendisine verilmesi ve küçük ile yeniden kişisel görüş günü düzenlenmesini talep ettiği, Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/786-193 esas karar sayılı 16/04/2018 tarihli ek kararı ile davaya konu küçüğe kayyım olarak Mustafa Karakoç’un atandığı verilen kararın 31/05/2018 tarihinde kesinleştiği, Kayyımın küçüğü temsilen davaya dahil edildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada delillerin toplandığı, mahkemede görevli ve dahili davalı babanın yaşadığı mahal mahkemesinden psikolog, pedagog ve sosyal Hizmet uzmanından oluşan uzmanlardan SİR raporların alındığı, Ankara 20. Aile Mahkemesi’ne talimat yazılarak “Dahili davalının küçük çocuğun velayetini almasına engel psikolojik rahatsızlığının bulunup bulunmadığı hususunda en yakın tam teşekküllü devlet hastanesi veya üniversite hastanesine sevki sağlanarak -hastane sisteminde kayıtlı tüm tedavi ve teşhislere ilişkin bilgi ve belgeler değerlendirilmek ve raporda irdelenmek suretiyle- düzenlenecek sağlık kurulu raporun İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinin istendiği, SBÜ Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin uzman doktorlarınca düzenlenen 15/03/2019 tarih ve 00257311 işlem no’lu Sağlık Kurulu Raporu düzenlenerek, dahili davalı babanın “küçük çocuğun velayetini almasına engel herhangi bir psikolojik rahatsızlığının bulunup bulunmadığı”, hususunda rapor tanzim edilebilmesi için dava dosyasının mahkemece uygun görülürse tayin edilecek sosyal hizmet uzmanı tarafından ve çocuk-ergen psikiyatri uzmanında görüşünün alınarak düzenlenecek sosyal inceleme raporu durumu, hakkında bilgi verebilecek mümkünse birinci derece yakını eşliğinde şahsın bizzat başvurusunun uygun olduğu tıbbi kanaatine varıldığının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararının özeti bölümünde açıklandığı üzere, velayetin düzenlenmesi davasının reddine, 07/01/2009 d.lu küçük K1’un velayetinin babaya verilmesine yer olmadığına, dahili davalı vekilinin, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebi konusunda usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından küçük K1 ile baba arasında kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, verilen kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, kayyum ve vasinin istinaf kanun yoluna başvurmadığı, dahili davalının, yasal istinaf başvuru süresi içersinde istinaf dilekçesi özeti bölümünde açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, babanın sağlık sorunu olmadığı gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve dahili davalı tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler, SİR raporları, SBÜ Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin uzman doktorlarınca düzenlenen 15/03/2019 tarih ve 00257311 işlem no’lu Sağlık Kurulu Raporu ve davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu küçük 07/01/2009 d.lu K1’un, anne ve babasının evli iken boşandıkları, boşanma kararı ile davaya konu küçüğün velayet hakkının anneye verildiği, anne K2’ın 27/11/2016 tarihinde öldüğü, davaya konu küçüğün velayet hakkının askıda kaldığı, dava konusunun velayet hakkının düzenlenmesine ilişkin olduğu, velayete ilişkin düzenlenmenin kamu düzenine ilişkin olduğu, davaya konu çocuğun korunmasına yönelik olduğu, İlk Derece Mahkemesince aldırılan, SBÜ Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin uzman doktorlarınca düzenlenen 15/03/2019 tarih ve 00257311 işlem no’lu Sağlık Kurulu Heyeti tarafından düzenlenen raporu gerekçesinde belirtildiği üzere; dahili davalı babanın “küçük çocuğun velayetini almasına engel herhangi bir psikolojik rahatsızlığının bulunup bulunmadığı”, hususunda rapor tanzim edilebilmesi için dava dosyasının mahkemece uygun görülürse tayin edilecek sosyal hizmet uzmanı tarafından ve çocuk-ergen psikiyatri uzmanında görüşünün alınarak düzenlenecek sosyal inceleme raporu durumu, hakkında bilgi verebilecek mümkünse birinci derece yakını eşliğinde şahsın bizzat başvurusunun uygun olduğu tıbbi kanaatine varıldığının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın mahiyeti gereğince, babanın dahili davalı olarak davaya dahil edilip, küçük çocuğun velayet hakkının babaya verilmesini gerektirir engel bir durumunun olup olmadığı yönünde araştırma yapılmasına rağmen, karar başlığında dahili davalı babanın gösterilmemesinin usuli hata olduğu gibi, davanın mahiyeti gereği, öncelikle dahili davalının dava da taraf ehliyetinin olup olmadığı yönünde, davanın esası yönünden ise, babanın velayet hakkını almasına engel teşkil edecek akli yönden psikolojik bir rahatsızlığının olup olmadığı yönünde SBÜ Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin uzman doktorlarınca düzenlenen 15/03/2019 tarih ve 00257311 işlem no’lu Sağlık Kurulu Heyeti tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda gerekli araştırmanın yapılarak, dahili davalı babanın, taraf teşkilinin sağlanması ve davaya konu müşterek çocuğun velayet hakkını almasına engel teşkil edecek akli yönden psikolojik rahatsızlığının olup olmadığı yönünde rapor aldırılarak, rapor sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile İlk Derece Mahkemesince karar verilmesinin, toplanan delillere usul ve yasaya, aykırı olduğu anlaşıldığından; dahili davalı babanın istinaf başvurusunun gerekçede belirtilen nedenlere yönünden kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi verilen kararının HMK m.353/1-a-6 uyarınca tüm sonuçları ile kaldırılmasına, dava dosyasının, gerekçede belirtilen hususlarda değerlendirme ve yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesineoy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1
–
Dahili davalı vekilinin, Mersin 2. Aile Mahkemesi’nin 16/04/2019 tarih, 2017/395 Esas ve 2019/290 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusunun
, kararın esası incelenmeksizin usuli yönünden
KABULÜ ile 6100 sayılı HMK nun 353/1-a-6 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA, gerekçede belirtilen doğrultudadavanın yeniden görülmesi için dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-
Dahili davalı tarafından yatırılan 44,40.TL istinaf karar harcının talep halinde dahili davalıya
İADESİNE,
3-
Dahili davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
4-
Kararın HMK 359/(3) maddesi gereği, İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 14/01/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe