Adana BAM, 2. HD., E. 2018/2297 K. 2020/809 T. 19.6.2020

İlgili madde: TMK Madde 175

DAVACI
:K1-TC.NO:N1 A1
DAVALI
:K2-TC.NO:N2 A2
DAVANIN KONUSU
: Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, taraflarca istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.Gereği düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2014 yılında evlendiklerini, bu evlilikten bir çocuklarının olduğunu, taraflar arasındaki sorunun evlilik hazırlıkları yaparken başladığını, düğünden sonra da davalının olumsuz tutum ve davranışlarının devam ettiğini, işini bahane ederek sık sık şehir dışına çıktığını, eve gelmediği günler olduğunu, davacının bu sırada ailesine gidip kaldığı için davalının bu durumu sorun yapıp tartışma çıkarttığını, davalının bir koca olarak evlilik birliğinin kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediğini, sürekli davacıdan altınlarını istediğini, davacının düğünde takılan altınların bir kısmını bozdurup evin kredisini ödemek için davalıya verdiğini, bir kısmını ise davalının ailesinin isteği üzerine bozdurup ihtiyaçlarını karşılasınlar diye onlara verdiğini, davacının evin ve ailenin ihtiyaçları ile ilgilenmediğini, hamileyken şiddet uyguladığını, hamileliğinde ilgilenmediğini, hastaneye yalnız gönderdiğini, doğumdan sonra hastanede yatan eşi ve çocuğu ile ilgilenmediğini, davacıyı rencide edici sözler söylediğini, hakaret ettiği, evin kirasını düzenli ödemediğini, en son hakaret , küfür edip şiddet uygulayıp evi terk ettiğini, evin elektriklerini kestirdiğini, davacının bunun üzerine çocuğunu alarak baba evine sığındığını belirterek tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, çocuk için aylık 500 TL tedbir-iştirak nafakası, davacı için aylık 700 TL tedbir-yoksulluk nafakası ve 20.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla düğünde takılan ziynet eşyalarının bedeli olan 24.930 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, tarafların evlenmeden önce yaşadıkları ileri sürülen olayların boşanma davasında ileri sürülmesinin mesnetsiz olduğunu, davalının davacının baskıları sonucu işten ayrıldığını, iş nedeniyle eve geç geldiğinde davacının ” bu saatte eve mi gelinir, TEDAŞ açık olur mu , geri zekalı , salak adam ” şeklinde aşağılayıcı tavır ve hakaretler ettiğini, evlendikten sonra davalının ailesine kötü davranışlar sergilediğini, düğünde takılan takıların davacıya teslim edildiğini, davacının yemek hazırlamadığını, davalının babası ameliyat olduğunda geçmiş olsuna gitmediğini, çocuk doğduğunda davalının eşi ve çocuğu ile ilgilendiğini, ihtiyaçlarını karşıladığını, davalının eve bakmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, evin kirasını ödediğini, kira artışı nedeniyle ev sahibi ile aralarında sorun yaşandığını, kesinlikle davacıya şiddet uygulayıp , hakaret etmediğini, tarafların yaklaşık 1,5 yıldır ayrı yattıklarını, davacının davalıyı istemediğini beyan ettiğini, davalının bu durumu önce ailesine anlattığını, ailesinin “bebeğiniz var, bir şans verin” demesi üzerine beklediğini ancak davacının hakaretlerinin devam ettiğini, bunun üzerine davacının babasına durumu anlattığını, babasının davalıyı evden kovduğunu, ” bundan sonra kızım seninle olmayacak, o zaman boşanın” dediğini, davalıya müşterek haneye gelmemesini söylediğini, davacının kendisinin ve çocuğun eşyalarını alarak evi terk ettiğini, altınları davacı tarafın davalıya vermeden bozdurup bir kısmı ile babasının sigorta borcunu ödediğini, geriye kalan altınların annesinde olduğunu söylediğini, bu altınlardan bir tanesi ile abisinin düğünü için kıyafet aldığını, bir tanesini de abisine düğün hediyesi olarak taktığını belirterek davanın reddine, 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, 8.000 TL maddi, 8.000 TL manevi olmak üzere toplam 16.000 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, mahkemenin 23/11/2016 tarihli tensip zaptı ile davacı için hükmedilen 250 TL tedbir nafakasının karar tarihinden itibaren kaldırılmasına, davacının yoksulluk nafakası talebinin reddine, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, müşterek çocuk için tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla dava tarihinden itibaren aylık 300 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde iştirak nafakası olarak devamına, davacının ziynet alacağı davasının reddine karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili özetle; mahkemece delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların tanık beyanları ile kanıtlandığını, boşanmaya yol açan olaylarda davalı kocanın tam ve ağır kusurlu olduğunu, davacının maddi-manevi tazminat taleplerinin reddine, davalının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu yine tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına , kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası olarak hükmedilmesi gerekirken tedbir nafakasının hüküm tarihinde kaldırılması, yoksulluk nafakasının ise reddi kararının hatalı olduğunu, ziynet alacağı davasının reddi kararının da doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili özetle; velayeti anneye verilen müşterek çocukla baba arasında şahsi münasebet tesisi yönünden hüküm kurulmadığını belirterek kararın bu yönden kaldırılması, çocukla baba arasında şahsi münasebete karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava; TMK.’nun 166/1 maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma ve ziynet eşyası talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamına göre; tarafların 2014 yılında evlendikleri, 2015 doğumlu müşterek bir çocuklarının olduğu, davacının çalışmadığı, ailesi ile birlikte kaldığı, davalının TEDAŞ’ta işçi olarak çalıştığı, aylık 1.750 TL gelirinin bulunduğu, davacının davalı aleyhine sorumlulukları yerine getirmediği, evin kirasını ödemediği, sürekli davacıdan altınlarını istediği, evin ve ailenin ihtiyaçları ile ilgilenmediği, hamileyken şiddet uyguladığı, hamileyken hastaneye yalnız gönderdiği, doğumdan sonra eşi ve çocuğu ile ilgilenmediği, davacıya hakaret ettiği, son olarak hakaret ve küfür ettiği, fiziksel şiddet uygulayarak evden ayrıldığı, evin elektriğin kestirdiği, bunun üzerine davacının çocuğunu alarak babasının evine sığındığı iddiası ile boşanma, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat talep eder dava açtığı, ayrıca düğünde takılan ziynetlerin bir kısmının bozdurulup evin kredisini ödemek için davalıya verildiğini, bir kısmının ise davalının ailesinin isteği üzerine bozdurup ihtiyaçlarını karşılamak üzere onlara verdiği iddiasıyla düğünde takılan ziynet eşyalarının bedeli olan 24.930 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, davalının iddiaları kabul etmediği, davacının baskıları sonucu işten ayrıldığını, davacının yemek hazırlamadığını, iş nedeniyle eve geç geldiğinde davacının ” bu saatte eve mi gelinir, TEDAŞ açık olur mu, gerizekalı, salak adam” şeklinde aşağılayıcı tavır içerisine girdiği, hakaret ettiği, evlendikten sonra davalının ailesine kötü davranışlar sergilediği, davalının babası ameliyat olduğunda davacının geçmiş olsuna gitmediği, 1,5 yıldır tarafların ayrı yattığı, davacının sürekli olarak davalıyı istemediğini söylediği, ” sen adam mısın, seninle birlikte olacağım vs.” şeklinde hakaretlerde bulunduğu, durumu ailesine anlattığı, ailesinin” çocuğunuz var, bir şans ver ” dediği, davacının hakaretlerinin devam ettiği, davalının bu defa davacının babasına durumu anlattığı, onun da davalıyı evden kovduğu, ” kızım bundan sonra seninle olmayacak , o zaman boşanın” dediği, davalıya müşterek haneye gelmemesini söylediği, davacının kendisinin ve çocuğun eşyalarını alarak evi terk ettiği, altınların bir kısmını davacının davalıya haber vermeden babasının sigorta borcunu ödemek için bozdurduğu, geriye kalan iki adet bileziğin annesinde olduğunu söylediği, bunun bir tanesini abisine düğün hediyesi olarak taktığı, bir tanesi ile de düğünde kıyafet almak için bozdurduğunu ileri sürerek davanın reddini talep ettiği ayrıca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacı kadının eşine ” sen erkek misin ” diyerek aşağılayıcı sözler söylediğini, eşinin ailesi ile görüşmediği, onların müşterek konuta gelmelerini istemediği, davacının eşinin ailesine karşı da kötü sözler söylediği, davalının ise eşine karşı ilgisiz olduğu, eve geç gelmelerinin olduğu, boşanmaya neden olan olaylarda davacının eşine göre daha ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kabulü ile tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, 8.000 TL maddi, 8.000 TL manevi olmak üzere toplam 16.000 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, mahkemenin 23/11/2016 tarihli tensip zaptı ile davacı için hükmedilen 250 TL tedbir nafakasının karar tarihinden itibaren kaldırılmasına, davacının yoksulluk nafakası talebinin reddine, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, müşterek çocuk için tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla dava tarihinden itibaren aylık 300 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde iştirak nafakası olarak devamına, davacının ziynet alacağı davasının reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın kusur tespiti, davacının maddi- manevi tazminat talebi ile yoksulluk nafakası talebinin reddi, tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle kaldırılması, davalı lehine takdir edilen maddi-manevi tazminatın kaldırılması talebiyle, davalı tarafın ise velayeti anneye verilen çocukla baba arasında kişisel ilişki tesisi kurulmadığından çocukla baba arasında kişisel ilişki kurulması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurdukları anlaşılmaktadır.

Davacı tarafın kusur yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacının bir takım tanıklarının görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, davacıdan duyduklarını aktardıkları, bir kısım tanıkların davalıya başka kadınlarla birlikte gördüğünü beyan ettiği ancak davacının bu vakıaya dayanmaması nedeniyle davalıya kusur izafe etmenin mümkün olmadığı, davalı tanığı K3 yemek daveti sırasında davacının davalıya hakaret içerir sözler söylediğini beyan etmiş ise de bu olaydan sonra tarafların birlikte yaşamaya devam ettiği, dolayısıyla davacı kadına kusur izafe edilemeyeceği, toplanan deliller ve dosya kapsamına göredavalının eşi ve çocuğu ile yeterince ilgilenmediği, ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve geç gelmelerinin olduğu, evin elektriğini kestirdiği, davacı kadının ise eşinin ailesi ile görüşmediği onların müşterek konuta gelmelerini istemediği, eşinin babası ameliyat olduğunda geçmiş olsun demediği, yataklarını ayırdığı, boşanmaya yol açan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, mahkemenin davacının daha ağır kusurlu olduğu yönündeki tespitinin hatalı olduğu anlaşıldığından davacı tarafın kusura yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

Davacı tarafın maddi- manevi tazminat yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde; taraflar boşanmaya yol açan olaylarda eşit kusurlu görüldüğünden, TMK.’nun 174.maddesine göre eşit kusurlu eşin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmadığından mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddi kararı sonuç olarak usul ve yasaya uygun olduğu, eşit kusura göre davalı eşe maddi ve manevi tazminat takdirinin ise hatalı olduğu anlaşıldığından davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıya takdir edilen maddi ve manevi tazminat yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile bu yöndeki kararın kaldırılmasına, davalı eşin maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davacı tarafın tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde; yapılan sosyal-ekonomik durum araştırmasına göre davacı kadının ev hanımı olduğu, çalışmadığı, ailesinin yardımı ile geçimini sağladığı, mahkemece takdir edilen tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle kaldırılmasının hatalı olduğu, boşanmaya yol açan olaylarda daha kusurlu olmayan davacı kadına TMK.’nun 175.maddesine göre yoksulluk nafakası bağlanmasının şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davacı kadının istinaf başvurusunun kabulüne bu yöndeki hüküm fıkrasının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Davacı tarafın ziynet eşyasına yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde; dinlenen tanık anlatımlarından ziynet eşyalarının davacı tarafta bulunduğu ve davacı kadın tarafından harcandığı, kocası tarafından elinden zorla alındığının davacı tarafça ispat edilemediği yönündeki mahkeme gerekçesinin ve ziynet eşyası talebinin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının bu yöndeki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davalı tarafın istinaf başvurusunun incelenmesinde; tarafların müşterek çocuğu 2015 doğumlu K4’nun velayetinin anneye verildiği, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesis edilmediği anlaşılmaktadır. Çocukları ile düzenli ve sürekli kişisel ilişki kurmak ve bu ilişkiyi elde etmek ana ve baba için bir hak olduğu gibi bu ilişki çocuk yönünden de bir haktır. Sadece çocukların yüksek yararı gerektirdiği takdirde bu hak kaldırılabilir veya sınırlanabilir. Baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasının çocuğun üstün yararına aykırı olacağına ilişkin bir delil ve olgunun varlığı kanıtlanamadığına göre baba ile müşterek çocuk arasında kişisel ilişki kurulması gerekirken baba ile çocuk arasında kişisel ilişki düzenlemesi yapılmaması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı tarafın bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı tarafın kusur, davalıya takdir edilen maddi ve manevi tazminat, tedbir -yoksulluk nafakasına ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile; Silifke 3.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 24/05/2018 tarih ve 2016/519 Esas 2018/225 Karar sayılı ilamının davalıya maddi ve manevi tazminat ödenmesine ilişkin
3 no’lu ve davacının tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle kaldırılması ve yoksulluk nafakası talebinin reddine ilişkin
4 no’lu hüküm fıkrasının
KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden; a-
Davalının maddi ve manevi tazminat talebinin
REDDİNE, b-
Silifke 3.Asliye Hukuk(Aile)Mahkemesi’nin 23/11/2016 tarihli tensip zaptı ile davacı için hükmedilen aylık 250 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, takdir edilen nafakanın karar kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin takdiren reddine,
2
-Davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

3-
Davacı tarafın ziynet alacağı taleplerinin reddine ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

4-
Davalı tarafın kişisel ilişki tesisine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile; Silifke 3.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 24/05/2018 tarih ve 2016/519 Esas 2018/225 Karar sayılı ilamında velayeti anneye verilen tarafların müşterek çocuğu 21/08/2015 doğumlu K4 ile davalı baba arasında kişisel ilişki tesis edilmediği anlaşıldığından; karara ” velayeti anneye verilen tarafların müşterek çocuğu 21/08/2015 doğumlu
K4 ile davalı baba arasında; her ayın 2. ve 4. Haftası Cumartesi günleri saat 10:00’dan Pazar günleri saat 16:00’a kadar, dini bayramların 2.günü saat 10:00’dan 3.günü saat 16:00’a kadar, her yıl babalar günü saat 10:00’dan akşam saat 16:00’a kadar, her yıl 01 Temmuz saat 10:00’dan 15 Temmuz saat 16:00’a kadar, her yıl yarı yıl tatilinin ilk Pazartesi günü saat 10:00’dan başlayıp devam eden Cumartesi günü saat 16:00’a kadar babaya verilmek , görmek, gözetmek suretiyle kişisel ilişki tesisine,”ilişkin hüküm fıkrasının
EKLENMESİNE,

5-
Davacı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu 35,90 TL istinaf karar -ilam harcının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,

6-
Davacı tarafın istinaf nedeniyle yapmış olduğu 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 25,88 TL dosya gidiş-dönüş masrafı olmak üzere toplam 123,98 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-
Davalı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu 35,90 TL istinaf karar-ilam harcının karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,

8-
Davalı tarafın istinaf nedeniyle yapmış olduğu 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 2 adet tebligat gideri 28 TL olmak üzere toplam 126,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9-
Davacı taraf ziynet alacağı talebine ilişkin yeterli miktarda harç yatırdığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

10-
Tarafların istinaf nedeniyle yatırmış oldukları gider avansından kullanılmayan kısımlarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
11
-Kararın taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; ziynet eşyası alacağı yönünden
6100 sayılı HMK.’nun 362/1-a maddesi uyarınca
KESİN
, boşanma ve fer’ileri yönünden
6100 sayılı HMK.’ nun 361. Maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 19/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!