Adana BAM, 11. HD., E. 2020/207 K. 2020/382 T. 19.11.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 420

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:

MERSİN 5. İŞ MAHKEMESİ
NUMARASI
:
2018/216 2019/536

DAVACI:

K1 – -N1

VEKİLİ:

Av. K2

DAVALI:

F1 TEMİZLİK MADDELERİ GIDA DAĞITIM TAŞIMACILIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ

VEKİLİ:

Av. K3

DAVANIN KONUSU :

Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ

TARİHİ :

19.11.2020

YAZILIŞ TARİH :

19.11.2020
İlk derece mahkemesince verilen karar karşı istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

A)DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde 04.03.2010 tarihinde işe başladığını, 04.04.2018 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, hiçbir bildirim yapılmadan işten çıkarıldığını, davacının dondurma dağıtım pazarlama ve satış işçisi olduğunu, hep aynı bölümde çalıştığını, son zamanlarda baskı altında çalıştığını, mobbing uygulandığını, davacının gece bekçisi olarak çalışması için zorlandığını, ardında iftiralar atılarak 04.04.2018 tarihinde işten çıkarıldığını, ücretinin ortalama aylık 3.000,00 TL olduğunu, yaptığı satışa göre prim aldığını, primlerle birlikte aylık ücretinin 5.000,00 TL’yi bulduğunu, işten çıkarıldığında son bir aylık maaşı ve hak ettiği bir aylık primlerin ödenmediğini, işyerinde servis bulunduğunu, öğle yemeklerinin işyerinde verildiğini, davacının yıllık izin kullanmadığını, yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini, davacının haftanın 5 günü saat 08.00-18.30 arası çalıştığını, yaz aylarında gece yarılarına kadar çalıştığını ve cumartesi günleri, resmi tatil günleri, dini bayramların birinci günü dışında kalan günlerde çalıştığını belirterek dava dilekçesinde geçen işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

B)DAVALININ CEVABININ ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak olarak açılmasının usule aykırı olduğunu, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, satış temsilcisi olan davacının son dönemlerde müşterilerden tahsil ettiği bir kısım ücretleri şirkete bildirmeyerek zimmetine geçirdiğini duyumlarının alındığını, davacının hesap vermekte ihmalkar davrandığını, performansında düşüşler yaşandığını, yasal bildirim önellerine uyarak 10.02.2018 tarihinde işperformansındaki yetersizliği nedeniyle 10.04.2018 tarihinde işine son verileceğinin ihbar edildiğini, iş arama izni verildiğini, maaş+prim usulü çalıştığını, çalışma saatlerini kendisinin ayarladığını, son maaşının brüt 2.164,00 TL olduğunu ve yıllık izinlerinin tamamının kullandırıldığını beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir.

C)İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince,
“…

Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,

1-Net 7.022,15 TL bakiye kıdem tazminatı alacağının sözleşmenin fesih tarihi olan 04.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Net 5.170,47 TL ihbar tazminatı alacağının 50,00 TL’ sine dava tarihi olan 16.05.2018 tarihinden, kalanına ıslah tarihi olan 26.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Net 3.208,03 TL fazla mesai ücreti alacağının dava tarihi olan 16.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Net 948,66TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının dava tarihi olan 16.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE …”şeklinde karar verilmiştir.

D)İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının işyerinde çalışırken hiçbir neden ve hiçbir bildirim yapılmadan işten çıkarıldığını, bu nedenle davacının kıdem tazminatı alacağının olduğunu, davalı şirketin arabuluculuk görüşmelerinde davacının hiçbir alacağının olmadığını beyan ettiğini, davalı şirketin davacıyı iş yerine çağırdığını, kendisine tüm haklarını ödeyeceklerini beyan ederek bir takım belgeler imzalattıklarını, fakat davacıya 3.000,00 TL bedelli çek dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını, ilk derece mahkemesince imzalanan belgeler ödeme makbuzu sayılarak davacının kıdem tazminatı alacağından yazılan bedellerin mahsup edilerek karar verildiğini ancak yazılan miktarların davacıya ödenmediğini, ibraname içeriğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının davalı şirketten 11.000,00 TL avans almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 8.757,06 TL müşteriden almış olduğu iddia edilen bedellerin işyerine sunmadığına ilişkin beyanında gerçeğini yansıtmadığını, çeklerin karşılıksız çıkma ihtimaline binaen davalı tarafça çek bedeli kadar prim alacağına el konulduğunu, yerel mahkemenin fazla çalışma alacağı yönünde kurduğu hükmün hatalı olduğunu, dava dosyasında primden mahsup edilen hesaplamaya göre verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının işten çıkmış olduğu tarihte son bir aylık ücret alacağının kendisine ödenmediğini ve yerel mahkemece bu yönde bir hüküm kurulmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kurulan hükmün eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda verildiğini, davacının son dönemlerde müşterilerden tahsil ettiği bir kısım ücretleri davalı şirkete bildirmeyerek zimmetine geçirdiğine ilişkin duyumlar aldıklarını, davacının hesap vermekte ihmalkar davranışları olduğunu, performansında ciddi düşüşler yaşandığını, bu nedenlerden dolayı işine son verildiğini, davalı şirketin yasal bildirim önellerine uyarak performans düşüklüğü sebebiyle işine son verileceğini ihbar ettiğini, davalının davacının zimmetine para geçirdiğini ihbar süresi içinde tespit ettikten sonra davacının iş akdini haklı nedenle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshetme hakkı olduğu halde iş akdini iyi niyetli olarak derhal feshetmediğini, davacının yasal olarak hiçbir tazminat hakkı bulunmadığı halde davacı ile anlaşma yaparak kıdem tazminatı hesaplaması yapıldığını, davacının Mart ve Nisan ayı maaşını da bu tutara ekleyerek davacıya ödediğini, bu tutardan sadece zimmetine geçirmiş olduğu tutarın mahsup edildiğini, yerel mahkemece gerekçeli kararda davacıya yapılan ihtarnamenin usulüne uygun olarak yapılmadığı belirtilmiş ise de davacının imzasını taşıyan fesih bildirim ihbarında belirtilen ihbar sürelerine uygun olarak davacının iş akdinin feshedildiğini, bu nedenle davacının ihbar tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında davacının fazla mesai yaptığı ve UBGT günlerinde çalıştığını kanıtladığını belirttiğini, ancak davacının bu hususta kanıt olarak iki tanık dinlettiğini, başka herhangi bir delil sunmadığını, dinlenen tanıkların davalı şirkete karşı devam eden davalarının bulunduğunu, dolayısıyla husumetli davacı tanık beyanlarına itibar edilerek davacı lehine fazla mesai ve UBGT çalışma ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Ulusal Bayram, dini bayram ve genel tatillerde davalı işyerinin kapalı olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında dosyada mevcut ibraname de tarih olmaması nedeniyle yasal unsurları taşımadığını ve geçerli olmadığını belirttiğini, ancak bahsi geçen ibranamenin yasal unsurları taşıyıp geçerli bir ibraname olduğunu ve Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/447 Esas sayılı ceza dosyanın eldeki dava açısından bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dairemizce istinaf incelemesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355 inci maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.

Dava kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ücreti ve ödenmemiş ücret alacağı istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294 üncü maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.

Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

Somut olayda; mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Hükümde bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti yönünden hüküm kurulmuş ayrıca fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verildiği belirtilmiştir. Gerekçeli kararın yapılan incelemesinden davanın, iş akdinin feshi nedeniyle davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve UBGT ücreti alacağı talebine ilişkin olduğunun değerlendirildiği, yine gerekçede yıllık izin ücret alacağına hak kazanmadığının belirtildiği tespit edilmiştir. Gerekçeli karar ile hükmün birlikte değerlendirilmesi neticesinde hükümde davacının ücret alacağı yönünde olumlu veya olumsuz hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan her ne kadar gerekçeli kararda davacının yıllık izin ücret alacağına hak kazanmadığı belirtilmiş ve hükümde fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş ise de, hükümde yıllık izin ücret alacağı yönünden açık hüküm kurulmaması da hatalıdır.

Kabule göre de, kıdem tazminatı yönünden mahkemesince takas ve mahsup iddiası kabul edilerek bakiye kıdem tazminatına hükmedilmiş ise de, davacı vekili 3.000,00 TL’lik çek ile yapılan ödeme dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını savunmuştur. Her ne kadar davacı asılın 04.04.2019 tarihli duruşmada beyanı alınmış ise de alınan beyan yeterli değildir. Mahkemesince yapılacak iş davacı asılın yeniden beyanına başvurularak, dosya kapsamında mevcut ve davacı tarafından imzalandığı iddia edilen tüm belgelerin gösterilerek, imzaların kendisine ait olup olmadığı, imzalar kendisine ait ise belgelerin hangi sebeple verildiği, 03.01.2018 tarihli tediye makbuzunda belirtilen 11.000,00 TL’lik avans ödemesini alıp almadığı, aldıysa hangi sebeple aldığı hususunun ayrıntılı ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit etmektir. Davacı asılın alınan beyanının 04.04.2019 tarihli celsedeki beyanı ile çelişki oluşturması halinde çelişki de giderilmelidir. Şayet imza inkarı olursa usulüne uygun şekilde imza incelemesi yaptırılmalıdır. Davacı tarafın 11.000,00 TL’lik avansın kendisine ödenmediğini belirtmesi halinde ise Türk Borçlar Kanununun 420 nci maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılıp ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre mahsup ve takas iddiaları yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekir. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri yerindedir. Kabul edilen istinaf nedenlerine göre bu aşamada davalı tarafın istinaf nedenleri ile ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır.

Bu açıklamalar altında davacının istinaf taleplerinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/a-6 maddesi gereği ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekir.

F)HÜKÜM

1-Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile hakkında istinaf başvurusunda bulunulan ilk derece mahkemesi Mersin 5. İş Mahkemesinin 19.09.2019 tarih, 2018/216 Esas ve 2019/536 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/a-6 ncı maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına,

3-Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Davacı ve davalı tarafça peşin olarak yatırılan istinaf harcının talebi halinde iadesine,

5-İstinaf yargılamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!