Adana BAM, 10. HD., E. 2022/1559 K. 2024/226 T. 6.2.2024

İlgili TBK madde: TBK Madde 315

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : TARSUS İCRA HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI : K1 – N1

VEKİLİ : Av. K2 – [N2] UETS

DAVALI : F1 PETROL TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ –

VEKİLİ : Av. K3 – [N3] UETS

DAVANIN KONUSU : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye

Tarsus İcra Hukuk Mahkemesi’nin 24/03/2022 tarih 2022/39 esas 2022/98 karar sayılı kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine işin gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVA: Davacı alacaklı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin A1 adresinde bulunan taşınmazın 1/2 oranında maliki olduğunu, müvekkili ile diğer müşterek malik olan K4’in davalı borçlu şirket ile 16/10/2019 tarihinde aylık kira bedelinin 15.000,00 TL olduğu kira sözleşmesi yaptıklarını, davalı borçlu şirketin kira sözleşmesinin başlangıcından beri müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını, bu nedenle Tarsus İcra Dairesinin 2021/5527 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlu şirketin hiçbir borcu bulunmadığını belirterek itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazında takip dayanağı kira akdini veya akdin altındaki imzayı açık ve kesin olarak reddetmediğinden İİK.269/2 maddesi uyarınca kira akdinin varlığını ve doğruluğunu kabul etmiş bulunduğunu, ancak herhangi bir ödeme iddiasında bulunmadığını, davalı borçlunun takip dayanağı borcunun olmadığını veya istenemeyeceğini İİK.269/c maddesinde belirtilen belgelerle de ispat edemediğini belirterek davanın kabulü ile borçlunun 27/12/2021 tarihli itirazının kaldırılmasına, takip çıkış miktarının %20’si oranında tazminata mahkum edilmesine, dava konusu taşınmazdan tahliyesinekarar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın malikleri olan davacı K1 ve dava dışı K4’in müşterek malik olup davacının tek başına tahliye talebinde bulunamayacağını, kiraya veren malikler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılması ve yine tahliye davasının tüm kiralayanlar tarafından açılması gerektiğini, müvekkili şirket ile kiralayanlar arasında kira sözleşmesi yapılmasından sonra müvekkilinin kiralanan akaryakıt istasyonunun kullanılamaz halde ayıplı olduğunu belirttiğini, davacı dahil diğer kiralayanın dava konusu akaryakıt istasyonunun müvekkilinin tamirat ve tadilat yapmasını ve işbu bedellerin kira bedelinden düşürülmesi konusunda anlaştıklarını, kiralayanların onayı ile yapılan işbu tamirat ve tadilat masraflarının kiralayanlar ile yapılan anlaşma doğrultusunda kira bedelinden düşürüldüğü hususu nazara alındığından kiralayanların müvekkili şirketten hiçbir kira bedeli alacağının olmadığını belirterek davanın reddine, müvekkili aleyhine kötü niyetli takip yapılmış olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, kiraya verenlerin birden fazla olması halinde temerrüt nedeniyle tahliye kararı verilebilmesi için icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılması ve davanın da birlikte açılması zorunlu olduğunu, bu husus kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerektiğini, tahliyeye yönelik istemin yalnızca K5 tarafından talep edildiği anlaşıldığından yasal şartları oluşmayan tahliye talebinin reddine, davalının kira akdini reddetmediği, kendisine verilen kesin sürede de kira borcunun ödendiğine ilişkin, imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senet yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belge sunmamış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile Tarsus İcra Dairesinin 2021/5527 esas sayılı takip dosyasında davalının itirazlarının ve takibin durdurulması kararının kaldırılarak takibin devamına, takipte durdurulan asıl alacak miktarının %20’si olan 38.700,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının tahliye talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya cevap dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararın kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin taşınmazın tahliyesine ilişkin talebinin reddine yönelik kararın hukuka aykırı olduğunu, dava dışı diğer paydaş K4’in davalı borçlu ile olan fikir ve eylem birlikteliği nedeniyle TMK 691/2 maddesi hükmüne aykırı olarak muvafakat imzalamışsa da bunun müvekkilini bağlamayacağını, TMK 693/1 maddesi gereğince müvekkilinin kiralananın tahliyesi için tek başına başvurabileceğini, aksinin kabulünün iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı olacağı gibi hak sahibi olan müşterek malikin kiracı ile beraber hareket eden diğer müşterek malikin kötü niyetli tutumuna uymasını zorunlu kılacağını, bu durumun hukuken korunamayacağını belirterek kararın tahliye talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kira alacağının bölünebilir alacak olması ve birden fazla kiralayan arasında müteselsil alacaklılık durumu söz konusu olmadığından müvekkilinin kendi payına düşen kira bedelini talep etmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, dava dışı diğer paydaş K4’in davalı borçlu ile olan fikir ve eylem birlikteliği nedeniyle TMK 691/2 maddesi hükmüne aykırı olarak muvafakat imzalamışsa da bunun müvekkilini bağlamayacağını, davalı şirketin icra takibine kötü niyetli itiraz edip takibi de durdurmuş olduğundan % 20 tazminata hükmedilmiş olmasının da gayet yerinde bir karar olduğunu belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin davacının tahliye isteminin reddine dair kararının usul ve yasalara uygun olduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Uyuşmazlık, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye taleplerine ilişkindir.

Tarsus İcra Dairesinin 2021/5527esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı K1 tarafından borçlu F1 Petrol Ticaret Limited Şirketi hakkında 10/12/2021 tarihinde adi kiraya ve hasılat kiralarına ait takip yoluyla 193.500,00 TL’nin tahsili için takip başlatıldığı, ödeme emrinin 27/12/2021 tarihinde tebliğ olduğu, borçlunun 28/12/2021 tarihinde şirketlerinin borcunun bulunmadığı belirtilerek alacağa ve ferilerine itiraz ettiği, davanın 28/01/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı ile dava dışı K4 ile davalı arasında 16/10/2019 kira başlangıç tarihli aylık 15.000,00 TL bedelli kira sözleşmesi bulunduğu görülmektedir. Davalı borçlu borca itirazında açıkça kira sözleşmesine ve yıllık kira bedeline itiraz etmemiştir. İcra takibinde ödeme emrinde alacaklı olarak sadece K1 bulunmaktadır.

Davacı vekilinin istinaf talebinin değerlendirilmesinde,
Türk Borçlar Kanunu’nun 315.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiraya verenler tarafından açılması gerekir. Kiraya verenler birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Kiraya verenlerin birden fazla olması halinde temerrüt nedeniyle tahliye kararı verilebilmesi için icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılması ve davanın da birlikte açılması zorunludur. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulmalıdır. (Benzer karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/4220 esas ve 2017/15910 karar, 2017/12919 esas ve 2017/9995 karar)

Somut olayda, takibe dayanak kira sözleşmesine göre kiraya veren iki kişi oldukları halde takibin ve davanın bir kiraya veren tarafından açılması sebebiyle tahliye şartları oluşmadığından mahkemece tahliye talebinin reddine karar vermesi isabetlidir. Davacının istinaf sebebi yerinde değildir.

Davalı vekilinin istinaf talebinin değerlendirilmesinde,
İİK’nın 269/2. maddesinde “Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır”, İİK’nın 269/b maddesinde de “ Borçlu itirazında kira akdini ve varsa mukavelenamede kendisine izafe olunan imzayı reddettiği takdirde alacaklı; noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş bir mukavelenameye isnat ediyorsa merciden itirazın kaldırılmasını ve ihtar müddeti içinde paranın ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini isteyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

Davacı alacaklı 16/10/2019 başlangıç tarihli adi yazılı kira sözleşmesini takibe dayanak yapmıştır. Davalı borçlu takibe itirazında yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açıkça reddetmediğinden uyuşmazlık bu sözleşmeye göre çözümlenmelidir.

Kiraya verenlerden birinin sözleşmedeki kira bedelinden payına düşen kısmın tahsili için icra takibi yapmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Davacı kendi payına düşen 1/2 hisse oranında alacağını talep etmesinde hukuka aykırılık yoktur. Aylık kira bedeli olan 15.000,00 TL’nin 1/2’i olan 7.500,00 TL üzerinden muaccel hale gelmiş 26 aylık kira bedeli olan 195.000,00 TL’yi talep edebileceği, takipte 193.500,00 TL olarak daha azını talep ettiği görülmüştür.

İİK’nun 269/c maddesinde “Borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemiyeceğini bildirerek itiraz etmiş veya takas istemişse, itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeğe mecburdur.

Kira sözleşmenin varlığını ispat külfeti kiraya verene ait, kira bedelinin ödendiğini, mecurun usulünce tahliye edildiğini ispat külfeti kiracıya aittir. Davalının ödeme olgusu ispat külfetini yerine getiremediği, dar yetkili icra mahkemesinde taşınmazın tamirat tadilat bedelinin kira alacağına sayılması, mahsuplaşması veya takasa tabi tutulması hususunda bir inceleme yapılması mümkün olmadığından bu istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davalının takibe konu sözleşmedeki imzasına itiraz etmediği, ödeme süresi içerisinde alacağın ödenmediği, davacı tarafça da 30 günlük ödeme süresi bitiminden sonra tahliye istemli davanın açıldığı, davalının kira bedelinin ödeme süresi içerisinde ödendiğini iddia ve ispat etmediği anlaşılmakla davacının itirazın kaldırılması ve tahliye talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı yön bulunmamaktadır.

Yukarıda belirtilen nedenlerle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.

HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin ve davalı vekilinin Tarsus İcra Hukuk Mahkemesi’nin 24/03/2022 tarih 2022/39 esas 2022/98 esas 2019/809 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurularının HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
İstinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu miktar itibari ile KESİN olmak üzere 06/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!