Adana BAM, 10. HD., E. 2020/2381 K. 2022/681 T. 7.3.2022

İlgili madde: TMK Madde 512

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACILAR : 1-K1 – N1

2-K2 – N2

3-K3 – N3 –

VEKİLİ : Av. K4 – [16840-48954-38495] UETS

DAVALI : K5 – N4

VEKİLİ : Av. K6 – [16268-62644-73931] UETS

DAVANIN KONUSU : Takibin Taliki Veya İptali

Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2020/380 Esas 2020/389 Karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davalı vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı borçlular vekili dava dilekçesinde özetle;

Mersin 5. İcra Dairesi’nin 2020/6661 E sayılı dosyasından ilamlı takip başlatıldığını, takibe konu ilamın kesinleşmediğini, bu nedenle takip başlatılmasının mümkün olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi aynı ilama dayalı vekalet ücreti alacağı için Mersin 5. İcra Dairesi’nin 2020/6648 E sayılı dosyasından takip başlatıldığını, ilamın bölünmezliği ilkesi gereğince takibin bu yönden de iptalinin gerektiğini, yine bir an için aksi kabul edilse dahi bu kez ilama aykırı şekilde fazla miktarda işlemiş faiz istendiğini beyan etmiş, takibin iptaline, olmadığı takdirde işlemiş ve işleyecek faiz alacağı yönünden takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğ edilmemiş, tensiben karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararında; ilamda taşınmazın aynının tartışıldığı, bu nedenle kesinleşmesinin gerektiği gerekçesiyle şikayetin kabulüne takibin iptaline karar verilmiştir.

Davalı alacaklı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eda hükmünde kararın takibe konu edilebilmesi için kesinleşmesine gerek bulunmadığını, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmiş, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı tarafça istinafa karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.

GEREKÇE:

Uyuşmazlık, ilamlı takibe konu edilen mahkeme kararının icrası için kesinleşmesinin gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.

Şikayetin süresinde yapıldığı görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK’nun 443/1 (HMK. 367/1) maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini engellemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasada düzenlenmiştir. Tenkise dair ilamların kesinleşmeden infaz edilemeyeceğine dair bir yasa hükmü bulunmamaktadır.

Somut olayda, takibe konu ilam incelendiğinde takip alacaklısı tarafından murisinin düzenleme şeklindeki vasiyetname ile kendisini mirastan mahrum bıraktığını, vasiyetnamenin muvazaalı olarak düzenlendiğini ayrıca saklı paylı mirasçı olduğunu ileri sürerek, irade sakatlığına, muvazaaya ve saklı pay iddiasına dayalı olarak söz konusu vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkisi istemiyle dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde vasiyetnamenin iptali isteminin reddine, tenkis talebinin kabulü ile saklı paya ilişkin parasal değerlerin hesaplanarak davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve kararın henüz kesinleşmediği, takibin hükmedilen alacak kalemlerine ilişkin olarak başlatıldığı anlaşılmıştır.

Her ne kadar dayanak ilam TMK’nun 512.maddesi uyarınca tenkis davası olarak nitelendirilmesi gerekmekte ve tenkise ilişkin ilamlar kesinleşmeden infaz edilebilir ise de davacının saklı paylı mirasçılığı ileri sürerek öncelikle terekeden hisse karşılığında tenkisen mal talep ettiği, bu talebinin kabul edilmemesi halinde para talep ettiği, nitekim dayanak ilamı da yine bu sebeple istinaf ettiği, bu durumda taşınmazın aynına ilişkin mülkiyet uyuşmazlığının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla dayanak ilamın takibe konu edilebilmesi için kesinleşmesinin zorunlu olduğu, aynı şekilde ilamda hükmedilen ferilerinin de kesinleşmeden takibe konulamayacağı anlaşılmakla şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesine dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
(emsal karar; aynı gerekçeyle şikayetin kabulü gerektiği yönünde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 2019/678 E 2019/2281 K sayılı kararın, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nce 2020/461 E 2020/7170 K sayılı ilam ile onanmasına karar verilmiştir.)

Dairemizce yapılan değerlendirmeler neticesinde; HMK.nın 355.maddesine göre istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun resen nazara alınabileceği düzenlenmiş olup, dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2020/380 Esas 2020/389 Karar sayılıkararına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Alınması gereken 80,70 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Davacı tarafından yapılan 22,00 TL tutarında tebligat masrafından ibaret yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’da temyiz kanun yolu açıkolmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/03/2022

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!