T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
İSKENDERUN 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ :
01/04/2021
NUMARASI :
2021/51Esas,
DAVACI:
K1 – N3
VEKİLİ:
Av. K2
DAVALI:
K3 – N1 – A1
VEKİLİ:
Av. K4
DAVANIN KONUSU :
Mirası Reddinin İptali
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davalının, davacıya olan borcu nedeniyle davacı tarafça İskenderun İcra Müdürlüğü’nün 2017/9879 Esas sayılı dosyası ile ilamlı takip başlatıldığını, davalı hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle icra müdürlüğünce yapılan malvarlığı sorgulamalarında borçlunun adına kayıtlı 1 adet eski motorsiklet olduğu, aracın üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu, borçlunun adına kayıtlı başka malı olmadığı, ikamet adresinde yapılan hacizde ise haczi kabil malı bulunmadığı anlaşılmış olduğunu, icra dosyasında yapılan sorgulamalara ilişkin belgelerin ekte sunulduğunu, davalı, davacıya bugüne kadar hiçbir ödeme yapmadığını, davalının murisi K5 -(N4), 25/12/2020 tarihinde vefat ettiğini, davalının murisi K5 varlıklı olup, adına kayıtlı çok sayıda taşınmaz ve araç bulunmakta olduğunu, ancak davalı aciz halinde olmasına ve murisinin adına çok sayıda malvarlığı olmasına, terekesi batık olmamasına rağmen; sırf alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla hiçbir sebebe dayanmaksızın mirası reddedildiğini, d avalı mirası reddettiğine ilişkin beyanı 03/02/2021 tarihinde İskenderun 1. Sulh Hukuk Mahkemesine sunmuş olup, mahkemece 04/03/2021 tarih ve 2021/143 Esas sayılı karar ile reddin tesciline karar verildiğini, davalı miras bırakanından intikal eden mirası red hakkını, üçüncü kişleri/alacaklıları zararlandırmak maksadıyla kullanmıştır. TMK 2. maddesi gereğince; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. TMK’da Mirasçıların alacaklılarının korunması başlıklı Madde 617 –
Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. hükmünün yer aldığını, borçlu acz içinde olup, malvarlığı borcunu karşılamaya yetmemesine rağmen, 03/02/2021 tarihinde mirası reddettiğinden TMK gereğince mirasın reddinin iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı mirası reddetiğinden, davalının miras payı miras hükümleri gereğince hak sahiplerine intikal edeceğini, ancak yargılama devam ederken payın intikal ettiği diğer mirasçıların taşınmazları ve araçları alacaklıları zarara uğratmak amacıyla kötüniyetli olarak devretme ihtimalinin bulunduğunu, bu sebeple yargılama sırasında araç ve taşınmazların devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini veya araç ve taşınmazın maliki olan diğer mirasçıların araç ve taşınmazlar üzerindeki tasarruf yetkisinin TMK’nın 1010. maddesi gereğince kısıtlanmasına ve verilecek tedbir veya kısıtlama kararının tapuya şerhedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan 26/02/2021tarihli ara karar yargılaması sonucunda;
6100 sayılı HMK’nın 389/1. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkındaihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek nitelikte olabilir.
Taşınır veya taşınmazın üçücü kişilere devrinin önlenmesi amacı ile ihitiyati tedbir konulabilmesi için ihtiyati tedbir talep edilen mal varlığının başlı başına dava konusu olması veya bir başka anlatımla davanının taşınır taşınmaz malvarlığının aynına ilişkin olması gerekir. Uyuşmazlık konusu olmayan taşınır taşınmaz malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması mümkün değildir.
İhtiyati tedbirin alacağı güvence altına alma fonksiyonu da bulunmamaktadır. Bir alacağın güvence altına alınması için öngörülen geçici hukuki himaye yolu ihtiyati haciz olup, bununla mal üzerinde bir ayni hak iddiası ileri sürülmemekte, malın üçüncü kişiye devrine engel olunmamakta, bunun yerine alacağın o malın satış bedelinden karşılanması ve malın devri halinde haczin, devralana karşı da dermeyan edilebilmesi imkânı sağlanmaktadır.
Bu kapsamda; uyuşmazlık konusu olmayan davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz üzerine davacının varlığını iddia ettiği alacağın teminat altına alınmasına yönelik olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmamadığından yasal şartları oluşmayan davacının ihityati tedbir talebinin bu aşamada reddine,yönelik karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 30/03/2021 tarihli dilekçesi ile davalı adına kayıtlı tüm taşınır, taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz talep etmesi üzerine dilekçe yapılan 01/04/2021 tarihli ara karar yargılaması sonucunda
; İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun, yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz istenmesi belli şartlara bağlıdır. Borçlunun belli bir yerleşim yeri yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya çalışırsa yahut kaçarsa ya da alacaklının haklarını zedeleyecek tutum ve davranışlar içerisine girerse, bu maksatla hileli davranışlarda bulunursa vadesi gelmemiş borç nedeniyle yalnızca bu borçlu ile ilgili olarak ihtiyati haciz kararı alınabilir.
Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; davalı hakkında icra takibine geçilmesi, davalının takibe itiraz etmiş olması nedeni taraflar arasındaki alacağın varlığının yargılamayı gerektirir hale gelmesi ve mevcut durumda ihtiyati haciz kararı verilmesi halinde davanın esasına ilişkin sonuç doğrucak olması ve sunulan delillerden hakkında ihtiyati haciz istenenin mal kaçırma şüphesinin varlığının ispatlanamadığı, anlaşılmakla İİK’nun 257. Maddesi kapsamında yasal şartları oluşmayan talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle;
Davalı/ takip borçlusu hakkında açmış oldukları mirasın reddinin iptali davası ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddi üzerine, 30.03.2021 tarihinde yapmış oldukları İhtiyati haciz başvurusunun
Davalının icar takibine itiraz etmiş olması taraflar arasındaki alacağın yargılamayı gerektirir hale geldiği, İhtiyati hacizc kararı verilmesi halinde davanın esasına ilişkin sonuç doğuracağı, Davalının mal kaçırma şüphesi olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, gerek müeccel gerekse muaccel alacaklar yönünden aranan tüm şartlar olmasına rağmen talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin hiçbir gerekçesi yerinde olmadığı gibi açılan davanın mahiyeti ve niteliği hatalı değerlendirildiğini, dosyadaki delillerin ve icra takip dosyasının incelenmediğini, hatalı değerlendirme ve nitelendirme sonucunda taleplerinin reddine karar verildiğini, davalı hakkında açılan dava TMK 617. maddesi gereğince mirası reddinin iptali davası olup, bu davanın şartlarından bir davacının davalıdan alacağının söz konusu olduğunu, davalı hakkında iskenderun icra müdürlüğü 2017/9879 esas sayılı dosya ile ilamlı icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiğini, mahkemece tensip kararı ile icra dosyası celbedilmediğinden dosyanın celbi talep edildikten sonra ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, İcra takip dosyasından da anlaşılacağı üzere davacının alacağı tartışmalı olmadığı gibi bu yargılamanın konusu olamayacağı, mahkemenin gerekçesinin bu yönüyle hatalı olduğu, bu davanın konusu davalının kaçırmaya çalıştığı miras payı olduğunu, nitekim mirası reddetmesinin amacı alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek olduğu, Muaccel veya kesinleşmiş alacaklarda ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davalının mal kaçırmaya çalıştığının ve sabit bir adresinin olmadığının ispat edilmesine gerek olmadığı halde dosyada davalı açısından her iki şartın mevcut olduğunu,
Borçlu hakkında yapılan haciz işlemleri sonuçsuz kaldığı haczi kabil malvarlığına rastlanamadığı, dava dilekçesi ekince icra dosyasından temin edilen belgelerin sunulduğunu, davalının murisinin vefat etmesi üzerine davalı(borçlu) mirası reddettiği, davalının murisinin terekesi borca batık olmadığı gibi çok sayıda mal varlığının bulunduğunu, davalının murisi borca batık olmamasına ve çok sayıda malvarlığı olmasına rağmen, davalı sırf alacaklılarını zarara uğratmak maksadıyla mirası reddettiğini, davalının kötüniyetli olduğu ve mal kaçırmaya çalıştığının açık olduğunu, açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin verilen ara kararın kaldırılmasını, davalının murisinden intikal eden taşınmaz ve araçlardaki diğer mirasçılara intikal edecek miras payına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini ihtiyati haciz kararının araç ve taşınmazların kaydına şerh edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, davalının Mirası Reddinin İptali istemine ilişkindir.
Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse
, alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. (TMK. m. 617/1) Şu halde, kötüniyetle retten söz edilebilmesi için, reddeden mirasçının malvarlığının borcunu karşılamaya yetmediğinin sabit olması gerekir. (TMK. m. 617) Onun için her şeyden önce davalı durumunda bulunan mirasçının malvarlığının borcunu karşılamaya yeterli olup olmadığı hususunun etraflı şekilde araştırılıp tespit edilmesi zorunludur. İcra takibinin uzun süre devam etmesi, tek başına acze delalet etmez. Zira aczin ne suretle gerçekleşeceği İcra İflas Kanununda gösterilmiştir (İc.İf.K. m. 105 ve 143).
Borçlu mirasçı hakkında kesin (İİK.143) veya geçici (İİK.105/II) aciz belgesinin bulunması gerekir. Borçlu mirasçının hacze kabil malının bulunmaması halinde durumu tespit eden haciz zaptı, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu durumu tespit eden haciz tutanağı geçici aciz vesikası niteliğindedir.
Öte yandan, mirasçıyı mirasın reddine yönlendiren sebeplerin anlaşılabilmesi bakımından terekenin aktif ve pasifinin araştırılarak borca batık olup olmadığı da tespit edilmelidir
. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7489 Esas, 2019/2050 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/5772 Esas, 2016/10335 Karar sayılı ilamı)
İhtiyati tedbir, 6100 Sayılı HMK’nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilebilecek hükmün icrası mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.
HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş, meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir.
İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir.
Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerekir. Yargılama sırasında mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebinin bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere, kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. Tedbir kararı verilebilmesi için davanın ispatına elverişli delil bulunması da zorunlu olmayıp, istekte haklı olma ihtimalinin mevcut olması yeterlidir.
Somut olayda;
Davacı vekili, davalının, davacıya olan borcu nedeniyle davacı tarafça İskenderun İcra Müdürlüğü’nün 2017/9879 Esas sayılı dosyası ile ilamlı takip başlatıldığını, davalı hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle icra müdürlüğünce yapılan malvarlığı sorgulamalarında borçlunun adına kayıtlı 1 adet eski motorsiklet olduğu, aracın üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu, borçlunun adına kayıtlı başka malı olmadığı, ikamet adresinde yapılan hacizde ise haczi kabil malı bulunmadığının anlaşılmış olduğunu, davalının davacıya bugüne kadar hiçbir ödeme yapmadığını, davalının murisi K5’nin (TC N2), 25/12/2020 tarihinde vefat ettiğini, davalının murisi K5’nin varlıklı olup, adına kayıtlı çok sayıda taşınmaz ve araç bulunmakta olduğunu, ancak davalı aciz halinde olmasına ve murisinin adına çok sayıda malvarlığı olmasına, terekesi batık olmamasına rağmen; sırf alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla hiçbir sebebe dayanmaksızın mirası reddedildiğini, davalı mirası reddettiğine ilişkin 03/02/2021 tarihinde İskenderun 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmış olup, mahkemece 04/03/2021 tarih ve 2021/143 Esas sayılı karar ile reddin tesciline karar verildiğini, davalının taşınmaz ve araçlardaki diğer mirasçılara intikal edecek miras payının devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir şerhi konulmasını veya araç ve taşınmazın maliki olan diğer mirasçıların taşınmazlar ve araçlar üzerindeki tasarrufun yetkisinin TMK’nın 1010.maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece yapılan inceleme sonunda tedbir talebinin reddine karar verildiği,
Davacı vekilinin 30/03/2021 tarihli dilekçesi ile davalı adına kayıtlı tüm taşınır, taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz talep etmesi üzerine dilekçe yapılan 01/04/2021 tarihli ara karar yargılaması sonucunda
; İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun, yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; davalı hakkında icra takibine geçilmesi, davalının takibe itiraz etmiş olması nedeni taraflar arasındaki alacağın varlığının yargılamayı gerektirir hale gelmesi ve mevcut durumda ihtiyati haciz kararı verilmesi halinde davanın esasına ilişkin sonuç doğrucak olmasıve sunulan delillerden hakkında ihtiyati haciz istenenin mal kaçırma şüphesinin varlığının ispatlanamadığı anlaşılmakla İİK’nun 257. Maddesi kapsamında yasal şartları oluşmayan talebin reddine karar verilmiştir.
Verilen ara kararın davacı vekili tarafından istinafa taşındığı görülmüş olmakla; Para alacağına ilişkin davada davacının talebinin ihtiyati tedbir değil ihtiyati haciz istemi olarak kabul etmek gerektiği ve İİK’nun 258/2. maddesi gereğince tarafların dinlenilerek karar verildiği , İİK.’nın ihtiyati haciz şartlarını düzenleyen 257/1. maddesinde, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğinin düzenlendiği, anılan maddenin ikinci fıkrasında da, vadesi gelmemiş borçtan dolayı hangi hallerde ihtiyati haciz istenebileceğinin düzenlendiği, somut olayda, davacının dava dosyası içeriğine göre, davalının murisi K5 adına 3 adet taşınmaz bulunduğu
, intikal yapılmadığı, davacı tarafça İskenderun İcra Müdürlüğü’nün 2017/9879 Esas sayılı dosyası ile İskenderun 2. Noterliği’nce 25.08.2015 tarihinde düzenlenen kayıtsız ve şartsız borç alacağı ile 150.000 TL’yi 25.08.2016 tarihinde ödeyeceğine ilişkin borç senedine dayalı ilamlı takip başlatıldığı,
07.03.2017 tarihinde merci tarafından icra emri gönderildiği, davalının 04/03/2021 tarihinde de babası K5’nin mirasını ret için dava açtığı anlaşılmakla bu dava sırasında davalıya babasından intikal etmesi gereken mal varlığının mirası ret nedeni ile diğer mirasçılara geçeceği, dava sonucu verilecek karar sonucu taşınmaz hissesinin satışının ve paraya çevrilmesinin mümkün olmayacağı, dava süresinde mevcut durumun korunmasının gerektiği anlaşılmakla davalının murisi K5’den davalıya intikal edecek miras hissesi üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirecek düzeyde delil ibraz edildiği, İİK’nın 257. maddesindeki ihtiyati haciz isteminde bulunabilmek için aranan koşulların somut olayda gerçekleşmesine rağmen ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca, kabul edilerek ara kararın kaldırılmasına, davalının miras hissesinin devrinin önlenmesine karar vermek kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK.nın 353/1-b-2 bendi uyarınca
KABULÜ ile, İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/51 Esas, 01/04/2021 tarihli ara kararının
KALDIRILMASINA
, yerine aşağıdaki kararın tesisine:
a)
Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebininİİK. 257 vd. maddesi uyarınca
KABULÜNE,
İcra takibinin İskenderun 2. Noterliği’nce 25.08.2015 tarihinde düzenlenen kayıtsız ve şartsız borç alacağı ile 150.000 TL’nin tahsiline ilişkin borç senedine dayalı olarak ilamlı takip başlatıldığı anlaşılmakla takdiren teminatsız olarak İskenderun İcra Müdürlüğü’nün 2017/9879 Esas sayılı dosyasında ki alacak miktarıyla sınırlı olmak kaydıyla davalının murisi K5’den davalıya intikal edecek MİRAS HİSSESİ üzerine
İ.İ.K.’ nın 281/2. maddesi delaleti ile İİK’nın 257 ve devam eden maddeleri gereğince
İHTİYATİHACİZ KONULMASINA,
b)
Kararın uygulanması için İskenderun İcra Müdürlüğü’nün 2017/9879 Esas sayılı dosyasına yerel mahkemecemüzekkere yazılmasına,
2-
Kararın tebliği işlemleri ve infazının yerel mahkemece yerine getirilmesine;
3-
İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan
59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde istinaf eden davacıya iadesine,
4-
İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin mahkemece verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
5-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
6-
Kararın tebliği işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 362/1-f maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.21/06/2021
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe