Adana BAM, 1. HD., E. 2019/966 K. 2019/1071 T. 10.10.2019

İlgili madde: TMK Madde 609

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ADANA 5. SULH HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

17/05/2019

NUMARASI :

2019/492 Esas, 2019/594Karar

DAVACI:

K1
– N1

VEKİLİ:

Av. K2

MÜTEVEFFA:

K3
– N2

DAVANIN KONUSU :

Mirasın Hükmen Reddi

DAVA TARİHİ :

22/04/2019

DAİRE KARAR TARİHİ :

10/10/2019

KARAR YAZIM TARİHİ :

10/10/2019
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle
; davacının müteveffa kardeşi K3’in yasal mirasçısı olduğunu, muris K3’in 23/01/2019 tarihinde vefat ettiğini, geride mirasçısı olarak kaldığını, Mirasbırakan K3’in mameleki borca batık olup olmadığı belirsiz olup dava tarihi itibari ile aktif ve pasifi bulunduğunu, murisin taşınmazları ile ilgili ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, F1 bankasına kredi borçları bulunduğunu, başka borçlarının da bulunma ihtimali bulunduğunu, Arz edilen nedenler ile mütevefanın mamelekinin akıbeti hakkında araştırma yapılarak parasal değerinin hesap ve bankacı bilirkişiler marifeti ile tespit edilip karşılaştırılarak borca batık olması halinde davanın kabulü ile mirasın hükmen reddine, borca batık olmaması halinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında; davanın kabulü ile, davacı K1’in Adana İli, Seyhan İlçesi, A4 Mahallesi/Köyü,cilt no:49,hane no:638,BSN:8’de nüfusa kayıtlı, K4 ve K5’den olma, N2 T.C.kimlik numaralı, 15/03/1961 doğumlu, 23/01/2019 tarihinde vefat eden muris K3’in mirasını kayıtsız ve şartsız reddettiklerinin tespit ve tesciline; tescil işleminin türk medeni kanunu’nun 609/4.maddesi gereğince özel kütüğe yazılmasına ve mirası rededen mirasçıya, talebi halinde mirası reddi gösteren belge verilmesine yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı K1 adına 22/04/2019 tarihli dava dilekçesi ile açılan davanın talep sonucunda yerel mahkemeden; miras bırakan K3’in vefatı tarihinde mamelekinin borca batık olup olmadığı davacı tarafından bilinemediğinden bu hususun yani borca batık olup olmama husununun araştırılarak borca batık olması halinde davanın kabulüne borca batık olmaması halinde davanın reddine karar verilmesini talep ederek, dava dilekçesi içeriğinde arz edilen müteveffanın borçlarından ve alacaklarından bahsetmiş dava dilekçesi ekine de yine müteveffaya ait borç senedi örneği ibraz etmiş, alacaklı ve borçlu olduğu icra takipleri olduğunu söylemiş ve dava dilekçesinin hiç bir bölümünde kayıtsız şartsız mirasın reddi beyanın dabulunmamış olduklarını, diğer yandan açılan dava sonrası vekaletnamede reddi mirasa dair özel yetki bulunmadığı tarafımızdan görülerek müvekkil ikaz edilerek hem yeni bir vekaletname tanzim ettirmesi kendisinden istenmiş hem de dosyaya kendi el yazısı ürünü 24/04/2019 tarihli dilekçeyi asaleten sunmuş olduklarını, yerel mahkemece işbu dava mirasın gerçek reddi gibi düşünülüp kanaatimizce sehven 17/05/2019 tarihli hüküm verilmiş, davacının kayıtsız şartsız reddi miras yaptığı yerel mahkemece düşünülerek; davacının müteveffa K3’in mirasını kayıtsız ve şartsız reddettiğinin tespit ve tesciline hüküm edildiğini, miras bırakanın başkaca mirasçılarından biri olan dava dışı K6 adına işbu dava ile aynı tarihte açılan mirasın gerçek reddi davası Adana 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/469 Esas sayılı dosyaya kaydedildiği ve bu dosyada miras bırakanın son yerleşim yeri adresinin Çamardı/Niğde olduğu gözetilerek yetkisizlik kararı verildiği, dosyanın kesinleşmesi üzerine Çamardı Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/63 Esas sayılı dosyaya gönderildiğini, miras bırakanın son yerleşim yeri adresi Adana 7. Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile tarafımızdan işbu dava tarihinden sonra öğrenilmiş olduğundan işbu davada yerel mahkemenin yetkisiz olduğunu resen gözetmeksizin karar vermiş olması; nedenleri ve resen görülecek nedenler ile; yerel mahkeme hükmünün yeniden karar vermek üzere kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, Terekenin tespiti istemine ilişkindir.

İlk derece Mahkemesince mirasın reddinin 3 aylık yasal süre içesinde yapıldığı ve kayıtsız ve şartsız yapıldığı gerekçesi ile davacının mirası kayıtsız ve şartsız reddettiğinin tespitine karar verilmiştir. İddiaları ileri sürmek taraflara ait olsa da hukuki nitelemeyi yapmak hakime aittir. Davacı her ne kadar Mirasın hükmen reddi şeklinde dava açmış gibi görünse, dava dilekçesinde murisin borçlarından ve taşınmaz malları ile ilgili ortaklığın giderilmesi davalarından bahsederek murisin tüm mallarının, aktifinin ve pasifinin tespitini talep ettiği, terditli olarak pasifinin fazla olması ve terekenin borca batık olması halinde davanın kabulüne, borca batık değilse davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun Madde 589.md. –
“Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya resen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır.

Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hallerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir.

Önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından; önleme hakimin resen karar verdiği hallerde Devlet tarafından karşılanır.

Mirasbırakan, yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hakimi bu ölümü yerleşim yeri sulh hakimine gecikmeksizin bildirir ve mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hakimine gönderir.”

Şeklinde düzenleme yapılmıştır.

TMK.nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin uygulanmasına ilişkin Tüzük;

Madde 32 –
Miras, mirasbırakanın ölümüyle malvarlığının tamamı için birasbırakanın yerleşim yerinde açılır.

Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya resen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere Türk Medeni Kanununun 589 uncu maddesinde öngörülen gerekli bütün önlemleri alır.

Önlemi gerektiren durumların ortadan kalkması üzerine, sulh hakimi, önlemlere son vererek terekeyi hak sahiplerine teslim eder.

Mirasın reddi ile ilgili olarak açılacak davalarda yetkili mahkemenin belirlenmesine ilişkin olarak Yargıtay 20. H.D.’nin2017/7588 Es. 2017/5605 Kar.sayılı ilamında;
“Somut olayda, miras bırakanın son yerleşim yeri adresinin,”
A5
” olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

Yargıtay 14. H.D.’nin2016/10439 Es. 2016/9560 Kar.sayılı ilamında;

Miras bırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hallerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir. (TMK m. 589) Tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemler süreye bağlı olmadan sulh hakimi tarafından istem üzerine alınabileceği gibi re’sen de alınabilir. Terekenin tespiti ve korunması ile ilgili önlemler alındıktan sonra terekeden el çekilmesine karar verilir. Miras bırakan yerleşim yerinde ölmüş ise yerleşim yeri mahkemesi tereke malların korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. Miras bırakan yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise o yerin sulh hukuk mahkemesi miras bırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alır. Bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi de miras bırakanın yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine gönderir. Önlem (tedbir) alma isteğinin yetki yahut başka bir sebeple reddedilmesi tereke mallarının kaybına sebep olabileceği gibi hak sahiplerine intikal etmemesi sonucu da doğurur.

O halde, mahkemece öncelikle terekenin tespiti ve korunması için gereken önlemlerin alınması, miras bırakanın yerleşim yeri hadise şeklinde incelenerek belirlendikten sonra başka bir yer olduğunun kabulü halinde dosyanın miras bırakanın yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, duruşma açılmadan evrak üzerine karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerekirken onanmasına karar verilmiş olması maddi hataya dayalı olduğundan davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Somut olayda; davacı vekilinin, muris K3’in 23/01/2019 tarihinde vefat ettiğini, davacının da geride mirasçısı olarak kaldığını, murisin mallarının tespiti ile borcun fazla olması halinde davanın kabulü şeklinde, borcun az aktifin fazla olması halinde davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunduğu, yerel mahkemece murisin malları ile ilgili hiçbir araştırma yapmadan talebin kabulü ile davacı K1’in, 23/01/2019 tarihinde vefat eden muris K3’in mirasını kayıtsız ve şartsız reddettiklerinin tespit ve tesciline, yönelik karar verildiği, kararı davacı vekilinin istinafa taşıdığı görülmüştür.

İlk derece mahkemesince davacının talebi mirasın kayıtsız ve şartsız reddi şeklinde kabul edilerek karar verilmiş ise de; davacının talebinin öncelikli talebinin terekenin tespiti şeklinde olduğu, tereken tespiti davalarına bakma görev ve yetkisinin murisin yerleşim yeri mahkemesi olduğu, dosyadaki nüfus kayıt örneğine göre muris Seyhan ilçesi nüfusuna kayıtlı olarak gözükse de yerleşim yeri adresi “A6” olarak göründüğü, davacının da murisin ölüm yerini açıkça belirtmediği, istinaf dilekçesinde de bu hususu açıklamadığı, yerleşim yerinin Çamardı ilçesi olduğunu ve diğer mirasçı K6’in açtığı mirasın reddi davasında yetkisizlik kararı verildiğini belirttiği anlaşılmakla; murisin yerleşim yerinin Adana olduğuna dair bilgi ve belge bulunmaması, nüfus kaydına göre yerleşim yerinin Niğde ili Çamardı ilçesi olarak görünmesi nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.

Buradaki yetki kesin yetki niteliğinde olup, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkili mahkemedir. Bu nedenlerle davacı tarafın istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın 6100 sayılı HMK.’nın 353/1-a-3, bendi uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca
KABULÜNE,
Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 17/05/2019 tarih ve 2019/492 Esas, 2019/594 Karar sayılı
KARARININ KALDIRILMASINA,

2-
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3-
Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,

4-
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.10/10/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!