Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1855 K. 2020/498 T. 21.4.2020

İlgili madde: TMK Madde 606

İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA
NIN KONUSU
:

Mirasın Hükmen Reddi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı SGK vekili ve davalı Adana V.D. Başkanlığı ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilleri muris K1’nün mirasçıları olup murisin 05/02/2014 tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçıları olan anne ve babası da kendisinden önce vefat ettiğinden kök içinde halefiyet ilkesi gereğince mirası anne babasının alt soyuna kaldığını, Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/192 Esas 2016/204 Karar sayılı dosyası ile veraset ilamı tanzim edildiğini, murisin Hayat İcra Dairesinin 2016/2886 Esas sayılı dosyası kapsamıda davalı şirket F1 A.Ş’ye borcunun bulunduğunu, veraset ilamının düzenlenmesinden itibaren ödeme emrinin müvekkilleri de dahil olmak üzere mirasçılara gönderildiğini, müvekkilleri tarafından yapılan araştırmalar neticesinde murisin birçok vergi dairesine ve bankalara da borcu olduğunun öğrenildiğini, bu şekilde terekesinin borca batık olduğunun anlaşıldığını, murisin ölümü tarihindeki borçları, alacakları ve tüm hakları dahil olmak üzere malvarlığından fazla olduğunu, yani terekenin borca batık olduğunu, bu nedenle kanun hükmü uyarınca mirasın reddedilmiş sayılacağını, bu kapsamda borca batık terekenin hükmen reddedilmiş olduğuna ilişkin tespit yapılmasını sağlamak amacıyla iş bu davayı ikame zorunluluğunun hasıl olduğu belirtilerek, murisin terekesinin borca batık olduğunun tespit edilmesini talep etmiştir.

Davalı Adana Vergi Dairesi Başkanlığı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde;

Davacıların ortak murisi K1 Yüreğir Vergi Dairesinin N1 vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellef olduğunu, mükellefin 13/04/2016 tarih itibariyle 559,34 TL vergi borcu olduğunu, bu borçlar sebebiyle varisler adına herhangi bir takibat yapılmadığının anlaşıldığını, ayrıca davacıların ortak murisi K1’nün 5 Ocak Vergi Dairesinin mükellefi iken 31/12/2016 tarihinde terk işlemi yapıldığını, mükellefin 22/04/2016 tarihi itibariyle 61,33 TL vergi borcu olduğunun bildirildiğini, Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/192 Esas 2016/204 Karar sayılı kararıyla mirasçıların miras payları belirlenerek kesinleştiğini, aslında mirasçıların mirası kabul ettiklerini gösterdiğini, bu sebeple bile açılmış olan davanın reddinin gerektiğini, mirasçıların murisin külli halefi durumunda olduğunu, külli halefiyette mirasçı, hak ve yükümlülükleri itibariyle tamamen ölenin hukuki durumunu kazandığını, diğer borçları gibi vergi borcundan da aslen sorumlu olduklarını, mirasın hükmen reddinde miras bırakanın ölümü anında ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mümkün olacağını, ancak mirasçılar tarafından miras bırakanın ölüm tarihinde borca batık ve aciz olduğunu gösteren herhangi bir bilgi ya da belge sunulmamış yada tarafına buna ilişkin bilgi ve belge gönderilmediğini belirterek, haksız olan davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı
F1 A.Ş vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı mirasçılarının süresi içerisinde reddi miras yapmadıklarını, bu nedenle açılan davanın bu yönü ile usul ve yasalara aykırı olup reddinin gerektiğini, davacılar için murisin müvekkili kuruma olan borcununun ödenmeyecek kadar borç olmadığını, usul ekonomisi yönünden de dava açılış masrafları karşısında müvekkili kuruma olan borcun rahatlıkla ödenebileceğini, bu nedenle iyi niyet kurallarına aykırı iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, murisin borca batık olduğunun tespit edilmesi sonucu iş bu dava hakkında karar verilmesi gerektiğini belirterek, hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz açılan iş bu davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı SGK vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu yazılı beyanında özetle; davacının davasını kabul etmemekle beraberdavacılar yasal süresi içinde yapmaları halinde hüküm ifade edecek ola mirasın reddi işlemini 3 aylık süresi içinde yapmamış olmaları sebebiyle usul ve yasaya aykırı olan davanın reddini talep etmiştir.

F3
A.Ş. Vekili yazılı beyanında özetle
;Finansbank alacağı F2 Yönetim A.Ş.’ye temlik edilmiş, 17/03/2017 tarihi itibariyle şirket F3 A.Ş. hükmi çatısı alında birleştiğini, Adana 11.İcra Dairesinin 2012/57 Es.sayılı takip dosyası ile 3.098,78 TL alacaklarının bulunduğunu beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Eldeki dosyada davalı olarak gösterilen F1 A.Ş ve Adana Vergi Dairesi Defterdarlığı dışında alacaklı tespit edildiğinden 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesinin uygulama olanağı bulunmuştur. Diğer alacaklılara da dava dilekçesi davacının istemi üzerine tebliğ edilmiştir.

Dosyadaki nüfus kayıtlarına göre muris K1’nün 05.02.2014 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak davacıların da kaldığı anlaşılmış, dosyaya gelen yazı cevaplarına göre, murisin taşınmazının bulunmadığı, üzerine kayıtlı araç olmadığı, vergi dairelerine borçlarının bulunduğu, Banka yazılarına göre, muris K1’nün tasfiye olan kredi kartı borcu F2 A.Ş’ye temlik edildiğinden F4bankasının alacağının kalmadığı, bankalardan gelen yazılara göre de murisin herhangi hesabına rastlanmadığı, murisin Mersin/Toros Vergi Dairesi müdürlüğüne vadesi geçmiş borcunun bulunduğu, Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne borcunun bulunduğu, Adana 11. İcra Müdürlüğü’nün 2012/57 esas sayılı ve Hatay İcra Müdürlüğü’nün 2016/2886 Esas sayılı dosyası uyarınca borçlarının bulunduğu, takiplerin yapıldığı, Murisin tüm aktif ve pasiflerinin hesaplanması için bilirkişi incelemesi yapıldığı, 06/03/2019 tarihli bilirkişi raporu ile davacıların murisi olan K2’ün terekesinin 6.027,08 TL borca batık olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

Toplanan delillere göre, davacıların miras bırakan K1’nün mirasçıları oldukları ve murisin terekesinin ölüm tarihi itibariyle borca batık olduğu tespit edildiğinden davanın kabulüne, yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalı SGK vekili dilekçesinde özetle;

Süresinde yapılmayan Reddi Miras kararına istinaden mahkemece yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olduğunu, Terekenin borca batık olduğu gerekçesiyle hükmün verilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün Bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf yoluna başvuran d avalı Adana Vergi Dairesi Başkanlığı
(davalı tüm vergi daireleri adına) vekili dilekçesinde özetle;

Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul K.12.md.
“ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılara geçeceği, ancak mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacakları” hükmüne yer verildiğini, bununla ilgili 6183 s.y.nın 7 ve 50.maddelerinde düzenlemeler bulunduğunu, davacılar murisin külli halefleri olduklarını, vergi borcundan aslen sorumlu olduklarını, Mirasın hükmen reddi, miras bırakanın ölümü anında ödemeden aczi (borca batıklığı) açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mümkün olduğunu, dosyadaki deliller ile davacıların iddiasının kanıtlanamadığını, ayırca mirasın hükmen reddi kararı verilebilmesi için mirasın kabul edildiğine dair herhangi bir davranışta da bulunulmaması gerektiğini, veraset intikal beyannamesi verip vermediğininde araştırılmadığını, davacıların yasal süre içerisinde mirası reddetme imkanı varken reddetmediklerini,
Açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle ilk derece mahkemesinin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, TMK. 605/2. maddesi uyarınca açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.

TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.

Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.

Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.

Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.

Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.

Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)

Somut olayda
; davacılar vekilinin, muris K1’nün terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile müvekkillerinin mirası hükmen reddetmiş sayılmalarına karar verilmesini talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı SGK vekili ve davalı Adana V.D. Başkanlığı vekili tarafından ayrı ayrı taşındığı görülmüştür.

Davalılar vekilleri tarafından istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı istinafa taşınmış ise de, Mahkemece murise ait terekenin aktif ve pasifi araştırılarak terekenin borca batık olduğunun tespit edilmesi sonucunda davacının davasının kabulüne yönelik karar verilmiştir. Davalı 3 aylık süre içinde açılmadığını, davalıların murisin borcunu daha önceden bildiklerini, bu nedenle 3 ay içinde reddetmeleri gerektiğini ileri sürmüş ise de Mirasın Hükmen Reddi isteminin süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kanun gereğidir. Davalı taraf murisin malvarlığı bulunduğuna dair herhangi bir belge ve kayıt dosyaya sunmamıştır. Davacıların mirası kabullendiklerine dair bir eylemleri de dosya kapsamı itibariyle mevcut değildidir.

Bu nedenlerle davalı SGK vekili ve davalı Adana V.D. Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularında ileri sürmüş oldukları hususlar yerinde değildir. İstinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 25/06/2019 tarih, 2016/151 Esas, 2019/177 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı SGK vekili ve davalı Adana V.D. Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularının, 6100 Sayılı
HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca,
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalı
SGK vekili harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

3-
Davalı
Adana V.D. Başkanlığı vekili harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

4-
Davalı SGK vekili ve davalı Adana V.D. Başkanlığı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, HMK 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının ilgilisine iadesine,

5-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
6

Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.21/04/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!