Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1781 K. 2020/472 T. 7.4.2020

İlgili madde: TMK Madde 677

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı K1 ‘nin N1 kimlik numaralı K2’un gayri resmi eşi K3 den olan çocuğu olduğunu, davalı K4 ise muris K2’un resmi nikahlı eşi olup müşterek çocuklarının bulunmadığını, muris K2 ‘un 15/02/2017 tarihinde vefat ettiğini, muris K2 ‘un ilk evliliğinin davalı K4 ile olup bu evlilikten müşterek çocukları olmayınca bizzat davalı eşin yönlendirmesi sonucu muris K2’nin davacı müvekkilin annesi K3 ile gayriresmi olarak evlendiğini, bu evlilikten 01/01/2005 tarihinde davavcı müvekkili K1 ‘nin dünyaya geldiğini, murisin sağlığında seyyar sütçülük ile geçimini sağlamakta bu çalışmasından elde ettiği gelirler ile murislerinden kalan mallarından elde edilen bedellerle Adana ili, Çukurova ilçesi, Belediye evleri mahallesi 1422 ada 3 parsel, A Blok zemin kat 1 nolu mesken, N2 plaka numaralı 2013 model X1 marka vasıta, Adana ili, Karaisalı ilçesi, A2 yaylası, A1 mevkii 300 m2 arsa, arsa üzerinde inşaa ettiği iki katlı yayla evi, Adana 100. Yıl mahallesinde bulunan ve halen davalı K4 tarafından kullanılan taşınmaz olduğu, muris K2’un 15/02/2017 tarihinde vefat ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile muris K2 ‘a ait olup, davalı mustakime tarafından kötü niyetli olarak uhdesine geçirilen müvekkil K1 ‘nin hak ve payına isabet edecek hak ve hisselerinden sonradan artırılmak kayıt ve şartı ile 10.000,00 TL kısmının dava tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın hiçbir maddi ve hukuki dayanağının bulunmadığını, davanın reddini talep ettiklerini, murisin diğer kadın ile ilişkisinin müvekkil tarafından öğrenildiğinde aralarında şiddetli tartışma yaşandığını ve muris annesinin bu kadını bulduğunu ancak aralarında evlilik gibi bir ilişkinin olmadığını beyan ettiği, müvekkilin çocuğunun olmamasından kendisinden değil Akdeniz anemisi olan muris K2’tan kaynaklandığını, buna dair hastane raporu mevcut olduğunu ve dosyaya sunulduğunu, K1’in soybağı ve mirasçılığına dair tüm itiraz ve dava haklarını saklı tuttuklarını, murisin sütçülüğü tek başına yapmadığını 23 yıl boyunca süt toplama aracını muris kullanırken sütleri toplama ve taşıma işlerini müvekkilinin yaptığını elde edilen gelirini muris ile müvekkilin ortak çalışmasından kaynaklanan bir gelir olup zaten bunun yarısının müvekkilin hakkı olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü hak ve talepleri saklı kalmak kaydı ile haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Dava, murise ait olduğu iddia edilen hak ve alacaklar ile tapusuz taşınmaz satışı nedeniyle tahsil edildiği iddia edilen bedelin iadesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili, küçük davacı K1′ in muris K2′ nin oğlu, davacının annesi K3′ nin muris K2′ nin gayri resmi eşi, davalının ise murisin resmi eşi olduğunu, murisin ölümünden sonra kayıtlı malvarlığı haricinde, Karaisalı A2 yaylasında 300 m² arsa içinde 100 m² ev kaldığını, bahsi geçen taşınmazın tapusunun olmadığını, taraflar arasında harici anlaşma yapılarak murisin mirasını paylaşıldığını, ancak davalının anlaşmaya uymayarak murisin müşterilerinden yaptığı tahsilat, Karaisalı da bulunan tapusuz evin satışıdan kalan bedeli ile Çukurköy deki başka bir evin satışından kalan 8.000,00 TL’nin davacıya verilmediğini ileri sürerek, belirtilen bedellerin miras payına düşen hissesini istemiştir.

Tapusuz taşınmazın menkul niteliği taşıdığı, menkul mallarda zilyetlik durumunun mülkiyete karine teşkil ettiği, dosya kapsamında dava dilekçesinde belirtilen alacakların davalı tarafından tahsil edildiği ile Karaisalı da bulunan tapusuz taşınmazın murise ait olduğu ispatlanamadığı takdiri ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle, mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, 163.000.00.Tl. Yayla evi bedeli + 8.000.00 TL Köy evi satış bedeli bakiyesi olmak üzere toplamda: 171.000.00 TL’nin Davacı müvekkilin Miras payı olan 3/4 payı oranında karşılığı olan: 128.250.00 TL üzerinden davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, olmadığı taktirde Karaisalı C. Savcılığının 2018/279 sayılı soruşturma dosyasının sonucunun beklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Davada, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.

Dava, mirasta istihkak ve mirasta denkleştirme nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.

Miras açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar, kanunda açıkça yazılı haller müstesna olmak üzere, müteveffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 599). Mirasçı birden ziyade ise, terekedeki haklar ve borçlar taksime kadar müşa kalır. Tereke mirasçıların mülkü olup, mukavele veya kanun ile muayyen temsil ve idare hakları mahfuz kalmak üzere mirasçılar, bunda müştereken tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin talebi üzerine hakim, taksimin icrasına kadar miras şirketine bir mümessil tayin edebilir (TKM m. 581).

Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Adi istihkak davasında miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı gibi mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlık da mevcut değildir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkan dahilindedir.

Somut olayda; hükme (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Esas No:2015/18851 Karar No:2017/8673)

Mirasçılar murisin malvarlığı içerisinde bulunan hak ve malları hakkı olmadan elinde bulunduran kişilere karşı bunları geri alabilmek amacıyla dava açabilirler. TMK’nın 637. maddesinde “Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.” hükmü düzenlenmiştir. Mirasçı sıfatını taşıyanlar murisin terekesini elinde bulunduran herkese karşı bu davayı yöneltebilirler.

Mirasta denkleştirme davası murisin yasal mirasçılarına yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmaların belirli koşullar gerçekleştiğinde geri verilmesini talep etmeyi sağlayan bir davadır. Bu davadan elde edilmek istenen amaç mirasçılar arasında sağlararası karşılıksız kazandırmalar ile oluşan dengesizliğin denkleştirme ile ortadan kaldırılmasıdır. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/9931 Karar No:2019/3685)

Mahkemece, Davacı miras bırakanın çocuğu davalı ise murisin sağ kalan eşidir. Davalı davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Dosyada adi istihkak davası olarak esas hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33).

Yine bilindiği gibi; yazılı olmak koşuluyla miras ortaklığına dahil bir taşınmazdaki miras payının mirasçılar arasında devri için yapılan sözleşmeler geçerlidir (743 s.lı MK mad.612; 4721 s.lı TMK mad.677). Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların, yazılı olması şartıyla miras paylarını diğer mirasçıya devretmesi mümkündür. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). TMK’nin 677/2 maddesinde de “Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır.” düzenlemeleri yer almaktadır.

Davacı vekili, küçük davacı K1′ in muris K2′ nin oğlu, davacının annesi K3′ nin muris K2’ nin gayri resmi eşi, davalının ise murisin resmi eşi olduğunu, murisin ölümünden sonra kayıtlı malvarlığı haricinde, Karaisalı A2 yaylasında 300 m² arsa içinde 100 m² ev kaldığını, bahsi geçen taşınmazın tapusunun olmadığını, taraflar arasında harici anlaşma yapılarak murisin mirasını paylaşıldığını, ancak davalının anlaşmaya uymayarak murisin müşterilerinden yaptığı tahsilat, Karaisalı da bulunan tapusuz evin satışıdan kalan bedeli ile Çukurköy deki başka bir evin satışından kalan 8.000,00 TL.nin davacıya verilmediğini ileri sürerek, belirtilen bedellerin miras payına düşen hissesini istemiş ,istinafında ise davalı tanıkları
K5 ve K6 hakkında
“Evrakta sahtecilik, Dolandırıcılık ve Mahkemeye yalan beyanda bulunmak” suçlarından dolayı
Karaisalı C. Savcılığının 2018/279 sayılı soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunduğunu, şikayet dilekçesinde bahse konu 17.08.2008 tarihli belgedeki yazı ve imza örneklerinin 2008 yılı mı yoksa çok sonra mı atıldığına ilişkin yazının atıldığı tarihin tespitinde dosyayı hukuki yönden etkileyeceği, sonucunun beklenmeden karar veridiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiş, davalı vekili, Karaisalı da bulunan yayla evinin davalıya ait olduğunu, Çukurköy’deki evin bedelini murisin tahsil ettiğini, murisin alacaklarından haberdar olmadıklarını, anlaşma olmadığını zaten Çukurova ilçesi, Belediye evleri mahallesi 1422 ada 3 parsel, A Blok zemin kat 1 nolu mesken, N2 plaka numaralı 2013 model X1 marka vasıta ile ilgili 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1184 esas sayılı dosyasında izale-i şuyu davası olduğunu davanın derdest olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiş, mahkemece tapusuz taşınmazın menkul niteliği taşıdığı, menkul mallarda zilyetlik durumunun mülkiyete karine teşkil ettiği, dosya kapsamında dava dilekçesinde belirtilen alacakların davalı tarafından tahsil edildiği ile Karaisalı da bulunan tapusuz taşınmazın murise ait olduğu ispatlanamadığı takdiri ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyada bulunan veraset ilamından, muris K2’un 15.02.2017 tarihinde öldüğü mirasının 4 pay kabul edilerek 3/4 payının davacıya, 1/4 payının davalıya düştüğü görülmüştür.

Dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde belirtilmesine rağmen Çukurova ilçesi, Belediye Evleri mahallesi 1422 ada 3 parsel, A Blok zemin kat 1 nolu mesken, ile murise ait N2 plaka numaralı 2013 model X1 marka vasıtanın kayıtları celp edilmeden, yine Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1184 esas sayılı dosyasında izale-i şuyu dava dosyası celp edilmeden, davalı tanıkları K5 ve K6 hakkında ” Evrakta sahtecilik, Dolandırıcılık ve Mahkemeye yalan beyanda bulunmak” suçlarından dolayı
Karaisalı C. Savcılığının 2018/279 sayılı soruşturma dosyasıgetirtilip incelenmeden,yine tarafların delil dilekçelerinde belirttikleri murise ait banka kayıtları, kredi dosyaları, aktif ve pasif tapu kayıtları celp edilip incelenmeden karar verilmiştir.

Miras ölümle geçer miras açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar, kanunda açıkça yazılı haller müstesna olmak üzere, müteveffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 599). Mirasçı birden ziyade ise, terekedeki haklar ve borçlar taksime kadar müşa-ortaklık halinde kalır. Tereke mirasçıların mülkü olup, mukavele veya kanun ile muayyen temsil ve idare hakları mahfuz kalmak üzere mirasçılar, bunda müştereken tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin talebi üzerine hakim, taksimin icrasına kadar miras şirketine bir mümessil tayin edebilir (TKM m. 581).

Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Tereke malları içerisine müteveffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, taşınır, taşınmaz malları kanunen mirasçılarına intikal etmekle, murisin ölüm tarihinde terekesinin, malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak ölüm tarihinde mal varlığının gerekirse keşif yapılarak, tanıkların da bu hususta beyanlarının alınarak, murisin mal varlığından iddia edildiği gibi borçlarının ödenip ödenmediği, davalıya ölümden sonra geçen taşınır taşınmaz mal, alacak para gibi mal varlığının geçip geçmediğinin tespiti ile belirtilen dava dosyası ve savcılık dosyası da celp edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki niteleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla davacının başvurusunun kabulü ile kararın 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-4 ve 6 bentleri uyarınca kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22/01/2019 tarih, 2017/1172 Esas, 2019/72 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-4 ve 6. bentleri uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-
İstinaf eden tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.07/04/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!