Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1620 K. 2020/313 T. 3.3.2020

İlgili HMK madde: HMK Madde 382
İlgili madde: TMK Madde 590

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACILAR:

1 -K1
:

2 -K2
:

3 -K3
:

4 -K4

VEKİLLERİ:

Av. K5

DAVALI:

K6

DAVANIN KONUSU :

Tespit (Ölümün Tespiti)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Müvekkillerinin murisi 16/04/2018 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölmeden önce kendisine ait olan kasap dükkanını işlettiğini, murisin ölümünden sonra eşi K3’ın bu iş yerini kapatmak için dilekçe verdiğini, kapatma kararını vermesinin nedeninin vergi borcunun atrmaması nedeniyle olduğunu, bu konuda kayınbiraderi davalı K6’ın bu yönde telkinlerinin bulunduğunu, ancak dükkanda bulunan malzemelerin devrinin söz konusu olmadığını, bu konuda bir imzasının bulunmadığını, kapatma dilekçesinin verilmesinin ardından davalının aynı adrese kasap dükkanı açmak için müracaatta bulunduğunu, iş yeri açtığını, dükkandan hiç bir eşyanın boşaltılmadığını, demirbaşların kaldığını, K6 tarafından kullanıldığını, murise ait alacakların tahsil edildiğini, 2018/7 tereke sayılı dosyada menkul malların bir kısmının fatura ve işletmede demirbaş olarak kaydına ilişkin belgeler sunulduğunu, tereke dosyasında iş yerinde bulunan bu malların da terekeye dahili hususundaki talebin usulden reddedildiğini, işyerinde bulunan demirbaşların murise ait olduğunun sabit olduğunu, davalının bu malların teslimine yanaşmadığını, terekeye dahil olan ve murisin iş yerinde kullandığı tüm demirbaşlar ve menkul malların halen aynı adreste bulunduğunu, davalının açmış olduğu dükkanı kapattığını, ancak demirbaşların dükkan içinde bulunduğunu, işyerinde bulunan menkul malların muris
K7
‘a ve onun mirasçılarına ait olduğunun tespitine, tespit edilen malların tespit tarihi itibariyle maddi değerlerinin tespitine, tespit edilen malların terekeye dahili ile murise ait olduğu sabit oluncaya kadar menkul malların teminatsız olarak davacılara yediemin sıfatı ile teslimine, mahkeme aksi kanaatte ise muhafaza altına alınmasına, tedbir konulmasına, tespiti yapılan tereke mallarının malik sıfatıyla muris K7 mirasçıları olan davacılara aynen teslimine, tereke mallarının aynen teslimi mümkün olmayan malların ise dava tarihi itibariyle bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Talep terekenin tespiti olduğundan ve terekenin tespitine ilişkin davalarda Sulh Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan görevsiz mahkemeye açılan davanın reddine,yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran d avacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Davanın Tesbit ve eda davasından oluşan terditli bir dava olduğunu, tespitini,tespitini, teslimini, teslimi mümkün değilse tazminini istedikleri malların müvekkillerine murisinden kalan menkul mallar olup miras malı olduğunu, iş bu mallara ilişkin Tereke Hakimliğinde açılmış bulunan 2018/7 E. sayılı dosya münderecatı içerisinde talep edildiğini, ancak mahkemece bu talep Genel Mahkemelerin görevli olması gerekçesi ile reddedildiğini, Tereke hakimliğinin miras mallları ile ilgili işlem süresi 1 ay olup bu süre hak düşürücü süre olduğunu, bu süre içende bir talep olmaması durumunda miras malları ile ilgili hak arama Genel Hükümlere tabi olduğunu, iş bu sebeple Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, ilgili Hükümler ve talepleri dikkate alındığında Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili ve görevli Mahkeme olduğunu, ayrıca Gerekçeli Kararda görevsizlik kararına ilişkin somut gerekçe de belirtilmediğini,
İzah edilen ve Yüce Mahkemece resen nazara alınacak sebepler muvacehesinde Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin mezkur kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Tereke mallarının tespit, teslim, teslimi mümkün değilse tazmin istemine ilişkindir.

İddiaları ileri sürmek taraflara ait olsa da hukuki nitelemeyi yapmak hakime aittir. Davacı F1 isimli işyerinde bulunan ve murise ait olduğunu iddia ettiği malların tespiti ile bu mallarında muris K7’ın terekesine dahil olduğunun tespiti, malların zarar görmemesi ve hak kaybının yaşanmaması için davacıları teslimini talep ettiği, menkul malların dava sonunda davacılara teslimi, bu mümkün olmazsa malların değerinin tazminine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Mahkemece, talebin terekenin tespiti niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.

Y argıtay
14.
Hukuk
Dairesi
2016/5311
Esas
2017/2635
Karar sayılı ilamında;

Dava, terekenin korunması amacıyla tespiti talebine ilişkindir. ….. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından bahisle reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Talep; Türk Medeni Kanunu’nun 619. maddesinde düzenlenen mirası kabul veya redde esas olmak üzere “resmi defter tutma” değil, aynı Yasanın 589’ncu ve devamı maddelerinde yer olan “koruma önlemi” olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe veya tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır. Bu işlem, tespiti yapılan malvarlığı unsurlarının terekeye ait olduğu, tespit edilmeyenlerin de terekeye ait olmadığına delil teşkil etmez. Mirasçıların, tespit olunanlara “onay” vermeleri veya benimsemeleri, onları tespiti yapılmamış olan borçlara ilişkin sorumluluktan kurtarmayacağı gibi, tespit edilmemiş olan tereke alacakları için de talepte bulunamayacakları anlamına gelmez. Mirasçılar, terekenin tespitine rağmen, birbirlerine yahut üçüncü kişilere karşı tespit edilmiş veya edilmemiş (deftere yazılmış veya yazılmamış) olanları ihtilaf konusu yapabilirler. “Koruma önlemi” olarak tutulan defter (terekenin yazımı), sonradan gündeme gelebilecek mirasın bölüştürülmesine yahut başka bir özel hukuk ilişkisine de esas olmaz. Bu bakımdan Türk Medeni Kanununun 590/3. maddesindeki bir aylık süre, mirasçılar veya diğer ilgililer bakımından “hak düşürücü” bir süre olmayıp, aynı maddenin son fıkrasında yer alan “defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır” hükmü de dikkate alındığında, hakime yönelik bir ay içinde kendisine yapılacak başvuruları kabul etme zorunluğunu getiren bir düzenlemedir. Yasanın 590/3. maddesindeki bir aylık süre aşılmış olsa dahi, koruma önlemi olarak terekenin tespiti ve yazımı işlemi, olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe, terekenin paylaştırılmasına kadar talep edilebilir.

Öyleyse, mahkemece; resmi kurumlardan mirasbırakanın taşınır ve taşınmaz malvarlığına ilişkin bilgi istenmek, tereke mallarını zilyetliğinde bulunduran veya mirasbırakana borcu olan mirasçıların mirasbırakanın mali durumu ile ilgili bilgi vermekle yükümlü oldukları hatırlatılarak bu hususta mirasçılardan bilgi alınmak suretiyle “Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün” 33. maddesi gereğince; ölüm anı itibarıyla terekedeki (taşınır veya taşınmaz) mal ve hakların tespit edilmesi gerekirken, isteğin reddi doğru bulunmamıştır.” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

Y argıtay
14.
Hukuk
Dairesi
201
5
/
18247 Esas
2017/2
270 Karar sayılı ilamında;

Dava, terekenin korunması amacıyla tespiti talebine ilişkindir. ……

Mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa sulh hakimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir. Defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır. (TMK m.590) Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimi istem üzerine veya re’sen tereke malların korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır………… Tüm bu önlemler terekenin korunması ve tespiti kapsamındadır. Terekenin korunmasına ilişkin önlemler hukuki niteliği bakımından mirasın kazanılması yahut mirasçılık sıfatı bakımından maddi bir etkiye sahip olmadığından bu süre aşılsa bile paylaşmaya kadar her zaman istenebilir. Türk Medeni Kanununun 590. maddesinde yer alan bir aylık süre hak düşürücü süre olmayıp düzenleyici niteliktedir. Davacı mirasçı olduğundan terekenin tespiti ve korunması için defterinin tutulmasını istemesinde hukuki yararı vardır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece Türk Medeni Konunun 589. maddesi çerçevesinde gerekli önlemleri alması, terekenin tespiti ve defterinin tutulmasına (TMK m.590 ) karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği görülmüştür.
6100 S. HMK.’nın 382.maddesinde çekişmesiz yargı işleri düzenlenmiştir. Miras hukukundaki çekişmesiz yargı işleri başlığı altında,
“Tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine ulaşmasını sağlamak için önlem alınması”,

Terekenin tespiti” gibi hususlarda 382.mdaddenin 2.fıkrasındaki düzenlemeler içerisinde yer almıştır.

Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme HMK.’nın 383.md. Düzenlenmiştir.

Madde 383
– (1) Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir.
6100 S. HMK.’nın 382 ve 383.maddeleri ile Yargıtay 14. H.D.’nin 2016/5311 Es. 2017/2635 Karar sayılı ve 2015/18247 Es. 2017/2270 Karar sayılıilamları birlikte değerlendirildiğinde işbu dosyadaki talep; herne kadar davalı olarak K6 gösterilmiş ise de çekişmesiz yargı işi olup terekenin korunması ve tespiti kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu talep ve davaya bakma görevi de Sulh Hukuk Mahkemesinin görevindedir.

Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafın istinaf talepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerekir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
MutAsliye Hukuk Mahkemesi’nin 05/09/2018 tarih ve 2019/541 Esas, 2019/717 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Davacının istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00 TL harcın davacılardan alınarak Hazine’ye irat kaydına,
3

İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK.nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.03/03/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!