Adana BAM, 1. HD., E. 2018/1261 K. 2018/1313 T. 3.12.2018

İlgili HMK madde: HMK Madde 138
İlgili madde: TMK Madde 19

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Nüfus (Diğer Kayıtların Düzeltilmesi İstemli)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/655 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan Mirasçılık belgesi istemi davasında Ceyhan ilçesi A1 Mahallesi Cilt:77 N:13 BSN: 2 de kayıtlı K1’ın aynı hane BSN:42 de kayıtlı çocuğunun isminin eksik olduğu, ancak N1 T.C kimlik numarasını aldığı ve isimsiz bu kaydın ölüm araştırmasına düştüğü, kayıtların incelenmesinden anlaşıldığını, olmadığı halde isimlik olarak nüfus kütüküğüne düşen bu kaydın iptal edilerek silinmesi gerektiğini, bu nedenlerle Ceyhan ilçesi A1 Mahallesi Cilt:77 No:13 Bsn:42 de nüfusa kayıtlı N1 T.C kimlik numaralı Soy ismi X1 olan bu kaydın iptal edilerek kayıtlardan silinmesini talep etmiştir.

Davalı nüfus müdürlüğüne ve diğer davalılara usulünce tebligat yapılmamış, dosya üzerinden karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince, ” nüfus kaydında düzeltim olarak nitelendirilecek bu tür davalarda yetkili mahkeme 5490 sayılı nüfus hizmetleri kanunun 36/1-a maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri adresinin bulunduğu yer mahkemesidir
. Burada düzenlenen yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olduğundan bu kurala uyulup uyulmadığı, mahkemece yargılama ve yargıtayca temyiz incelemesi sırasında reesen nazara alınır” demekle davacının adresinin
Adana ili Çukurova ilçeasi
A2 M ahallesi
A3
Sokak
X2 sitesi A Blok Kat :3 No: 13 adresi olduğu görülmekle mahkememiz yetki sınırları içerisinde bulunmadığı ve 5510 Sayılı Yasa’nın amir hükmü gereği davaya bakmaya yetkili mahkemenin Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, Mahkememizin
YETKİSİZLİĞİNE ve dosyasının yetkili ve görevli Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN:

Davacı vekili 23/11/2017 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ VE DEĞERLENDİRME:

Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/655 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan mirasçılık belgesi istemi davasında, Ceyhan ilçesi, A1 Mah. C:77, N:13, BSN:2’de kayıtlı K1’ın aynı hane BSN:42’de kayıtlı çocuğunun isminin eksik olduğu, ancakN1
TC Kimlik Numarasını aldığı ve isimsiz bu kaydın ölüm araştırmasına düştüğü, kayıtların incelenmesinden anlaşılmış olmakla, olmadığı halde isimsiz olarak nüfus kütüğüne düşen bu kaydın iptal edilerek silinmesi gerektiği için iş bu dava Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi’nden alınanyetki belgesi ile açıldığını, ancak, ilk derece mahkemesi nüfus kaydında düzeltim olarak nitelendirilecek bu tür davalarda yetkili mahkeme 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36/1a maddesi uyarınca davacının bulunduğu yerleşim yeri mahkemesi olduğundan yetkisizlik kararı verildiğini , nüfus kaydının silinmesi istenilen kişinin müvekkili olmayıp; Ceyhan ilçesi, A1 Mah. C:77, N:13, BSN:2’de kayıtlı K1’ın aynı hane BSN:42’de kayıtlı N1TC
Kimlik Numaralı ve isimsiz kayıt olduğunu, HMK’nun 7. maddesi de gözönüne alınarak İsimsiz bu kaydın nüfus kayıtlarının bulunduğu yer olan davalı idarenin Ceyhan’da bulunduğu gözetilerek, mahkemece işin esası hakkında karar vermesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmiş olması haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, nüfus kaydında düzeltim istemine ilişkin olup; 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinin 1/a bendine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının, düzeltmeyi isteyen şahsın yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir. Bu yer Mahkemesinin yetkisi itiraza tabi olmayıp kamu düzenine ilişkin kesin yetki olduğundan resen gözetilir.

Dava dilekçesi ile davacı vekili, Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/655 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan mirasçılık belgesi istemi davasında, Ceyhan ilçesi, A1 Mah. C:77, N:13, BSN:2’de kayıtlı K1’ın aynı hane BSN:42’de kayıtlı çocuğunun isminin eksik olduğu, ancak N1 TC Kimlik Numarasını aldığı ve isimsiz bu kaydın ölüm araştırmasına düştüğü, kayıtların incelenmesinden anlaşılmış olmakla, gerçekte olmadığı halde isimsiz olarak nüfus kütüğüne düşen bu kaydın iptalini talep etmiştir.

Mahkemece dava dilekçesi ve nüfus kaydına göre davacının adresinin
Adana ili Çukurova ilçeasi A2 Mahallesi A3 Sokak X2 sitesi A Blok Kat :3 No: 13 adresi olduğu görülmekle mahkememiz yetki sınırları içerisinde bulunmadığı ve 5510 Sayılı Yasa’nın amir hükmü gereği davaya bakmaya yetkili mahkemenin Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, dosya Mahkemenin
YETKİSİZLİĞİNE karar vermiştir.

Mahkemece davalılara tebligat yapılmadan yetkisizlik kararı verilmiştir.

Dava dilekçesinde; davacı Ceyhan ilçesi, A1 Mah. C:77, N:13, BSN:2’de kayıtlı K1’ın aynı hane BSN:42’de kayıtlı N1 TC Kimlik Numaralı adı hanesinde ismi olmayan ssoyadı X1 olan K2 ve K1’den olan bu kaydın ölüm araştırmasına düştüğünü, gerçekte bu kişinin olmadığı iddiası ile iptaline ilişkin dava açılmıştır. Nüfusta ismi olmayan X1 soyadlı 14.04.1948 doğumlu kişinin nüfusta mernis adresinin olmadığı, diğer davalıların bu kişinin kardeşi olduğu, bu davalıların Şefika dışında adreslerinin Ceyhan olduğu, davacının Hollanda’da ikamet ettiği, Ceyhan nüfusuna kayıtlı olduğu, veraset davasının Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/655 Esas sayılı dosyasında görülmekte olduğu anlaşılmaktadır.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. Maddesinin 1/a bendine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının, düzeltmeyi isteyen şahsın yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir.

Bu yer mahkemesinin yetkisi itiraza tabi olmayıp kamu düzenine ilişkin kesin yetkidir. Dolayısıyla itiraz olup olmadığına bakılmaksızın bu husus mahkemece resen gözetilir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 7/g maddesine göre; kişilerin yerleşim yeri adreslerinin nüfus aile kütüklerinde bulunması zorunludur. Bu Kanuna dayanılarak çıkartılan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği’nin 13/1. maddesinde ise yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişinin yazılı beyanının esas alınacağı adres beyan formundaki bildirimlerin aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu hükme bağlanmıştır. (Yargıtay 8. hukuk dairesi esas no: 2017/8218 ve karar no : 2018/12474)
6100 sayılı HMK.nun 9.Maddesi uyarınca Türkiye’de yerleşim yeri olmayanlar bakımından Türkiye’de oturulan yerin genel yetkili mahkeme kabul ederek ederek, bu gibi kişilere karşı açılacak davalar bakımından bir kolaylık getirmiştir. Yargıtay uygulamasında Türk vatandaşı olmayanlar bakımından nüfusa kayıtlı oldukları yer karine olarak onların yerleşim yeri sayılır ise de, bu kişilerin Türkiye’de mutad meskenlerinin olup olmadığının tespiti, menfaatlerinin korunması yönünden önemlidir.

TMK 19. maddesi uyarınca yerleşim yerinin tespiti gerekir. Maddeye göre yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. TMK’nun 20. Maddesinde ise bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır. Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı hâlde Türkiye’de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır.Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.

Dava dosyasında davalıların kardeşi olarak adsız olarak yazılan, N1 TC Kimlik Numaralı adı hanesinde ismi olmayan soyadı X1 olan K2 ve K1’den olan bu kaydın gerçekte bu kişinin olmadığı iddiası ile iptaline ilişkin dava açıldığından, davanın kaydın düzeltilmesi istenilen kişilerin ikametgahı mahkemesinde görülmesi gerekir.

Mahkemenin görevli olması dava şartıdır. (HMK m. 114/c). Dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m. 137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre; görevsizlik kararı verilebilmesi için, dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m, 127/1) beklenmesi, bu süre içinde cevap verilmesi halinde cevabın davacıya tebliği, davacının süresinde cevaba cevap vermesinin beklenmesi (HMK. m. 136/1), cevap verdiğinde ise bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören HMK’nun 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. HMK’nun 137’nci maddesinin (1.) fıkrasında, ön inceleme dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/1. madde hükmü de, bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.

Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanun’dan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış, bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye bırakmıştır. Bu düzenleme ile davacının cevaba cevap dilekçesindeki iddialarını değiştirerek ve genişleterek başlangıçta görevli olmayan mahkemeyi görevli hale getirmesi de mümkün hale gelmiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar.

Ayrıca 6100 sayılı Kanun önceki Yasa’dan farklı olarak görevsizlik ve yetkisizlik kararı üzerine dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etme hakkını davalıya da tanımıştır (m. 20/1). Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde davalıya kararı veren mahkemeden yargılama giderlerini talep etmek hakkını da vermiştir (m. 331/2). Davalının bu haklarını kullanabilmesi dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmiş olmasını gerektirir. (8. Hukuk Dairesi Esas no: 2017/8869 Karar no:2018/14413)

HMK’nun 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun’un 138. maddesi uyarınca, dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Aksine bir uygulama HMK’nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık teşkil eder. Bütün bu hükümlerden dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden ve dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlanmadan dosya üzerinden görevsizlik- yetkisizlik kararı verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece yetkisizlik kararı usul ve yasaya aykırı uygun olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca kesin olmak üzere kabulü gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K ÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07/09/2017 tarih ve 2017/500 Esas, 2017/493 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın
6100 Sayılı HMK’nun
353/1-a-3 bendi uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
Davacı tarafındanyatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,

5-
Davacı tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.03/12/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!