İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU :
Vasiyetnamenin İptali
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacılar ve davalıların babası olan muris K1’ın vefat etmeden önce Adana 1. Noterliği’nin 17/06/2016 tarih ve 12567 yevmiye nolu düzenleme şeklinde vasiyetname şeklinde vasiyetname düzenlediği ADana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1359 Esas sayılı dosyası ile belirtilen vasiyetnamenin açıldığı ve okunduğu davacıların bu dava ile vasiyetnamede düzenlendiğinden ve vasiyetname içeriğinden haberdar oldukları belirtilen düzenleme şeklinde vasiyetnamede davacılar aleyhine davalıların tümü lehine olmak üzere davacıların mirastan ıskat edildikleri, mirastan iskat gerekçesi olarak asğlığında hastalığında, iyi gününde kötü günümde, bayramlarda, özel günlerde benim yanımda olmadıkları, evlatlık görevlerini yapmadıkları, benimle ilgilenmedikleri için mirastan ıskat ettiğimi mirasçılıktan çıkardığımı” gerekçe olarak gösterdiğini murisin belirtilen ıskat gerekçelerini kabul etmedikleri soyut olan bu gerekçelerin gerçek durumu yansıtmadığı tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile muris K1 tarafından düzenlenen mirastan ıskat edilmesine yönelik vasiyetnamenin iptaline yargılama gideri ve vekalet ücretinin davallara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle
; davanın reddine karar verilmesine her türlü masraf harç ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Taraflarca sunulan deliller, Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1359 Esas sayılı dosyası, Adana 1. Noterliği’nin 17/06/2016 tarih 12567 yevmiye nolu düzenleme şeklinde vasiyetname onaylı sureti incelendiğinde dava vasiyetnamenin iptaline ilişkin olup taraflarca sunulan deliller, Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1359 Esas sayılı dosyası UYAP suretleri, Adana 1. Noterliği’nin 17/06/2016 tarih 12567 yevmiye nolu düzenleme şeklinde vasiyetname onaylı sureti, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar davacılar muris K1’ın Adana 1. Noterliği’nin 17/06/2016 tarih ve 12567 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Vasiyetnamesi düzenlendiği bu vasiyetnamenin Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1359 Esas sayılı dosyası ile açındığı ve davacıların mirastan iskat edildiklerini öğrenmişler ve vasiyetnamenin iptalini talep etmiş iseler de toplanan deliller ve alınan tanık beyanları doğrultusunda davacının davasını delillerle ispatlayamadığı, vasiyetnamenin iskat edilmesi işleminin iptali koşulları davacılar lehine gerçekleşmediği murisin mirastan ıskat etme hakkını kullandığı, mirastan ıskat etme hakkının haklı nedene dayandığı tespit ve kanaatine ulaşılmış davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN:
İstinaf yoluna davacı 01/08/2018 tarihinde başvurmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ VE DEĞERLENDİRME:
İstinaf yoluna başvuran davacılar dilekçesinde özetle; mahkeme kararının, hukuka ve ispat kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenle “istinaf talebimizin esastan kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına” karar verilmesini talep ederek; Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1359 Esas sayılı dosyası ile vasiyetneme açılmış ve okunmuş, davacılar vasiyetname içeriğinden haberdar olduklarını, yasal süre içerisinde “vasiyetnamenin iptali davasının açıldığını muris K1’ın (T.C. no:16525239610, vefat etmeden önce, adana 1.noterliği’nin 17 haziran 2016 tarih ve 12567 yevmiye no’lu “düzenleme şeklinde vasiyetname” şeklinde vasiyetname ile; murisin davalılar yararına” ve davacılar aleyhine olmak üzere mirastan ıskat yapmış olduğunu, vasiyetnamenin iptali davalarında ispat külfetinin, davalı tarafta olduğunu, çünkü mürastan ıskattan yararlanan taraf, “mirastan ıskat sebeplerinden yararlandığı ve lehe durum olduğu için”, ispat külfeti, mirastan yararlanan taraf olan davalılarda olduğunu, Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin yanılgılı değerlendirme ile, “davacının davasını delillerle ispatlayamadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş ise de, ispat külfetinin ıskattan yararlanan davalılarda olduğunu, davalıların iddialarını ispatlayamadıklarını, kendilerine menfaat sağladıklarını, murisin sağlık durumu kötü durumdayken ve ölümünden çok kısa süre önce, davalıların refakatiyle murisin notere götürülmesi ve davacıların “mirastan ıskat” edilmesinin, çok düşündürücü ve davalıların kötüniyetini sergilediğini, herhangi bir ceza dosyası veya başkaca bir belge bulunmadığını belirterek Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ilamının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Yapılan inceleme sonucunda; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, dava vasiyetname şeklinde düzenlenen mirastan ıskat sözleşmesinin TMK 510-559 maddeleri uyarınca iptaline ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların babası muris K1’ın vefat etmeden önce Adana 1. Noterliği’nin 17/06/2016 tarih ve 12567 yevmiye nolu düzenleme şeklinde şeklinde vasiyetname düzenlediği Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1359 Esas sayılı dosyası ile belirtilen vasiyetnamenin açıldığı ve okunduğu davacıların bu dava ile vasiyetnamede davacıların mirastan ıskat edildiklerini,sebeplerin doğru olmadığını belirterek iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin iptaline dair davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; TMK.nun 512/2.maddesine dayalı mirastan ıskat sözleşmesinin iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece ıskat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, Kütahya 1. Noterliği’nce düzenlenen 21/11/2006 tarihli düzenleme şeklinde ıskat sözleşmesinin iptaline karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uymamaktadır.
Mahkemece yapılan incelemede vasiyetnamenin iptalini talep etme koşulları davacı lehine gerçekleşmediğinin tespit ve kanaatine ulaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
TMK.nun 510. maddesi uyarınca ölüme bağlı tasarruf niteliğindeki işlemlerden olup, tasarrufta bulunan kişinin ölmesi halinde hüküm ifade eder. (TMK.md.510/2). Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin itiraz etmesi halinde bu sebeplerin varlığının ispatı çıkarmadan yararlanan mirasçılara düşer (TMK.md.512/2). Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemiş ise, tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir (TMK.md.512/3). Bu sebeple de, böyle bir durumda davanın tenkis davası olarak görülüp, karar verilmesi gerekir.
Mirasçılıktan çıkarma (ıskat); mahfuz hissenin temelini teşkil eden aile dayanışmasının zedelendiği hallerde, mahfuz hisseli mirasçıyı mirasdan uzaklaştırma olanağını, miras bırakana tanıyan ölüme bağlı bir tasarruftur.
Bu tasarrufla vasiyetçi, mahfuz hisseli bir mirasçısını miras hakkından ve mahfuz hissesinden yoksun bırakır.
Mirasdan çıkarma, cezai (olağan) ve aciz sebebiyle (koruyucu) olmak üzere iki türlüdür.
Mirasçı, mirasbırakana ve yakınlarından birine karşı TMK. nun 510. maddesinde gösterilen ağır bir suç işler veya murisine veya ailesine karşı kanunen yerine getirmekle yükümlü olduğu aile görevlerini ifada büyük bir kusur işlerse cezai (olağan) çıkarma nedenleri doğmuş olur.
Aciz sebebiyle (koruyucu) çıkarma ise; murisin, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan alt soyun çocuklarını koruma amacıyla, alt soyun saklı payının yarısının mirasçının çocuklarına özgülenmesine yöneliktir.
Cezai (olağan) çıkarma sebepleri iki kısımda incelenebilir.
1- Mirasçının mirasbırakana ve onun yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesidir. Bu suçun tamamlanması şart olmadığı gibi bu konuda bir mahkumiyet kararı bulunması da koşul değildir. Afdan ve zamanaşımından yararlanılmasının da önemi yoktur.
Ağır suçdan amaç; mirasbırakanın şahsiyet haklarına, beden tamlığına, mamelekine yönelik, onunla aile bağlarının koptuğunu gösteren hukuka aykırı bir fiildir. Buradaki ağır terimi, hukuk hakimine yönelik olup, hakim suçun ağır olup olmadığına ceza hukuku kurallarıyla bağlı olmaksızın karar verir.
Başka bir deyişle, kanun koyucu, burada fiilin niteliğine değil de sonucuna önem verdiği için, hakim, suçun ağır olup olmadığına, fiilin aile bağını koparacak nitelikte olup olmadığı ve fiilen de koparmış olup olmadığını araştırarak sonucuna göre karar verecektir. Koparacak nitelikle olmasından kasıt, suçun objektif olarak aile bağını koparacak nitelikte olmasıdır. Fiilen koparmış olması da, subjektif unsur olup, somut olayda aile bağını koparmış olmasıdır. Kanunun ağır terimi ile kastettiği budur. Şu halde bir fiil aile bağını koparacak nitelikte olmakla beraber, somut olayda koparmamışsa, subjektif şart gerçekleşmediği için, mirasçılıktan çıkarma sebebi olamaz (Prof. Dr. Mustafa , Prof. Dr. Turgut Öz- Türk Özel Hukuku Cilt IV, Miras Hukuku, İstanbul 2011, syf.200 vd.).Suçun ağırlığını belirleyecek olan ceza hukuku prensipleri değil, medeni hukuk esaslarıdır. Mirasçının, mirasbırakanı ağır bir şekilde zedeleyen ve ailevi hislerin yokluğunu gösteren bir suç işlemesi halinde, bu kişi mirastan ıskat edilebilir. Bu kuralın uygulanmasında, hakimin takdir hakkı bulunması zorunludur (Prof.Dr.Zahit, Prof. Dr.Hasan Erman, Miras Hukuku-İstanbul 2006 syf-234 vd.). Aile bağlarını koparıcı fiilin işlenmesinde, mirasbırakan da en azından mirasçı kadar kusurlu bulunuyor ise ıskat geçerli değildir (Prof.Dr.Necip , Miras Hukuku, 3.baskı, İstanbul 1987, syf. 310 vd.).
2-Mirasçının murise ve ailesine karşı kanunen mükellef olduğu aile hukuku vazifelerini büyük bir kusurlu davranışla yerine getirmemesi .
Örneğin; Ana, baba ve çocukların karşılıklı sevgi ve saygı şefkat bağları, yoksulluğa ve zarurete düşmede yardım yükümlülüğü, nafaka borcu, aile birlik ve huzuru bozan davranışlarda bulunmama ilkelerine aykırı hareketler v.b. gibi.
Öte yandan mirasçılıktan çıkarılmaya itirazı düzenleyen TMK’nun 512. maddesi; “Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, miras bırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapılmışsa, çıkarma geçersiz olur. hükmünü içermektedir.( bakınız Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No:2010/582, Karar No:2010/633sayılı kararı )
Bu açıklamalardan sonra, somut olaya dönüldüğünde;davacıların babası muris K1’ın vefat etmeden önce Adana 1. Noterliği’nin 17/06/2016 tarih ve 12567 yevmiye nolu düzenleme şeklinde şeklinde vasiyetname düzenlediği Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/1359 Esas sayılı dosyası ile belirtilen vasiyetnamenin açıldığı ve okunduğu davacıların bu dava ile vasiyetnamede davacıların mirastan ıskat edildiklerini, sebeplerin doğru olmadığını belirterek iptalini talep etmiştir. Murise ait vasiyetname içeriğinde .sağlığımda, hastalığımda, iyi günümde kötü günümde, bayramlarda, özel günlerde benim yanımda olmadıkları, evlatlık görevlerini yapmadıkları, benimle ilgilenmedikleri için …..mirastan ıskat ettiğimi, mirasçılıktan çıkardığımı….” belirtmek ve gerekçe olarak belirtmek suretiyle davacıları mirastan ıskata ilişkin vasiyetname düzenlemiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre davacılardan Zeliha’nın murisi yaklaşık 12 yıl görmediği ,davacı hüseyin’in zor gününde yardım etmediği, muristen para aldığı ödemediği, zor gününde arayıp sormadıkları yanında olmadıkları, hastalığı sebebiyle bir çok ameliyat olduğu gelmedikleri sormadıkları, diğer kardeşleri ve anneleri ile görüşmedikleri ve ilgilenmedikleri belirtilmiş ise de, mirasçının murise ve ailesine karşı kanunen mükellef olduğu aile hukuku vazifelerini büyük bir kusurlu davranışla yerine getirmemesi, örneğin; Ana, baba ve çocukların karşılıklı sevgi ve saygı şefkat bağları, yoksulluğa ve zarurete düşmede yardım yükümlülüğü, nafaka borcu, aile birlik ve huzuru bozan davranışlarda bulunmama ilkelerine aykırı hareketler v.b. Gibi. Davada, vasiyetnamede ıskat sebebi yazılmasına rağmen delillere göre yasada aranan ıskat sebeplerinin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde mirasçılıktan çıkarma haricinde vasiyetname bölümü yönünden de davacı iptal sebeplerini ispatlayamamıştır. (Yargıtay 3. hukuk dairesi esas no : 2017/17228 karar no : 2018/1512 sayılı kararı,Yargıtay 1. hukuk dairesi esas no : 2016/2102, karar no : 2016/8810 sayılı kararı. )
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.” hükmü getirilmiştir.
Davalılar, mirastan ıskat sebebini ispat edemediğinden TMK’nun 512/3. maddesi gereğince mirastan ıskatın miras bırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olması gerekir. Başka bir ifadeyle tasarruf nisabı sınırları içerisinde geçerli olmak üzere vasiyetnamenin ıskatına ilişkin bölümün hükümsüzlüğüne karar verilerek davacının saklı payını talep edebileceği ve davaya tenkis davası olarak devam edileceği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; TMK.nun 512/3.maddesi gereğince, mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun davacı mirasçının saklı payının tasarruf nisabı oranında yerine getirilerek davaya TMK.nun 564. vd. maddelerinde açıklanan tenkis davası olarak devam edilmek suretiyle murisin terekesinde bulunan tüm aktif ve pasifinin belirlenmesinden sonra uzman bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurmak olmalıdır.Dosya içeriğine, toplanan delillere, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre eksik incelemeye dayalı usul ve yasaya aykırı karar verildiği anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-a-6 bendi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24/05/2018 tarih, 2017/157 Esas, 2018/238 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nun
353/1-a-6 bendi uyarınca KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
Davacı tarafındanyatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,
5-
Davacı tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından, taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.06/11/2018
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe