Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1688
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.157/7) [KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 18.10.2023 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 09.08.2023 gün ve 2023/585 Esas, 2023/681 Karar sayılı kararı,
“Eylemin niteliği ve ağırlığı, Mahkemece verilen ceza miktarı ile Avukatlık Kanunu’nun 158/1. maddesinde öngörülen ilkeler nazara alındığında Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nca, Baro Disiplin Kurulu’nun söz konusu kararının yerinde olmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede isabet görülmekle birlikte, uyarma cezası ile cezalandırılmasına dair kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmek suretiyle tayin edilen üç ay süre ile işten çıkarma cezasının
Mahkemece tayin edilen ceza miktarına göre süre yönünden hafif kaldığı
, eylem ile ceza arasında adaletli bir dengenin kurulmadığı, hak ve nesafet kurallarına uygun bulunmadığı anlaşılmıştır.” gerekçesi ile Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli Avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27.09.2011 günlü “Olur”u ile; “… A.Ş. .. İl Hukuk İşleri Müdürlüğünde görev yaptığı 2007 ilâ 2009 yılları arasında birtakım usulsüz işlemler yaptığı,
Bu cümleden olarak;
1-Müvekkili olduğu şirketten takip ettiği işlere karşılık aldığı avansları kapatma işlemleri sırasında,
a- 30.05.2007 tarihli toplam 2.281 TL’lik avans kapama evrakına 1.526,40 TL’lik,
b- 13.07.2007 tarihli toplam 2.256,50 TL’lik avans kapama evrakına 1.650,60 TL’lik,
c- 21.09.2007 tarihli toplam 2.555,60 TL’lik avans kapama evrakına 2.209,30 TL’lik,
d- 20.08.2008 tarihli toplam 2.391,80 TL’lik avans kapama evrakına 566 TL’lik,
e- 31.10.2008 tarihli toplam 2.500 TL’lik avans kapama evrakına 185,50 TL’lik,
f- 10.11.2008 tarihli toplam 1.970 TL’lik avans kapama evrakına 1.970 TL’lik,
g- 30.11.2008 tarihli toplam 4.563,50 TL’lik avans kapama evrakına 853,50 TL’lik,
h- 17.04.2009 tarihli toplam 5.883,90 TL’lik avans kapama evrakına 925 TL’lik,
i- 30.10.2009 tarihli toplam 3.907,42 TL’lik avans kapama evrakına 419 TL’lik,
Başka avukatlara ait belgeleri kullanarak haksız kazanç elde ettiği,
2-İcra müdürlükleri aracılığıyla ve haricen tahsil ettiği paraları müvekkili şirkete gecikmeli olarak intikal ettirdiği,
Bu cümleden olarak;
a- Çeşitli tarihlerde tahsil edilen toplam 329.985,23 TL’yi 1 ay ilâ 10 ay arasında uhdesinde tuttuğu,
b- Müvekkili şirkete olan borçlarına karşılık, … A.Ş.’den aldığı 05.03.20101 keşide tarihli 8.000 TL bedelli çeki şirkete vermeyip, temizlik firması çalışanı aracılığıyla tahsil ettirerek, 1.309,91 TL’yi 05.05.2010 tarihinde, 6.6680 TL’yi de 13.05.2010 tarihinde müvekkil şirketin hesaplarına yatırdığı süreye kadar uhdesinde tuttuğu” iddiaları ile soruşturma izni verilmesi ve şikâyetçi kurum vekilinin 24.02.2011 kayıt tarihli dilekçesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli sözlü ve yazılı savunmasında özetle; iddiaları kabul etmediğini, İl Müdürlüğünde hukuk müdürü olarak görev yaptığı sırada günlü para tahsilatlarının zorunlu nedenlerle şirket hesabına 1-2 gün geç yatırılabildiğini, bir takım evrakın işlerin yürürlüğü açısından düzenlendiğini ve bu nedenle şirketin hiçbir zarara uğramadığını, zimmetinde hiçbir paranın olmadığını, aleyhinde haksız ve asılsız davalar ve şikâyetler olduğunu, ceza mahkemesi kararının eksik inceleme ile verildiğini, kurum zararının tarafınca giderildiğini belirterek hakkında ceza tayinine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 16.03.2012 günlü toplantısında şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin davasına konu eylemi nedeniyle, “Zimmet” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/332 (bozmadan önce 2012/45) esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 23.12.2022 gün ve 2022/676 karar sayılı ilamı ile her ne kadar sanık hakkında “Zimmet” suçundan kamu davası açılmış ise de sanığın eyleminin bu suçu değil “Zincirlemeli Olarak Hizmet Sebebiyle Güveni Kötüye Kullanmak” suçunu oluşturduğu kanaatine varılmakla, TCK’nın 155/2, 43/1, 168/2, 62/1, ve 52/2.maddesi gereğince 1 Yıl 15 Gün Hapis ve 1.240 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi uyarınca Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi ile 31.01.2023 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; Sanık Avukatın, … A.Ş. … İl Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde görev yaptığı 2007 ile 2009 yılları arasında … Ltd. Şti.’nin kullandığı dört adet takip borcu için 09.12.2009 tarihinde, 05.03.2010 tarihli 8.000 TL tutarlı çekin şirketçe sanığa teslim edildiği, sanığın çeki fiziki olarak kuruma teslim etmeyip ödeme gününe kadar üzerinde tuttuğu, ödeme gününde çekin şirket çalışanı tarafından tahsil edilerek bedelinin sanığa verildiği, ancak çek bedelini elinde tutan sanığın bu parayı şirketin borçlarına yatırmadığı, borcun kapanmadığının anlaşılması üzerine sanığın bahsi geçen şirketin borçlarını peyderpey ödediği, yani sanığın faturasına karşılık alınıp tahsil edilen çek bedeli ile fatura bedelini ödemediği, sanığa ait avans kapatmaya ilişkin yevmiye fişindeki masraflar toplamının 34.860,37 TL olduğu, bunun 10.305,30 TL’lik bölümünün sanığa ait olmadığı halde 10.305.30 TL’yi sanık kendisi tarafından yapılmış masraf gibi göstererek parayı üzerinde tuttuğu, yani sanığın diğer avukatlara ait sarf evraklarını kullanmak suretiyle bedelini kendisine mal edindiği, sanığın daha önce kullanılmış avans kapatma evraklarını yeniden kullanmak suretiyle toplam 8.423,70 TL tutarındaki parayı üzerinde tuttuğu, yani daha önce kullanılan belgelerin ikinci kez kullanılarak bedelinin sanık tarafından alındığı, sanığın 17.02.2009 tarihli avansın kapatılmasına ilişkin yevmiye fişinin ekinde bulunan ve Avukat F.M.’ye ait gönen İcra Müdürlüğü’nün 925 TL’lik toplu tahsilat makbuzu tasnif listesinde parayı yatıranın isminin bulunduğu yeri daksilleyip, paraflayarak ve başkasına ait masraf belgesini tahrif ederek bedelini uhdesinde tuttuğu, yani başka avukata ait masraf belgesini tahrif ederek bedelini mal edindiği, icra dairelerinden tahsili yapılan dosya bedellerini şirketin hesabına aynı gün değil, daha sonra intikal ettirdiği, bu suretle zincirleme surette güveni kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmıştır.
Sanığın avukat olduğu, suç tarihlerinde de … il müdürlüğünde, kadrolu avukat ve il hukuk müdürü olarak görev yaptığı, sanığın tüm görev süresince iş sözleşmesine tabi olarak çalıştığı, görev yaptığı süre içinde, iç denetim rapor ve ekleri, sanığın birlikte çalıştığı tanık avukatların beyanları, aynı kurumda çalışan diğer görevlilerin beyanı, dosyaya yargılama aşamasında sunulan belge ve bilgiler, bilirkişi raporu, sanığın kısmen bazı eylemleri kabul eden savunmaları ve tüm dosya içeriğine göre, zimmetten dava açılmış ise de, … çalışanlarının kamu görevlisi niteliğine haiz olmadıkları nazara alındığında, iş sözleşmesi ile … A.Ş. … İl Müdürlüğünde hukuk işleri müdürü olarak çalışan sanığın suç tarihlerinde sübut bulan eylemlerinin zincirleme olarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Sanık aşamalardaki savunmasında özetle, çek miktarının 4 borcu kapatmadığından ve 2010 yılı Nisan ayından sonra avukatların takipteki dosyalarında avukat ücretinin sıfıra indirilmesi söz konusu olacağından firmanın yetkilisi ile görüşerek ödemeyi bu tarihten sonra yapmak için beklettiğini, ancak soruşturma olunca borçlarım yatırdığını savunmuştur. Ancak sanığın çek bedelini kurum hesabına aktarmama nedeni olarak gösterdiği gerekçelerin kabul edilebilir bir tarafı olmadığı, çek bedelinin derhal tamamını yatırmayarak 13 gün arayla yatırmasının da bu bedeli kendi menfaatine kullandığını açıkça gösterdiğinden savunmaların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilmiş ve buna göre, sanığın görev yaptığı şirketin abonesi olan … Ltd. şirketinin sanığın çalıştığı kuruma geçmiş dönemlere ait borcunun olduğu, bu borca karşılık borçlu şirket temsilcisi tarafından Bank Asya … şubesine ait 05.03.2010 keşide tarihli 8.000 TL’lik çekin sanığa teslim edildiği, sanığın çeki görev yaptığı şirkete vermediği gibi çeki keşide tarihinde temizlik görevlisi aracılığıyla tahsil ettikten sonra çek bedelini de yatırmadığı, borçlu firmanın bir yazı ile çekin akıbetini sorması ve olayın ortaya çıkması üzerine borca karşılık aldığı çek tutarını 05.05.2010 ve 18.05.2010 tarihlerinde 7.989,91 TL olarak yatırdığı, böylece sanığın çalıştığı kuruma ait çek bedeli tutarını 05.03.2013 tarihinden 18.05.2013 tarihine kadar 2 ay 13 gün boyunca üzerinde tutarak geçici olarak kullandığı bazı tahsilatların hesaba intikalinin 9 aya kadar uzadığı göz önüne alındığında sanığın amacının sadece günlük ortalamaları ayarlamak olmadığı, kaldı ki çalıştığı kurumun belirtilen şekilde hedefleri olsa da bunun tahsil edilen paraların bekletilerek daha sonraki günlerde tahsilat yapılmış gibi gösterilmesi şeklinde bir uygulamanın kabul edilemeyeceği, sanığın öncelikli görevinin tahsilatları derhal kurum hesabına yatırmak olduğundan kendisine verilen paraları belli bir süre menfaatinde kullandıktan sonra kurum hesaplarına aktardığı kanaatine varılmıştır. Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ışığında rapor düzenleyen bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere sanığın, 2009 yılı içinde toplam 90 ayrı işlemde icra dairelerinden tahsil edilen paraların kurum hesabına daha sonra intikal ettirildiği, geç intikal ettirilen dosya bedellerinin bir kısmının bizzat sanık tarafından icradan çekildiği, bir kısmının da başka avukatlar tarafından çekildiğinin görüldüğü, ancak diğer avukatlardan A.Y. ve N.C. ifadelerinde icradan çektikleri parayı sanığın isteği üzerine ona verdiklerini veya posta ile onun hesabına gönderdiklerini açıkça ifade ettiklerinden ve sanığında bu yönde bir inkarı bulunmadığından icra paralarının kurum hesabına geç aktarılmasından sanığın sorumlu olduğunu kabul etmek gerekmiş ve bu şekilde kuruma geç intikal ettirilen miktarın 329.985,23 TL olduğu sanığın mesleki hizmetin kendisine sağladığı menfaati kötüye kullanarak güveni kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca incelemenin duruşmalı yapıldığı, “şikâyetlinin, … A.Ş. İl Hukuk İşleri Müdürlüğünde görev yaptığı dönemde birtakım usulsüz işlemler yaptığı, bu süreçte başka avukatlara ait belgeleri kullanarak haksız kazanç elde ettiği, icra dosyalarından tahsil ettiği parsaları vekili olduğu şirkete gecikmeli intikal ettirdiği, şikayetçi şirkete ait çeki temizlik görevlilerine tahsil ettirerek çek bedelini uhdesinde tuttuğu, şikâyetlinin eylemlerinin ceza mahkemesince sabit görüldüğü; bu kapsamda, şikâyetlinin, üzerine atılı disiplin kovuşturmasına konu eylemi işlediği sonucuna şüpheden uzak bir şekilde varılmıştır.
Şikâyetlinin eyleminin Avukatlık Kanunu’nun 135.maddesi kapsamında kınama cezasını gerektirdiği değerlendirilmekte ise de şikâyetlinin sicili durumu ve hakkındaki ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu gözetilerek takdiren uyarı cezası ile cezalandırılması cihetine gidilmiş ve aşağıdaki karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi kurum vekilinin 23.06.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, iddialarını tekrarla, dosyanın itirazları üzerine yeniden değerlendirilerek şikâyetli Avukat hakkında Avukatlık Kanunu’nun 135/3-4-5 fıkralarına göre karar verilmesini vekil edeni adına talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Kurulumuzca yapılan müzakerede; 4 üye “Şikâyetli avukatın, eylemiyle orantılı olarak, alt hadden 3 ay süreli işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasının hukuka uygun olduğu” gerekçesiyle önceki kararda ısrar edilmesi yönünde, diğer 3 üye de Bakanlık görüşü doğrultusunda işlem yapılması yönünde oy kullanmıştır.
Bu durumda, Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesindeki “…
Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir
” düzenlemesi karşısında 2/3 nitelikli çoğunluk oluşmadığından ve Bakanlık görüşü yasa gereği kabul edilmek zorunda kalındığından şikâyetçi kurum vekilinin itirazının kabulü ile kararın 1 yıl işten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle düzeltilerek onanmasına; şikâyetli Avukatın 1 yıl süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Kurulumuzun 09.08.2023 gün ve 2023/585 Esas, 2023/681 Karar sayılı kararına ilişkin olarak; Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği nitelikli çoğunluk sağlanamadığından,
BAKANLIK GÖRÜŞÜ DOĞRULTUSUNDA KARAR VERİLMESİNE
,
2-Şikâyetçi vekilinin itirazının kabulüne, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının1 yıl süre ile işten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Şikâyetli Avukatın
1 YIL SÜRE İLE İŞTEN ÇIKARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sonucun Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
4-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe