Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1656
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34, 157/7) [KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 12.10.2023 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 08.08.2023 gün ve 2023/569 Esas, 2023/674 Karar sayılı kararı,
“Avukatın özen yükümlülüğü çerçevesinde müvekkilinin zarara uğratmasını önleyecek her türlü tedbiri alarak mesleğin icrasına ilişkin kuralları iyi bilmesinin gerektiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 171/1. maddesi uyarınca üzerine aldığı işi sonuna kadar takip yükümlülüğü bulunduğu gibi, bir haktan vazgeçme sonucunu doğuran işlemlerde müvekkilin yazılı muvafakatinin alınmasının zorunlu bulunduğu, aksi davranışın disiplin cezasını gerektirdiği şüphesiz bulunmaktadır.
Bu durumda, şikayet edilen Avukatın eyleminin tüm dosya kapsamı ile sabit olup ceza yasası hükümlerinden ayrı olarak başlı başına özen yükümlülüğüne aykırı olduğu ve Avukatlık hizmetinin özelliklerinden gelen ölçülere de uygun bulunmadığı nazara alındığında, Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 134. maddelerine aykırılık teşkil ettiği gözetilmeden itirazın reddine ve söz konusu kararın onanmasına karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli Avukat hakkında; “Şikâyetçi davacı şirket vekili olarak takip ettiği … Ticaret Mahkemesinin gün ve 2016/449 esas, 2018/747 karar sayılı davanın reddine, davacı takipte haksız ve kötüniyetli olduğundan İİK madde 67/2 uyarınca takip konusu alacağın %20 icra inkâr tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair kararını istinaf ettiği, … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2021 gün ve 2020/563 esas, 2021/469 karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; karar gerekçesinde “Mahkemece davalının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmolunması doğru değilse de bu husus davacı vekili tarafından istinaf edilmediğinden dairemizce sadece eleştirilmekle yetinilmiştir.” ibarelerine yer verildiği, bu şekilde şikâyetli Avukatın istinaf dilekçesinde özensiz davrandığı” iddiası üzerine başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli vekili yazılı savunmasında özetle, müvekkilinin 01.06.2020 tarihinde vekillik görevinden istifa ettiğini, istifa ihtarının 02.06.2020 tarihinde yapıldığını, vekillik görevinden kaynaklanan şikâyetin bir yıl içerisinde açılması gerekirken görev süresinin bitiminden 1 yıl 28 gün sonra yapıldığını, dolayısıyla şikâyet hakkının zamanaşımına uğradığı, … Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/449 esas, 2018/747 karar sayılı dava için istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin gerekçesinde tüm karar karşı itiraz edildiğini ve dilekçenin sonuç kısmında ise “yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla ve RESEN NAZARA ALINACAK DİĞER SEBEPLERE İSTİNADEN TEHİRİ İCRA TALEBİMİZİN KABULÜ İLE ÖNCELİKLİ OLARAK İCRANIN GERİ BIRAKILMASI KARARI VERİLMESİNİ oluşa tüm sürece hayatın olağan ve objektif akışına kanuna ve hukuka aykırı eksik inceleme ve araştırma sonucu delilerin takdiri ve değerlendirmesinde hataya düşülerek haklı kanuni ve hukuki taleplerimiz nazara alınmayarak gerek mahkemece verilen RED KARARININ MÜVEKKİL LEHİNE BOZULMASINA yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de karşı tarafa tahmiline dair karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz” şeklinde taleple tüm kararın bozulmasını istediği, bununla birlikte İstinaf Mahkemesinin istinaf dilekçesindeki sebeplerle bağlı olsa bile HMK madde 355 uyarınca da ilk derece mahkemesinin kamu düzenine aykırı kararlarının resen incelemeye tabi tutulması gerektiğini, istinaf mahkemesinin bu incelemeyi yapmamasının sorumluluğunun avukata yüklenemeyeceği, kaldı ki bu davadan dolayı şikâyetçinin herhangi bir zararının doğmadığı, ayrıca şikâyetlinin aynı konuya ilişkin ikinci kez şikâyet ettiğini, şikâyetçinin ilk şikâyeti üzerine Baro Yönetim Kurulu’nun 12.01.2021 gün ve 55 sayılı kararıyla disiplin soruşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiğini, neticeten işbu şikâyetin haksız olduğunu beyan etmiştir. Sözlü savunmasında; “İddiaları kabul etmiyorum. Daha önce yazılı savunmalarımı sunmuştum, aynen tekrar ederim. Disiplin kovuşturmasına konu eylemle ilgili olarak müvekkil gerekli açıklamayı yapmıştır. Ben olayın hukuki yapısının değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. İstinaf başvurusu yapılırken redde bağlı tüm hükümler istinaf başvurusuna konu yapılmıştır. Müvekkilim tehiri icra kararı da almıştır. Ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Burada istinaf başvurusunda bulunulurken davanın reddine bağlı olarak verilmiş olan tüm hükümlerin kaldırılmasını talep etmiştir, istinaf dilekçesi incelendiğinde ilk derece mahkemesinin tüm hükümlerinin istinaf konusu yapıldığı anlamı çıkmaktadır. İstinaf mahkemesinin kararı hatalıdır. Hukuksal değerlendirilme yanlış yapılmıştır. Dosyada bulunan vekâletnameden de göreceğiniz üzere şikâyetçi şirket vekili meslektaşımızın vekâletnamesi 2019 tarihlidir. Şikâyetçi şirket vekili aracılığıyla müvekkilimin takip ettiği dosyalan kontrol ettiler fakat bu karara ilişkin şikâyetçi şirket herhangi bir yazılı emir ya da haksız karar nedeniyle istirdat davası açma yoluna gitmedi. Bu istinaf kararı tamamen bir hukuksal değerlendirmedir. Bu karar nedeniyle özel yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı disiplin cezası tayini yoluna gidilirse avukatlar mesleklerini yapamaz hale gelecekleri gibi bu durum hukukun gelişimine de engel olacaktır. Daha önce baromuza şikâyetçi tarafından iki ayrı disiplin şikâyeti yapılmış ve bu şikâyetlerde disiplin kovuşturmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Müvekkilim şikâyetçi şirketin vekilliğini yaptığı dönemde duruşmalara girmiş, ara kararlarını yerine getirmiş ve özen yükümlülüğüne uygun davranmıştır. Avukatlık Kanunu ya da Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları çerçevesinde herhangi bir ihlal yapılmamıştır. Bu sebeplerle müvekkilim hakkında disiplin cezası tayinine yer olmadığına dair karar verilmesini dilerim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Şikâyetli Avukat sözlü savunmasında; “İddiaları kabul etmiyorum. Daha önce yazılı savunmalarımı sunmuştum, aynen tekrar ederim. Ben yaklaşık 5 yıldır şikâyetçi şirketin 2015 – 2020 yılları arasında vekilliğini yaptım. Bu aşamada şirketin davalarında duruşmalarına girdim, süresinde dilekçelerini verdim. Aramızda ücret alacağına ilişkin uyuşmazlık çıktığında şikâyetçi şirket beni şikâyet etti. Şikâyeti aslında bu hususa dayanmaktadır. Zaten şikâyetçinin vekilliğini yaptığım dönemde yapmış olduğum işlemler şikâyetçi vekili tarafından kontrol ediliyordu. Şikâyete konu mahkeme kararı ile ilgili usulüne uygun bir şekilde istinaf başvurusunda bulundum. İstinaf mahkemesi yanlış bir değerlendirme yapmıştır. Tarafımca Avukatlık Kanunu ya da Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları çerçevesinde herhangi bir ihlal yapılmamıştır. Bu sebeplerle hakkımda disiplin cezası tayinine yer olmadığına dair karar verilmesini dilerim.” demiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 07.06.2022 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 134.maddesi uyarınca şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, “Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; Şikâyetli avukatın … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/449 Esas, 2018/747 Karar sayılı kararını istinaf ederken kötü niyet tazminatı konusunda ayrıca bir açıklama yapmayıp yerel mahkemece verilen red kararının müvekkil lehine bozulmasına karar verilmesini talep ettiği, istinaf mahkemesince de kötü niyet tazminatı istinaf konusu edilmediğinden bu yönde hüküm kurulmadığının belirtildiği görülmüştür.
Medenî hukuk yargılamasına hâkim olan ilkelerden birisinin taleple bağlılık ilkesi olduğu açıksa da hâkimin duruma göre talep sonucundan daha azına karar vermesinin önünde herhangi bir engel yoktur. ‘Çoğu Yapmaya Yetkili Olan Azı Yapmaya da Yetkilidir (Qui potest maius, potest etiam minus)’ ilkesi de nazara alındığında; şikâyetli avukatın istinaf başvurusunda … Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/449 Esas, 2018/747 Karar sayılı kararının tümden kaldırılmasını talep ettiği, bu talebin ‘kötü niyet tazminatı’ yönündeki kararı da kapsadığına ilişkin savunması, şikâyetçi şirketin zarara uğradığı yönündeki iddiasının derdest bir davanın konusu olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, şikâyetli Avukatın Avukatlık Kanunu’nun 34, 134. maddelerinin ihlaline neden olan bir eylemi saptanamamış, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi şirket vekilinin 05.05.2023 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; iddialarını aynen tekrarla, haciz baskısı altında 21.09.2018 tarihinde yerel mahkeme vekâlet ücretini ve kötüniyet tazminatını ödemek zorunda kaldıklarını, istinaf mahkemesi kararı sonrasında kötüniyet tazminatını haksız yere ödemek zorunda kaldıklarını belirterek istinaf mahkemesi kararı ve … Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.2022 gün ve 2021/257 esas, 2022/537 karar sayılı ilamı dikkate alınarak mezkur kararın kaldırılmasını ve şikâyetlinin cezalandırılmasını talep ettiği,
Şikâyetli Avukat vekilinin 06.06.2023 kayıt tarihli cevabında özetle; savunmalarını yineleyerek suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğini, şikâyete konu BAM kararının Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.2022 gün ve 2021/257 esas, 2022/537 karar sayılı kararının istinaf edilmekle kesinleşmediğini belirterek yasal dayanaktan yoksun itirazının reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Kurulumuzca Baro Disiplin Kurulu kararına vaki itiraz ile birlikte tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin cezası gerektirmediğine ilişkin hukuksal gerekçesi isabetli bulunmuş, bu nedenle Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülmediğinden itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasına dair önceki kararımızda ısrar etmek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülmediğinden, şikâyetçi şirket vekilinin itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin kararının
ONANMASINA
dair Kurulumuzun 08.08.2023 gün ve 2023/569 Esas, 2023/674 Karar sayılı kararında
ISRAR EDİLMESİNE,
2-Sonucun Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe