TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2023/679 K. 2023/773

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1598

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK madde: AVK Madde 157
[ÖZET] * Her ne kadar, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü, “Baro Disiplin Kurulunun meslekten çıkarma cezası vermek suretiyle işten el çektiği, yargı kararı olmadan yeniden dosyayı ele alarak bir karar verilmesinin mümkün bulunmadığı nazara alındığında” gerekçesiyle, dosyayı Kurulumuza geri göndermişse de; Kurulumuzun, 30.07.2021 günlü ısrar kararında izah edildiği üzere, usulüne uygun tebliğ edilmiş Baro Disiplin Kurulu kararının bulunmaması nedeniyle şikâyetli avukatın itirazının süresinde sayılması gerekeceğinden, dosyanın kesinleşmiş olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu tarafından el çekilen bir dosyanın bulunmaması ve incelemenin derdest olan dosya üzerinden yapıldığının anlaşılmasıyla, hukuka uygun gerekçelerle verilen önceki kararımızda ısrar etmek gerekmiştir.
(Av. Yas. m. 157)

[KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 04.08.2023 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 19.05.2023 gün ve 2023/400 Esas, 2023/497 Karar sayılı kararı,
“Avukat E.E. hakkında, (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan … 2. Ağır Ceza Mahkemesine Esas: 2017/159 sayısına kayden ceza davası açıldığından bahisle başlatılan disiplin kovuşturması sonunda … Barosu Disiplin Kurulunca verilen meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve tedbiren işten yasaklamasına dair 10.01.2018 tarih ve Esas: 2017/1. Karar: 2018/1 sayılı kararın, itiraz edilmeksizin 01.03.2018 tarihinde kesinleştiği halde, söz konusu Baro Disiplin Kurulu kararına karşı yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca verilen itirazın kabulüne, söz konusu kararın bozulmasına ve tedbiren işten yasaklama kararının kaldırılmasına ilişkin 05.06.2021 tarih ve Esas: 2021/418, Karar: 2021/432 sayılı kararın, Bakanlığımızın 14.07.2021 tarih ve 28228 sayılı işlemi ile ‘Avukatlık Kanununun 157/8. maddesi uyarınca Baro Disiplin Kurulunun kesinleşmiş meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının iptali veya yürütmesinin durdurulması yönünde verilmiş bir yargı kararı bulunmadığı gibi bu karara karşı yasada karar düzeltme ve iade-i muhakeme yolunun da öngörülmediği, ancak adı geçen Avukatın 7188 sayılı Yasa uyarınca temyiz yoluna başvurması nedeniyle kesinleşmiş mahkumiyet kararının ortadan kalkması sonucunda Baro levhasına yeniden yazılma hakkının bulunup bulunmadığı hususunda karar verme görev ve yetkisinin Baro Yönetim Kuruluna ait olduğu gibi, adı geçen Avukat hakkında Baro Disiplin Kurulu tarafından meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına ilişkin kararın 01.03.2018 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle hakkında derdest bir disiplin kovuşturmasının bulunmadığı, dolayısıyla Baro Disiplin Kurulunun meslekten çıkarma cezası vermek suretiyle işten el çektiği, yargı kararı olmadan yeniden dosyayı ele alarak bir karar verilmesinin mümkün bulunmadığı nazara alındığında Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.’ gerekçesiyle bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca 30.07.2021 tarih ve Esas: 2021/622, Karar: 2021/590 sayılı karar ile verdiği ısrar kararının iptali istemiyle Ankara 23. İdare Mahkemesine Esas: 2021/1816 sayı ile açılan davanın halen derdest olduğu, adı geçen Avukat tarafından 29.12.2021 tarihli dilekçe ile yaptığı başvuru üzerine Baro Disiplin Kurulunca, ceza mahkemesince bozma sonrasında verilen karar gerekçe gösterilerek itiraza konu kararın verildiği, Anlaşılmıştır. Avukatlık Kanununun 157/8. maddesi uyarınca Baro Disiplin Kurulunun kesinleşmiş meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının iptali veya yürütmesinin durdurulması yönünde verilmiş bir yargı kararı bulunmadığı gibi bu karara karşı yasada karar düzeltme ve iade-i muhakeme yolunun da öngörülmediği, ancak adı geçen Avukatın 7188 sayılı Yasa uyarınca temyiz yoluna başvurması nedeniyle kesinleşmiş mahkumiyet kararının bozma sonrasında niteliğinin değişmesi nedeniyle Baro levhasına yeniden yazılma hakkının bulunup bulunmadığı hususunda karar verme görev ve yetkisinin Baro Yönetim Kuruluna ait olduğu gibi, adı geçen Avukat hakkında Baro Disiplin Kurulu tarafından meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına ilişkin kararın 01.03.2018 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle hakkında derdest bir disiplin kovuşturmasının bulunmadığı, dolayısıyla Baro Disiplin Kurulunun meslekten çıkarma cezası vermek suretiyle işten el çektiği, yargı kararı olmadan yeniden dosyayı ele alarak bir karar verilmesinin mümkün bulunmadığı nazara alındığında Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca itirazın kabulüne, söz konusu kararın kaldırılmasına ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli Avukat hakkında; “FETÖ/PDY Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan kamu davası açıldığı hususunun Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında, “ByLock içeriklerinin keşke tamamının dökümü yapılsaydı, ifade ettiğim gibi ayet, hadis ve dini içerikli mesajlardır, örgütle alakalı mesajlar değildir, böyle olduğunu bilseydim dini sohbetlere dahi gitmezdim, pişmanım, vatanıma milletime düşkün bir insanken terör örgütü üyesi olmaktan dolayı yargılanmak bana çok zarar verdi, bildiğim ne varsa hepsini olduğu gibi anlattım, bütün hususların göz önüne alınarak beraatime karar verilmesini, şayet ceza verilecekse etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak en az cezanın verilmesini talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 05.06.2021 günlü kararı ile 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna ilişkin olarak madde 29 ile 5271 sayılı Kanunu’nun 286. maddesine eklenen fıkra gereğince şikâyetli avukatın incelemeye konu eylemi bakımından yargılandığı ceza mahkemesi kararının temyiz edilmiş olmakla kesinleşmediği anlaşıldığından kararın bozulmasına karar verildiği,
Baro Yönetim Kurulu’nun 22.03.2017 günlü toplantısında, şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/39 (bozma sonrası) esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 07.03.2023 günlü ve 2023/71 sayılı kararı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3/1.maddesinin yollamasıyla TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1. maddesi ve TCK’nın 221/4 ve 62. maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 6 Ay 22 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, CMK’nın 231.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 15.03.2023 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Sanığın mahkememizde yaptığı savunmasında kendisinin avukat olması sebebiyle FETÖ/PDY örgütüne bağlı avukat yapılanmasını anlattığı, bu yapılanma içerisinde kendileriyle ilgilenen kişinin FETÖ/PDY iltisakı sebebiyle yargılanan sanık Murat Kaya isimli kişi olduğunu, örgütün haberleşme programı olan ByLock isimli programı bu şahsın yüklediğini, mahkememizde yargılanan birçok sanığın örgütün haberleşme programı olan ByLock programını yükleyen kişiyi belirtmek bir yana, ByLock tespitini inkar ettiği, örgütün sohbet toplantılarına gelen avukat olan kişilerin isimlerini söylediği, her ne kadar sanık FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin avukatlar haricinde beyanda bulunmasa da söz konusu yapının hücresel bir yapı olduğu, sanığın sadece kendisine ait hücreyi bilmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla, etkin pişmanlık müessesesinin amacının örgütün çözülmesini sağlamak olduğu düşünüldüğünde sanığın vermiş olduğu bu bilgiler … ilindeki avukat yapılanmasını ortaya çıkardığı, sanığın da etkin pişmanlık çerçevesinde vermiş olduğu beyanlarının da samimi ve anlaşılır olduğu anlaşılmakla; örgütün işleyişi ve eylemleri ile örgüt içerisinde görev alan şahıslarla ilgili verdiği bilgilerin örgütün deşifresi yönünde önemli katkı sağlayacağı, bu nedenle sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasının uygun olacağının belirtildiği görülmüş olup, sanığın vermiş olduğu bilgilerden söz konusu şahıslarla ilgili ciddi iddialar olduğu, komplike bir örgüt olan FETÖ/PDY örgütünün çözülmesine olanak sağlama tarafının olduğu, sanığın da etkin pişmanlık çerçevesinde vermiş olduğu beyanlarının da samimi ve anlaşılır olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın vermiş olduğu beyanlar doğrultusunda teşhis tutanağı düzenlenmiş olup sanığın ifadesinde geçen çok sayıda şahsı teşhis ettiği de birlikte değerlendirildiğinde, ikrar içerikli savunmalarının; örgüt üyesi olduğu mahkememizce benimsenen sanığın örgüt üyesi olduğunu kabul etmiş olması ve buna bağlı olarak, sözlü olarak pişmanlığını dile getirmiş olması, örgüt üyesi olduğuna ilişkin bildiği isimlere yönelik teşhiste bulunması dolayısıyla, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği mahkememizce benimsenmiştir.
Yukarıda her bir iddia çerçevesinde sanığın durumu değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin olarak konumu incelenmiştir. FETÖ/PDY yapılanmasının simgelerinden sayılan birkaç kriterinin sanığın üzerinde toplandığının görüldüğü, sanığında bu kriterlere ilişkin ikrar içeren beyanlarda bulunduğu, bu delil bileşkesinin Yargıtay’ın örgüt suçları açısından aradığı süreklilik ve çeşitlilik kriterine uyduğunun anlaşıldığı, zira tüm delillerin aynı sanık üzerinde toplanmasının tesadüf olmasının beklenemeyeceğinden, sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğu anlaşılmakla sanığın üzerine atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği anlaşılmakla, sanık hakkında aşağıdaki mahkumiyet hükmü kurmak gerekmiştir.
Örgüte ne şekilde katıldığı da dahil olmak üzere örgütsel faaliyetler ve diğer örgüt üyeleri hakkında konumuna uygun kendisinden beklenilecek şekilde bilgiler veren sanık hakkında belirlenen ceza üzerinden üst hadden indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sanığa verilen sonuç cezanın 2 yılın altında olması, sanığın daha önceden sabıkasının olmaması, atılı suç nedeni ile maddi somut bir zararın belirlenemeyişi, sanığın bir daha suç işlemeyeceğine dair mahkememize uyandırdığı olumlu kanaat birlikte değerlendirilerek CMK 231/5-14 madde hükümleri uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve denetim süresi belirlenmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”  gerekçesiyle karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Şikâyetli Avukatın daha önce sicil özetinde herhangi bir disiplin cezası olmaması, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması şeklinde kurulan hükmün şikâyetli hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması, dolayısıyla mahkumiyet olarak değerlendirilemeyeceği, sonuç olarak mahkumiyet kararından bahsedilemeyeceğinden şikâyete konu eylemin Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına aykırı olması sebebiyle süreli olarak işten yasaklanması cezası verilmesi kanaatine varılmıştır.”  gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19.04.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, her ne kadar şikâyetli avukat hakkında 4 ay 15 gün süre ile işten yasaklanmasına karar verilmiş ise de alt sınırdan uzaklaşarak daha uzun süreli işten yasaklanma kararı verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasının talep edildiği,
Şikâyetli avukatın 02.05.2023 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, itirazın hangi gerekçesiyle yapıldığının izah edilmediğini, soyut gerekçelere dayanıldığını, HAGB kararının mahkûmiyet olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek itirazın reddi ile kararın onanmasını talep ettiği görülmektedir.
Dosya incelendi:
Her ne kadar, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü, “
Baro Disiplin Kurulunun meslekten çıkarma cezası vermek suretiyle işten el çektiği, yargı kararı olmadan yeniden dosyayı ele alarak bir karar verilmesinin mümkün bulunmadığı nazara alındığında
” gerekçesiyle, dosyayı Kurulumuza geri göndermişse de;
Kurulumuzun, 30.07.2021 günlü ısrar kararında izah edildiği üzere,
usulüne uygun tebliğ edilmiş Baro Disiplin Kurulu kararının bulunmaması nedeniyle şikâyetli avukatın itirazının süresinde sayılması gerekeceğinden, dosyanın kesinleşmiş olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır.
Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu tarafından el çekilen bir dosyanın bulunmaması ve incelemenin derdest olan dosya üzerinden yapıldığının anlaşılmasıyla,hukuka uygun gerekçelerle verilen önceki kararımızda ısrar etmek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülmediğinden; o yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “
4 Ay 15 Gün Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ve
“Cezanın Yasaklı Olduğu Süreden Mahsubuna”
ilişkin kararının
ONANMASINA
dair, Kurulumuzun, 19.05.2023 gün ve 2023/400 Esas, 2023/497 Karar sayılı kararında
ISRAR EDİLMESİNE
, sonucun Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine, Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Eylül 2023
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!