Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1461
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 171, TBB Mes. Kur. m. 3, 4) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 11.11.2020 günlü “Olur”u ile; “… Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/288 esas sayılı kamu davasında ‘uyuşturucu madde ticareti yapma’ suçundan yargılanan müştekiye, … Barosu Başkanlığınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3 maddesi uyarınca zorunlu müdafi olarak görevlendirilip yapılan yargılanma sonunda 23/05/2017 tarih ve 2017/125 sayılı sanığın 10 yıl hapis cezası ve 100 gün adli para cezasına mahkumiyetine dair verilen karara ilişkin yaptığı istinaf başvurusu üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 18.10.2018 tarih, 2017/1527 esas ve 2018/806 karar sayılı başvurunun esastan reddine dair temyiz yolu açık olmak üzere verdiği kararı usulüne uygun olarak tebliğ aldığı hâlde, yasal süresi içerisinde temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet verdiği” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; temyiz süresinin M.Z. yönünden sehven atlandığını, ancak kastının olmadığını, aynı dosyada müdafi olarak görevlendirildiği diğer sanık Hasan Yılmaz hakkında verilen karara ilişkin kanun yararına bozma yoluna kadar girmiş olmasının da bunun bir göstergesi olduğunu, M.Z. almış olduğu cezayı temyiz etmesi halinde dahi değişmeyeceğinden emin olduğunu, olay nedeniyle üzgün olduğunu, olay nedeniyle hakkında açılan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/169 esas sayılı dosyasında şikâyetçinin de şikâyetinden vazgeçtiğini ve suç kastıyla hareket ettiğinin tespit edilememesi nedeniyle hakkında beraat kararı verildiğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 28.10.2020 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukat Kanunu’nun 34, 134 ve 171. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4 ve 41. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/169 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 28.06.2021 gün ve 2021/300 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın suç kastıyla hareket ettiği tespit edilemediğinden, CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 06.07.2021 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “…sanığın müştekinin zararının karşılanması amacıyla anlaşmaları gereğince 18 aylık SGK primi olan 270TL’yi 25.06.2021 tarihinde ödemiş olduğunun TEB dekont içeriğinden de anlaşıldığı, bu şekilde sanığın savunmalarının müşteki beyanı ve dosyaya sunulan dekont içeriğinden de doğrulandığı, sanık hakkında TCK’nın 257/1 maddesi gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilmemesi şeklinde gerçekleşen eylemin TCK’nın 257/2 maddesi kapsamında kalan suça vücut vereceği, ancak bu suçun kasıtlı suçlardan olması sebebiyle sanığın savunması değerlendirildiğinde ofisine gelen tebligatı sonradan gördüğünü beyan etmesi ve tebligatı almasıyla birlikte temyiz talebinde bulunmuş olmasına rağmen … Bölge Adliye Mahkemesince temyiz talebinin reddedildiğinin anlaşılmış bulunması, sanığın müdafiliğini üstlendiği sanıklar yönünden dosya içeriği incelendiğinde sanıkların lehine olağan ve olağan üstü kanun yollarına başvuru yönünden gerekli işlemleri yaptığı da görüldüğünden, tebligatın geldiğini görmediği yönündeki savunmasına mahkememizce itibar edilmekle sanığın suç kastıyla hareket etmediği değerlendirildiğinden hakkında açılan kamu davasından CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine dair, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Avukatlık Yasasının ‘Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri’ başlıklı 140. maddesinin 3.fıkrasında ‘Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunu hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır’ denmektedir. CMK m.223/2-e de belirtilen ‘Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması’ nedeniyle beraat kararı verilmişse disiplin cezası verilemez. Eylemin işlenmemiş veya sanık tarafından yapılmamış olması nedeniyle beraat hali dışında beraat kararı ile Disiplin Kurulları bağlı değildir. Eylem bir disiplin cezasını gerektiriyorsa ceza verilebilir. Bir eylemin Ceza kanunu hükümlerine göre suç sayılmaması veya ceza davasında bir ceza kararı verilmemesi, etik açıdan değerlendirilip disiplin incelemesi yapılmasına engel değildir. Bu nedenle verilen beraat kararı ile bağlı olmadan şikâyet konusu eylemin disiplin açısından değerlendirmesi yapılacaktır.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 31.01.2015 gün ve 2014/804 esas, 2015/86 sayılı kararında, ‘…Avukatlık Yasasının 158.maddesi ile getirilen düzenleme ile disiplin kurulları delilleri soruşturma ve duruşmada edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir edebilirler. Ancak maddi olaylar ve kesin veriler ile de bağlıdırlar.’ denilmiştir. Buna göre Disiplin Kurulları ceza mahkemelerinin olgu tespitleri ile bağlı bulunmaktadır.
Şikâyetli avukatın yargılamasının yapıldığı mahkeme kararında ‘…müşteki M.Z.’nin sanığa ulaşamaması üzerine şikâyetçi olduğunu, sanığın zararının bir kısmını karşıladığını ve sanıktan şikâyetçi olmadığına yönelik beyanda bulunarak olay sebebiyle zararının karşılandığını mahkemeye beyan ettiği, sanığın müştekinin zararının karşılanması amacıyla anlaşmaları gereği 18 aylık SGK primini…ödemiş olduğunun…anlaşıldığı…Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilmemesi şeklinde gerçekleşen eylemin TCK’nın 257/1. maddesi kapsamında kalan suça vücut vereceği, ancak bu suçun kasıtlı suçlardan olması sebebiyle sanığın savunması değerlendirildiğinde ofisine gelen tebligatı sonradan gördüğünü beyan etmesi ve tebligatı almasıyla beraber temyiz talebinde bulunmasına rağmen…temyiz talebinin reddedildiğinin anlaşılmış bulunması…sanığın suç kastı ile hareket etmediği değerlendirildiğinden’ tespitleri yapılarak hüküm oluşturulmuştur
Tipe uygunluk, kusur gibi unsurlar yönünden yapılacak değerlendirmeler suçun oluşmadığını göstermek açısından yeterli olsa da meslek hukuku bakımından farklı sonuçlara varılabilir. Örneğin meslek hukuku açısından yasağın ihmali davranışla ihlali yeterli olup, kast gerekmez. Ceza için gerekli olan ‘zarar’ şartı da meslek hukuku bakımından gerekli değildir.
Avukatlık hukuka uygun şekilde müvekkilinin haklarını kullanarak savunmayı ve üzerine aldığı işi Avukatlık Kanunu’nun 171.maddesine göre sonuna kadar takip etmeyi gerektirmektedir. Kanun yolları da buna dahildir. Bu ilkeler göz önüne alındığında Şikâyetli avukatın işine ve müvekkiline karşı gerekli özeni göstermediği anlaşıldığından eylemi disiplin suçu oluşturmaktadır.
Her ne kadar eylemin aynı zamanda Avukatlık Kanununa aykırılığı nedeniyle madde 136/1 gereği karşılığı kınama cezası olsa da Şikâyetli avukata eylemi nedeniyle ceza mahkemesince beraat kararı verilmiş olması, eylemden kaynaklı olarak doğan zararın bir kısmının karşılanması ve soruşturmanın başından itibaren Şikâyetli avukatın bu ihmali davranış nedeniyle duyduğu üzüntüyü samimiyetle belirtmesi göz önüne alınarak takdiren Şikâyetli avukatın 1136 sayılı kanunun madde 135/1 gereği mesleğin icrasında daha dikkatli davranması yönünde uyarılması düşünülmüştür.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi (15.11.2018) itibariyle tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 11.05.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını aynen tekrarla, şikâyetçi hakkındaki kararı temyiz etmeyi sehven ve herhangi bir kastı olmadan atladığını, hakkındaki beraat kararının göz ardı edildiğini, kasten görevi ihmal etme ya da kötüye kullanma gibi bir durumun olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetlinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”,
Avukatlık Kanunu’nun 171. maddesi, “Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4.maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemek de her avukatın yükümlülüğüdür.
Bir haktan vazgeçmeyi gerektiren işlemlerde vekil edenin yazılı muvafakatinin alınması zorunlu olup, avukatın muvafakat almadan kararı temyiz etmemesi, özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmektedir.
Her ne kadar şikâyetli avukat hakkında, disiplin davasına konu eylem nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/169 esas ve 2021/300 karar sayılı ilamı ile; CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmişse de Avukatlık Kanunu’nun 140/3 maddesindeki “Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatla sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır.” düzenlemesi nedeniyle, karar, Disiplin Kurullarını bağlayıcı değildir.
Dosya kapsamından ve şikâyetli avukatın ikrarlı beyanlarından anlaşıldığı üzere, şikâyetli avukat, yasal süresi içerisinde kararı temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet vermiştir.
Şikâyetlinin eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 34, 171, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddesine aykırılık teşkil etmekle, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe