TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2022/741 K. 2022/814

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1423

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK madde: AVK Madde 171
[ÖZET] Avukatlık Kanunu’nun 171.maddesinden söz edilebilmek ve şikâyetli avukata sorumluluk yükleyebilmek için, devam eden bir vekil-müvekkil ilişkisinden bahsetmek gerekir. Oysa, somut olayda, şikâyetli avukat azledildiğinden, aradaki vekalet ilişkisi sona ermiş bulunmaktadır.
(Av. Yas. m. 171)

[KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 15.08.2022 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 13.05.2022 gün ve 2022/365 Esas, 2022/492 Karar sayılı kararı,
“Adı geçen Avukatın Bölge Adliye Mahkemesi kararını tebliğ aldığı, söz konusu tebligatı iade ettiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı. Avukatlık Kanununun 171/1. maddesi uyarınca avukatın, özen yükümlülüğü çerçevesinde hareket etmesi gerektiği nazara alındığında, şikâyet edilen Avukatın fiili nedeniyle müştekinin anılan dosyada temyiz hakkından mahrum kaldığının Yargıtay ilamı ile de sabit olması karşısında eyleminin ceza yasası hükümlerinden ayrı olarak başlı başına Avukatlık Kanununun 34, 134 ile Meslek Kurallarının 3 ve 4 üncü maddelerine aykırılık teşkil ettiği gözetilmeden itirazın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında; “Davalı şikâyetçi vekili olduğu dosyada Bölge Adliye Mahkemesince verilen aleyhe karara karşı temyiz hakkını kullanmayarak şikâyetçiyi zarara uğrattığı” iddiası üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmalarında özetle; şikâyetçinin boşanma davasında her celse kendisi ile birlikte duruşmalara girdiğini ve boşanmak istemediğini beyan ettiğini, davanın kendileri lehine sonuçlandığını ancak şikâyetçinin duruşmadan çıktıktan sonra kendisine hakaret ederek boşanmak istediği halde neden boşanmadığını söylediğini, bu sırada kendisini azlettiğini ve başka Avukat ile devam edeceğini beyan ettiğini, daha sonra 29.06.2017 tarihli azilname ile kendisini azlettiğini, azilnamenin tarafına tebliğ edildiğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 08.06.2020 günlü toplantısında şikâyetli hakkında, disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği, vaki itirazın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 08.04.2021 günlü kararı ile kabul edilmesi üzerine; Şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yürütülen herhangi bir ceza soruşturmasının bulunmadığı,
Şikâyetçinin İncirliova 1. Noterliğinin 29.06.2017 gün ve 04452 yevmiye numaralı azilnamesi ile şikâyetli avukatı azlettiği,
… 1. Aile Mahkemesinin 2014/699 esas sayılı dosyasının münderecatta yer aldığı,
Baro Disiplin Kurulu’nca; “Dosyadaki bilgi ve belgelerden; şikâyetlinin, … 1.Aile Mahkemesinin 2014/699 esas sayılı dosyasında davalı şikâyetlinin vekili olarak görev yaptığı, … 1.Aile Mahkemesinin 2014/699 esas – 2017/191 karar sayılı 06.03.2017 tarihli kararının davacı tarafça istinaf edildiği, … 1.Noterliği’ nin 29.06.2017 tarihli azilnamesi ile şikâyetlinin vekâletten azledildiği, azilnamenin şikâyetliye 03.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği, … Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Mahkemesinin kararının kaldırılarak Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere yeniden hüküm tesis edildiği, istinaf ilamının mahkemesince 30.04.2019 tarihinde azledilen şikâyetliye tebliğ edildiği, davalı asil şikâyetçi tarafından 17.01.2020 tarihinde şikâyetli vekilin azledildiğine ilişkin azilnamenin dosyaya sunularak istinaf ilamına karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’ nin 2020/1701 esas – 2020/3260 karar sayılı 23.06.2020 tarihli ilamıyla ‘…Bölge Adliye Mahkemesi kararının şikâyetli avukata tebliği sırasında dosya arasında söz konusu azilname bulunmamaktadır. Bu durumda azledilen vekile yapılan tebligat geçerli olup tarihinde yasal süresinden sonra verilen temyiz kanun yoluna başvuru dilekçesinin süre aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir’ gerekçesi ile temyiz isteminin reddedildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar şikâyetli Avukat tarafından, azilden sonra tarafına yapılan tebligat nedeniyle herhangi bir görevi ya da iade mecburiyeti bulunmadığı, yasal düzenlemenin de bu yönde olduğu belirtilmiş ise de Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 3.madde: ‘Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.’ Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 4.madde: ‘Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.’ hükümlerini haiz bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 05.09.2005 gün ve 2005/181 E.- 2005/277 K. sayılı kararında ‘…şikâyetli Avukatın, şikâyetçi tarafından 22.10.2002 tarihinde azledildiği, bir gün sonra azilnâmeyi tebellüğ ettiği, 20.01.2003 tarihinde Yargıtay Bozma kararının sekreteri …’ye, 28.02.2003 tarihinde duruşma davetiyesinin sekreteri ….’ye, 02.05.2003 tarihinde de mahkeme kararının yine sekreterine tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Şikâyetli Avukatın, azil edilmesine karşın, mahkemece çıkarılan üç adet tebligatı aldığı, bu tebligatları usulsüz olması sebebiyle merciine iade etmediği gibi şikâyetçiye de ulaştırmamış olduğu sabittir. Bu sebeplerle, şikâyetli Avukatın, azil edilmesine rağmen, mahkemece çıkarılan ayrı ayrı zamanlarda ki üç adet tebligatı alması ve yasaya göre usulsüz olan bu tebligatları çıkaran merciine iade etmemesinden ibaret eylemi disiplin suçu oluşturmaktadır.’ beyanına yer verilmiştir. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 07.04.2005 gün ve 2005/54 E.- 2005/140 K. sayılı kararında ‘Avukat yanlışlıkla kendisine yapılan tebligatı merciine iade etmeli ilgilisini bilgilendirmelidir.’ beyanında bulunulmuştur. Bu doğrultuda şikâyet konusu eylemin Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle disiplin suçu oluşturmaktadır. Bu nedenle şikâyetli hakkında takdiren uyarma cezası verilmesine karar verilmesi gerektiği hususunda kurulumuzda tam bir kanaat oluşmuştur. Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 135/1. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddelerine gereğince” gerekçesiyle ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 15.02.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, istinaf kararı tarafına tebliğ edilmeden çok önce, davayı kazanmış olmasına rağmen şikâyetçi tarafından azledildiğini, azilname tarafına tebliğ edildikten yaklaşık iki yıl sonra istinaf kararının tarafına tebliğ edildiğini, azilnameden sonra geçen bu sürede ne müvekkile ne de dosyaya karşı bir sorumluluğu olmadığını, şikâyetçinin hem kendisine hem de yerine görevlendirilen avukata azilnâmeyi bildirdiğini düşündüğünü çünkü şikâyetçinin beyanının bu şekilde olduğunu ifade ederek gereğinin yapılmasını talep ettiği,
Şikâyetçinin 01.04.2022 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, şikâyetli avukatı yargılama sırasında kendisine karşı olumsuz tavırlar sergilediği için azlettiğini, istinaf kararı şikâyetliye tebliğ edildiği için süresinde temyiz edilemediği, tebliği aldığı zaman mahkeme kalemine iade etmesi gerektiğini, maddi ve manevi zararının oluştuğunu beyan ederek, itirazın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İncelenen dosya kapsamından;
Her ne kadar, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü, “şikâyet edilen Avukatın fiili nedeniyle müştekinin anılan dosyada temyiz hakkından mahrum kaldığının Yargıtay ilamı ile de sabit olması karşısında” gerekçesiyle, dosyayı Kurulumuza geri göndermişse de;
Avukatlık Kanunu’nun 171.maddesinden söz edilebilmek ve şikâyetli avukata sorumluluk yükleyebilmek için, devam eden bir vekil-müvekkil ilişkisinden bahsetmek gerekir. Oysa somut olayda, şikâyetli avukat azledildiğinden, aradaki vekalet ilişkisi sona ermiş bulunmaktadır. Azilnamenin dosyaya sunularak, aşamaların ilerletilmesi yükümlülüğü ise şikâyetli avukatta değil iş sahibi olduğundan, azledildikten yaklaşık iki yıl sonra kendisine yapılan tebligat nedeniyle şikâyetli avukatın sorumlu tutulması hakkaniyete aykırıdır.
Bu nedenle, hukuka uygun gerekçelerle verilen önceki kararımızda ısrar etmek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde olmadığından; Kurulumuzun13.05.2022 gün ve 2022/365 Esas, 2022/492 Karar sayılı kararında
ISRAR EDİLMESİNE
, sonucun Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine, Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere, katılanların oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 11 Eylül 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!