Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1231
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
( Av. Yas. m.8, 157) [KARAR METNİ] Talepçi avukat hakkında; “FETÖ/PDY Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan soruşturma başlatıldığı hususunun Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülerek meslekten çıkarma cezası tayin edilmiş, işbu karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Talepçi, Baro Disiplin Kurulu’na sunduğu 28.02.2020 günlü dilekçesi ile 7188 sayılı yasanın yürürlüğü girmesi nedeniyle hakkında verilen ceza mahkemesi kararına karşı temyiz yolu açıldığını, bu nedenle kesinleşmemiş bir ceza mahkemesi hükmü olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Baro Disiplin Kurulu 02.03.2020 günlü kararı ile; “Şikâyetli avukat tarafından verilen dilekçe ile 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/308 esas sayılı dosyası 24.10.2019 tarihli ek karar ile temyiz talebinin kabul edildiği ve ilgi ceza dairesine dosyanın gönderildiği belirtilmiş ve disiplin kurulu kararının kaldırılması talep edilmiştir.
Baro Disiplin Kurulu tarafından verilen 13.05.2019 tarihli karar, şikâyetli avukata 24.09.2019 günü tebliğ edilmiş ve kesinleşmiştir.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 27.06.2015 tarih 2015/280 esas ve 2015/506 karar sayılı kararında ve 28.09.2014 tarihli, 2014/652 karar sayılı ilamlarında belirtildiği gibi kesinleşen disiplin kurulu kararlarına karşı sadece idari yargı yolunun açık olması, disiplin kurulu kararlarına karşı karar düzeltme ve yargılamanın yenilenmesine benzer bir yasa yolu Avukatlık Kanunu ve Yönetmeliği’nde bulunmaması, meslekten çıkarma cezasının; levhadan silinme ve avukatlık Unvanının silinmesi ve ruhsatnamenin geri alınması anlamına geliyor olması, Avukatlık Kanunu 73. madde gereği levhaya yeniden yazılma işleminin yönetim kurulu yetkisinde olması sebebi ile şikâyetli avukatın talebinin Barosu Yönetim Kurulu’na gönderilmesine oy çokluğu ile karar verilmek gerekmiştir. Bu nedenle gereği düşünüldü:
Şikâyetlinin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına…” gerekçesiyle ve oyçokluğuyla talepçi avukatın talebinin reddine karar vermiştir.
Karşı oy yazısı, “Şikâyetli avukat hakkında, Avukatlık mesleğini yapmaya engel nitelikte ceza mahkemesi kararı bulunması ve bu kararın kesinleşmiş olması nedeniyle kurulumuzca meslekten çıkarma cezası verilmiştir. Şikâyetli avukatın talep dilekçesi incelendiğinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrasında hakkındaki mahkûmiyet kararının istinafa ve temyiz yoluna açık olduğu, dolayısıyla mahkûmiyet kararının kesinleşmediği yönünde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Avukatlık Kanunu’nun ‘İşten yasaklanma kararının kaldırılması’ başlığını taşıyan 156.maddesinin 1. fıkrası şu hükmü içermektedir: ‘İşten yasaklanma kararı, bu kararın verilmesine esas olan hal ve şartların bulunmadığı veya sonradan kalktığı sabit olursa, Disiplin Kurulu tarafından kaldırılır.’ Şikâyetli avukat hakkındaki mahkûmiyet kararının halen kesinleşmediği ve bu haliyle meslekten çıkarma cezasının koşullarının oluşmadığı açıktır. Avukatlık Kanunu’nun işten yasaklama kararının kaldırılmasını düzenleyen 156.madde hükümlerinin meslekten çıkarma cezası hakkında da uygulanması ve yasanın amaca uygun ve geniş yorumlanması gerektiği de açıktır. Çalışma özgürlüğü Anayasal bir hak olup şikâyetli hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadan meslekten çıkarma cezası verilmesi ya da talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi Anayasa’ya ve hukuka aykırı niteliktedir.
Bu kapsamda şikâyetli avukatın talebi hakkında meslekten çıkarma yönündeki kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, buna karşın hakkında kesinleşmeyen fakat mesleğe kabule engel bir suçtan mahkûmiyet kararı bulunması dikkate alınarak tedbiren işten yasaklama kararı verilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sayın çoğunluğun görüş ve gerekçelerine karşı olduğumu saygılarımla bildiririm.” şeklindedir.
Talepçi avukatın 09.03.2021 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, hakkında verilen meslekten çıkarma kararı tarafına usulüne uygun tebliğ edilmediğinden kararın kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğini, kararın tebliğ edildiği tarihte cezaevinde bulunduğunu ve vasisinin eşi olduğunu, tebligatın eşinin annesine yapıldığını, hakkında kesinleşmiş bir ceza kararı bulunmadığını belirterek ek kararın iptalini talep ettiği görülmektedir.
Dosya incelendi,
Baro Disiplin Kurulu kararında hukuki bir isabetsizlik bulunmadığından itirazın reddi ile kararının onanmasına karar verildi.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun
“Meslekten Çıkarma Cezasının Kaldırılması Talebi Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 02.03.2020 gün ve 2017/21 Esas, 2019/14 Karar sayılı ek kararının
ONANMASINA,
2-Kararın, onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara idare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe