TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2006/383 K. 2006/468

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/104

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK madde: AVK Madde 135
[ÖZET] *Dilekçede kullanılan ifadelerde avukatın savunma sınırı.
(Av. K. m.135/2; TBB Meslek Kuralları m. 17; AY m. 36; TCK m. 128)

[KARAR METNİ] Şikayetli hakkında, İcra Mahkemesine verdiği 24.11.2004 tarihli “tedbire itiraz dilekçesinde” savunma sınırlarını aşmış olduğu, iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülerek Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 17 ve Avukatlık Yasasının 135/2.maddesi uyarınca kınama cezası tayin edilmiştir.
Şikayetli avukat savunmalarında, mahkemeye verdiği dilekçesinde hakaret kastının bulunmadığını, sadece savunmaya yönelik olarak verilen ve savunma sınırlarını aşmayan beyan ve taleplerin yazılı olduğunu bildirmiştir.
Disiplin Kovuşturmasına konu sorun, şikayetli avukatın Karaman İcra Mahkemesine sunduğu 24.11.2004 tarihli dilekçesinde yer alan “…Mahkeme neyi irdeleyerek önceden verdiği kararı HUMK.108.maddesi ve devamındaki usule aykırı olarak değiştirmiştir? Davacının 17.11.2004 tarihli dilekçesini havalesi sırasında kurduğu diyalogdan başka hangi nedenle verilen karar davalı taraf olarak bize bildirilmeden değiştirilebilir?”, “…işbu dilekçemizin havalesi sırasında hakim ile hiçbir görüşme yapılmayacaktır. Zira tarafımızdan dilekçelerle konuşulup, meramın dilekçeler ile ifade edildiğine inanılmaktadır. Dilekçe havalesi sırasında girilen ikna diyaloguna değil” şeklindeki ifadelerinin, savunma sınırlarını aşıp, aşmadığına ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, Şikayetçi tarafından Karaman İcra Mahkemesinin 2004/ 149 Esas sayılı davasında mahkemece daha önce şikayetli yan lehine verilen “Tedbir kararı verilmemesine” ilişkin karardan kısa bir süre sonra, karşı taraf vekili tarafından verilen dilekçe ile bu kez mahkemece tedbir kararı verildiği, bu tedbir kararına karşı şikayetlinin 24.11.2004 tarihli yukarıda açıklanan ifadeleri içeren tedbire itiraz dilekçesi verdiği anlaşılmıştır.
Anayasamızın 36.maddesi “ Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” , eski T.C.K. nun 486., yeni T.C.K. nun 128. “Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda yada olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde ceza verilemez ” maddeleri ile, iddia ve savunma dokunulmazlığı anayasal ve yasal teminat altına alınmıştır. Her hakta olduğu gibi iddia ve savunma dokunulmazlığı da sınırsız olmayıp, madde devamında, “ Ancak, bunun için, isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerektiği ” bildirilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.1998 tarih, E. 1998/225, K. 1998/316 sayılı kararında “…Anayasanın kabul ettiği esasa göre, iddia ve savunma hakkının kullanılması ancak meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle olmalıdır. İddia ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması esastır. Bir davada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını hiçbir endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları gerekir. Ancak bu serbesti, dava konusu olayın aydınlığa kavuşması, bir başka anlatımla hakkın meydana çıkarılmasına vesile olması amacına hizmet etmelidir. Böyle olduğu takdirde Anayasanın öngördüğü meşru vasıta ve yollara başvurulmuş olur. Ancak o dava sebebiyle söylenmesinde ve yazılmasında yarar bulunmayan, diğer bir deyişle davanın aydınlığa kavuşmasında ve hakkının meydana çıkarılmasında hiçbir olumlu etkisi olmayan, hakareti oluşturan yazı ve sözlerin kullanılmasında meşruiyet vardır denilemez. Bu gibi durumlarda iddia ve savunma sınırı aşılmış ve dolayısıyla haysiyetler korunmamış olur..” ,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 02.05.1975 tarih, E.1974/1160, K. 1975/5782 sayılı kararında da, “ Avukat, müvekkillerinin çıkarlarını hasmının zararlarını gözetmeden, sert bir biçimde savunmak zorundadır. Çünkü meslek ödevi bunu gerektirir. Ancak karşılık avukatın, temsil ettiği tarafın çıkarlarını korumasının gerektirdiği ölçüyü ve objektif tartışma sınırını aşan, yersiz ve icapsız olarak karşı tarafın kişiliğini hedef tutan, O’nu küçük düşürmeye ve dürüst olmayan bir kişi olarak göstermeye yönelik saldırılar hukuka aykırıdır ve avukatın sorumluluğunu gerektirir. Başka bir deyişle karşı tarafın kişisel ilişkilerini rencide edebilecek savunmasını, davanın amacı haklı gösterdiği, savunma gerçekten esasa yararlı ve etkili olduğu, hatta zaruri bulunduğu takdirde hukuka aykırılıktan söz edilmesi olanaksızdır ” denilmektedir.
Dilekçede kullanılan ifadelerin, dilekçenin bütünü göz önüne alındığında, mahkemece değişen delil ve koşul olmamasına karşın önceden ret edilen talebin bu kez kabul edilmesi karşısında, hukuksal durumun bir açıklaması, savunmaya yararlı, etkili ve hatta zaruri olduğu gibi, savunma sınırlarını aşmayan, müvekkilin hakkının savunulmasında olumlu etkisinin olduğu kabul edilmekle eylem disiplin suçunu oluşturmamaktadır.
Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulunun “kınama” cezası verilmesine ilişkin kararında hukuki isabet görülmemiş kararın kaldırılarak, yeniden incelemeyi gerektiren bir durum olmadığından, Şikayetli hakkında “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak, Şikayetlinin itirazının kabulü ile , Karaman Barosu Disiplin Kurulunun, “kınama ” cezası verilmesine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, yeniden incelemeyi gerektiren bir husus olmadığından, Şikayetli hakkında “DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA” oyçokluğuyla karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 22 Aralık 2006
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!