TMK Madde 472 Diğer kısıtlılarda vesayetin kaldırılması

Özet 3 fıkra · ~1 dk okuma

TMK 472, özgürlüğü bağlayıcı ceza dışındaki tüm kısıtlılık hâlleri için vesayetin sona erme rejimini üç fıkrada düzenler.

Resmi Metin

Kaldırılması

Madde 472- (1) Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer.

(2) Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir.

(3) Kısıtlı ve ilgililerden her biri, vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, özgürlüğü bağlayıcı ceza dışındaki tüm kısıtlılık hâlleri için vesayetin sona erme rejimini üç fıkrada düzenler. Birinci fıkra yetki kuralı koyar: bu tür kısıtlılarda vesayet kendiliğinden değil, yetkili vesayet makamının açık kararı ile sona erer. Bu kural, kısıtlama dışı kategorilerde sona erme bakımından konstitutif idari karar gerekliliğini kabul eder; cezaevi çıkışı gibi olgusal bir olayla değil, denetimli bir hukuki değerlendirmeyle vesayet sona erebilir. İkinci fıkra makamın takdirini sınırlandırır: vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması durumunda vesayet makamı sona erme kararı vermeye yükümlüdür; takdir alanı sebebin gerçekten kalkıp kalkmadığının değerlendirilmesiyle sınırlıdır, kalkmışsa karar vermek zorunludur. Üçüncü fıkra dava ehliyeti tanır: kısıtlının kendisi ile yararı bulunan ilgililerin her biri kaldırma istemiyle başvurabilir. Hüküm önceki 416 ıncı maddenin karşılığı olup yapısı muhafaza edilmiş, "asliye mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi getirilerek görev ve yetki dağılımı uyumlulaştırılmıştır.

Gerekçe

Yürürlükteki Kanunun 416 ıncı maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır. Kaynak Kanunda bu maddeyi karşılayan 433 üncü maddenin kenar başlığı “Vesayetin sona erme koşulları” şeklindedir. 1984 tarihli Öntasarıda da aynı deyim kullanılmıştır. Oysa bu maddede vesayetin sonra erme sebepleri düzenlenmiştir. Bu nedenle “vesayetin ref’i şartları” biçimindeki kenar başlık “Kaldırılması” olarak değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrası arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Bu maddede yer alan “asliye mahkemesi” deyimi yerine vesayete son verme görev ve yetkisi vesayet makamına ait olduğundan “vesayet makamı” deyimi kullanılmıştır.

İkinci fıkrada vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkmış olması durumunda vesayet makamının vesayetin sona ermesine karar vermesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası kısıtlı ve menfaati bulunan ilgililerden her birinin vesayetin kaldırılmasını istemesine olanak tanımaktadır.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2009/11916 K. 2010/13389 Bozma

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı dışındaki sebeplerle kısıtlanmış (diğer) kısıtlılar üzerindeki vesayet, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer; kısıtlı ve ilgililerden her biri vesayetin kaldırılmasını isteyebilir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, Tirebolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 07.11.2006 tarihli kararıyla kısıtlanarak annesi Hatice'nin velayeti altına alınan davalı E.B. yönünden kısıtlamayı gerektiren sebebin sürüp sürmediğine ilişkindir. Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi'nin 15.08.2008 tarih ve 826 sayılı raporunda, 1965 doğumlu davalının ilgili tarihlerde ceza ehliyetinin tam olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK m.472 uyarınca diğer kısıtlılar üzerindeki vesayetin, vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine yetkili vesayet makamının kararıyla sona ereceği ve kısıtlı ile ilgililerden her birinin vesayetin kaldırılmasını isteyebileceği hükmüne dayanmıştır. Bu rapor karşısında mahkemece TMK m.472 gereğince işlem yapılması gerektiği belirtilerek yerel mahkeme hükmünün bozulmasına; bozma nedenine göre davanın esasıyla ilgili hususların incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2007/14105 K. 2007/14194 Bozma

Diğer kısıtlılarda vesayet, kısıtlamayı gerektiren sebebin (örn. bağımlılığın remisyon/iyileşmeyle) ortadan kalktığı saptanınca sona erer; koşullar oluşmuşsa aksi yönde hüküm kurulamaz.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı nedeniyle (743 sayılı TKM m.356) 1.5.2000 tarihinde vesayet altına alınan kısıtlının, bağımlılığının tam ve remisyonda (iyileşme) olduğuna ve kısıtlanmasına gerek bulunmadığına ilişkin Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin 2.3.2006 tarihli raporu karşısında vesayetin sona erip ermeyeceği noktasında toplanmaktadır. Yargıtay, bu rapor karşısında TMK m.475 koşullarının oluştuğunu ve dolayısıyla vesayetin sona ermesine TMK m.472 uyarınca karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin bu yönde hüküm kurmak yerine yazılı şekilde karar vermesi doğru görülmemiş ve hüküm bozulmuştur. Karara göre, vesayeti gerektiren bağımlılık sebebinin remisyon/iyileşme ile ortadan kalktığının saptanması üzerine vesayetin sona erdirilmesi gerekmekte olup, bu koşullar gerçekleştiğinden aksi yönde hüküm kurulamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2006/11156 K. 2007/903 Bozma
m.472/2

Vesayetin kaldırılmasında, TMK m.472/2 uyarınca kısıtlama sebebinin ortadan kalkıp kalkmadığı Adli Tıp Kurulu raporuyla belirlenmeden, eksik araştırmayla karar verilemez.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, 27.09.2004 tarihli Adli Tıp Raporuna dayanılarak kısıtlanan davacının, sonradan aldığı 10.01.2005 ve 28.04.2005 tarihli raporlara dayanarak kısıtlama (vesayet) kararının kaldırılmasını talep etmesinden kaynaklanmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi mahalli mahkemenin hükmünü bozmuştur. Gerekçe olarak, TMK m.472/2 uyarınca vesayeti gerektiren nedenin ortadan kalkıp kalkmadığının; kısıtlamaya dayanak teşkil eden Adli Tıp Raporunun tarihi ve davacının sunduğu diğer raporlar da göz önüne alınarak, Adli Tıp Kurulundan alınacak raporla belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu yapılmadan eksik araştırmayla karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Karar 01.02.2007 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2006/7199 K. 2007/260 Bozma
m.472/2

TMK m.472 uyarınca diğer kısıtlılar üzerindeki vesayetin kaldırılması istenebileceğinden, vasinin vesayetin kaldırılmasına (sona erdirilmesine) yönelik istemi, vesayet kararının kesinleştiğinden bahisle reddedilemez; mahkemece bu talep esastan incelenip olumlu-olumsuz bir…

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, kendisine vasi (Metin Bozkurt) atanmış mahcurun (Saim İnançsoy) vasisinin, kısıtlamayı gerektiren koşulun sona erdiği gerekçesiyle 11.4.2006 tarihinde vesayetin kaldırılmasını istemesi; yerel mahkemenin ise bu istemi vesayet kararı kesinleştiğinden bahisle 13.4.2006 tarihli ek kararla reddetmesinden kaynaklanmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, vasinin istemini TMK m.472/2 kapsamında vesayetin kaldırılmasına ilişkin bir talep olarak nitelendirmiş ve önce kesinleşme gerekçesine dayanan 13.4.2006 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar vermiştir. İşin esası yönünden ise TMK m.472/2 gereğince mahkemece gerekli incelemelerin yapılması, taraflardan delillerinin sorulması ve sunulan delillerin toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm oybirliğiyle bozulmuştur. Böylece kısıtlama sebebinin sona erdiği iddiasına dayanan talebin, salt vesayet kararının kesinleşmiş olması nedeniyle reddedilemeyeceği, usulüne uygun bir inceleme ve delil değerlendirmesiyle esastan sonuçlandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!