TMK Madde 471 Vesayetin sona ermesi: Hükümlülerde

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TMK 471, özgürlüğü bağlayıcı cezaya bağlı vesayetin hapsin hukuka uygun sona ermesiyle kendiliğinden kalkmasını; hapis sürerken ise ceza süresine göre belirlenen şartlarla sona erdirilebilmesini düzenler.

Resmi Metin

Hükümlülerde

Madde 471- (1) Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

(2) Hapis hâlinin devamı süresince aşağıdaki şartların varlığı hâlinde vesayet sona erdirilebilir:

  1. 1. Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması,
  2. 2. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Norm Durumu ve Değişiklikler

Bu madde yürürlüktedir. Aşağıdaki Anayasa Mahkemesi iptalinden sonra madde kanunla yeniden düzenlenmiş olup sayfadaki metin güncel hâlidir:

  1. AYM iptali madde geneli AYM E.2022/105 K.2023/54 Madde geneli Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş, madde daha sonra 7499 sayılı Kanun (m.8) ile yeniden düzenlenmiştir; sayfadaki metin güncel hâlidir (AYM E.2022/105 K.2023/54; RG 23 Haziran 2023, S. 32230; iptalin yürürlüğü 23 Mart 2024).
  2. Kanunla değişiklik madde tamamı 7499 s.K. m.8 · RG: 12.3.2024, Sayı 32487
    Önceki metni göster
    Değişiklikten önceki metin - yürürlükte değildir: Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

    Kaynaklar: Eski metin - TBMM

Karar metinleri için AYM Norm Kararları Bilgi Bankası ve Resmî Gazete arşivini inceleyebilirsiniz.

Avukat Yorumu

Madde, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlanan kişiler üzerindeki vesayetin sona erme rejimini iki ayrı yol üzerinden iki fıkrada düzenler. Birinci fıkra olağan sona erme yolunu kabul eder: hapis hâlinin hukuka uygun şekilde sona ermesi, ister cezanın çekilmesi isterse şartlı salıverilme yoluyla olsun, vesayetin kendiliğinden ortadan kalkmasını sağlar; ayrı bir karar ya da işleme gerek bulunmaz. İkinci fıkra ise hapis süresi devam ederken vesayetin sona erdirilebileceği iki istisnai hali sayar. Birinci bent toplam beş yıldan az hapis cezalarında yalnızca ilgili kişinin istemiyle yetinilebileceğini, ikinci bent ise toplam beş yıl ve üzeri kesinleşmiş cezalarda kişinin talebi yanında kişilik ve malvarlığı bakımından kısıtlamayı gerekli kılan sebebin ortadan kalkmış olmasını arar. Hüküm 7499 sayılı düzenlemeyle güncellenmiş, hapis süresine göre ikili eşik getirilmiş, kısa süreli mahkumiyetlerde kişinin iradesi yeterli sayılarak hak ve özgürlük dengesi yeniden ayarlanmıştır.

Gerekçe

Bu gerekçe 4721 sayılı Kanunun ilk kabul metnine aittir; sayfadaki hüküm daha sonra düzenleme görmüştür.

Eski Kanunun 415 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, yürürlükteki maddenin ikinci cümlesi çıkarılmıştır. Yürürlükteki maddenin birinci cümlesini karşılayan, yeni düzenlemede, özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkumiyet sebebine dayanan kısıtlılık halinin, kişinin hapis halinin sona ermesiyle yani cezasını çekmek veya şartlı salıverilme yoluyla cezaevinden çıkmasıyla birlikte kendiliğinden kalkacağı öngörülmüştür.

Yürürlükteki 415 inci maddenin yeni düzenlemeye alınmayan ikinci cümlesi geçici veya şartlı olarak salıverilmenin vesayet halini ortadan kaldırmayacağını öngörmektedir. Bu hüküm iki açıdan isabetli değildir. Öncelikle, bir kişinin şartla olsa bile salıverilmesine rağmen, kısıtlılık halinin devam ettiğini ve dolayısıyla fiil ehliyetinin tam olmadığını kabul etmek bir çelişkidir. Kişi salıverildiği yani özgür kılındığı halde, vesayet halinin devam ettiğini kabul etmek özgürlüğü bir başka açıdan kısıtlamaktır. Kişi salıverildiği halde vesayet halinin hala devam ettiği kabul edilecek olursa, bundan haberdar olmayan iyiniyetli üçüncü kişiler bu hüküm dolayısıyla mağdur olabileceklerdir. Şartla salıverilmesine rağmen, bunu gizleyerek iyiniyetli üçüncü kişilerle hukuki işlem yapan kişinin, bu işlemi kendi yararına görmediği durumda “kısıtlılık halinin devam ettiği” iddiasıyla hukuki işlemin ehliyetsizlik nedeniyle iptalini istemesi haksız sonuçlar doğurabilecektir.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2011/1412 K. 2011/15374 Bozma

Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlanan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin (hukuka uygun biçimde) sona ermesiyle ayrıca bir karara gerek olmaksızın kendiliğinden ortadan kalkar (TMK m.471).

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyeti sebebiyle kısıtlanması istenen kişi hakkında, müddetnamede tahliye tarihi 22.08.2010 olarak gösterilmiş olmasına rağmen, Malatya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin kişinin tahliye olup olmadığını araştırmaksızın hüküm kurmasına ilişkindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK m.471 uyarınca özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kurulan vesayetin hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı kuralından hareket etmiştir. Daire, somut olayda öncelikle kişinin gerçekten tahliye edilip edilmediğinin araştırılması, tahliye gerçekleşmişse kısıtlanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu husus araştırılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulmasını doğru bulmayan Daire, yerel mahkeme kararını oybirliğiyle bozmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2008/1166 K. 2008/6139 Bozma

Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet nedeniyle kısıtlanan kişi üzerindeki kısıtlama, hapis hâlinin sona ermesiyle TMK m.471 uyarınca kendiliğinden ortadan kalkar; hükümlü şartla tahliye edilmişse dava konusuz kalır.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet nedeniyle hükümlü hakkında kurulan kısıtlama (vesayet) kararının, hükümlünün şartlı tahliyesi karşısında akıbetine ilişkindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hükümlünün şartlı tahliye tarihinin 28.01.2008 olduğunu ve inceleme tarihi itibarıyla TMK m.471 uyarınca davanın konusunun kalmadığını saptamıştır. Bu çerçevede, hapis hâlinin sona ermesiyle kısıtlamanın TMK m.471 gereği kendiliğinden ortadan kalkacağı gözetilerek, konusuz kalan dava hakkında yerel mahkemece bu yönde bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına oybirliğiyle hükmedilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2007/1193 K. 2008/1519 Bozma

Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle (tahliye ile) TMK m.471 uyarınca kendiliğinden ortadan kalkar; bunun için ayrıca bir kaldırma kararına gerek yoktur.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlanan kişi üzerindeki vesayetin, hükümlünün tahliyesinden sonra ne şekilde sona ereceğine ilişkindir; somut olayda kısıtlının müddetnameye göre tahliye tarihi 16.03.2007 olarak belirlenmiştir. Yargıtay, gerekçeli kararın hükümlüye Tebligat Kanunu m.19 ve Tüzük m.25'e uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle temyizi süresinde kabul etmiştir. Esasa ilişkin olarak, TMK m.471 uyarınca bu tür vesayetin hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalktığı; dolayısıyla tahliye ile vesayet hukuken son bulduğundan davanın konusunun kalmadığı belirtilmiştir. Bu husus gözetilerek yeniden karar verilmek üzere yerel mahkeme hükmü oybirliğiyle bozulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2009/16410 K. 2010/6636 Bozma

Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet nedeniyle kurulan vesayet, koşullu salıverilme dâhil hapis hâli sona erince kalkacağından, koşullu tahliye tarihi geçen hükümlünün vesayet davası konusuz kalır.

Detaylı özeti gör

Bartın Sulh Hukuk Mahkemesinin (E. 2009/316, K. 2009/490) özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet nedeniyle TMK m.471 kapsamındaki vesayete ilişkin hükmü temyiz incelemesine konu olmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosyadaki bilgi ve belgelerden hükümlünün koşullu tahliye tarihinin 01.02.2010 olduğunu ve inceleme tarihi itibariyle TMK m.471 uyarınca davanın konusuz kaldığını saptamıştır. Daire, bu nedenle konusuz kalan dava hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına oybirliğiyle karar vermiştir (06.04.2010).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2011/19535 K. 2012/15312 Bozma

Bir suç nedeniyle özgürlüğü bağlayıcı (hapis) cezaya mahkûmiyet sebebiyle kişi üzerinde doğan kısıtlılık (vesayet), TMK m.471 uyarınca hapis hâlinin sona ermesiyle (cezanın infazının tamamlanması, koşullu salıverilme veya ertelenme) ayrıca bir mahkeme kararına gerek olmaksızın…

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, boşanma sonrası 1998 ve 2002 doğumlu iki küçüğün velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağına ilişkindir; davalı baba velayetin kendisine verilmesini talep etmiş, yerel mahkeme ise velayeti babaya vermemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi hükmü velayet bakımından BOZMUŞTUR. Gerekçede, çocukların yüksek yararı aksini gerektirmedikçe asıl olanın anne veya babanın velayeti altında bırakılması olduğu vurgulanmış; daha önce hükümlü olan babanın tahliye olduğu ve TMK m.471 gereğince üzerindeki vesayetin hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden kalktığı belirtilmiştir. Daire ayrıca babanın velayet görevini gereği gibi yerine getiremeyeceğine dair bir kanıt bulunmadığını ve küçüklerin boşanma davası boyunca ve halen babaanne yanında kaldıklarını gözeterek velayetin babaya verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Karar, m.471 uyarınca tahliyeyle kısıtlılığın kendiliğinden kalkmasını, babanın velayet ehliyeti önündeki hukuki engelin ortadan kalktığının göstergesi olarak velayet değerlendirmesine yansıtması yönüyle dikkat çekicidir.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!