TMK Madde 299 Tanımanın iptali davasında ispat yükü

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TMK 299, tanımanın iptali davasında ispat yükünün nasıl dağıtılacağını düzenler.

Resmi Metin

İspat yükü

Madde 299- (1) Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.

(2) Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükü, tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, tanımanın iptali davasında ispat yükünün nasıl dağıtılacağını düzenler. Genel kural olarak davacı, tanıyanın çocuğun babası olmadığını ispatla yükümlüdür. Ancak ikinci fıkra, ana veya çocuk tarafından açılan iptal davaları için bu yükü hafifletir: tanıyan, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtlar göstermek zorundadır; bu kanıtlar gösterildikten sonra ispat yükü davacıya geçer. Bu kademeli yapı, ana veya çocuğa açıkça baba olmadığı bilinen kişiye yönelik soyut iptal taleplerinin önüne geçerken, gerçek dışı tanımalara karşı ana ve çocuğun korunmasını da sağlar. Avukatlık pratiğinde tanıyan davalı için kritik nokta, gebe kalma döneminin tarih aralığını doğru hesaplayıp bu aralığa isabet eden cinsel ilişki delillerini somutlaştırmaktır; mesajlaşma kayıtları, tanık beyanları ve birlikte konaklama belgeleri bu yönden değer taşır. Karşı kanıt yetersiz bulunursa, davacının ispat yükünü yerine getirmesi gerekmez.

Gerekçe

Maddede İsviçre Medeni Kanununun 260b maddesi örnek alınmıştır.

Birinci fıkraya göre davacı tanıyanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır. Ancak yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddelerinde yer alan, tanımanın çocuk için zararlı olduğu ve tanımanın kanunen yasak olduğu gerekçesiyle iptal davası açılması olanağı ve bu olanak kullanılırsa bu hususların kanıtlanması zorunluluğu maddeye alınmamıştır.

İkinci fıkrada ise hem 1984 tarihli Öntasarısı ve hem de İsviçre Medeni Kanununun düzenlemesi takip edilerek, ana veya çocuk tarafından açılan iptal davasında, önce davalının baba olması olasılığını kanıtlaması aranmak suretiyle, davacının ispat yükü hafifletilmektedir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

– Tasarının 299 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “tanıyanın” kelimesinden sonra “,” konmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2024/4807 K. 2024/7800 Onama

TMK m.299, soybağına (tanımanın iptali) ilişkin davalarda hak düşürücü süreyi düzenler; kararda bu hüküm bağımsız bir gerekçe değil, uygulanacak mevzuat listesi içinde anılmıştır.

Detaylı özeti gör

Soybağına (tanımanın iptali / babalık) ilişkin bu 2. Hukuk Dairesi uyuşmazlığında uyuşmazlık konusu, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmış; karar, uygulanacak hükümleri 4721 sayılı TMK'nın 295, 297, 298, 299 ve 300. maddeleri ile birlikte çerçeve-liste halinde anmıştır. TMK m.299, soybağına ilişkin (tanıma) davalarda hak düşürücü süreyi düzenler; bu kararda m.299 bağımsız bir gerekçe olarak değil, ilgili mevzuat listesi içinde zikredilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2024/1561 K. 2024/7591 Onama

TMK m.299, tanımanın iptali davasında ispat yükünü düzenler (davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür).

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davacının 1993'te boşandığı eski eşinden evlilik dışı 1995'te doğan ve 1997'de Niğde 1. Noterliği tanıma senediyle nüfusuna tescil ettiği çocukla biyolojik bağı bulunmadığını ileri sürerek açtığı davanın hukuki nitelendirmesi (soybağının reddi mi, tanımanın iptali mi), hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı ve reddinin isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmıştır. İlk Derece Mahkemesi davayı soybağının reddi olarak nitelendirip TMK m.289 hak düşürücü süresinin dolması nedeniyle reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise davanın tanımanın iptali niteliğinde olduğunu ve TMK m.300'deki bir yıl/beş yıl sürelerinin geçtiğini belirterek ret gerekçesini düzeltmiş ve istinaf başvurusunu kısmen kabul etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararı 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca oy birliğiyle ONAMIŞ, temyiz nedenlerini bozmayı gerektirir nitelikte görmemiştir. TMK m.299 yalnızca "İlgili Hukuk" başlığı altında m.286/289/295/297/298/300 ile birlikte çerçeve hüküm olarak anılmış olup, gerekçede tanımanın iptali ispat yüküne (m.299) ilişkin maddeye özgü bir değerlendirme veya içtihadi ilke ayrıca yüzeyleştirilmemiştir; somut sonuç dava süre/nitelendirme ekseninde m.300 üzerinden kurulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2024/1880 K. 2024/6981 Onama

Tanımanın iptali davasında ispat yükünü düzenleyen TMK m.299, tanımaya ilişkin hükümler (m.297-300), DNA raporu ve usul kuralları birlikte değerlendirilerek karara varılır.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davacının babası tarafından tanınan küçüğün biyolojik soybağına itirazla açılan tanımanın iptali davasında, davanın kabulü koşullarının ve davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının belirlenmesine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi davayı hak düşürücü süreden, Bölge Adliye Mahkemesi ise ilk aşamada davacı ile müteveffa arasında soybağı kurulmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan reddetmiş; Daire ise Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesinin soybağı düzeltim ilamının 31.05.2021'de kesinleşip nüfusa işlenmesiyle HMK m.115 anlamında dava şartı eksikliğinin giderildiği, HMK m.297 gereği davalı ...'un karar başlığından çıkarılamayacağı ve menfaat çatışması nedeniyle TMK m.426 uyarınca küçüğe kayyım tayin ettirilerek husumetin kayyıma yöneltilmesi gerektiği gerekçeleriyle kararı bozmuştur. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesi, fethi kabir sonrası alınan Adli Tıp Kurumu DNA raporunun müteveffanın biyolojik babalığını reddettiğini ve tanımanın davalının beyanı üzerine yanıltılma suretiyle yapıldığını, TMK m.300 kapsamında gecikmeyi haklı kılan sebep bulunduğunu kabul ederek davanın kabulü ile tanımanın iptaline hükmetmiştir. Davalı vekilinin asıl ve ek karara yönelik temyizi üzerine yapılan incelemede tanımanın iptali davasındaki ispat çerçevesi ile tanıma/iptal ve usul kuralları birlikte değerlendirilmiş olup karar metni gerekçe bölümünde kesilmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2023/5300 K. 2024/3369 Onama

TMK m.299, tanıyanın yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın iptalini dava edebileceğini düzenler. Bu kararda madde, soybağı/tanıma mevzuatı bloğu (m.297-300) içinde çerçeve atıf olarak anılmış olup karara özgü esaslı bir muhakemeye dayanak oluşturmamaktadır.

Detaylı özeti gör

Dava, davacının nüfusta tanıdığı küçüğün kendi çocuğu olmadığını sonradan öğrendiği iddiasıyla açtığı tanımanın iptali (başlangıçta soybağının reddi olarak açılıp hâkimce yeniden nitelendirilen) istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, adli tıp raporuna göre küçüğün davacının çocuğu olmadığını ve TMK m.300'deki süreler geçmiş olsa da öğrenmenin gecikmeyi haklı kılan sebep oluşturup bir aylık ek süre içinde dava açıldığını tespit ederek davayı kabul etmiş, kayyımın istinafı Konya BAM 2. Hukuk Dairesince esastan reddedilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kayyımın temyizi üzerine kararı tarafların iddia ve savunmalarına, delillere, hukuki nitelendirmeye, dava şartlarına ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun bulmuş; temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK m.370/1 uyarınca onanmasına oy birliğiyle karar vermiştir (14.05.2024). TMK m.299, kararın "İlgili Hukuk" başlığı altında m.297-300 soybağı/tanıma bloğu içinde çerçeve atıf olarak anılmış olup, madde metnine veya m.299'a özgü esaslı bir muhakemeye yer verilmemiş, dosya kapsamı bütününe dayalı onama kararı verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2023/3501 K. 2024/2366 Onama

TMK m.299 uyarınca tanımanın iptali davasında ispat yükü, tanıyanın baba olmadığını ileri süren tarafa düşer; anılan 2. HD kararında ise madde yalnızca "İlgili Hukuk" başlığı altında atfen anılmış, uyuşmazlık esastan değil kesin hüküm dava şartı ekseninde çözülmüştür.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davacının nüfus kaydının düzeltilmesi (tanıdığı çocuğun babalık hanesinden isminin çıkartılması) talebiyle açtığı, mahkemelerce tanımanın iptali olarak nitelendirilen davanın, daha önce taraflar arasında görülüp kesinleşmiş tanımanın iptali davası (Bakırköy 2. Aile Mahkemesi 2016/229 E.) nedeniyle kesin hüküm engeline takılıp takılmadığı ve usulden reddinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesi, aynı konuda kesinleşmiş karar bulunduğundan davayı HMK m.114/1-(i) ve m.115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan (kesin hüküm) usulden reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise kesin hüküm bulunmamasının dava şartı olduğu gerekçesiyle başvuruyu esastan reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararın usul ve kanuna uygun olduğu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle ONANMASINA karar vermiştir. Kararda TMK m.299, m.297, 298 ve 300 ile birlikte yalnızca "İlgili Hukuk" başlığı altında atıf düzeyinde anılmış olup, Daire uyuşmazlığı esastan değil usul (kesin hüküm dava şartı) ekseninde çözdüğünden m.299'un ispat yüküne ilişkin esaslarına dair ayrı bir değerlendirme yapılmamıştır.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!