TMK Madde 300 Tanımanın iptali davasında hak düşürücü süreler

Özet 4 fıkra · ~2 dk okuma

TMK 300, tanımanın iptali davasında uygulanan hak düşürücü süreleri ayrıntılı biçimde düzenler.

Resmi Metin

Hak düşürücü süreler

Madde 300- (1) Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

(2) İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

(3) Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer.

(4) Yukarıdaki süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, tanımanın iptali davasında uygulanan hak düşürücü süreleri ayrıntılı biçimde düzenler. Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. İlgililerin dava hakkı yönünden bir yıllık süre, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlar; beş yıllık üst sınır ise tanıma tarihinden işler. Çocuğun dava hakkı bakımından kanun yalnızca bir yıllık süre tanır; bu süre çocuğun ergin olmasından başlar ve dolduktan sonra çocuk artık iptal davası açamaz. Son fıkra ise süreler geçtikten sonra dahi gecikmeyi haklı kılan bir sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir aylık ek dava açma süresi tanımıştır. Avukatlık pratiğinde sürelerin başlangıç anının somut belge ve tanık beyanlarıyla ortaya konması belirleyicidir; özellikle "öğrenme tarihi" tartışmaları, davanın esasına girilmeden bitirilmesine yol açabilir. Vekilin dilekçede öğrenme tarihini ve gerekiyorsa haklı sebep olgusunu açık biçimde göstermesi, hak düşürücü süre itirazlarına karşı ilk savunma hattıdır.

Gerekçe

Maddenin ilk üç fıkrası, içerik itibarıyla, İsviçre Medeni Kanununun 260c maddesinin ilk iki fıkrasının büyük oranda aynısıdır, Madde, tanımanın iptali davasının tabi olduğu hak düşürücü süreleri düzenlemektedir.

Birinci fıkrada, tanıyanın iptal davası açma hakkının yanılma veya aldatmanın öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve herhalde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği hükme bağlanmıştır.

İkinci fıkrada, ilgililerin davası hakkının hak düşürücü süreleri yine bir ve beş yıl olarak düzenlenmiş; bir yıllık sürenin davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağım öğrendiği tarihten, beş yıllık sürenin ise yine tanıma tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.

Üçüncü fıkrada çocuğun dava hakkının ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği hüküm altına alınmıştır.

Son fıkrada ise, hak düşürücü süreler geçtiği halde davanın haklı bir sebeple açılamıyor olması durumu için, haklı sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir aylık ek süre tanınmaktadır. İsviçre Medeni Kanununun bu hükmünü karşılayan 260c maddesinin son fıkra hükmünde ise herhangi bir ek süreden söz edilmemektedir. Maddede, haklı sebep ortadan kalktıktan sonra davanın ne zamana kadar açılabileceğinin kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiğinden hareketle, bir aylık bir süre belirlenmesi uygun görülmüştür.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2013/13024 K. 2013/19557 Ret
Usul

Tanımanın iptali davasında TMK m.300'ün son cümlesindeki bir yıllık hak düşürücü süre, tanımanın öğrenildiği tarihten işlemeye başlar ve bu sürenin geçmesi halinde uygulanır.

Detaylı özeti gör

Hukuki mesele: Tanımaya dayalı soybağının iptali davasının, tanımayı öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre (TMK m.300) içinde açılıp açılmadığı. Değerlendirme: Çoğunluk, HUMK m.440'taki sebeplerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğini reddetmiş; karşı oy ise davacıların tanımayı 02.06.2009'da öğrendiğini, davanın bir yıl içinde açıldığını, sürenin geçmediğini belirterek esasın incelenmesi gerektiğini savunmuştur. Sonuç: Karar düzeltme talebinin oyçokluğuyla reddine karar verilmiştir.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!