TMK Madde 287 Evlilik içinde ana rahmine düşme

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TMK 287, soybağının reddi davasında ispat yükünün nasıl dağıldığını gebelik dönemine göre belirler.

Resmi Metin

Evlilik içinde ana rahmine düşme

Madde 287- (1) Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır.

(2) Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, soybağının reddi davasında ispat yükünün nasıl dağıldığını gebelik dönemine göre belirler. Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse, davacı kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır; ispat yükü tamamen davacıdadır. Bu yükün ne zaman doğacağını anlamak için ikinci fıkra bir karine sunar: evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk, evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır. Bu zaman aralığı dışında doğan çocuk için ise bir sonraki maddedeki hafifletilmiş ispat rejimi devreye girer. Avukatlık pratiğinde dava dilekçesinde gebelik dönemi hesabının açıkça gösterilmesi, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü belirleyen ön sorundur. Davacı koca için en güçlü delil DNA incelemesidir; ancak inceleme öncesinde gebelik döneminde cinsel ilişkinin bulunmadığına ilişkin sair delillerin de dosyaya kazandırılması, talebin başlangıçta inandırıcılık kazanmasına hizmet eder.

Gerekçe

Madde 1984 tarihli Öntasarının 223 üncü ve kaynak İsviçre Medeni Kanununun 255 inci maddeleri örnek alınarak düzenlenmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 241 inci maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada, hüküm değişikliği yoktur. Yürürlükteki hükmün birinci cümlesinin daha sade ve açık bir Türkçeyle ifadesi söz konusudur. Böylece, evlilik devam ederken veya evlilik sona erdikten sonraki üçyüz gün içinde doğan çocuğun babasının koca olduğu yönündeki karine aynen korunmuştur. Ancak bu karine, yürürlükteki metnin aksine, bir “sahih nesep karinesi” değil, sahih-gayrisahih farklılığı kaldırıldığına göre, sadece bir soybağı karinesi, yani maddenin kenar başlığının ifadesiyle “babalık karinesi”dir.

İkinci fıkra ise, yürürlükteki metinle içerik açısından bir noktada aynıdır. Bu nokta, hem yürürlükteki metne hem de yeni düzenlemeye göre, aslolanın, evlilik sona erdikten sonraki üçyüz günlük süreden sonra doğan çocuğun koca ile arasında soybağının bulunmadığının kabul edilmesi gereğidir. Ancak madde, yürürlükteki metinden farklı olarak, ana üçyüz günlük süre geçtikten sonra doğurmuş olsa bile onun yine de evlilik sırasında gebe kaldığının kanıtlanması halinde, çocuk ile koca arasında soybağının kurulabileceğini açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. Böylece, istisnai durumlarda gebeliğin üçyüz günden fazla sürmesi nedeniyle çocuğun bu süre geçtikten sonra doğmuş olması halinde, gebeliğin evlilik sırasında gerçekleştiğinin kanıtlanmasıyla, soybağının kurulabileceği hususu, yürürlükteki metinden farklı olarak, açık bir hüküm haline getirilmek istenmiştir.

Üçüncü fıkra ise, yürürlükteki metinde mevcut olmayan bir hükümdür. Gerçekten, yürürlükteki Kanun, kocanın gaipliğine karar verilmesi halinde, yukarıda öngörülen üçyüz günlük sürenin ne zamandan itibaren işlemeye başlayacağına dair herhangi bir hüküm içermemekte ve bu durum doktrin ve uygulamada duraksamalara yol açmaktadır. Bugün doktrinde, bu fıkrayla getirilen çözümü kabul eden görüşler vardır; ancak bunlar sadece birer görüş olup, pozitif hukuk açısından konuya herhangi bir açıklık kazandırmamaktadır. Getirilen bu hüküm, gerek 1984 tarihli Öntasarıyı gerek kaynak Kanunda yapılan değişikliği izleyerek, sorunun çözümünü pozitif bir hukuk kuralıyla halletmeyi amaçlamaktadır. Böylece, bu fıkra hükmü gereğince, çocuğun doğumu, eğer ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren üçyüz günlük süreden sonra gerçekleşmişse, bu çocuk ile hakkında gaiplik kararı verilen koca arasında soybağının bulunmadığı kabul edilecektir.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2016/24650 K. 2017/293 Bozma
m.287/2

Yargıtay 2. HD'ye göre, evliliğin sona ermesinden itibaren üçyüz gün içinde doğan çocuk TMK m.287/2 uyarınca evlilik içinde doğmuş sayıldığından evlilik dışı kabul edilemez; velayeti boşanma kararı çerçevesinde düzenlenir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, 06.07.2009 tarihinde kesinleşen kararla boşanan davalıların çocuğu olarak 23.02.2010 tarihinde doğan Melisa'nın velayetinin düzenlenmesine ilişkin olup, davacı kurum hükmü çocuğun velayeti yönünden temyiz etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çocuğun evlilik birliğinin sona ermesinden itibaren üçyüz gün içinde doğması nedeniyle TMK m.287/2 uyarınca evlilik içinde doğmuş sayılması gerektiğini ve bu durumda velayetin boşanma kararı nedeniyle askıda olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin çocuğun evlilik dışı doğduğundan ve velayetin zaten annede bulunduğundan hareketle hüküm kurmasını isabetsiz bulmuştur. Daire, tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre velayet düzenlemesi yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu sebeple temyiz edilen hüküm BOZULMUŞTUR (karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle, 12.01.2017).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2013/18588 K. 2014/3924 Bozma
m.287/2

Evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuk, TMK m.287/2 uyarınca evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayıldığından evlilik içinde doğmuş kabul edilir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, 22.12.2011'de kesinleşen boşanma kararından sonra 06.02.2012'de doğan Asel Betül adlı çocuğun velayeti ile doğum/hastane giderleri ve iştirak nafakası taleplerine ilişkindir; yerel mahkeme çocuğun evlilik dışı doğduğu ve velayetin zaten annede bulunduğu gerekçesiyle hüküm kurmuştur. Yargıtay, çocuğun evlilik birliğinin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğduğundan TMK m.287/2 gereğince evlilik içinde doğmuş sayıldığını, bu nedenle velayetin evlilik dışı kabulle annede sayılamayacağını ve boşanma kararı nedeniyle velayetin askıda olduğunu belirterek, mahkemece deliller toplanıp velayet düzenlemesi yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Ayrıca velayet askıda olduğundan iştirak nafakasının velayet düzenlemesiyle birlikte her zaman istenebileceği, doğum ve hastane giderlerinin ise aile mahkemesinin görevi kapsamında olmadığından usulden ret yerine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu sebeplerle hüküm 1, 2 ve 3. bentlerde gösterilen gerekçelerle oybirliğiyle bozulmuştur (26.02.2014).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2011/7846 K. 2011/21327 Bozma
m.287/2

Evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır; TMK m.287'deki babalık karinesi süreleri soybağının belirlenmesinde esas alınır.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, eşlerin 20.02.2008 tarihinde boşanmasından yaklaşık altı ay sonra, 21.08.2008 tarihinde doğan küçük Ufuk'un velayetinin hangi hukuki esasa göre belirleneceğine ilişkindir; yerel mahkeme TMK m.337 gereğince velayetin kendiliğinden anneye ait olacağını kabul ederek velayeti anneye vermiştir. Yargıtay, TMK m.287/2'deki "evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üç yüz gün içinde doğan çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılacağı" kuralına dayanarak, boşanmadan sonra üç yüz günlük süre içinde doğan çocuğun sona ermiş evlilik birliği içinde doğmuş sayılacağını ve bu nedenle TMK m.336 uyarınca velayetin boşanan eşlerden çocuğun yararına olanına bırakılması yönünde bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Olayda evlilik dışı doğan çocuklara ilişkin TMK m.337'nin uygulama yeri bulunmadığından, mahkemenin velayeti kendiliğinden anneye verme kabulü usul ve yasaya aykırı görülerek hüküm bozulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2024/7291 K. 2024/8889 Bozma
m.287/2

Karar, soybağının reddi davasında ispat yükünü düzenleyen TMK m.287'yi yalnızca dayanılan mevzuatın toplu sıralaması içinde anmakta; maddenin uygulanmasına ilişkin özgül bir değerlendirme ya da bağlayıcı ilke içermemektedir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, baba tarafından açılan ortak çocukla kişisel ilişki kurulması davasında kabul koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi davalı annenin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, boşanma kararının 14.06.2019'da kesinleşmesinden sonra 02.08.2019'da doğan ortak çocuğun, evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğması nedeniyle TMK m.287/2 uyarınca evlilik içinde doğmuş sayıldığını ve bu yüzden çocuğun velâyetinin boşanma kararı sebebiyle askıda olduğunu tespit etmiştir. Daire; velâyet ve kişisel ilişkinin kamu düzenine ilişkin olduğunu, re'sen araştırma ilkesinin geçerli bulunduğunu ve hâkimin çocuğun üstün yararını gözetmek zorunda olduğunu vurgulayarak, velâyet yönünden bir düzenleme yapılmadan kişisel ilişki düzenlenmesini doğru bulmamış ve kararı bu gerekçeyle bozmuştur. Kararda m.287'ye, soybağının reddindeki ispat yükü işlevinden ötürü değil, doğum tarihine bağlı evlilik içi soybağı karinesini kurmak amacıyla dayanılmıştır.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!