HMK Madde 33 Hukukun uygulanması

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

HMK 33, hâkimin Türk hukukunu kendiliğinden uygulayacağını anlatır; yani uygulanacak hukuk kurallarını tarafların gösterip ispatlamasına gerek olmadan hâkim bunları kendisi bulup uygular.

Resmi Metin

Hukukun uygulanması

Madde 33- (1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, yargılamada hukukun uygulanmasının kime ait olduğunu düzenler ve tek fıkrada hâkimin Türk hukukunu resen, yani kendiliğinden uygulayacağını hükme bağlar. Buradaki kural, tarafların ileri sürdüğü vakıalar ile uygulanacak hukuk kuralları arasındaki ayrımı yansıtır: olayın maddi yönünü açıklamak ve gerektiğinde ispatlamak taraflara düşse de, bu olaya hangi hukuk kuralının uygulanacağını belirlemek hâkimin görevidir. Madde, hukuk kurallarının ne taraflarca gösterilmesini ne de ispatlanmasını aramakta; bunları bulup olaya tatbik etme yükünü doğrudan hâkime yüklemektedir.

Usul bakımından bu hüküm, dava dilekçesinde belirtilen hukuki sebebin ya da tarafların yaptığı hukuki nitelendirmenin hâkimi bağlamadığı yönünde işler; taraf yanlış bir hükme dayanmış olsa dahi hâkim, önüne getirilen vakıalara uyan doğru kuralı kendisi tespit ederek uygular. Bu kapsam, maddenin metninde “Türk hukuku” olarak çizildiğinden, kuralın hâkimce resen bilinmesi ve uygulanması esası Türk hukuku yönünden ortaya konmuştur. Hüküm emredici biçimde kaleme alındığından, hukukun resen uygulanması hâkim için takdire bırakılmış bir imkân değil, yargılamanın her aşamasında yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük niteliği taşır.

Gerekçe

Maddedeki “Türk hukuku” terimi, kanunların yanı sıra mevzuat ile örf ve adet hukukunu ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri de kapsamaktadır. 1086 sayılı Kanunun 76. maddesinin birinci cümlesi sadeleştirilerek alınmıştır. 76. maddenin ikinci ve üçüncü cümlelerinde, yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin hükümler de bulunmaktaydı. Ancak, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunda bu konu açıkça düzenlenmiş olduğundan, bu hususlara maddede yer verilmemiştir.

Bu hüküm klasik bir ilkeyi ifade etmektedir. Hem usul hukuku, hem maddi hukuk aynı düzeyde madde kapsamı içerisindedir.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.33 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2021/670 K. 2022/1571 Bozma

Hâkim Türk hukukunu resen uyguladığından, davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, bu olguların hukukî nitelendirmesi ise hâkime ait olup, taraflar hukukî nitelendirmeyi doğru yapmakla yükümlü değildir (HMK m.33). Bu nedenle hâkim, bildirilen hukukî sebeplerle bağlı olmaksızın uygulanacak hukukî sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla yükümlüdür.

Detaylı özeti gör

HMK'nın 33. maddesi uyarınca bir davada olayları belirtmek taraflara, bu olguların hukukî nitelendirilmesi ise hâkime ait olup, hâkim bildirilen hukukî sebeplerle bağlı olmaksızın uygulanacak hukukî sebebi kendiliğinden bulup uygular. Somut olayda davacı vekili, murisin hastanede serum takılı hâlde sahte raporlarla nikâhlandığını ileri sürerek öncelikle evliliğin yokluğunun tespitini, olmadığı takdirde mutlak butlan (TMK m.145/2) sebebiyle iptalini istemiştir. ... 6. Aile Mahkemesi davayı reddetmiş; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi ise davayı, davacının ileri sürmediği TMK m.148'deki geçici ayırt etme gücü yoksunluğuna dayalı evliliğin iptali davası kabul edip karar gerekçesini düzelterek istinaf talebini reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin TMK m.145 kapsamında değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı biçimde m.148 kapsamında ele alınmasını usul ve yasaya aykırı bularak bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise ilk derece hâkiminin HMK m.33'e uygun şekilde hukukî sebebi olaya uyguladığını, bölge adliye mahkemesinin davacının dayanmadığı bir nitelendirmeye geçemeyeceğini belirterek direnme kararının bozulmasına karar vermiştir.

Yargıtay HGK E. 2018/990 K. 2021/1728 Bozma

Maddi vakıaları ileri sürmek taraflara; bu vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek ise hâkime aittir (HMK m.33). Bu nedenle hâkim, tarafların gösterdiği hukuki sebeplerle bağlı olmaksızın, iddianın ileri sürülüş şekline göre uyuşmazlığa uygulanacak hukuku resen tayin eder.

Detaylı özeti gör

Somut olayda davacı erkek, kişisel malı niteliğindeki taşınmazını 29.11.2006 tarihinde davalı kadına satış yoluyla devretmiş; daha sonra mal rejiminden kaynaklanan alacak talebiyle dava açmıştır. Eskişehir 3. Aile Mahkemesi, işlemin gerçekte evlilik nedeniyle yapılmış bağış olduğu ve TMK'nın 2. maddesi uyarınca alacak talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Hukuk Genel Kurulu, HMK'nın 33. maddesi uyarınca maddi vakıaları ileri sürmenin taraflara, bu vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmanın ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemenin ise hâkime ait olduğunu vurgulamış; iddianın ileri sürülüş şekline göre davanın artık değere katılma alacağı istemine ilişkin olduğunu tespit etmiştir. Devrin bağış sayılması için bağış iradesinin kesin delille kanıtlanması gerektiği, tapuda satış görünen işlemin muvazaalı olduğunun yazılı belgeyle ispatlanamadığı, dolayısıyla taşınmazın TMK'nın 219. maddesi uyarınca edinilmiş mal sayılarak işin esasının incelenmesi gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!