HMK Madde 208 Yazı veya imza inkârı

Özet 4 fıkra · ~4 dk okuma

HMK 208, kendi düzenlediği iddia edilen belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isteyen taraf sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge aleyhine kullanılır, resmî senetteki imza inkârı ise ayrı bir davayla incelenir.

Resmi Metin

Yazı veya imza inkârı

Madde 208- (1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.

(2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.

(3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.

(4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, kendisi tarafından düzenlendiği ileri sürülen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isteyen tarafın izleyeceği yolu düzenler. İlk fıkraya göre bu tarafın sahtelik iddiasında bulunması gerekir; aksi hâlde belge aleyhine delil olarak kullanılır. Sonraki fıkralar, sahtelik iddia edildiğinde belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek saklanması için gerekli tedbirlerin alınacağını; bu iddianın aynı mahkemede ön sorun olarak ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava ile de açılabileceğini öngörür. Son fıkra ise resmî senetlerdeki inkârı ayrı bir usule bağlar.

Sahtelik iddiası aynı mahkemede ön sorun biçiminde incelenebilir veya bu konuda bağımsız bir dava açılabilir. Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın iddiası ise yalnızca, ilgili evraka resmiyet kazandıran kişi de taraf gösterilerek açılacak ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Hükme göre asıl davaya bakan hâkim, gerektiğinde imza veya yazıyı inkâr eden tarafa bu davayı açması için iki haftalık kesin bir süre verir. Bu düzenleme, belgenin ispat gücüne yönelik itirazların hangi usulle ve hangi mahkemede ele alınacağını belirleyerek yargılamanın çerçevesini çizer.

Gerekçe

Madde ile 1086 sayılı Kanunun 308, 310 ve 314 üncü maddelerindeki konu ile ilgili farklı hükümler tek bir maddede düzenlenmiştir. Dağınık hükümlerin bulunması nedeniyle ortaya çıkan tereddütler kaldırılmış, sistematik bütünlüğün sağlanması amaçlanmış ve böylece sahtelik iddiasının ileri sürülme şekli netleştirilmiştir. Maddenin kenar başlığında “Yazı veya imza inkarı” ibaresi birlikte kullanılmıştır. Her iki husus uygulamada sahtelik iddiası olarak adlandırılan durumu ifade etmektedir.

Birinci fıkrada, tarafların kendilerine izafe edilen bir belgedeki yazı veya imza konusunda inkarları söz konusu ise bunu sahtelik iddiası şeklinde ileri sürmeleri aranmış, aksi halde belgenin aleyhlerine delil olarak kullanılacağı belirtilmiştir. Belgelerin delil olarak önemi açıktır. Yargılamada delil olarak kullanılan bir belge hakkında tarafların sahtelik iddiası söz konusu değilse, kanunda öngörülen haller dışında kural olarak doğruluğunun ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Bu sebeple yazı veya imza inkarında bulunan tarafın bunu açık bir sahtelik iddiası ile ileri sürmesi gereklidir.

İkinci fıkra ile sahteliği iddia edilen belgenin, korunması için mahkemece yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Sahtelik iddia edildiğinde, bu iddianın sağlıklı incelenebilmesi için, belgenin o anki durumunun korunması gereklidir. Bunun için, sahtelik iddiası halinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece uygun görülen tedbirler alınacaktır.

Üçüncü fıkrada, sahtelik iddiasının incelenme usulü düzenlenmiştir. Sahtelik iddiası adi senetlerde ara sorun veya ayrı bir dava şeklinde, resmi senetlerde kural olarak ayrı bir dava olarak açılıp incelenecektir. Hukuk mahkemesince, belgenin sahte olmadığına kesin olarak karar verilirse, bu belge konusunda ceza mahkemesince de inceleme yapılmayacağı kabul edilerek, çelişkili kararların ve aynı hususların tekrar incelenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Senedin sahteliğine karar verilmesi halinde ise ceza hukukundaki kriterlerin ayrıca dikkate alınması gerekir.

Dördüncü fıkrada, resmi senetlerdeki yazı veya imza inkarının nasıl ileri sürüleceği açıkça düzenlenmiştir. Resmi senetlerde sahtelik iddiası söz konusu olduğunda, bu iddianın nasıl ileri sürüleceği ve inceleneceği uygulamada tereddüt doğurabilmektedir. Bu konudaki tereddütleri tamamen ortadan kaldırmak amacıyla, resmi senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiasını, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada ileri sürmesi kabul edilmiştir. Zira, (resmi senedin düzenlenmesinden sonra, resmi senede benzetilerek sahte belge tanzimi dışında), evraka resmiyet kazandıran kişi dahil olmadan bir resmi senette sahtelik yapılması kural olarak mümkün değildir. Sahtelik iddiasının sadece karşı tarafa ya da sadece evrakı düzenleyene yöneltilmesi veya bunlara karşı farklı zamanlarda ayrı davaların açılması çelişik kararların ortaya çıkmasına sebep olabilecek, resmi senedin niteliği ile bağdaşmayan bir durumla karşı karşıya kalınabilecektir. Ayrıca, sadece karşı tarafa veya sadece evrakı düzenleyene dava açılması, bu yolun kötüye kullanılarak yargılamaların uzatılması sonucunu doğurabilecektir. Resmi senetlerin güvenilirliği de dikkate alındığında, bu konudaki iddianın, evrakı düzenleyene de yöneltilerek bir an önce aydınlatılması önem taşımaktadır. Mevcut dava içinde de böyle bir sahtelik iddiasının karara bağlanması mümkün değildir. Zira, mevcut davanın tarafları dışında, evrakı düzenleyenin de asıl uyuşmazlıkla ilgisi olmadığı halde taraf gösterilerek, dava içinde tarafları farklı yeni bir davanın görülmesi şeklinde bir usul, yargılama hukukumuzda mümkün değildir. Belirtilen sebeplerle, resmi senetlerdeki sahtelik iddiasının, evrakı düzenleyen ve senetten lehine sonuç çıkarana karşı açılacak ayrı bir davada görülerek, karara bağlanması düzenlenmiştir. Sahtelik iddiasını ileri süren taraf, bu şekilde ayrı bir dava açmamışsa, yargılamanın uzamaması ve bu imkanın kötüye kullanılmaması için, asıl davaya bakan hakimin, gerekirse bu konuda yazı veya imzayı inkar eden tarafa, dava açması için onbeş günlük kesin bir süre vermesi de maddede ayrıca düzenlenmiştir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 212 nci maddesinin dördüncü fıkrasında geçen “onbeş günlük” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “iki haftalık” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 214 üncü madde olarak kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

HMK Madde 208 - Yazı veya imza inkârı

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!