HMK Madde 203 Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları

Özet 1 fıkra · ~3 dk okuma

HMK 203, altsoy-üstsoy, kardeş, eş ve kayın hısımları arasındaki işlemlerde, senede bağlanması âdet olmayan işlemlerde, yangın-deprem gibi imkânsızlık hâllerinde, irade bozukluğu ve muvazaa iddialarında veya senedin elde olmadan kaybolduğu durumlarda tanık dinlenebilir.

Resmi Metin

Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları

Madde 203- (1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:

  1. a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.
  2. b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler.
  3. c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler.
  4. ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları.
  5. d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları.
  6. e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, kural olarak senetle ispatı gereken hukuki işlemlerde istisnaen tanık dinlenebilecek hâlleri tek tek sayar. Tek fıkra altında toplanan bu istisnalar şu durumları kapsar: altsoy-üstsoy, kardeşler, eşler ile kayınbaba, kaynana, gelin ve damat arasındaki işlemler; işin niteliğine ve tarafların durumuna göre senede bağlanmaması teamül hâline gelmiş işlemler; yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler; irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları; üçüncü kişilerin işlem ve senetlere karşı muvazaa iddiaları ve bir senedin beklenmeyen olay, zorlayıcı neden ya da memur veya noterlikteki kaybı kanısını kuvvetlendiren delil bulunması hâli.

Düzenleme, senetle ispat zorunluluğunun mutlak olmadığını gösterir; sayılan hâllerden birinin varlığında işlem, senet ibraz edilmese dahi tanık beyanıyla ispatlanabilir. Burada ölçüt, çoğunlukla taraflar arasındaki yakınlık ilişkisi, işlemin senede bağlanmamasını haklı kılan olağan uygulama ya da senet alınmasını engelleyen fiilî imkânsızlıktır. İrade bozukluğu, aşırı yararlanma ve muvazaa gibi iddialar ise işlemin görünürdeki içeriğine değil oluşumundaki sakatlığa yöneldiğinden tanıkla ileri sürülebilir. Son bentteki kayıp hâlinde, senedin elden çıkışını destekleyen delil veya emarelerin bulunması aranır.

Gerekçe

1086 sayılı Kanunun 293 ve 294 üncü maddelerinde, iki ayrı madde halinde düzenlenen, senetle ispat zorunluluğunun istisnasını oluşturan maddi ve manevi imkansızlık halleri tek maddede birleştirilerek sistematik bütünlük sağlanmıştır. Maddenin içeriğinde 1086 sayılı Kanunda yer alan bir bent çıkartılarak yeni bir bent de eklenmiştir. Bunun dışında, Türk Medeni Kanununda kullanılan kavramlar ve terimler esas alınarak maddedeki terimler güncelleştirilmiştir. Ayrıca, bentlerin sıralanmasında mantıki bir silsile izlenmiştir.

Bu düzenlemede yer verilmeyen bent, tazminat sonucunu doğuran fiillerin tanıkla ispat edileceği hususudur. Zira, haksız fiiller hukuki işlem olmadığından, hukuki fiillerin ise zaten tanıkla ispatı mümkün olduğundan böyle bir bendin yer alması fazladan bir düzenlemedir. Senetle ispat kuralı konusundaki sınırlama sadece hukuki işlemler içindir, hukuki fiilleri kapsamamaktadır.

Maddede yeni yer alan bent ise hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddialarının tanıkla ispat edileceği hususudur. Bu durum, gerek doktrinde gerekse yargı kararlarında kabul edilen bir husustur. Senedin veya hukuki işlemin tarafı olmayanlar için (o konuda tarafa halef olarak hareket etmiyorlarsa), senetle ispat kuralı geçerli değildir. Muvazaa iddiasında bulunan üçüncü kişi, işlemin dışında kaldığından, esasen taraflardan bu konuda kural olarak bir belge alması da mümkün değildir.

Birinci fıkranın (b) bendi, 1086 sayılı Kanundaki ifadeye göre biraz daha geniş tutulmuştur. Bu yönde yerleşik yargı kararlarının da mevcut olduğu dikkate alınarak, özellikle hayatın olağan akışı çerçevesinde, senede bağlanması teamülden olmayan işlemlerde tanıkla ispatın mümkün olması amaçlanmıştır. 1086 sayılı Kanunun 293 üncü maddesinin (4) numaralı bendinde yer alan “senede raptı müteamil olmayan muameleler” ifadesi yerine, doktrinde de kabul edilen şekilde “senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler” ifadesine yer verilmiştir.

Birinci fıkranın (e) bendi, 1086 sayılı Kanunda ayrı bir madde iken, burada bent olarak düzenlenerek konu bütünlüğü korunmaya çalışılmıştır. Bir senedin, sahibi elinde iken beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle ya da tevdi edildiği resmi makamda kaybolması durumunda tanık dinlenmesinin mümkün olacağı açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmiştir.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Tasarının 207 nci maddesinin (a) bendinde geçen “alt soy ve üst soy” ibaresi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleriyle paralellik sağlanması amacıyla “altsoy ve üstsoy” olarak, (ç) bendinde geçen “fesadı ile gabin” ibaresi, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı hükümleriyle paralellik sağlanması amacıyla “bozukluğu ile aşırı yararlanma” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 209 uncu madde olarak kabul edilmiştir.

TBMM GENEL KURULU

TBMM Genel Kurulunda 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler tasarı metninden çıkartılmış ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.203 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2014/48 K. 2014/554 Bozma

Eşler arasında gerçekleşen hukuki işlemler senetle ispat kuralının istisnasını oluşturur ve bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı katkı her türlü delille kanıtlanabilir (HMK m.203). Bu nedenle eşler arasındaki uyuşmazlıklarda tanık başta olmak üzere her türlü delil dinlenebilir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlığın esası eşler arasında mal rejiminin tasfiyesi olup, HMK m.203 yalnız 1 nolu parsele (411 ada 1 parsel) ilişkin katkı payı alacağı yönünden olgusal arka planı oluşturmaktadır. Somut olayda davacı kadın, yurt dışında çalışmaları sonucu elde edilen birikimlerle 743 sayılı TKM m.170 kapsamında koca adına tescilli taşınmaza katkı yaptığını ileri sürmüş; Aksaray 1. Aile Mahkemesi katkının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu, evlilik birliğinin karşılıklı güven esasına dayandığını, bir eşin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı katkının HMK m.203/1-a uyarınca senetle ispat kuralının istisnasını oluşturduğunu ve her türlü delille kanıtlanabileceğini vurgulamıştır. Olayların çoğu zaman eşler arasında geçtiği gözetilerek, olağan hayat deneyimleri ve ülke gerçekleri ışığında, davalı tanığının da işçi olarak çalıştıklarını doğrulaması karşısında çalışan kadının katkısının kabulü gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!