Madde, ilanen tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağını düzenler; ilana hangi şartlarda başvurulacağını veya ilanın nasıl yapılacağını değil. Kural bir varsayımdır: muhatabın ilanı fiilen görüp görmediği tartışılmaz.
Hesabın çıkış noktası son ilan tarihidir. Birden çok ilan yapılmışsa ilk yayın süreyi başlatmaz; ilana karar verilen tarih de başlangıç değildir. Yedi günlük bekleme varsayılandır ve merciin takdiri tek yönlüdür: hüküm yalnız daha uzun bir müddet tayin etme yetkisi verir, kısaltma yetkisi tanımaz ve tayin edilen müddet on beş günü aşamaz. Tebliğ tarihi bu nedenle son ilandan sonraki yedi ile on beş günlük aralığa düşer. Bu çözüm, TK m.35’in adresini değiştirip bildirmeyen ve adres kayıt sisteminden de tespit edilemeyen kimse bakımından öngördüğü, asılma tarihini doğrudan tebliğ tarihi sayan kuraldan farklıdır: ilanda son ilan tarihine ayrıca bir bekleme eklenir.
Uzatma yetkisi ilanen tebliğe karar veren merciye aittir; tebligatı çıkaran kalem veya taraf vekili kendiliğinden başka bir süre uygulayamaz. En sık hata, dosyadaki ilan kararı okunmadan her ilana otomatik yedi gün eklenmesidir. Merci daha uzun bir müddet tayin etmişse süresinde yapılan bir kanun yolu başvurusu süre aşımından reddedilme riskine girer; tersine, kararda uzatma yokken azami süreye göre hesap yapan taraf kendi başvurusunu gerçekten süre dışına taşır. Bu nedenle hesap ilan metninden değil, ilan kararının kendisinden yapılır.
Hatalı hesap tebligatı sakat kılar, ancak kendiliğinden yok saymaz: TK m.32 uyarınca usule aykırı tebliğ, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa muteber sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur. Bu hüküm mevcut ama sakat bir tebliği onarır; hiç yapılmamış bir tebligatı geçerli kılmaz.