TK m.34 kendi başına bir tebliğ usulü kurmaz; Hususi Hükümler bahsindeki Kazai tebligat faslının uygulama alanını çizer. Birinci fıkra, bu fasıl hükümlerini adli ve idari kaza mercilerince yapılacak tebligat işleriyle sınırlar. Sınırı, izleyen maddelerin kendi metinleri de doğrular: TK m.35 adres değişikliğinin tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirilmesini arar, TK m.36 soruşturmaya, davaya ya da takibe ait evrakın tevdiinden söz eder, TK m.39 hasımlığı o dava bakımından tanımlar. Kaza mercii eliyle çıkarılmamış bir tebligatta bu hükümleri dayanak yapmak kapsam itirazına açıktır; buna karşılık TK m.36’nın soruşturma ve takip evrakını da anması, faslın salt duruşmalı yargılamayla sınırlı olmadığını gösterir.
4829 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkra gider rejimini kurar. Şartlar sıralı ve kümülatiftir: önce merci gider için süre verir, sonra bu süreye rağmen ödeme yapılmaz. Süre verilmeden yaptırım doğmaz. Yaptırımın türü ise ödenmeyen giderin hangi tebligata ait olduğuna göre ikiye ayrılır: dava dilekçesinin tebliğine ilişkinse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.409 uyarınca işlem yapılır; diğer hallerde sonuç, davanın tamamı değil, yalnız tebligat konusu talep bakımından vazgeçme sayılmasıdır. En sık hata bu ayrımın atlanmasıdır: tanık davetiyesi veya bir ara kararın tebliği için gider yatırılmaması dosyayı bitirmez, o talebi düşürür.
Gider TK m.5’e bağlandığından o maddenin ikinci fıkrasındaki güvence de kullanılabilir: mehle uyulmaması zaruri bir sebepten kaynaklanıyorsa yeni mehil talep edin ve bu talebi vazgeçme sonucu doğmadan dosyaya girin. Ayrıca ikinci fıkranın gönderdiği Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükte olmadığından, atfın karşılığını yürürlükteki usul kanunundan doğrulayın.