Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/4013 K.2026/1207

İlgili TBK madde: TBK Madde 386

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1608 E., 2025/1297 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/409 E., 2024/400 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davalıların murisinin engelli raporuna binaen ÖTV indirimli araç aldığını ancak bedelinin müvekkilinin eşi tarafından ödendiğini, aracın tüm bedelinin müteveffa … adına bayiye ödenmesi üzerine müvekkili ve müteveffa arasında 01.01.2018 tarihli sözleşme imzalandığını, işbu sözleşmede; müvekkilinin açıkça müteveffaya 125.000,00 TL borç verdiği, verilen borcun 16.01.2023 tarihine kadar ödeneceği, borcun ödenmemesi halinde … plakalı dava konusu olan aracın müvekkiline devredileceğinin yazdığını, fakat tarafların asıl amaçlarının aracın beş sene sonra müvekkiline devredilmesi hususunda olduğunu, taraflar arasında inançlı işlem yapıldığını, aracı müvekkili ve eşinin kullandığını, ancak müteveffanın 12.10.2022 tarihinde vefat ettiğini, davalıların murisin yasal mirasçıları olduğunu, davalılardan …’ın davaya konu araca mahsus olmak üzere miras payını … 5. Noterliğince düzenlenen 01.11.2022 tarihli ve … yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Miras Payının Devri Sözleşmesiyle devrettiğini, Noter huzurunda yapılan sözleşmede hükmedilen bedelden ise davalılardan …’ın ek sözleşmeyle feragat ettiğini ileri sürerek; dava konusu aracın mülkiyetinin müvekkili adına tespitini ve tescilini, mümkün olmadığı taktirde araç değerinin tam ve kesin olarak belirlenebildiği anda artırılmak üzere kısmi dava olarak 1.000,00 TL’nin sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 20.05.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 886.831,20 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
1.Davalılardan … vekili; 01.01.2018 tarihli sözleşmenin konusunun inançlı işlem olmayıp borç sözleşmesi olduğunu, sözleşme gereği davacının murislerine borç verdiğini, sözleşmede borcun geri ödeme tarih olarak 16.01.2013 tarihinin belirlendiğini, vade henüz gelmediği için borcun muaccel olmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, adi yazılı sözleşmeyle araç satışının yapılamayacağını, davacının diğer davalı …’dan miras payını devralarak 01.01.2018 tarihli sözleşme gereği 125.000,00 TL alacağın yarısını aldığını ve borcun miras payı kadar kısmının ifa edildiğinin açık olduğunu, borcun diğer yarısı olan 62.500,00 TL’den müvekkilin sorumlu olduğunu savunarak, öncelikle borç henüz muaccel olmadığından davanın reddini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere sözleşme konusu bedelin nihai karar beklenmeksizin davacıya ihtirazi kayıtla ödenmek üzere 16.01.2023 vade tarihinden önce Mahkeme veznesine depo edilmesi konusunda ara karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılardan …; davaya konu aracın mülkiyetinin müteveffa tarafından davacıya iade edilmek üzere saklı tutulduğunu, davayı kabul ettiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında alınan tanık beyanları, davalı …’ın davayı kabul beyanı, aracın şimdiye dek davacı ve eşinin kullanımında olup muris tarafından buna hiç itiraz edilmediği, araç için borç para verildiğinin kabul edilmesi durumunda bu paranın tam beş yıl sonra, yani devir hakkı doğduktan sonra ve faizsiz iade edileceğinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, araç bedelinin davacı ve eşi tarafından ödendiğinin sabit olduğu gibi aracın tüm kasko ve sigorta ödemelerinin de davacı tarafından yapıldığı görülmekle, aracın davacıya ait olduğu vicdani kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, 35… plakalı aracın davacıya ait olduğunun tespiti ile adına tesciline, davalının depo ettiği bedelin yatırana iadesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılardan … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; resmi şekilde yapılmayan araç devrine ilişkin sözleşmenin geçerli olamayacağının kabulünün gerektiği, kaldı ki sözleşmenin içeriği itibarıyla, ödünç ilişkisinden kaynaklanan alacağı teminat altına alma amacına yönelik olduğu, bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 949. maddesi karşısında davacının ödünç verdiği bedel karşılığında teminat konusu aracın devrine ilişkin bir talepte bulunamayacağı, her ne kadar davalı … davayı kabul etmiş ise de, 4721 sayılı Kanunun 702/3. maddesi uyarınca elbirliği mülkiyetine tabi olan araç yönünden davalı …’ın tek başına davayı kabulünün sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, müteveffanın sözleşme gereği araç devrini gerçekleştireceğinin hem tanık beyanlarından hem de davalılardan …’ın bedelsiz devir yapmasından anlaşıldığını, miras payının devri sözleşmesinin dikkate alınmadığını, aracın mülkiyetinin 1/2 oranında müvekkiline ait olduğunun tespitine dahi karar verilmediğini, terditli taleplerinin dikkate alınmadığını, araç mülkiyetinin tespiti yönünden davanın reddine karar verilmesi halinde alacak yönünden değerlendirme yapılması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yerinde olduğunu, sözleşmenin vadesinin gelmediğinin ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin müteveffaya borç para vermediğini, miras payının devri sözleşmesinde belirtilen tutarın zorunlu olarak gösterildiğini, gerçek anlamda miras payının devri için ödenmiş bir tutarın olmadığını, miras payını müvekillinin bedelsiz olarak aldığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödünç ilişkisine dayalı alacak istemine ilişkindir.

Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye; özellikle davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, banka dekontları, makbuzların tek başına ispata yeterli olmadığı, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, davacı ile davalıların murisi … arasında imzalanan 01.01.2018 tarihli sözleşmede davalıların murisi …’ın araç alabilmesi için davacı tarafından 125.000,00 TL borç verildiği, bu borcun 16.01.2023 tarihine kadar ödeneceği, borcun 16.01.2023 tarihinde davacıya ödenmemesi durumunda aracın mülkiyetinin davacıya devredileceğinin düzenlendiği, bu sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 386. maddesi kapsamında ödünç sözleşmesi olduğunun sabit olduğu, işbu sözleşmede ödüncün 16.01.2023 tarihinde geri verileceği kararlaştırıldırıldığından aynı Kanunun 392. maddesi kapsamında alacağın dava tarihi itibariyle muaccel olmadığının sabit olduğu, mirasbırakanın terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, mirasçılarından bir bölümünün tek başına davayı kabulünün hüküm doğurmayacağının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!