Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1975
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34, TBB Mes.Kur. m. 3, 4, 5, 6) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Şikâyetçi avukat ile karşılıklı taraf vekili oldukları, … 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/658 esas sayılı dosyasına sunduğu dilekçelerinde şikâyetçiye hitaben, ‘
sanık vekilinin, müvekkilime yönelik iftira niteliğindeki beyanlarını birer birer açıklayalım da belki bir utanç duyulur ve hiç tanımadığı bir kadını taciz eden kişinin eylemlerine bu kadar kefil olunmaz
’, ‘
sanık müdafi, photoshop olaylarıyla çok uğraşmakta olacak ki ayrıntılı olarak izahta bulunmuştur, biz buna kişi kendinden bilir işi diyoruz zira müvekkilin buna ihtiyacı yok, müvekkilim tiktok fenomenidir
.’, ‘
asıl davada sanık müdafi, sonradan sunulan delil sahte’ diyerek, ilk sunulan delilin varlığını kabul etmiştir! çünkü ilk delille ilgili sahte iddiasında bulunmamıştır. Her ne kadar karşı taraf avukatı da akıl tutulmasıyla bu iddiada bulunulmuş olsa da ilk delildeki mesajın da kendileri tarafından kesinlikle atıldığını ikrar etmiş olmuştur.
’, ‘
sanık en başından beri yalan söylemektedir, avukatı da durumu bilmekte ve kadın olan müvekkilime çirkin ithamlarda bulunmaktadır
.’ şeklinde beyanlarda bulunarak savunma sınırlarını aştığı” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli sözlü ve yazılı savunmasında özetle, şikâyetçinin kendi dilekçesinden bahsetmediği, olayın dilekçeler göründüğünde netleşeceğini, herhangi bir rahatsız edici ya da saldırgan bir dil kullanmadığını, şikâyetçinin kendisini müvekkili ile iş birliği yaparak sahte delil sunmakla itham ettiğini, şikâyetçinin dilekçesinde; “müşteki vekilinin sunduğu kovuşturmaya konu olmayan mesajlaşma görüntüsü sahtedir. “, “belli ki tazminat almak için haksız kazanç sağlama ümidiyle bu denli cüretkâr davranmaktadırlar.”, “müşteki vekilinin… ifadeleri gülünçtür…”, “müşteki vekili böyle bir delil olsa tespit ettirirdi”, “gerçek dışı iddiayı gerçek dışı sahte bir mesaj görüntüsü ile destekleyerek ve akabinde mahkemeyi tehdit ederek…” şeklinde ifadeler kullandığını, bu cümlelere yönelik olarak uygun bir dille yanıt verdiğini, ifade özgürlüğü sınırlarını aşmadığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 10.10.2023 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetçinin, önceki iddialarını tekrarla, şikâyetlinin cezalandırılmasını talep ettiği, Baro Disiplin Kurulu’nca, “Her ne kadar …Barosu’nun 10.10.2023 tarihli 200 sayılı kararında Meslek kuralı 7, Reklam yönetmeliği 8. Madde yönünden sevk edilmiş ise de hangi tarihli hangi eylem nedeniyle sevk edildiğine yer verilmemiştir. Disiplin kovuşturması açılmasına ilişkin karar, bir yerde ‘iddianame’ niteliğini taşıdığından, gerekçede disiplin kovuşturması açılmasına ilişkin nedenler, eylem veya davranışın hangi Yasa ve Meslek Kuralını ihlal ettiği belirtilmeksizin, sadece ‘dosyanın disiplin kurulana sevki’ ile disiplin kovuşturması açılmasına karar verilemez. Şikâyet dilekçesi ekindeki bir kısım sunulu aykırılıklar hakkında da re’sen soruşturma açılarak kararlar verilmiştir.
…Barosu’nun 10.10.2023 tarihli 200 sayılı kararında Meslek Kuralı 3, 4, 5, 6. Maddeleri yönünden şikâyete konu ifadelerin, tarafların vekillik görevi yaptığı … 45. Asliye Ceza Mahkemesine sunulan dilekçelerinde geçtiği anlaşılmaktadır. Şikâyete konu bu sözlerin Anayasa’da güvence altına alman iddia ve savunma hakkı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Anayasanın 36. Maddesinde ise yalnızca savunma hakkı değil iddia hakkı da güvence altına alınmıştır. İfadelerin disiplin kovuşturmasına tabii tutulmasının Anayasada düzenlenmiş iddia ve savunma hakkını zedeleyeceği ve bu konuda caydırıcı bir etki yaratacağı kuşkusuzdur.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ifade özgürlüğünü şu şekilde düzenlemektedir: ‘1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ye ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.’
Bu sebeple şikâyeti Avukatın disiplin kuruluna usulüne uygun sevk edilen eylemleri doğrultusunda; Avukatlık Kanunu’nun disipline ilişkin hükümleri uyarınca dilekçede kullandığı ifadelerin Anayasa’da düzenlenmiş iddia ve savunma hakkı kapsamında kaldığı gözetilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas uyarma ceza olmadığı,
Şikâyetçi avukatın 21.02.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylemin sabit olduğunu, şikâyetlinin dilekçesinde kullandığı beyanların doğrudan vekil olarak kendisini hedef aldığını, beyanların olayın hukuki yönünden uzak savunma sınırlarını aşan beyanlar olduğunu belirterek mezkûr karara itiraz ettiği,
Şikâyetli avukatın 25.03.2025 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, şikâyetçinin hakkında mükerrer ceza aldırmaya çalıştığını, Baro Disiplin Kurulu kararının yerinde olduğunu belirterek itirazın reddi ile kararın onanmasını talep ettiği görülmektedir.
Şikâyetçi avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat hakkında, beyanların, savunma sınırları içinde kaldığı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği gerekçesiyle “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş; bu karara karşı şikâyetçi avukat tarafından süresinde itiraz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, şikâyetli avukat; …45. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/658 esas sayılı dosyasına sunduğu dilekçede, karşı vekil konumundaki şikâyetçi avukata hitaben; “…belki bir utanç duyulur ve hiç tanımadığı bir kadını taciz eden kişinin eylemlerine bu kadar kefil olunmaz”, “…biz buna kişi kendinden bilir işi diyoruz…”, “…avukatı da durumu bilmekte ve kadın olan müvekkilime çirkin ithamlarda bulunmaktadır” gibi ifadeler kullanmış ve bu sözlerin savunma sınırlarını aştığı gerekçesiyle disiplin kovuşturması başlatılmıştır.
Avukatlık mesleği, yüksek sorumluluk ve özen gerektiren bir meslektir. Avukatlar, yargı faaliyetinin kurucu unsurlarından biri olarak taraf vekilliğini yürütürken hem meslektaşlarına hem de yargı organlarına karşı saygılı, ölçülü ve meslek kurallarına uygun davranmakla yükümlüdür. Bu bağlamda; Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 5. maddesi uyarınca, avukat yazarken de konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.
Yine aynı kuralın 6. maddesi, taraflar arası kişisel husumete neden olabilecek ve mesleğin onuruna zarar verecek üsluptan kaçınmayı emreder.
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca da “meslek kurallarına aykırı davranan avukatlara disiplin cezası verilir.”
Şikâyetli avukatın dilekçelerinde yer alan ifadelerin değerlendirilmesinde, savunma hakkı kapsamında belirli ölçüde sert ifadeler kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ancak; “Utanç duyulur”, “kefil olunur”, “kişi kendinden bilir işi”, “çirkin ithamlar” gibi ifadeler yalnızca müvekkil lehine savunma amacıyla kullanılmamış; doğrudan meslektaş avukatı hedef alan, küçük düşürücü ve itham içeren ifadelerdir.
Bu tür ifadelerin dava konusu olayın maddi yönüyle değil, karşı taraf avukatının kişiliğiyle ilgili değerlendirmeler içerdiği görülmektedir. Üslubun yer yer alaycı, yer yer saldırgan olduğu; savunma sınırlarını aşarak şahsi saldırıya dönüştüğü tespit edilmiştir.
Avukatın ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Eleştiri ile hakaret arasındaki sınır dikkatle korunmalıdır. Dilekçelerde meslektaş avukata yönelik onur kırıcı, küçük düşürücü sözler, disiplin cezasını gerektirir.
Bu çerçevede; somut olayda, savunma hakkının sınırlarının aşıldığı, şikâyetli avukatın ifadelerinin doğrudan meslektaşını hedef aldığı, kişilik haklarını zedeleyici nitelik taşıdığı, üslup bakımından mesleki etikle bağdaşmadığı değerlendirilmiş, itirazın kabulü ile kararın kaldırılarak şikâyetlinin uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçi avukatın itirazının kabulüne, …Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 08.11.2024 gün ve 2023/225 Esas, 2024/218 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli avukatın
UYARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe