Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1974
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34, TBB Mes.Kur. m. 4) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Davalı vekili sıfatıyla görev aldığı, …5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/467 esas sayılı dosyasının 15.02.2023 günü duruşmasında, davacı vekilinin, … merkezli deprem nedeniyle sunduğu mazeretinin reddine karar verilmesine dair talepte bulunarak mesleki dayanışmaya aykırı davrandığı” iddiası bakımından re’sen başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle, duruşmada Avukatlık Kanunu ve Meslek Kuralları gereği vekil müvekkilin menfaatlerine uygun davranması gerektiğini, görevini emredici hükümler doğrultusunda tam ve eksiksiz olarak yerine getirme mecburiyeti ve yükümlülüğü altında olduğunu, aksi halde müvekkili tarafından azille muhatap kalabileceğini, görevini ihmal ettiği için hakkında suç duyurusunda bulunularak adli soruşturmaya maruz kalabileceğini, bu hususta müvekkilden özel bir talimat almadığı için mazeretin reddini talep etmek dışında bir beyanda bulunamayacağını, kaldı ki bu hususta nihai kararın mahkemenin olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 12.06.2023 günlü toplantısında, şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Öncelikle belirtmek gerekir ki; Avukat Türkiye Barolar Birliğince kabul edilen meslek kurallarına ve Avukatlık Kanunu’nun gereklerine uygun bir davranış sergilemek zorundadır.
Somut olay değerlendirildiğinde: öncelikle belirtmek gerekir ki şikâyetli avukatın savunma dilekçesinde de değindiği üzere; vekil müvekkilin menfaatlerine uygun davranmalı, görevini kanun ve emredici hükümler doğrultusunda tam ve eksiksiz olarak yerine getirmelidir.
Duruşma sırasında vekil, müvekkilinin aleyhine hareket edemez ve kendisinden müvekkil aleyhine işlemler yapması ve beyanlarda bulunması beklenemez.
Bilindiği üzere ülkemizde 06.02.2023 yılında Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem meydana gelmiş ve 11 ilimiz bu vahim aletten çok ağır bir şekilde etkilenmiştir. İlgili kurumların yaptığı resmî açıklamalarda 53 bini aşkın vatandaşımız ve 120’yi aşkın avukatın hayatını kaybetmiş olduğu bilinmektedir. 08.02.2023 tarihli ve 32098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerimizde, 08.02.2023 Çarşamba günü, saat 01.00’dan itibaren üç ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmesine karar verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 12.02.2023 tarihli 2023-57/5648 sayılı deprem kapsamında alınan tedbirler uyarınca ilk derece adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemelerine ait duruşma, müzakere ve keşiflerin 06.04.2023 (bu tarih dahil) tarihine kadar ertelenmesine karar verilmiştir.
…5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/467 Esas sayılı dosyasının 15.02.2023 tarihinde görülen duruşması, söz konusu felaketten 9 gün sonrasında gerçekleşmiştir. Dava dosyasında şikâyetli avukat davalı vekilidir. Davacı vekili Avukat … ise Kahramanmaraş barosuna kayıtlı olarak görev yapmaktadır. Davacı vekili duruşma öncesi dava dosyasına mazeret dilekçesi göndererek Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremden etkilenmiş olduğu ve duruşmaya katılmasının mümkün olmadığı içerikli beyanda bulunmuş ve duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesini talep etmiştir. Şikâyetli avukat ise duruşma zaptından da görüleceği üzere davacı vekilinin mazeretinin reddini talep etmiştir. Duruşma, dosyada eksik hususlar mevcut olduğundan ertelenmiştir. Dosyanın, davacı vekili duruşmaya katılmış olsa idi dahi karar aşamasında olmadığı ve yeni duruşma günü tayin edilerek erteleneceği de görülmektedir.
Avukatlık Yasası’nın 9. maddesi. ‘Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine and içerim’ yeminini eden avukat, Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunca kabul edilen uyulması zorunlu meslek kurallarına uygun davranmak zorundadır. Bu da avukatların birbirleriyle olan ilişkilerinde koşullar ne olursa olsun mesleğin gerektirdiği zarafet ve meslektaşlık ruhuna uygun tutum ve davranış içinde olmaları ile mümkündür.
25.11.2006 tarihinde kabul edilen Avrupa’da Avukatlık Mesleğine İlişkin Temel İlkeler Tüzüğü’nün ‘meslektaşlar arası saygı’ başlıklı (h) bendinde ‘Yargı ve adaletin iyi işlemesi bakımından avukatların karşılıklı olarak birbirlerine saygı göstermesi zorunlu bulunmaktadır.
Aynı şekilde, avukatların birbirlerine iyi niyetle yaklaşması ve birbirlerini aldatmamaları kamu düzeni gereğidir. Meslektaşlar arasındaki karşılıklı saygı adalelin düzgün yönetimini sağlar, ihtilafların sulh yoluyla halledilmesine yardım eder ve hepsinden öte müvekkilin menfaati de korunmuş olur.’ denilmekte ve meslektaşların birbirlerine karşı duyarlı olmalarının ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır…
Tüm bu düzenlemelerin amacı; avukatlar arasında düzen ve geleneklere uygun mesleki dayanışmayı temin, avukatların kamuoyu önünde ortak manevi mamelek olan itibarlarına zarar vermemektir. Zorunlu olarak, sürekli bir çatışmayı temsil eden avukatlıkta ‘mesleki dayanışma’ diğer mesleklerden daha da gerekli ve önemlidir.
Hal böyleyken, ülkenin yaşamış olduğu en büyük felaketlerden biri olan Kahramanmaraş depreminde, depremin merkez üssünde bulunan meslektaşının dosyaya sunmuş olduğu mazeretin reddini talep eden şikâyetimin, meslek kurallarına ve mesleki dayanışmaya aykırı davranışta bulunduğu aşikardır. Şikâyetimin eylemi neticesinde hakkında Avukatlık Kanunu’nun 135.Maddesi uyarınca UYARMA cezası tesis edilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 26.03.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, cezanın mevcut Baro yönetimine muhalif olduğundan ötürü verildiğini, mevcut Baro yönetimine muhalif olduğu gibi disiplin cezasını veren Disiplin Kurulu üyelerinden 3’ü ile de tartıştığını ve husumet yaşadığını, bu nedenle başlatılan soruşturmada verilen kararın da hukuki değil hasmane olduğunu, eylemin Baro tarafından nasıl öğrenildiğini anlamadığını, mazeretin sahibi meslektaşı tarafından şikâyet edilmiş olsa bunun üzerine soruşturma başlatılsaydı bunun olağan bir süreç olacağını ancak meslektaşının şikâyeti olmadığı gibi duruşma esnasında hiçbir Yönetim Kurulu üyesinin de bulunmadığını, …5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/467 esas nolu dosyasında davacılar vekilinin ve davayı açıp takip eden kişinin Avukat … olduğunu ve … Baroya kayıtlı olduğunu, süreçte, davacı asıl vekili tarafından başka başka vekillere yetki belgesi verilerek zaman kazanılmaya, dosyayı sürüncemede bırakılmaya çalışıldığını, bu hususta davanın her defasında bu şekilde uzatılarak kesin sonuca varılmasına engel olunması ve vekil olarak müvekkillerine karşı her defasında zor durumda bırakmalarından ötürü hesap vermekte ve konuyu müvekkillere anlatmakta güçlük içerisine girdiğini, müvekkilleri tarafından ise bu hususta asla taviz vermemesi ve hukuki haklarının tamamının kullanılması hususundaki durumlarını bilmesinden ötürü vekalet sözleşmenin bir tarafı olduğunu, avukatlık görevinin bilincinde olarak görevini özenle ve eksiksiz olarak yerine getirmesi gerektiğini de nazara alarak bugüne dek vazifesini yerine getirdiğini, ancak Baro Disiplin Kurulunca dosyanın içeriği bilinmeden hasmane tutumla hakkında ceza tesis edildiğini belirterek mezkur karara itiraz ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Dosya incelendi;
Şikâyetli avukat hakkında, …5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/467 esas sayılı dosyasının 15.02.2023 tarihli duruşmasında, Kahramanmaraş merkezli büyük depremin ardından duruşmaya katılamayan karşı vekilin mazeretinin reddini talep ederek, mesleki dayanışma ilkesine aykırı davrandığı iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturmasında; eylemin sabit görülerek uyarma cezası verilmesine ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararına karşı yapılan itiraz incelendi.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca avukatlar, yasanın kendilerine yüklediği görevleri, meslek onuruna, mesleki kurallara, dürüstlük ve güven ilkelerine uygun biçimde ifa etmekle yükümlüdürler. Yine aynı Kanun’un 9. maddesi gereğince, avukatlık mesleğine kabul edilen her birey, “hukuka, ahlaka, meslek onuruna ve kurallarına uygun davranacağına namusu ve vicdanı üzerine” yemin eder.
Şikâyetli avukat, savunmasında vekil sıfatıyla müvekkilinin menfaatlerini koruma yükümlülüğüne dikkat çekmiş, mazeretin reddi yönündeki beyanının bu sorumluluk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ne var ki, avukatın müvekkil menfaatlerini gözetme yükümlülüğü, onu mesleki dayanışma, meslek etiği ve insani hassasiyetleri yok sayarak davranmaya sevk edemez. Avukatlık mesleği yalnızca bir temsil görevi değil; aynı zamanda adaletin tesisi, toplumsal sorumluluk ve mesleki zarafetin bütünleştiği bir kamu hizmetidir.
Bilindiği üzere 06.02.2023 tarihinde meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremler, ülke tarihimizin en yıkıcı felaketlerinden biri olmuş, binlerce insanın yaşamına mal olmuş, 120’den fazla avukat hayatını kaybetmiş ve çok sayıda meslektaşımız doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 12.02.2023 tarihli kararıyla bu bölgelerde tüm yargısal işlemler 06.04.2023 tarihine kadar ertelenmiştir.
Bu bağlamda, deprem bölgesinde görev yapan bir meslektaşın mazeret sunması ve duruşmaya katılamayacağını bildirmesi karşısında, mazeretin kabulünü talep etmek hem mesleki zarafetin hem de insani sorumluluğun bir gereğidir. Şikâyetli avukatın bu koşullarda, açıkça depremzede olan meslektaşının mazeretinin reddini talep etmesi, yalnızca etik dışı değil, aynı zamanda meslek onuruna da aykırı bir davranıştır.
Deprem gibi ulusal ölçekte bir felaketin hemen sonrasında, böylesi bir mazeretin tartışmaya açılması dahi etik dışı görülmelidir. Meslektaşlar arasında asgari insani duyarlılık ve empati beklenmesi, avukatlık mesleğinin kamu vicdanındaki itibarı açısından da elzemdir.
Dosya içeriğinde, davanın o duruşmada esas hakkında karar verilecek bir aşamada olmadığı ve zaten duruşmanın ertelendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda şikâyetli avukatın mazeretin reddini istemesi, davanın gidişatına etkili olmamakla birlikte, salt etik ihlali açısından değerlendirildiğinde disiplin cezasını gerektirmektedir.
Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu’nca verilen uyarma cezası yerinde ve ölçülüdür.
Açıklanan nedenlerle, meslek etiği, insani duyarlılık, kamu vicdanı ve Meslek Kuralları çerçevesinde değerlendirildiğinde, disiplin cezasının hukuka, usule ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmakla, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, …Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 22.11.2024 gün ve 2023/5 Esas, 2024/25 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe