Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1953
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34, TBB.Mes.Kur.m.5, 6, 27 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Şikâyetçiye ve birtakım diğer avukatlara hitaben ‘
Terörist, Kürtler baroyu ele geçirmeye çalışıyor, Kürtler baroda gruplaşmış’
, ‘
Adli Yıl Açılış Kokteylinde alkole çok para harcadılar, ben aidatlarımın alkole verilmesini tasvip etmiyorum, Baro Başkanı …’daki Başkanlar toplantısına kendi aracıyla gidiyor ama benzin parasını Barodan alıyor’
şeklinde beyanlarda bulunduğu” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli sözlü ve yazılı savunmasında özetle, şikâyet dilekçesinin, hiçbir somut delili olmadan, iftira mahiyetinde olan bir dilekçe olduğunu ve iddia edilen sözlerin kendi tarafından söylenmediğini, insanların ırkına, kökenine ve inancına saygılı olmanın gereğini bildiğini, … Barosunun komisyonlarında görevlerde bulunduğunu ve şikâyete konu sözleri sarf etmediğini, hakkında iddia edilen sözleri kendisinin söylemediğini ve sadece seçim gününden birkaç gün önce Adliyenin bahçe kısmında 3-4 kişi yanında duruşma beklerken iki genç avukatın kendisine hitaben “… dün bizim ofisimize geldi, senin aleyhinde birtakım şeyler söyledi” dediklerini, bunlardan başkada birkaç arkadaşının da …’un kendisi aleyhine konuştuğunu söyleyince “madem … kendisinin arkasından bazılarının terörist demesinden rahatsız ise neden benim arkamdan insanlara ben söylemişim gibi aleyhime sözler söylüyor” dediğini, terörist kelimesinin sadece böyle geçtiğini, hiçbir surette ayrımcılık yapmadığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 28.09.2023 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 5, 6 ve 27. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetçi vekilinin, önceki iddialarını tekrarla, şikâyetlinin cezalandırılmasını talep ettiği, Baro Disiplin Kurulu’nca, “Tüm tanıkların beyanları incelendiğinde birçoğunun bilgi sahibi olmadığı, şikâyetçi hakkında sadece seçim öncesi adaylardan Avukat …’in kahvaltı toplantısında katılanların huzurunda “Ben yönetim kurulunda …’lı terörist istemiyorum dediği yolunda tanık … ile tanık …’in beyanda bulunduğu ve tanık …’ın da WhatsApp gurubundan kendisi hakkında hakaret içeren sözlerin olduğunu ve şikâyetçi hakkında Baroda terörist istemiyoruz yönetimde barındırmayalım şeklindeki söylemlerinin olduğunu gördüğünü, ancak bu yazışmaları sunamayacağını söylediği anlaşılmaktadır.
Tanık beyanları ve dosyadaki mevcut durum itibarıyla olay irdelendiğinde; tanıklardan …, …, …’in beyanlarında şikâyetlinin iddia edilen sözleri söylediği, sadece …’un Av. … ile ilgili hoş olmayan bir söylemini WhatsApp kaydını gördüğünü, şikâyetçiye söylendiği iddia edilen sözleri diğer tanıkların duymadıkları ve görmedikleri açıkça görülmektedir. Şikâyetlinin söylediği iddia edilen sözler konusunda tanıklardan …, … ve …’in beyanlarında şikâyetçi …’nın kastedilerek söylendiği iddia edilmekte ise de bu söylemlerin şikâyetçi …’nın adı belirtilmeden söylendiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar WhatsApp kayıtlarındaki yazışmalarda şikâyetlinin bu söylemlerde bulunduğu iddia edilse dahi buna dair WhatsApp çıktıları dosyaya sunulmamıştır. Dosyanın kurulumuza gelmesi akabinde taraflardan iddia ve delilleri sunmak üzere 10 günlük süre vermiş ise de şikâyetçi WhatsApp kayıtlan ile ilgili çıktıları delil olarak sunmamıştır.
Disipline konu olan baro seçimi öncesi çekişen iki adayın destekçileri tarafından seçim ile ilgili eleştirilerin ve birbiri aleyhine söylenen sözlerin olması tüm seçimlerde olağandır. Elbette ki ırk ayrımı, etnik köken din, dil gibi ayrıştırmaya müsait konuların gündeme getirilip konuşulması doğru bir şey değildir. Ancak olayımızda şikâyetimin böyle bir sözleri söylediğine dair somut bir delil yoktur. Sadece 3 tanığın beyanı şikâyetçi kastedilerek söylenmiştir diye yorumlanarak ifade edilmiştir. Ayrıca şikâyetçinin meslek çevresinde duydukları ile yetinmeyip şikâyetli ile telefonla veya yüz yüze görüşmek suretiyle kendisi hakkında böyle sözler söyleyip söylemediğini sorabilirdi, sadece laf götüren-getiren çerçevesinde duyumlara dayalı konuşmalardan kaynaklanan bir iddia söz konusudur. Tanık beyanlarından daha çok şikâyetlinin Baronun açılışlarda, yemeklerde alkol tüketiminin masraflarını baronun karşılamasından rahatsız olduğuna dair eleştirisi de seçim atmosferinde söylenmiş sözler olup eldeki dosyanın da konusu değildir.
Bu itibarla şikâyetli tarafından söylenmiş olduğu iddia edilen sözlerin somut olarak şikâyetçinin yüzüne veya gıyabında olsa dahi adı anılarak söylenmiş olduğu yolunda somut kanıt olmadığı ve bu yöndeki iddianın ispatlanmadığı anlaşılmakla disiplin yönünden şikâyetlinin cezalandırılmasına yer olmadığı konusunda kurulumuzca kanaat getirilmekle…” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi vekilinin 29.11.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylemin tanık beyanları ile sabit olduğunu, eylemin işlendiğine yönelik bir şüphe bulunmadığını, beyanların disiplin cezasını gerektirdiğini belirterek şikâyetlinin cezalandırılmasını talep ettiği,
Şikâyetli avukatın 09.12.2024 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, önceki savunmasını aynen tekrarla, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, zaten bu yüzden somut bir delilin dosyaya sunulamadığını belirterek itirazın reddini talep ettiği görülmektedir.
Şikayetçi vekilinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi de “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında vurgulandığı üzere ifade özgürlüğü, herkesin söz, yazı, resim veya başka yollarla düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkını ve buna bağlı olarak haber veya görüş alma ve verme özgürlüklerini kapsamaktadır. Bu çerçevede ifade özgürlüğü, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. (AYM Bekir Coşkun 2014/12151-33)
Anayasa 90/son maddesi gereğince bağlayıcı nitelikte olan İnsan Haklarını ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına ilişkin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da ifade özgürlüğünün nasıl anlaşılması gerektiği irdelenmiştir.
İfade özgürlüğü, toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişmesi için esaslı koşullardan biri olan demokratik toplumun ana temellerinden birini oluşturur. İfade özgürlüğü, 10. maddenin sınırları içinde, sadece lehte olduğu kabul edilen ya da zararsız ya da ilgilenmeye değmez görülen bilgi ve düşünceler için değil, ama ayrıca Devletin ya da nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, çarpıcı gelen/şok eden, rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir; bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz.” (Handyside/Birleşik Krallık-49)
İncelemeye konu somut olayda, şikâyetli avukatın beyanlarının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşıldığından, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikayetçi vekilinin itirazının reddine, …Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 02.10.2024 gün ve 2024/2 Esas, 2024/7 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Şikâyetli avukatın gerek seçim çalışmalarının yapıldığı kahvaltıda gerekse avukatların bulunduğu WhatsApp grubunda, şikâyetçi ve birtakım diğer avukatlara hitaben ‘
Terörist, Kürtler baroyu ele geçirmeye çalışıyor, Kürtler baroda gruplaşmış’
, ‘Yönetim Kurulunda PKK’lı terörist istemiyorum”şeklinde beyanlarının olduğu dosyada dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır.
Avukatlar sıfatları ne olursa olsun mahkemelerde ve kamuya açık alanlarda birbirlerine karşı daha duyarlı, dikkatli ve nazik olmalı, gereksiz tartışma ve çekişmelerden kaçınmalı, yazarken de söylerken de özellikle birbirlerine karşı kullandıkları sözlerin ölçülü olmasına dikkat etmelidirler, Avukatın, meslektaşını küçük düşürücü ve onu rencide edici ifadeler kullanmaması avukatlık mesleğine duyulan saygının ve avukatlık mesleğinin itibarının bir gereğidir.
TBB Meslek Kuralları 4 “
Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.”
TBB Meslek Kuralları 27 “
Hiçbir avukat, herhangi bir meslektaşı özellikle hasım vekili meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikteki kişisel görüşlerini açıkça belirtemez.”
Dosya kapsamına göre; şikayetli avukatın, avukatların bulunduğu sosyal medya ve kahvaltı gibi kamuya açık alanda, nefret, ayrımcılık, suç isnadı içeren cümleler sarf ettiği sözleri ile Avukatlık Kanunu madde 34’te tanzim olunan görevin kutsallığına yakışır şekilde, özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirme, unvanın gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranma ve aynı doğrultudaki Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları madde 4 ve 27/1’de tanzim olunan mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınma ve özel yaşantısında da buna özen gösterme yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği açıktır.
Tüm bu hususlar nedeniyle, şikâyetli avukatın Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 134.maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 5, 6 ve 27 maddelerine aykırı davrandığı ve bu nedenle UYARMA cezası ile cezalandırılması görüşündeyiz ve çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe