Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1776
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 157/7) [KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 05.03.2024 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 23.12.2023 gün ve 2023/969 Esas, 2023/1064 Karar sayılı kararı,
“Bu itibarla, eylemin niteliği ve ağırlığı, Mahkemece verilen ceza miktarı ile Avukatlık Kanunu’nun 158/1. maddesinde öngörülen ilkeler nazara alındığında Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca, Baro Disiplin Kurulunun söz konusu kararının yerinde olmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede isabet görülmekle birlikte, kınama cezası ile cezalandırılmasına dair kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmek suretiyle tayin edilen üç ay süre ile işten çıkarma cezasının mahkemece tayin edilen ceza miktarına göre süre yönünden hafif kaldığı, eylem ile ceza arasında adaletli bir dengenin kurulmadığı, hak ve nesafet kurallarına uygun bulunmadığı anlaşılmıştır.” gerekçesi ile Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında; şikâyetçinin 28.01.2021 kayıt tarihli şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 28.04.2021 günlü “Olur”u ile “Davacı müşteki vekili sıfatıyla, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/445 esasına kayden takip ettiği, ‘Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat’ davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemece 12.03.2019 tarih ve 2019/154 sayı ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair kararın verilmesinin ardından 20.12.2019 tarihli ödeme emri belgesi ile 42.242 Türk Lirası tahsil ettiği halde, müvekkili şikâyetçiye vermeyerek uhdesinde tuttuğu” iddiası bakımından soruşturma izni verilen disiplin davasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “Suçun zimmet olabilmesi mümkün değildir. Yargıtay Ceza Kurulunun bu konuda emsal kararı vardır, suçun vasfının değişeceğini düşünüyorum, zira suç görevi kötüye kullanma olacaktır, her ne kadar müşteki ile uzlaşamasak da ben müştekiye postane aracılığıyla 28.000,00 TL para gönderdim, bende evrakları mevcuttur, dosyaya ibraz edeceğim, daha önce dosyadan çektiğim paranın miktarı hususunda müşteki ile aramızda anlaşmazlık çıktı, müşteki daha fazla para talep etti ancak benim masraflar ve vekalet ücretim vardı, bu anlaşmazlık nedeniyle müştekiye para ödemesi geç yapılmıştır, beraatimi istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 13.04.2021 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukat Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/37 (bozma sonrası) esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 02.03.2023 gün ve 2023/75 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 155/2, 168/1, 62/1 ve 52/2. maddesi gereğince neticeten 10 Ay Hapis ve 2.000 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine 10.04.2023 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Tüm bu nedenlerle; her ne kadar sanık hakkında Zimmet suçunu işlediği iddia edilerek kamu davası açılmış ise de; sanığın, davacı katılan vekili sıfatıyla, … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/445 esasına kayden takip ettiği ‘koruma tedbirleri nedeniyle tazminat’ davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemece 12.03.2019 tarih ve 2019/154 sayı ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair kararın verilmesinin ardından, katılandan habersiz olarak, 20.12.2019 tarihli ödeme emri belgesi ile 42.242,00 TL tahsil ettiği halde tahsil ettiği parayı müvekkili katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğu, kovuşturma aşamasında katılanın zararını giderdiği, yukarıda belirtilen Yargıtay kararları doğrultusunda sanığın vekalet ilişkisinden doğan yükümlülüğünü katılan adına yerine getirmediği ve sanık ile katılan arasındaki ihtilafın vekalet ilişkisinden kaynaklandığı için sanığın eyleminin ‘Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma’ suçunu oluşturduğu ve sanığın vekalet ilişkisi kapsamında katılanın dosyasını takip etme yetkisini kötüye kullanarak kazanılan tazminatı uhdesinde tutarak katılana vermeme şeklindeki eylemi ile üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Sanığın üzerine atılı Zimmet suçunu işlediği iddiasıyla TCK’nın 247/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de; yargılama aşamasında değişen ve dönüşen suç vasfı itibariyle sanığın eyleminin TCK’nın 155/2. maddesinde yer alan Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçunu oluşturduğu vicdani kanaatine varılmış, sanığın eylemine uyan TCK’nın 155/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın suç kastının yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına, sanığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce bizzat pişmanlık göstererek katılanın uğradığı zararı tazmin etme suretiyle tamamen giderdiği anlaşıldığından, TCK’nın 168/1. maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/2 oranında indirim yapılmasına, sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni olarak kabul edilerek TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın cezalandırılmasına ve koşulları oluşmuş olduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Bu ana ilkeler doğrultusunda somut olay incelendiğinde; şikâyetli avukatın, şikâyetçi adına haksız olarak koruma tedbirleri uygulanması kaynaklı olarak Maliye Hazinesine dava açıp sonuçlandırdığı, dava sonuçlandıktan sonra tazminat bedelini 20.12.2019 tarihinde tahsil ettiği halde bu durumdan müvekkilini haberdar etmediği, bildirim yükümlülüğü avukatta olmasına rağmen müvekkilinin avukata ulaşmaya çalıştığı, şikâyetlinin bununla da kalmayıp şikâyetçi müvekkili kendisine ulaşmasın diye telefon numarasını engellediği, şikâyetçiye vermesi gereken tazminat bedelini, şikâyet konusu hakkında ceza yargılaması sürerken, mahkemenin verdiği süre üzerine ödediği anlaşılmış olup, ceza mahkemesi ilamında yazılı maddi vakıa tespitleri de nazara alınarak şikâyete konu olayın bu şekilde vücut bulduğu kabul edilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 134, ‘Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.’ hükmünü haiz olup aynı kanun madde 136/1’e göre avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama cezası verilir. Türkiye Barolar Birliği kararlarında, hakkında daha önce disiplin cezası verilmemiş şikâyetli hakkında uyarma cezası da verilebileceği öngörülmüşse de şikâyetlinin ısrarla şikâyetçinin kendisine ulaşmasını engellemeye çalışması, Avukatlık Kanunu’nda yazılı hapis hakkı gibi haklarım da usulüne uygun şekilde kullanmaması, şikâyetçinin hak ettiği tazminat bedelini ceza yargılaması sırasında verilen süre üzerine ödemesi şeklindeki şüpheli ve güven sarsıcı eylemlerinin ağır nitelikte olduğu kurulumuzca kabul edilmiş olup bu nedenle asgari hadden uzaklaşılarak şikâyetli hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 135/2 gereği Kınama cezasına hükmedilmesi uygun bulunmuştur.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçi vekilinin 21.11.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetlinin zimmet suçunu işlediğini bu nedenle kınama cezasından daha ağır bir ceza ile cezalandırılması gerektiğini belirterek karara itiraz ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Dosya incelendi,
Şikâyetli avukatın dosya kapsamı ile sabit olan eyleminin ağırlığı ve avukatlık mesleğinin önemi gözetildiğinde, Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülerek uyulmasına, eylem ile ceza arasında adaletli bir dengenin kurulması gerekeceği göz önüne alınarak şikâyetli avukatın 6 ay süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği Düşünüldü:
1-Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülmekle
UYULMASINA,
2-Şikayetçi vekilinin itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 31.07.2023 gün ve 2021/5 Esas, 2023/15 Karar sayılı kararının 6 ay süre ile işten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Şikâyetli avukatın
“6 AY SÜRE İLE İŞTEN ÇIKARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA”,
3-Sonucun, Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
4-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe