Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1716
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 171/1, TBB Mes. Kur. m. 3, 4, 34, 41 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Şikâyetçinin istinaf aşamasındaki dosyasında vekilliğini üstlendiği ve vekalet ücreti tahsil ettiği halde dosyayı gereği gibi takip etmediği gibi aldığı ücreti de iade etmediği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 09.11.2022 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 171/1, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4, 34 ve 41. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde; şikâyetçinin ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçu ile yargılandığı … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/214 esasına kayden görülen kamu davasında mahkemenin 20.12.2018 tarih ve 2018/608 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, devamında … 26. Noterliğinin 14.03.2019 tarihli vekaletnamesi ile şikâyet edilen avukatı vekil tayin ettiği, istinaf incelemesinin yapıldığı … Bölge Adliye Mahkemesi18. Ceza Dairesinin 30.06.2022 ve 02.11.2022 tarihli yazılarıyla şikâyet edilen avukatın 2019/667 esas sayılı dosyasına 15.03.2019 tarihinde vekaletname sunduğu, 18.09.2019 tarihli dilekçesi ile dosyada bulunan CD’nin bir örneğini talep ettiği, başkaca işlem veya dilekçesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Avukatın, haklı nedenle (ücretin ödenmemesi, avukata yönelik saldırı, belge talebine rağmen iş sahibinin gerekli belgeleri teslim etmemesi ve benzeri) işten çekilmesini gerektirir bir neden bulunmadığı takdirde işi sonuna kadar takip etmekle yükümlü olduğu, takip ettiği işten haklı nedenle çekilecekse dahi bu hususta iş sahibi ve mahkeme ya da ilgili merciiye bildirilmesi gerektiği, ayrıca avukatın işten çekilme hakkını müvekkilinin hakkını zarara uğratmaksızın kullanması gerektiği, öte yandan avukatın ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünün işin sonucunu değil özenle ve teknik zorunlulukları da gözeterek işin ivedilikle yapılmasını ifade ettiği, avukatın işi kabulden önce kendisine teklif edilen işin yasal ve teknik şartları sağlaması ile hukuken mümkün olup olmadığı konusunda araştırma yapması ve söz konusu işi en hızlı şekilde yapması gerekmektedir.
Somut olayda şikâyet edilen avukatın, şikâyetçinin yargılandığı ceza davasının istinaf aşamasında vekalet görevini üstlendiği, dosyaya vekalet sunarak dosyada bulunan delil niteliğindeki CD’nin örneğini talep ettiği ancak başkaca bir dilekçe veya savunmasının bulunmadığı, netice itibariyle esaslı bir hukuki yardım sağlamadığı anlaşılmakla, şikâyet edilen avukatın üstlendiği işin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme gösterdiği, bu suretle özen ve işi sonuna kadar takip etme yükümlülüklerine aykırı davrandığı ve eylemi ile yukarıda belirtilen Avukatlık Kanunu ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın ilgili maddelerinde düzenlenen ilke ve esasları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde şikâyet tarihi itibariyle, tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 03.01.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, her ne kadar B.K. tarafından şikâyet edilmiş ise de kendisi tarafından herhangi bir azil işleminin gerçekleştirilmediğini, şikâyetçinin, vekilliğini üstlendiği dosyanın Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12.06.2023 tarih 2021/3448 esas 2023/5427 sayılı ilamı ile bozularak ilk derece mahkemesine gönderildiğini ve yeni esas aldığını, bu doğrultuda şikâyetçi vekili olarak … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/250 esas sayılı dosyasının 14.11.2023 tarihli duruşmasına katıldığını, dolayısı ile sanık konumundaki şikâyetçi ile vekalet ilişkisinin devam ettiğini ve dosyanın da tarafınca takip edilmekte olduğunu, bununla birlikte vekaletname ile sanık vekili olduktan sonra, … Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanık konumundaki şikâyetçiye dosyası ve yazılacaklar hakkında bilgi vermek amacı ile … İlinden iki kez ziyarete giderek cezaevi görüşünün tarafınca yapıldığını, şikâyetçinin her hafta kendisinin görüşüne gelmesini talep etmesi üzerine aralarında yaşanan durumun şikâyet etmesine neden olduğunu, ancak kendisine bunun mümkün olmadığının izahının yapılmasının ardından şikâyete konu herhangi bir olayın da kalmadığını, hatta şikâyetçi tarafından yapılan şikâyetin geri alındığının kendisine bildirilmesi üzerine dosyaya herhangi bir beyanda bulunma ihtiyacı duymadığını belirterek eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Disiplin yargılamasında, avukatların, bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir.
Anayasa’nın 38.maddesinin 4. Fıkrasında “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” demek suretiyle, “şüpheden sanığın yararlanacağı” vurgulanmış, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/6-66 esas 2015/52 karar sayılı kararında da; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; ‘suçsuzluk’ ya da ‘masumiyet karinesi’ olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; ‘in dubio pro reo’ olarak ifade edilen ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.” şeklinde açıklanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, masumiyet karinesinin etkinliğinin sağlanması ölçütlerine yer verdiği 06.12.1988 tarihli Barberá, Messegué v. Jabardo–İspanya kararında ve 10.02.1995 tarihli Allenet de Ribemont- Fransa kararında da masumiyet karinesinin uygulama alanları açıklanmış ve masumiyet karinesinin gereği olarak sanığın şüpheden yararlanacağı vurgulanmıştır.
Her ne kadar şikâyetli avukat, “dosyayı gereği gibi takip etmediği” iddiası bakımından cezalandırılmışsa da şikâyetli avukat ile şikâyetçi arasındaki vekillik ilişkisinin devam ettiği, anılı dosyanın derdest olmakla şikâyetlinin vekillik görevini sürdürdüğü ve şikâyetçinin şikâyetli avukatı azlettiğine ilişkin bir belgenin dosya içeriğinde bulunmadığı görülmekle, şikâyetlinin isnat olunan eylemi işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, şikâyetli avukatın itirazının kabulüne, Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılmasına, şikâyetli hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 12.10.2023 gün ve 2023/225 Esas, 2023/189 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli avukat hakkında
DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe