TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2023/282 K. 2023/379

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1549

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 157, AVK Madde 183
[ÖZET] * Baro Disiplin Kurulu kararına ilişkin dosyanın Avukatlık Kanunu’nun 183. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi zorunlu olduğundan ve gönderilen tebliğ mazbatasında bu hususunun açıkça yazılması gerektiğinden, Bakanlık geri gönderme gerekçesindeki eksikliklerin giderilmesi için dosyanın iadesine karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m.157/7, 183)

[KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 30.03.2023 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 28.12.2022 gün ve 2022/1100 Esas, 2022/1116 Karar sayılı kararı,
“Dosyanın incelenmesinde, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca dosyanın incelenmeksizin iade edilmesi üzerine, Baro Disiplin Kurulunca … Cumhuriyet Başsavcılığına 07.11.2022 tarihli yazı ile birlikte adı geçen Avukat vekiline ait itiraz dilekçesinin tebliğ edildiği, yazı içeriğinde ‘Şikâyetli Z.T. vekili Avukat E.N’nin yaptığı itirazla ilgili dilekçe örneği yazı ekimizde olup, itiraza cevaplarınızı…bildirmeniz’ ibresinin yazılı olduğu, ekinde dosya aslı ve karar örneğinin bulunduğunun bildirildiği, ancak 25.11.2022 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebliğ mazbatasının ‘Şikâyetli Avukat vekilinin itiraz yazısı vardır’ şerhini içerdiği, dosya aslının eklendiğine ilişkin tebligat üzerinde herhangi bir ibarenin yer almadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda … Barosu Disiplin Kurulunun söz konusu kararının dosyası ile birlikte yukarıda yer alan yasal düzenlemeler uyarınca … Cumhuriyet Başsavcılığına usulüne uygun tebliği cihetine gidilmediği nazara alındığında, söz konusu tebligatın geçerli olmadığı gözetilerek Cumhuriyet Başsavcılığına usulüne uygun tebliğin sağlanması, itiraz süresinin beklenilmesi ve oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken geçersiz tebligata istinaden aleyhe itiraz bulunmadığından yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/154 esas sayılı dosyası kapsamında, “FETÖ/PDY Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan kamu davası açıldığı hususunun, Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle; … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/154 esas, 2019/272 karar sayılı ilamı ile yargı yollarına başvuru yapılmasını engellemek adına beraat kararı yerine HAGB kararı verildiğini, HAGB’nin sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiğini, hukuki sonuç doğurmayacak bir mahkeme kararı sebebiyle savunmasının istenmesinin dahi masumiyet karinesini ihlal ettiğini, HAGB kararının yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmadığını, ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden biri olduğunu, kişiyi mümkün olduğu kadar damgalamamayı ve toplum ile uyum sağlamasını gerçekleştirici bir uygulama niteliğinde olduğunu, masumiyet karinesinin anayasal bir ilke olduğunu, HAGB kararı ile kişinin suçluluğu kesin olarak sübuta ermediği için bu kararın esas alınmasının masumiyet karinesini ihlal edeceğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 10.10.2022 günlü kararı ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi zorunlu olduğundan Avukatlık Kanunu’nun 183.maddesi gereğince dosyanın iadesine karar verildiği, iade kararımız gibi eksikliğin ikmal edildiği,
Baro Yönetim Kurulu’nun 30.01.2020 günlü toplantısında, şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/154 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 10.09.2019 günlü ve 2019/272 sayılı kararı ile sanık şikâyetli avukat hakkında eylemine uyan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3 ve 5/1. maddesi ve TCK’nın 221/4 ve 62. maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 6 Ay 22 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 18.09.20219 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Silahlı Terör örgütüne üye olmak TCK 314/1 maddesinde nitelikleri belirtilen örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği; örgütün kuruluş amaçlarını faaliyet ve eylemlerini benimseyerek, gönüllü olarak hiyerarşiye dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle olması gerekir. Suç örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmaktadır. Üyelik için failin örgütle organik bağ kurup (canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden) örgüt amacı doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulunması gerekir. Kurulan bağın isteyerek ve iradi olması gerekmektedir. Aynı zamanda tek taraflı fiili bir katılmanın olması halinde söz konusu suç oluşmaktadır. Yargıtayın süreklilik kazanmış kararlarında silahlı Örgüt üyeliği kabul edilebilecek olan bazı hallere örnek vermek gerekirse; Örgütle organik bağ içine girip (hiyerarşik yapıya dahil olmak) faaliyette bulunmak, Örgüte ait kamplarda siyasi veya silahlı eğitim almak, kod adı kullanmak, yakalanmamak için sahte isim ve pasaport kullanmak, örgüte özgeçmiş raporu vermek, örgütün faaliyetleri doğrultusunda ders almak, örgüte elaman temin etmek vb. (CGK. 16.05.2006/141-140,9.CD. 16.02.2006 gün ve 2005/7021E. 2006/859K.) Yukarıda yapılan tespitler ışığında sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki savunması da nazara alınarak tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Yargıtay 16 CD’nin 24/04/2014 tarih 2015/3 Esas ve 2017/3 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, örgüte ait evlerde kalan, sınavlara hazırlanan, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılan bu şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemleriyle FETÖ yapılanması ile organik bağ kurduğu belirlenen sanığın, FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediği mahkememizce kabul edilmiştir. Sanık Z.T. hakkında soruşturma başlatıldıktan sonra … Sulh Ceza Hakimliğinin 11.04.2019 tarih ve 2019/1176 sayılı kararı ile arama kararı çıkarıldığı ve sanığın yakalandığı, kollukta etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ederek örgüt ile alakalı bildiği hususlarda beyanda bulunduğu, kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık iradesini devam ettirdiği, bu şekilde örgütte yer aldığı konum itibariyle örgütün yapısı, kurucusu, yöneticisi, örgütün büyüklüğü, amaçları, faaliyetleri gelir kaynakları ile ilgili bilgiler verdiği, örgütün genişliği ve ya gizliliği nedeniyle verdiği bilgilerin samimi olduğu sanığın örgütün işleyişi ve örgüt üyeleri hakkında verdiği bilgilerin doğru olduğu ve yapılan soruşturmalara katkı sağladığı anlaşıldığından etkin pişmanlık da göstermesi de nazara alınarak, örgütün evlerinde kalan ve avukat olan sanığın gönüllü olarak hakkında soruşturma başlamadan kendiliğinden gelip teslim olmadığı ancak soruşturma başladıktan sonra alınan arama kararı sonrasında soruşturma makamlarına etkin pişmanlık kapsamında bilgi verdiği anlaşıldığından hakkında TCK’nın 221/4-2.cümlesi tatbik edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “…Bu suretle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, yasadışı örgütün amaçladığı suçların işlenmesine engel olacak ya da işlenen suçların aydınlatılmasını sağlayacaktır. Etkin pişmanlık hükümlerinin umulan faydayı sağlaması ancak mesleki yönden de koruyuculuk sağlaması halinde işlevsel olacaktır.
Bu halde her ne kadar şikâyetli avukatın eylemi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 5/a maddesinde belirtilen eylemlerden olup, bu maddeden mahkum olan avukatların 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 135/5. maddeye göre meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de şikâyetli avukatın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmış ve Ceza Mahkemesi hükmünün CMK 231/5.maddesi uyarınca açıklamasının geri bırakılmış olması da gözetilerek kurulumuzca ‘3 Ay Süre İle Mesleki Faaliyetlerden Yasaklanmasına’ karar vermek yönünde kanaat hasıl olmuştur.”  gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi itibariyle (11.04.2019), Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince tekerrüre esas 25.01.2019 kesinleşme tarihli kınama cezasının olduğu,
Şikâyetli vekilinin 31.08.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, Baro Disiplin Kurulunca eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, HAGB kararı ile kişinin suçluluğunun kesin olarak sübuta ermediğini belirterek kararın kaldırılmasını vekâleten talep ettiği görülmektedir.
Dosya incelendi,
Anılan Kanunun 183. maddesinde de “Bu kanun gereğince Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligatta ilgili dosyanın da birlikte gönderilmesi şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; Baro Disiplin Kurulu kararının … Cumhuriyet Başsavcılığına
dosyası ile birlikte gönderildiğinde ilişkin tebliğ mazbatasının
dosya içerisinde yer almadığı anlaşılmaktadır.
Baro Disiplin Kurulu kararına ilişkin dosyanın Avukatlık Kanunu’nun 183. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi zorunlu olduğundan ve
gönderilen tebliğ mazbatasında bu hususunun açıkça yazılması gerektiğinden,
Bakanlık geri gönderme gerekçesindeki eksikliklerin giderilmesi için dosyanın iadesine karar vermek gerekmiştir.
Gereği Düşünüldü:
1-Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülmekle
UYULMASINA
,
2- Baro Disiplin Kurulu kararına ilişkin dosyanın, Avukatlık Kanunu’nun 183. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi zorunlu olduğundan, usulüne uygun tebliğ yapıldıktan (tebliğ mazbatasının üzerine dosya aslı bulunmaktadır ibaresinin yazılarak) ve yasal itiraz süresi geçtikten;
2-Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da karara itiraz edilmesi halinde; savunma hakkının kısıtlanmaması için itiraz dilekçesinin Şikâyetliye tebliğ edilerek 7 günlük süre içerisinde şikâyetli savunmasını sunduktan, Sonra incelenmek üzere Kurulumuza gönderilmesi için, dosyanın esastan incelenmeksizin Barosuna
İADESİNE
,
3-Sonucun, Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Nisan 2023
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!