Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1512
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34, 143, TBB Mes.Kur. m.3 ve 4) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında; “Davalı … Tic. Şti. vekili sıfatıyla takip ettiği, davacı müşteki tarafından … Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 2019/166 esasına kayden açılan ticari satımdan kaynaklanan alacak davası sırasında, davaya konu araçlara ilişkin olarak babası M.Ç.’nin şikâyeti üzerine, müşteki hakkında mala zarar verme ve güveni kötüye kullanma suçlarından … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/181 esasına kayden açılan dava sonunda şikâyetçinin anılan suçlardan beraat ettiğini ve müşteki tarafından işlenmediğini bildiği hâlde, 15.10.2020 tarihli duruşmada ‘Dava konusu araçlar ortada yoktur, biz bu araçları bulmaya çalıştık, davaya konu araçlardan birini bulduk ve dava açılmadan önce sattık, diğer araç da davacı tarafından çalınmıştır, aracın yerini bilmiyoruz.’ şeklinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu” iddiasıyla başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli sözlü ve yazılı savunmasında özetle, şikâyetçinin amcası olduğunu, yaklaşık 10 yıldır aile içi sıkıntılarının olduğunu, şikâyetçiye karşı kişisel bir hakaretinin olmadığını, dosya kapsamında kişisel bir sorunun da olmadığını, mesleğinin gereklerini yaptığını, müvekkilinin beyanları doğrultusunda beyanda bulunduğunu, beyanlarının dosya kapsamına ilişkin olduğunu, şikâyetçinin asıl amacının kendisini mesleğinden etmek olduğunu beyan etmiştir.
Şikâyetli vekili sözlü ve yazılı savunmasında özetle, taraflar arasında cereyan eden dava ve olayların tamamen arabalardan kaynaklanmakta olduğunu, konuyla ilgili açılan davaları kazandıklarını, şikâyetçi her ne kadar beraat ettiği şeklinde beyanda bulunmuş ise de, güveni kötüye kullanmak suçundan beraat ettiğini, bu davanın konuyla hiçbir ilgisinin olmadığını, müvekkilin beyanına ve jandarmanın düzenlemiş olduğu tutanaklara göre şikâyetçinin davalara konu … plakalı aracı çaldığını müvekkilinin mahkemede beyan ettiğini, müvekkilinin mesleğini gerektirdiği şekilde davrandığını ve beyanda bulunduğunu, müvekkilinin suç işleme kastının olmadığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 02.03.2022 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 29.06.2021 günlü “Olur”u ile şikâyetli Avukat hakkında soruşturma izni verilmediği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetçinin, önceki iddialarını tekrarla, şikâyetlinin cezalandırılmasını talep ettiği, Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyetli Avukatın gerek dosyamızda yer alan gerekse … Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında yer alan savunmalarıyla iddia ve suçlamaları kabul etmediği, kolluk birimleri tarafından tutulan tutanaklara istinaden ilgili beyan ve savunmaları mahkemeye sunduğu, beyan ettiği de anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle şikâyetli avukatın … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/166 esas sayılı dosyasının 15.10.2020 tarihli celsesinde sarf ettiği beyanların şikâyetli ile müvekkilleri arasındaki hukuki ihtilafa dair olduğu, bu iddialara dair … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/181 esas 2018/657 karar, 28.05.2017 tarihli ilamında da sabit olduğu üzere, şikâyetçi hakkında sanık sıfatıyla yargılama yapıldığı, şüpheli avukatın buna rağmen ‘çalınmıştır’ şeklinde beyanatlarda bulunmasının tek bir kelime üzerine değerlendirme konusu edilemeyeceği, avukatın mesleğe duyulan güven gereği mesleğin itibarını zedeleyecek tavır ve davranışlardan sakınması gerekliliği söz konusu ise de savunma sınırları kapsamında avukatın müvekkilin haklarını koruyabilmek adına hukuki ihtilafa dair gerekli gördüğü tüm hususları beyan edebileceği, burada avukatın dikkat etmesi gereken sınır ve ölçütün görevin kutsallığına yakışır; özen, doğruluk ve onur içinde mesleğe güven sağlayacak biçimde hareket etmesi gerekliliğidir. Her ne kadar … Barosu Başkanlığı Yönetim Kurulu Kararı ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün OLUR yazısı ile şikâyetli avukatın sözleri, tasvip edilemeyeceği gerekçesi ile eleştirilmiş ise de şikâyetçinin iddialarının özünde hukuki itilafın var olduğu, şikâyetli avukatın müvekkilinin menfaatlerini beyanları doğrultusunda görevini ifa etmek zorunda olduğunu, burada gerektiğinde savunmaların hukuki kapsamında kalmak kaydıyla bazen sert bir şekilde de cereyan edebileceği düşünüldüğünde, şikâyetli avukatın sözlerinin savunma hakkı ve ifade özgürlüğü çerçevesinde kaldığı kanaatine varılmış olup, bu suretle, şikâyetli Avukat hakkında Disiplin Cezası Verilmesine Mahal Olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçinin 07.10.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylemin sabit olduğunu, şikâyetlinin kendisini hırsızlıkla itham ettiğini, şikâyetlinin bu eylemiyle onurunun çiğnendiğini, Kurulumuzun adil ve insan haklarına yakışır bir karar vereceğinden şüphesi olmadığını belirterek karara itiraz ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikayetçinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Disiplin davasına konu olay; Şikâyetli avukatın, … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/181 esas sayılı dosyasının 15.10.2020 tarihli duruşmasında sarf ettiği sözlerin, savunma sınırları içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir.
Anayasamızın 36. maddesine göre “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.10.1998 tarih, E. 1998/225, K. 1998/316 sayılı kararında “Görülüyor ki, Anayasanın kabul ettiği esasa göre, iddia ve savunma hakkının kullanılması ancak meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle olmalıdır. İddia ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması esastır. Bir davada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını hiçbir endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları gerekir”
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 02.05.1975 tarih, E.1974/1160, K. 1975/5782 sayılı kararında da “Avukat, müvekkillerinin çıkarlarını hasmının zararlarını gözetmeden, sert bir biçimde savunmak zorundadır. Çünkü meslek ödevi bunu gerektirir. Ancak avukatın, temsil ettiği tarafın çıkarlarını korumasının gerektirdiği ölçüyü ve objektif tartışma sınırını aşan, yersiz ve icapsız olarak karşı tarafın kişiliğini hedef tutan, O’nu küçük düşürmeye ve dürüst olmayan bir kişi olarak göstermeye yönelik saldırılar hukuka aykırıdır ve avukatın sorumluluğunu gerektirir. Başka bir deyişle karşı tarafın kişisel ilişkilerini rencide edebilecek savunmasını, davanın amacı haklı gösterdiği, savunma gerçekten esasa yararlı ve etkili olduğu, hatta zaruri bulunduğu takdirde hukuka aykırılıktan söz edilmesi olanaksızdır” denilmektedir.
AİHM içtihatlarına göre, avukatlar da gerek kamuoyunun önünde gerekse yargılama faaliyetleri esnasında adaletin işleyişine dair yorum yapma hakkına sahiptirler. Ancak bu husustaki eleştiriler belirli sınırları aşmamalıdır. “Nitekim AİHM, göre ancak çok istisnai hallerde savunma avukatının ifade özgürlüğüne getirilen bir sınırlama kabul edilebilecektir (Nikula/Finlandiya, 31611/96, 21.03.2002)” (ANKARA Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesi 05.07.2017 gün ve 2017/559 esas, 2017/2179 karar)
Duruşmada yer alan beyanların “uyuşmazlıkla bağlantılılık” ve “hukuki açıklama” esaslarına uygun açıklama ve savunma hakkı kapsamında söylenmiş sözler olarak değerlendirilmesi, dosya kapsamı, şikâyetlinin beyanları ve savunması, şikâyetçinin iddiaları yukarıdaki disiplin kurulumuzca da benimsenen yargı kararları ile birlikte değerlendirildiğinde; Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirmede yasaya aykırı bir yön ve hukuki isabetsizlik görülmediğinden, şikâyetçinin itirazının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetçinin itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe