T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI
: K1
VEKİLİ : Av. K2
DAVALI
: K3
VEKİLİ : Av. K4
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13/11/2018 tarih ve 2016/705 Esas – 2018/552 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle taraf vekillerinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Davacının, davalıya 2009 yılı Şubat ayında 35.000,00 TL borç para verdiğini, bu borç karşılığında davalı tarafından davacıya aynı bedelli bono düzenlenerek verildiğini, dava konusu senet bedelinin borç olarak K1’den senet üzerindeki ödeme tarihinde iade edilmek üzere alındığını, ancak davalının borcu ödemek yerine davacı hakkında gasp nedeniyle suç duyurusunda bulunduğunu, davacının bu suçlama nedeniyle Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/384 Esas – 2010/273 Karar sayılı kararı ile beraat ettiğini, ancak 2009 yılında adli emanete alınan senetlerin zamanaşımına uğradığını, işbu zamanaşımına uğrayan bonoya dayanılarak Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2016/1569 sayılı icra dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatılarak 35.000,00 TL’nin 16.03.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile talep edildiğini ve takibin kesinleştiğini, ancak borçlunun usulsüz tebligat yapıldığından bahisle şikayet davası açıldığını, Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/101 Esas sayılı dosyası ile takibin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini ve satış işlemlerine devam edilemediğini, zamanaşımına uğramış bononun delil başlangıcı niteliğine dayanmak suretiyle işbu davanın açıldığını, bu nedenlerle Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2016/1569 sayılı icra takibinin devamı ile davalıdan %20 icra inkar tazminatının tahsiline, olmadığı takdirde alacak davası olarak davanın kabulü ile 35.000,00 TL’nin 16.03.2009 tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Davaya konu icra takibindeki bononun davalıya zorla imzalattırıldığını ve davalının suç duyurusunda bulunarak davacının Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/384 Esas sayılı dosyasında yargılandığını, davacının CMK 223/2-e uyarınca beraat ettiğini, yapılan yargılama sonunda hakimin, sanığın mahkumiyetine karar verebilmek için tam bir kanaat oluşturmak zorunda olduğunu, yenilemeyen şüphe sanık lehine yorumlandığını, zira ceza yargılamasında dinlenen tanıklar K5, K6, K7 ve K8 takibe konu senedin zorla imzalattırıldığı iddiasını destekler mahiyette beyanda bulunduklarını, davalının, davacı ile hangi hukuki ilişki sonucunda borçlandığı hususunun araştırılmasının zaruri olduğunu, davanın reddini savunmuş, Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2016/1569 sayılı icra takibinin iptaline ve %20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kabulü ile,
Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2016/1569 Takip numaralı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
Asıl alacağın %20’si olan 7.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili 26/12/2018 tarihli istinaf dilekçesinde;
1-Davaya konu icra takibinde bononun müvekkiline zorla imzalatıldığını ve müvekkilin suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan yargılama sonucunda beraat aldığını ve müvekkilinin davacıyla herhangi hukuki ilişki sonucunda borçlanıp borçlanmadığını dair araştırma yapılması gerektiğini, ceza mahkemesinde verilen tanık beyanlarının davacı aleyhine olması sebebiyle, hangi hukuki ilişki neticesinde bu alacağı edindiğini ve tanıkların neden davacı aleyhine beyanlarda bulunduğu hususunun araştırılmadığını,
2-Ayrıca yerel mahkemece müvekkilin borçlu olmadığa dair tespitin yapılmasını ve davaya konu icra takibinin iptal edilmesi gerektiğini,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 08/01/2019 tarihli istinaf dilekçesinde;
İstinaf yönünden;
Yerel mahkemece verilen kararın kısmen usul ve yasaya uygun olarak verildiğini, hatalı vekalet ücreti ile icra inkar tazminatının itiraz edilen ve faiz dahil takip tutarı bedeli üzerinden değilde asıl alacak üzerinden hesaplamasının hatalı olduğunu, buna göre davalıdan bakiye harç alınması gerektiğini,
İstinafa cevap yönünden;
Yerel mahkemece verilen kararın kısmen usul ve yasaya uygun olarak verildiğini, davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığını bu yönüyle istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kararın kısmen usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının bu yönüyle kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER :
İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava;
İtirazın
İptalidavasıdır.
Adana 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/1569 E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Alacaklının K1, borçlunun K3 olduğu, takibin ilamsız olduğu, 35.000,00 TL asıl alacak ve 21.618,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 56.618,49 TL üzerinden yapıldığı, takip dayanağının 02/02/2009 düzenleme, 16/03/2009 vade tarihli senet olduğu, senet üzerinde malen veya nakden kaydının bulunmadığı, tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21 maddesine göre 04/02/2016 tarihinde muhtara teslim edildiği, borçlu tarafından tebligatın usulsuz olduğuna ilişkin İcra Tetkik Merciine şikalette bulunulduğu, Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/101 E., 2016/579 K. Sayılı kararı ile şikayetin kabulüne, borçluya ödeme emrinin 12/02/2016 tarihinde yapıldığına karar verildiği, bunun üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/384 E., 2010/273 K. Sayılı kararının incelenmesinde; Davacının K9., Katılanların K3 ve K5 olduğu, sanıkların K10 ve K1 olduğu, suçun yağma, suç tarihinin 11/2008-08/2009 olduğu, suç yerinin Adana Merkez olduğu, “sanıkların üzerlerine atılı yağma suçu sabit olmadığından” CMK.223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, kararın 30/05/2016 tarihinde kesinleştiği,
Dava dilekçesinin davalıya 08/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili olarak Av. K4’nun 10/05/2017 tarihinde vekaletname sunduğu, 04/07/2017 tarihinde delil lisesi sunduğu, tanık bildirdiği ve yemin deliline dayandığı, 18/07/2017 tarihinde ise beyan dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.
Ön inceleme duruşmasının 10/05/2017tarihinde yapıldığı, mahkemece taraflara dava ile ilgili delillerini bildirmek üzere HMK. 140/5 maddesi gereğince kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin tanık dinletme isteğinin “davanın niteliği gereği bu aşamada reddine” karar verildiği,
05/07/2017 tarihli celsede, ” tahkikat aşaması bittiğinden önümüzdeki celse sözlü yargılama yapılmasına” karar verildiği,
17/01/2018 tarihli celsede, “Her ne kadar sözlü yargılama için duruşma günü verilmiş ise de dosyada belirtilen delillerin toplanmadığı görülmekle sözlü yargılama duruşmasına geçilmesine ilişkin ara karardan ve dosyanın niteliği gereği tanık dinletilmesinin reddine ilişkin ara karardan davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında dönülmesine karar verildiği,
Davacı tanıklarından K11 dinlenmiştir.
Davalı vekili 17/01/2018 tarihli celsede; ” Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada tanıklarımız yeminli olarak dinlenmiştir. Bu beyanların dosya arasına alınmasını talep ederiz. Önceki beyanlarımızı ve dilekçelerimizi tekrar ederiz” dediği,
Davalı tanıklarının Ağır Ceza Mahkemesindeki beyanlarının alınarak dosya arasına alındığı,
Davacı tanığı K11 duruşmadaki beyanında; “Ben davacıyı siyasi geçmişim olması nedeniyle ve eskiden beri amcasını tanımam nedeniyle uzun zamandır tanırım. Senedin düzenlendiği günü hatırlıyorum. O gün K1 benim işim için beni kendi evinden aldı. Çarşıdaki işimi görmeye giderken K1 bir arkadaşına borç para vereceğini, arkadaşının eşine tazminat ödemesi gerektiğini söyleyip benden izin alarak önce K1’ın milli pyango idaresinin arkasında olduğunu ve ikinci veya üçüncü katta olduğunu hatırladığım iş yerine gittik. K1, davalıya benim gözümün önünde 35.000,00 TL verdi. Bu 35.000,00 TL karşılığında davalıdan senet aldı. Daha sonra iş yerinden ayrıldık. Daha sonra de benim işimi görmek için devam ettik. Davalıyı olay günü görmem dışında tanımam. Şu anda huzurda bulanan davalı, borç paranın verildiği ve senedin alındığı kişidir. Fakat davalı aynı siyasi teşkilatta olması nedeniyle beni muhtemelen tanır” dediği,
Davalı vekili 03/07/2018 tarihli celsede, “davacı tarafa yemin teklifimiz yardır. Mahkemece uygun görüldüğü takdirde yemin teklifi için metin hazırlamak için süre verilsin” dediği, aynı celse 1 nolu ara kararı ile davalı vekiline yemin metni hazırlamak üzere süre verildiği, yemin metninin davacı asil ve vekiline tebliğ edildiği,
Davacının yemin teklifini kabul ettiği ve 13/11/2018 tarihli celsede yemini eda ettiği,
Davacı ” Ben K1, 2009 yılı şubat ayında K3’a 35.000,00 TL borç verdiğime, bu borç karşılığında 02/02/2009 düzenleme, 16.03/2009 vade tarihli 35.000,00 TL bedelli bonoyu K3 ile düzenlediğime, bu senedin her yönü ile gerçek ve yasal bir alacağa dayandığına, bu senedin zorla imzalattırılmadığına, tarafımca veya bir başkasınca bu senedin imzalanması için K3’a herhangi bir fiziki yada psikolojik baskı, tehdit, şantaj yapılmadığına, tarafımca yada tanıdığım birileri tarafından benim lehime ve benim adıma K3”dan haksız bir para alınmadığına, zorla senet imzalattırılmadığına, haraç mahiyetinde bir para alınmadığına, yada senet imzalamaya zorlamadığıma, dava konusu alacağımın gerçek ve yasal bir alacak olduğuna, namusum, şerefim, kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim” şeklinde yemin ettiği, yemininde ve beyanlarında sebat ettiğini beyan ederek beyanını imzaladığı,
6098 sayılı TBK.117.(mülga 818 sayılı BK.101) maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda temerrüt faizi uygulanabilmesi için, alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, kararlaştırılan kesin vadede borcun ödenmemiş yada alacaklanın usulüne uygun ihtarı ile temerrüde düşürülmüş olması zorunlu olup, somut olayda kesin vade kararlaştırılmadığı gibi, davacı yüklenicinin davadan önce alacağının ödenmesi talebini içeren davalıyı temererüde düşürücü ihtarı bulunmadığından, davada istenen talep için dava tarihinden, ıslahla attırılan tutar yönünden ise ıslah tarihi “15/07/2016” gününden itibaren faiz uygulanması gerekirken, hüküm altına alınan tüm alacağa dava tarihinden faiz işletilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 15.HD.sinin 01/11/2018 tarih ve 2018/3157 E., 2018/4223 K. Sayılı ilamı).
2004 sayılı İcra iflas Kanunu’nun 67/II.maddesi uyarınca alacaklı yararına icra inkar tazminatı verilebilmesi için borçlunun takibe itirazında haksız olması gerekir. Haksızlık kavramı alacağın belirlenebilir (likit) olma şartını da kapsar. Alacağın varlığı ile miktarı yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden, alacağın likit olmaması sebebiyle birleşen davada koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddi yerine kabulü doğru olmamıştır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 15/102018 tarih ve 2017/1232 E., 2018/3809 K. Sayılı kararı),
Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddeleri uyarınca akdi ilişkinin varlığını ispat yükü, davacı-yüklenicidedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 200. maddesi uyarınca 2.500,00 TL’yi geçen hukuki işlemlerin senetle ispat olunması zorunludur.(Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 27.05.2014 tarih ve 2013/6543 E.-2014/3649 K.sayılı kararı)
Türk Borçlar Kanunu’nun 386. Maddesi,
“Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı yada tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi vermeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklindedir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Senetle ispat Zorunluluğu başlıklı 200/1 maddesi,
“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. 200/2 maddesi “Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir” şekelindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun senede karşı tanıkla ispat yasağı başlıklı 201 maddesi,
“Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz” şeklindedir.
SOMUT OLAYDA;
Davacı, davalıya 35.000,00 TL para verdiğini, bunun karşılığında takibe konu 20/02/2009 düzenleme ve 16/03/2009 vade tarihli senedi verdiğini, davalı tarafından senedin zorla imzalattırıldığına ilişkin Adana Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, davacı alacaklı hakkında iddianame düzenlendiği, Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı, mahkemece yağma suçu sabit görülmediğinden beraat kararı verildiği, kararın kesinleştiği, senedin emanete alınması ve ceza davası nedeniyle zamanaşımına uğradığı, bu nedenle borçlu davalı hakkında ilamsız takip yaptıklarını, takibe itiraz edilmesi nedeniyle iş bu itirazın iptali davasının açıldığı sabittir.
Dava dilekçesi davalıya 08/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalı yasal süresi içerisine cevap vermemiştir.
Davacı tarafından ilamsız takip yapılmıştır. Zamanaşımına ( kambiyo vasfı) uğrayan senet yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. İspat yükü davacıdadır. Keşideci davalı ile arasındaki temel ilişkiyi tanık dahil her türlü delil ile ispat edebilir. Dinlenen davacı tanığı takibe konu paranın davalı borçluya ödünç olarak verildiğini açık bir şekilde beyan etmiştir.
Davalı taraf süresinde davaya cevap vermemiş ve delil listesini süresinde vermemiş ise de davacı taraf davalının delil bildirmesine karşı koymamıştır. Davalı taraf davacı tarafa yemin teklifinde bulunmuş, davacı yemin teklifini kabul etmiş ve yemini eda etmiştir. Davacı ceza davasında yağma suçu sabit olmadığından beraat etmiştir. Asıl alacak yönünden takibin devamına ilişkin karar yerindedir.
Dava konusu alacağın dayanağı olan bono senet vasfını kaybetmiş olup buna bağlı olarak bonodaki vadeye ilişkin belirleme hükümsüz hale geldiğinden artık asıl alacağa vade tarihinden itibaren faiz talep edilemez. Somut olayda asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemiş faiz yürütülebilir. (Yargıtay 3. HD. 12/09/2012 tarih ve 2012/14154-18575 E.K. Sayılı kararı).
Takip tarihi itibariyle dava konusu bonolar zamanaşımına uğramış olduğundan kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilmiştir. Bu durumda artık bononun vade tarihinden itibaren faiz talep edilemez. (Yargıtay 19.HD. 16/03/2013 tarih 2013/5447-9053 E. K. Sayılı kararı).
Dosya kapsamına göre takibe dayanak olan bonoların zamanaşımına uğradığından takip tarihi itibariyle bono vasfını kaybederek yazılı delil başlangıcı niteliğinde belgeler olduğu, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunan bir evraktaki bir vadenin, kesin vade olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Davacı yüklenicinin ica takibinden önceki dönem için işlemiş faiz talebinde bulunabilmesi için davalıyı temerrüde düşürmesi gerekir. Olayda davacının takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğü ispatlanmamış olduğundan mahkemece davanın sadece asıl alacak üzerinden kabulü gerekirken takipten önceki dönem için birikmiş faizinde kabulüne karar verilmesi doğru değildir. ( Yargıtay 15. HD. 20/09/2017 tarih ve 2017/1298-3060 E. K. Sayılı kararı).
Her ne kadar takibin dayanağı senette vade belirtilmiş ise de senet kambiyo vasfını yitirmiştir. Davacı takipten önce davalıyı temerrüde düşürmemiştir. Bu nedenle işlemiş faiz talep edemez. Mahkemenin işlemiş faiz yönünden takibin devamına ilişkin kararı yerinde değildir.
Alacak likittir. Davalıda itirazında haksız çıkmıştır. Asıl alacak üzerinde davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir.
Davacı vekili dava dilekçesinde dava değerini icra takibindeki asıl alacak olarak göstermiştir. Dava açılırken de harç bu miktar üzerinden yatırılmıştır. Mahkemece bu değer üzerinden vekalet ücreti takdir edilmiştir. Mahkemenin kararı yerindedir.
Sonuç itibariyle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama gerekmediğinden kararın düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilerekaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-
Davacının istinaf başvurusunun6100 Sayılı HMK 353/1-b.1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun
KABULÜ İLE,
3-
Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13/11/2018 tarih ve 2016/705 Esas – 2018/552 Karar sayılı kararının6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.2 maddesi uyarınca
KALDIRILMASINA ve DÜZELTİLMEK SURETİYLE YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE,
Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2016/1569 Takip numaralı icra takibine yapılan
İTİRAZIN İPTALİ ile asıl alacak üzerinden takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin
REDDİNE,
Asıl alacağın %20’si olan 7.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya
VERİLMESİNE,
Kabul edilen değer üzerinden hesaplanan 2.390,85 TL harçtan peşin alınan 314,63 TL peşin-nispi harcın mahsubu ile bakiye 2.076,22 TL harc ın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına
,
Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru harcı, 314,63 TL peşin-nispi harç, 4 davetiye gideri 11,00 TL üzerinden 44,00 TL ve 5 davetiye gideri 14,00 TL üzerinden 70,00 TL olmak üzere
TOPLAM : 457,83 TL yargılama giderleri nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
,
Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi (AAÜT) uyarınca davacı vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan
4.200,00 TL nispi vekalet ücreti nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
,
Fazla yatan avans var ise, Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde, elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden yok ise PTT aracılığıyla taraflara
İADESİNE
,
İstinaf incelenmesi yönünden;
1-
Davacıdan alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı 54,40 TL olmakla, peşin alınan 44,40-TL’nin mahsubu ile bakiye 10,00-TL karar ve ilam harcının ilk derece mahkemesince davacıdan alınarak Hazineye irad
KAYDEDİLMESİNE,
2-
Davacı tarafından yatırılan 121,30 TL istinaf kanunu yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDINA,
3-
Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 598,00 TL nispi istinaf karar harcının istek halinde davalıya
İADESİNE
,
4-
Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 31,00 TL Posta gideri olmak üzere toplam 151,30 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya
VERİLMESİNE
,
5-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, istinaf yoluna başvuran davalı lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
6
–
İstinaf aşamasında yatırılan ve kullanılmayan gider avansının ilk derece mahkemesincetaraflara
İADESİNE,
7
-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 359/3.maddesi uyarınca, kararın ilk derece Mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE
,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/02/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe