Adana BAM, 8. HD., E. 2019/718 K. 2020/1391 T. 15.10.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 395

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı F1 Hazır Beton Şirketinin 06.07.2015 tarihinde tüm işçilerini, iş makinelerini ve şantiyelerini diğer davalı şirkete devrettiğini, devralan şirketin aynı şantiyede aynı işçi ve makinalarla çalışmaya aralıksız ve kesintisiz olarak devam ettiğini, davacının davalı F1 Hazır Beton Şirketinde 15.01.2014-23.10.2016 tarihleri arasında mikser operatörü olarak çalıştığını, davacının çalışmasının aralıksız ve kesintisiz olduğunu, davacının iş akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini, davacının en son net 1.700,00 TL ücretle çalıştığını, maaşın tamamının bankadan ödendiğini, davacının davalı işyerinde haftada 7 gün 06.00/06.30-22.00/23.00 saatleri arasında çalıştığını, davacının akşam 22.00/23.00 saatlerinden sonra çalışma yaptığı dönemlerin olduğunu, davacının dini ve milli bayramlarda çalıştığını, yıllık izinlerini kullanamadığını, davacıya çalıştığı dönem boyunca ibra ve benzeri belgeler imzalatıldığını, beyanla HMK md. 107 gereğince ödenmeyen işçilik alacakları için fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla; 100,00 TL Kıdem Tazminatı, 100,00 TL İhbar Tazminatı, 100,00 TL Yıllık İzin Ücreti, 100,00 TL Hafta Tatili Ücreti,100,00 TL Genel Tatil Ücreti, 100,00 TL Fazla Mesai Ücreti olmak üzere toplam 600,00 TL’nin Kıdem tazminatı için akdin feshinden itibaren, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve fazla mesai ücreti için dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile, diğer alacaklar için dava tarihinden itibaren yasal faiz ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı F2 vekili verdiği cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının avacının dava dilekçesinde talep ettiği alacakların belirlenebilir olmasından dolayı belirsiz alacak davası açılamayacağını ve davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının davalı şirket çalışanı olmadığını, davacının asıl çalışmasının F3 Yapı Malzemeleri İnş.Ltd.Şti. işçisi olarak çalıştığını, davacının bu şirkette 07.07.2015-23.10.2016 tarihleri arasında çalıştığını, tüm haklarını alarak ayrıldığını, F3 Yapı Şirketi ile davalı şirket arasında 01.04.2015 tarihinde imzalanan sözleşme ile davalı şirketin F4 Tesisteki taşıma işlerini üstlendiğini, davalı şirketin diğer davalı F1 Hazır Beton Şirketi ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, davacının diğer davalı şirket ile herhangi bir bağı olsa dahi davalılar arasında asıl ve alt işveren ilişkisi bulunmadığını bu sebeple davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davalı işyerindeki kameralar tetkik edildiğinde davacının cumartesi günleri ve haftada 45 saatin üzerinde çalışma yapmadığının tespit edileceğini, davacının çalışmış olduğu şirketin kullanılmayan yıllık izin ücretlerini ödediğini beyan ederek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı F1 Beton vekili verdiği cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini,davacının davalı şirkette çalışırken hak etmiş olduğu tüm alacakların kendisine ödendiğini, iş akdinin feshinden sonra da 2.551,79 TL kıdem tazminatı, 2.052,09 TL ihbar tazminatı ve 570,10 TL yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 5.173,98 TL tutarındaki ödemenin davacıya bankadan yapıldığını, davalı şirketin ilk yıllarında fazla mesai uygulaması olmadığını, fazla mesai uygulaması olduğu dönemde de çalışanlara ücretlerin eksiksiz olarak ödendiğini, ödemelerin bankadan yapıldığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, kullanmadığı izin ücretlerinin eksiksiz olarak ödendiğini, davacının dini ve milli bayramlarda çalışma yapmadığını, davalı şirketin davacıya iş akdi devam ederken geri ödemeli avans verdiğini ancak davacının avansları davalı şirkete iade etmediğini beyan ederek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :”


Davanın kısmen kabulü ile,
Toplam 42,62 TL net yıllık ücretli izin alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı F2 beton üretim paz.san.ve tic.aş’den alınarak davacıya verilmesine,
%30 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle tespit edilen Toplam 233,50 TL net ulusal bayram ve genel tatil günleri alacağından 100,00 TL sinin dava tarihinden 133,50 TL sinin ıslah tarihi olan 14/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
%30 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle tespit edilen Toplam 5612,22 TL net fazla mesai ücreti alacağından 100,00 TL si dava tarihinden 5512,22 TL si ıslah tarihi olan 14/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacının hafta tatili ücreti ile kıdem ve ihbar tazminatına yönelik talebinin reddine,
” şeklindedir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı F2 beton üretim. paz. san ve tic. a.ş. vekili istinaf dilekçesinde;” Adana 6. İş Mahkemesinin 2016/1004 E. ve 2018/1037 K. Sayılı dosyasından, değerlendirmeden uzak bir şekilde verilmiştir. kararın kaldırılması ve neticede davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. şöyle ki;davacı taraf devir olgusuna dayanmışsa da devire ilişkin hususları araştırmaksızın ve dosya kapmsamında herhangi bir belge bulunmamasına rağmen kabul etmiştir. adana 6.iş mahkemesinin 2016/363 e. sayılı dosyasından yine bire bir aynı taleplerle açılan davada bilirkişi devir hususunun ispat edilemediğine dair tespitte bulunmuştur. devir olgusu sadece davacı tanıklarının beyanlarında geçmektedir. dosya kapsamında ibraz edilen adana 6. iş mahkemesinin 2016/363 e. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafın sadece tanık beyanları ile iddia ettiği, hususun ispat edilmeyeceği, devre ilişkin hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığını, bu nedenle de davanın müvekkil şirket açısından husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. devire ilişkin husus sadece tanık beyanlarında geçmiştir, söz konusu hukuki ilişkiye dair iddiasını ispatla davacı tarafın mükellef olduğu hususu tartışmasızdır. işyeri devrine ilişkin dosyada hiçbir belge ve/veya emare bulunmamaktadır. salt tanık anlatımları ile işyeri devrine ilişkin hususların kabulü mümkün olmadığından, davacının bu hususu ispat etmesi gerekmektedir.bunun yanında, tbk. m.395 ve devamı maddelerinde işçinin borçları sayılmıştır. buna göre işçinin en temel borcu olan işverene karşı iş görme borcunu müvekkil şirkete karşı yerine getirmeyen davacının bu anlamda da hiçbir talep hakkı bulunmamaktadır. davacı müvekkil şirkette hiçbir zaman çalışmamıştır. işyeri devrine ilişkin ifade de F1 beton..ltd.şti’ye ait işyeri devri ile tüm çalışanlarının müvekkil şirkete geçtiği ifade edilmişse de sgk kayıtların tetkikinde bu durumun gerçek olmadığı anlaşılacaktır. hmk m.114 ve devamı maddeleri gereğince, husumetin doğru yöneltilmediği ortadadır. mahkeme bu hususta hiçbir araştırma yapmamış dosya kapsamına yazıl bir belge sunulmamıştır. bu hususun göz önünde bulunudurulmasını ve neticede davanın müvekkil şirket açsından husumetten reddine dair karar verilmesi gerekirken mahkemenin yanılgıya düşerek davanın kabulüne karar vermiş olması hatalıdır. bunun yanında davacının her ne gerekçe ile olursa olsun kendisinin işten ayrıldığı sabitken ihbar tazminatına hükmedilmiş olması yine itiraz hususudur. bu açıdan da dosyanın incelenmesini neticede ihbar tazminatına ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. davalı şirketler arasında hizmet akdi devri söz konusu olmadığından ve davacının müvekkil şirkette hiçbir çalışması mevcut olmadığından somut olayda 4852 sayılı iş kanununun 6. maddesinin uygulanma imkanı olmayıp müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyecektir. davacının 15.01.2014-23.10.2016 tarihleri arasında davalı şirketlerde çalışmasının olduğu ve davalı F1 beton dan üretim tesislerinin müvekkil şirkete 07.07.2015 tarihinde devredildiği tespit edilmiştir. bilirkişi raporunda ve sgk kayıtlarında açıkça davacının müvekkil F2 beton..ltd. şti. de tek bir gün dahi çalışmasının bulunmadığı ortadadır. davalı F1 beton şirketinden ayrıldıktan sonra ise ihbar olunan F3.. ltd. şti.de 07.07.2015 tarihinde işe başladığı görülmektedir. F1 hazır beton ..ltd. şti. ayrı tüzel kişiliği olan ve müvekkil şirketten bağımsız ayrı bir şirket olup, ticari faaliyetine devam etmektedir. dolayısıyla da, F1 hazır beton şirketindeki iş akdi sona erdirilerek; kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti vs. her türlü hak ve alacağı F1 hazır beton tarafından kendisine ödenerek ilişkisi kesilen davacının müvekkil şirkette tek bir gün dahi çalışmasının olmaması nedeniyle müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmamaktadır. bilirkişi raporunun 3. sayfasında ‘davalıların sorumluluğu’ başlıklı bölümde de belirtildiği üzere, davalılar arasında hizmet akdi devri söz konusu olmadığından somut olayda 4857 sayılı iş kanunu’nun 6. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. bu durumda da sorumluluğun var ise sadece F1 hazır beton..ltd. şti.’ne ait olduğu, müvekkil şirketle diğer davalının hiç bir organik bağı ve/veya işyeri devri/taşeron ilişkisi bulunmadığından ve yine davacının müvekkil şirkette tek bir gün dahi çalışması bulunmadığından da müvekkil şirketin sorumluluğuna gidelemeyeceği açıktır. davacının fazla mesai alacağı olduğu gerekçesiyle hesaplama yapılması müvekkil yönünden haksız ve mesnedsiz olduğu gibi, salt tanık beyanları doğrultusunda haftanın 7 günü 18 üzerinden yapılan hesaplama da hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi hesaplanan miktar fahiş bir miktardır. bilirkişi raporunda yalnızca davacı tanıklarının anlatımları doğrultusunda yapılan fazla mesai ücreti hesaplamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu izahtan varestedir. nitekim davacı taraf, fazla mesai yaptığının ispatına ilişkin hiç bir somut delile dayanmamıştır. yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında davacı tarafın tanık delili ile fazla mesainin ispatına gitmesi halinde ise işin mahiyeti gereğince fazla mesai yapılmasını gerektirecek bir işte çalışıp çalışmadığı araştırılmalıdır. bunun yanında dosyaya fazla mesai yaptığına dair herhangi bir bilgi ve belge sunmayan davacının sadece tanık delili ile bunu ispatlamaya çalışması da hukuken kabulü mümkün değildir. kaldı ki bir çok yargıtay kararında da belirttiği üzere davacının bu kadar fazla mesai yapması hayatın olağan akışına aykırıdır.davacı yıllık izin ücretleri yazılı delille ispat edilebilir. müvekkil şirketin çalışanı olmayan davacının bu husustaki talebi de haksız ve yersizdir. davacı taraf dava dilekçesi ile ödenmemiş yıllık izin ücretlerinin de ödenmesini talep etmişse de bu iddia haksız ve mesnetsizidir. nitekim müvekkil şirket çalışanı olmayan davacının müvekkil şirketten bu hususta talepte bulunması da haksız ve yersizdir. nitekim yıllık izin ücret alacağı ancak yazılı deliller üzerinden belirlenebilecek bir alacak olup, afaki iddialarla talep edilmesi yersizdir. belirtilen nedenle de haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak, yeniden yıllık izin ücretlerinin tahsili için dava açmış olması kötü niyetlidir ve bu sebeple de reddi gerekmektedir.başkanlığınıza yapmış olduğumuz istinaf başvurumuzun kabulü ile, adana 6. iş mahkemesinin 2016/1004 e. 2018/1037 k. sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına neticede davanın reddine, iik md.36 gereğince tehir-i icra kararı verilmesi talebimizin kabulüne, lehimize ücret taktirine, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.
“ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiği yönünde istinaf sebeplerine dayanmıştır.

Davalı F1 Hazır Beton San.Mad Nak Taş Paz.Tic.Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde;” Adana 6. İş Mahkemesi’nin 27/11/2018 tarihli, 2016/1004 E -2018/1037 K dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir. sayın yerel mahkeme tarafında verilen bu karar usule, yasaya ve hakkaniyete aykırıdır. bu nedenle yasal süresi zarfında iş bu istinaf başvurumuzu yapmaktayız. izahına gelince, aylık ücretin ve diğer alacakların yüksek bedelle hesaplanması fahiş miktada bir alacağın varlığına yol açmıştır.davacının aylık ücreti maaş bordrosunda gösterilen kadar olup bunun üzerinde bir bedelle hesaplama yapılmıştır. haliyle bütün alacakları daha fazla hesaplanmıştır. ayrıca davacı lehine hükmedilen alacak ve tazminat kalemleri toplamı fahiş miktardadır ve hakkaniyete aykırıdır. bu durum tarafımızca kabul edilir nitelikte değildir.sadece tanık beyanına göre hüküm kurulmasına itirazımız. davacının tanıkları müvekkil şirketin eski personeli olup müvekkil şirkete karşı açmış olduğu davaları vardır. yani tanık beyanlarının tarafsız olmadığı açıkça ortadadır. yargıtay 22. hukuk dairesi 2015/15493 e. ve 2017/14013 k. 13.06.2017 tarihli kararında ; somut olayda, mahkemece, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmıştır. ne var ki, dinlenen her iki davacı tanığının da işverene karşı dava açmış olması sebebiyle husumeti bulunmakta olup, salt husumetli tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. bu karar gereği davacının ispatladığı iddia edilen alacakları ve tazminatlarının “davalıya karşı mevcut davası olan tanık beyanı ile ispatlanması” yetersi olduğundan davasının reddi gerekir idi. ancak bu husus yerel mahkeme tarafından göz ardı edilmiştir. kıdem ve ihbar tazminatı alacağına itirazlarımız. müvekkil şirkette çalışan davacının her iki döneme dair iş akdinin akabinde kendisine kıdem ve ihbar tazminatı zaten peşinen ödenmiştir. bu kalemlerde de davacının müvekkil nezdinde kalmış bir alacağı yoktur ve reddi gerekir. buna rağmen bakiye kıdem ve ihbar tazminatı alacağına hükmedilmesi isabetsiz bir karar olmuştur.ubgt alağına itirazlarımız. hafta sonları tatilini yapmış ve yıllık izinlerini kullanmıştır. dini ve milli bayramlarda çalışması olmamıştır. hal böyle olunca davaya cevap dilekçesinde de belirttiğimizi üzere davacının müvekkil nezdinde kalan bir tek alacağı bile yoktur. buna rağmen bu kalemlerde hesaplama yapılması davacı lehine alacak hükmedilmesi isabetsiz kararlardan biridir. fazla mesai alacağı fahiştir. fazla mesai alacağı hususunda yargıtayın yerleşik içtihatlarından biri olan”fazla çalışma süresi ve ücreti gösterilen bordroyu ihtirazi kayıt koymadan imzalayan işçi, eşdeğer belgelerle daha fazla çalıştığını kanıtlamaması halinde bordroda gösterilen fazla çalışma süresini kabul etmiş sayılır. buna göre, imzalı bordrolarda fazla çalışma süresi gösterilen ayların hesaplamada nazara alınmaması gerekir.” görüşü nedeniyle salt tanık beyanı ile fazla mesainin ispatlanması mümkün değildir. ancak yerel mahkeme , davacının imzalı ve ihtirazi kayıt içermeyen maaş bordrolarına rağmen tanık beyanlarıyla yetinerek davacı lehine 5.612,22 tl gibi fahiş miktarda fazla mesai alacağına hükmetmiştir. bu da istinaf başvuru sebeplerimizden bir tanesidir. davaya cevap dilekçemiz ekinde , davacının çalışma dönemine dair bütün ayların maaş bordroları sunulmuştur ve bunların tamamı ihtirazi kayıt içermeyen ve bizzat davalı tarafından imzalanmış bordrolardır.davacının maaşını aldığı banka kayıtları incelenmemiştir.davaya cevap dilekçemizde de belirttiğimiz üzere davacının müvekkil şirket bünyesinde çalıştığı dönemdeki maaşları ve bilumum alacakları,*t.iş bankası gazipaşa şube*finansbank çukurova şube*yapı kredi bankası adana organize sanayi şube müdürlüğü hesabındaki maaş hesabına yatmıştır. yatan paralar içinde maaş , fazla mesai , kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacaklar ve tazminatalar mevcuttur. ancak yerel mahkeme tarafından bu bankalardaki hesap hareketleri celp edilmemiş ve yapılan ödemeler mahsup edilmemiştir. ilgili bankalardan bu hesap hareketlerinin celbi halinde iddialarımız doğrulanacaktır. yukarıda kısaca izah edilen ve sayın makamınzıca re’sen bulunacak nedenlerle; adana 6. iş mahkemesi’nin 27/11/2018 tarihli, 2016/1004 e -2018/1037 k sayılı dosyası üzerinden verilen nihai kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederim. “ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiği yönünde istinaf sebeplerine dayanmıştır.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dairemizce istinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.

Dava kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, genel tatil ve hafta tatili ücret alacakları istemine ilişkindir.

Dairemize ait emsal dosyalarda yapılan araştırmada, Mersin A1 köyünde bulunan işyeri ve Adana/Mersin de yer alan üç adet dahil toplam 4 adet Hazır Beton Üretim Tesisi işyeri F1 Hazır Beton Sanayi Madencilik Nakliyat Taşımacılık Pazarlama Ticaret Ltd. Şti. (F1 BETON) Rekabet kurulu 2015-5-19 dosya ve 30/06/2015 gün 15-27/299-84 sayılı kararında da gösterdiği üzere F2 Beton Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret AŞ. ye (F2 BETON) devredilmiştir.

Davalı F1 Beton Savunma ve İstinaf dilekçesinde; Davalılar arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının kendi işçileri olmadığını, işin tamamının diğer davalıya ihale edildiğini belirtmiştir. İhbar olunan F3 Ltd. Şti. vee davalılar arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunmadığı, herhangi bir devir söz konusu olmadığını, F1 Beton ile kendileri arasında herhangi bir işyeri devri bulunmadığını, davacının işverene zarar verdiğini belirtmiş ise de dinlenen davacı tanıkları ile emsal dosyalarda beyanı alınan davalı tanığı K1’nın beyanları bordro örneklerinden davacının F3 Ltd. Şti. işçisi olarak çalıştığı ve asıl işverenin F2 Beton olduğu belirlenmiştir. 4857 Sayılı Kanunun 2/6. Maddesi, bu maddede belirlendiği şekilde işyerinin alt işverene devri halinde asıl işveren ile alt işverenin işçilik alacaklarından birlikte sorumlu olacağını düzenlemiş olup davalıların bu hususa ilişkin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.

Davacı tarafça yıllık izin ücreti talebinde bulunmuş olup, ispat yükümlülüğü kendisinde bulunan davalı tarafça davacının talep ettiği yıllık izinlerin kullandırıldığı ya da ücretinin ödendiği hususu imzalı izin defteri ya da eşdeğer belge ile ispat edilememesi nedeni ile bu hususa ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.
4857 sayılı yasanın 47. maddesinde “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.” denilmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesine göre haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallara burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtlar, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerektiği hususu yerleşik Yargıtay içtihatları arasındadır.

Davacı tarafından yapılan işin mahiyeti (inşaat işi) ve tanık beyanları ile yerleşik Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde davacının günlük 3 saat haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafça işyerinde genel tatil günlerinde çalışıldığı ve fazla çalışma çalışması yapıldığı hususu dinlenen tanık beyanlarıyla ispat edilmiş bu çalışmaların karşılığı ücretin ödendiği hususu davalı tarafça ispatlanmadığından bu hususa ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esas yönünden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM/
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalıların istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
İstinaf karar harcı bakımından; a-Alınması gereken 402,23 TL istinaf karar harcından, peşin olarak alınan 101,00 TL nin mahsubu ile bakiye 301,23 TL nin davalı F2 betondan alınarak hazineye irad kaydına, b-Alınması gereken 402,23 TL istinaf karar harcından, peşin olarak alınan 101,00 TL nin mahsubu ile bakiye 301,23 TL nin davalı F1 hazır betondan alınarak hazineye irad kaydına,

3-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4-
Taraflarca yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Artan istinaf gider avansının ilgilisine iadesine,

5-
Karar kesin olarak verildiğinden tebliğ ve harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda miktar itibari ile KESİN olmak üzere 15/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!