Adana BAM, 6. HD., E. 2019/491 K. 2020/351 T. 23.6.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 179

DAVANIN KONUSU : Alacak

Hatay 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15/01/2019 tarih ve 2016/444 Esas – 2019/16 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davacının 28/05/2012 tarihli taraflar arasında imzalanan protokol gereği üzerine düşen sorumlulukları yerine getirerek Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/181 Esas sayılı Şuf’a davasını kabul ettiğini ve kararı temyiz etmeyerek temyizden feragat ettiğini, davacının hesabına yatırılan Şuf’a bedelini de protokol gereği davalıya verdiğini, tarafların devredilecek hisseye düşen yerin neresi olduğu konusunda protokolde anlaştıklarını, protokol ekindeki krokide açıkça gösterildiğini, krokide gösterilen 2 nolu yerin devri konusunda anlaştıklarını, davalının Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/487 Esas sayılı dosyasına bağlı satış memurluğunca yapılan ihale sonucu taşınmazı satın aldığını, davalı tarafın protokol gereği taşınmazı davacıya devretmesi gerekirken devretmediğini beyan ederek; davanın kabulü ile 240.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davacı tarafın belirtmiş olduğu 28/05/2012 tarihli protokolün bulunduğunu, dava konusu taşınmazda davalı hissedar iken davacı tarafından bir kısım hissedarlardan pay aldığını, davacının almış olduğu hisseye karşılık davalının şufa hakkını kullanarak Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/181 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, tarafların kendi aralarında anlaşmaları üzerine protokol düzenlendiğini, protokol gereği açılan şufa davasının davacı tarafından kabul edileceği ve şufa bedeli olarak yatırılan paranın belge karşılığı davalıya iade edileceğini, davalı tarafından Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/487 Esas sayılı dosyası ile açılan ortaklığın giderilmesi davasına bağlı olarak Hatay 1. SHM’nin 2013/8 sayılı satış dosyası ile davaya konu taşınmazdaki tüm hisselerin davalı tarafından satın alındığını, davacı ile yapmış oldukları protokol gereği hissenin devri için Defne Tapu Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğunu, yapılan müracaatlar sonucunda yapılacak hisse devrinin taşınmazın tarım arazisi olması ve kanunen bölünme imkanının bulunmadığının//belirtilmesi nedeni ile davacıya protokolde belirtilen hisse devrinin yapılamadığını, devrin yasal imkansızlıklar nedeniyle yapılmadığını, sözleşme hükümlerinin yerine getirilememesinin ifa imkansızlığından davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/181 Esas sayılı dosyası ile açılan şufa davasında belirlenen 23.942,28 TL bedeli iade etme yükümlülüğünün bulunduğunu, davalının bu bedeli iade etmeye hazır olduğunu beyan ederek davanın redini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

Protokol tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın protokole göre hisse devrinin mümkün olmadığı, böylece taraflar arasında yapılan protokolün geçersiz olduğu, bu nedenle taraflar arasında görülen Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/181 Esas sayılı dosyası ile tespit edilen ve davalı K1’ya ödenen 23.942,28 TL şufa bedelinin davacı tarafça talep edilebileceği anlaşılmış bu bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre protokol tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün denkleştirici adalet ilkeleri gereğince saptanması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından hazırlanan rapor ile tespit edilen bedel hükme esas alınmaya değer görüldüğünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili 31/01/2019 tarihli istinaf dilekçesinde;

1-Taraflar arasında yapılan 28.05.2012 tarihli sözleşme gereği açılan davada Sayın Mahkeme “Protokol tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın protokole göre hisse devrinin mümkün olmadığı, böylece taraflar arasında yapılan protokolün geçersiz olduğu, bu nedenle taraflar arasında görülen Hatay 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/181 esas sayılı dosyası ile tespit edilen ve K1’ya ödenen 23.942,28-TL şuf’a bedelinin davacı tarafça talep edilebileceğinin anlaşıldığını, bu bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine protokol tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, hazırlanan rapor ile tespit edilen bedel hükme esas alınmaya değer görüldüğü gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğinin hukuka aykırı olduğunu,

2-Taraflar arasında yapılan 28/05/2012 tarihli sözleşme karşılıklı borç yükleyen iki taraflı tipik bir inanç sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin yapılan bu sözleşme ile taraflarca müvekkiline ait olduğu kabul edilen hissesini emanet olarak davalıya verdiğini sözleşme ve sözleşmedeki imzalar ve içeriğine davalı tarafçada itiraz edilemediğini,

3-Sayın Mahkeme tarafından esas alınan 23.942,28-TL iade borcu olarak kabulünün hukuki dayanağının bulunmadığının, Keşif sırasında belirlenen bu bedelin gerçek değerini göstermediğini, bu hususun davalı tarafçada kabul edildiğini, taşınmazın gerçek değeri belirtilen miktardan çok çok fazla olduğunu, bunun için yapılan protokolde taşınmazdaki hissenin değerinin 240.000,00-TL olarak taraflarca kabul edildiğini,

4-Sözleşme incelendiğinde müvekkilinin iradesinin satış, satış vaadi veya şuf’a davasının kabulü olmadığının 23.942,28-TL’nin satış bedeli veya şuf’a bedeli olarak belirlenen bir miktar olmadığını, iadesi gereken para değil hissenin kendisinin olduğunu, sözleşme gereği müvekkilinin kendisine ait hissesinin tapuda iadesinin gerektiğini, bu iadenin sonradan yapılan yasal düzenleme ile mümkün olmaması karşısında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/04/2014 tarih 2013/13-1018 esas ve 2014/508 karar sayılı kararında belirtildiği üzere” davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir.” Sonradan meydana gelen imkansızlığın sonuçları BK”nun 20. Maddesinde değil BK’nun 117. Maddelerinde düzenlendiğini, 117′ göre haksız mal edinme kurallarının esas alındığının, sözleşme gereği bu artışın zararının 240.000,00-TL olduğu taraflarca kabul edildiğini,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekilinin 20/02/2019 tarihli istinafa cevap dilekçesinde özetle;

Yerel mahkemenin yapmış olduğu yargılama sonucunda protokol tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın protokole hisse devrinin mümkün olmadığını, böylece taraflar arasında yapılan protokolün geçersiz olduğunu, taraflar arasında görülen ve Hatay 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/181 esas sayılı dosyası ile tespit edilen ve davalı K1’ya ödenen 23.942,28-TL şufa bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünü denkleştirici adalet ilkeleri gereğince belirlenen bedel olan 35.024,66-TL’nin ödenmesine karar verdiğini, yerel mahkemenin kararının bozulmasının gerektirecek herhangi bir durumun olmadığını, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine , yerel mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/487 E., 2012/39 K. Sayılı dosyasının inclenmesinde;Davacının K1, davalıların K6, K7 ve arkadaşları olduğu, davanın ortaklığın giderilmesi davası olduğu, davaya konu taşınmazın A2 Köyü, 696 parsel olduğu, ortalığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiği, kararın 17/05/2013 tarihinde kesinleştiği,
Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/181 E., 2012/285 K. Sayılı kararının incelenmesinde;Davacının K1, davalının K2 olduğu, davanın önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davası olduğu, davaya taşınmazın Antakya İlçesi, döver köyü, 969 parsel nolu taşınmazın 1/7 hissesi olduğu, davanın kabul nedeniyle kabulüne, satış bedeli ve satış masrafı 24.785,55 TL şuf’a bedelinin davalıya ödenmesine karar verildiği, kararın 18/06/2012 tarihinden temyizden feragat edilmesi nedeniyle kesinleştiği,
Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu’nun 2013/8 satış sayılı dosyanın incelenmesinde;Satışa konu taşınmazın Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/487 E., 2012/39 K. Sayılı dosyası ile “ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ” karar verilen Antakya İlçesi, A2 Köyü, 969 parsel sayılı taşınmaz olduğu, ihalenin 1.160.000,00 TL bedelle K1’da kaldığı, K1’nun taşınmazdaki 29/35 oranındaki hissesi düşüldükten sonra 198.857,14 TL’nin diğer hissedarlara ödendiği,
28/05/2012 tarihli “PROTOKOL” başlıklı belgenin incelenmesinde; 1.tarafın K2, 2. tarafın K1 olduğu, protokolün konusunun A2 Köyü, 969 nolu parsel olduğu, protokolün 1. Maddesinde, 1.tarafın 2.tarafın Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/181 E. Sayılı şuf’a davasını kabul edeceği, 2. maddesinde, mahkeme kararı kesinleştiğinde 2.taraf sözleşme konusu taşınmazdaki 5.985,57 m2’yi 1.tarafa devredeceği, 3.maddesinde, şuf’a bedelinin 2. Taraf tarafından çekileceği ve 2.tarafa belge karşılığında ödeneceği, 4. Maddesinde 2.tarafın protokole konu parseldeki 5.985,57 m2’yi geçici olarak emanet olarak adına tescil olduğunu kabul ettiği, 9.maddesinde, protokole konu A2 Köyü, 969 nolu parselin gerek Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/487 E. Sayılı dosyasına bağlı satış memurluğunca yapılacak ihale ile gerekse de başka bir ihale ile satılması ve her iki durumda da 2.tarafça alınamaması durumunda 2. Tarafın 1.tarafa ihale sonucu protokole konu A2 Köyü, 969 nolu parseldeki 5.585,17 ‘ye karılık gelen ihale bedelini ödeyeceği, 5.585,17 m2’ye karşılık gelen ihale bedelinin 240.000,00 TL’nin altında olması durumunda bu bedelin 2.tarafça 240.000,00 TL’ye tamamlanacağı, 12.maddesinde, taraflardan birinin protokole uymaması durumunda protokole uymayan tarafın diğer tarafa cezai şart olarak 150.000,00 TL ödeyeceğinin belirtildiği, protokolün 1.taraf K2, 2.taraf K1, şahitler K4 ve K5 tarafından imzalandığı,
20/06/2012 tarihli “BELGEDİR” başlıklı belgenin incelenmesinde;”Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/181 E. Sayılı dosyası ile K2’ın mahkeme veznesinden çektiği 24.785,55 TL şuf’a bedelini K1 ile yaptığımız 28/05/2012 tarhli protokolün 3. Maddesi gereğince K1’ya elden teslim ediyorum.” denildiği, teslim edenin K2, teslim alanın K1 olduğu, taraflarca imzalandığı anlaşılmıştır.

Hatay 1. Noterliği’nin 20/09/2014 tarih ve 13619 yevmiye nolu ihtarnamenin incelenemsinde; İhtar edenin K1, muhatabın K2 olduğu, ihtar konusunun 28/05/2012 tarihli protokol olduğu, ihtar eden tarafından muhatabın protokoldeki taşınmazın devrinin alınmasının istendiği,
Hatay 1. Noterliği’nin 27/10/2014 tarih ve 15606 yevmiye nolu ihtarnamenin incelenmesinde;

İhtara cevap verenin K2, muhatabın K1 olduğu, ihtar konusunun Hatay 1. Noterliği’nin 10/09/2014 tarih ve 13619 yevmiye nolu ihtarnamesine cevap olduğu, ihtar edenin muhatabı 31/10/2014 günü saat 09.00’da Defne Tapu Sicil Müdürlüğünde devir için bekleyeceğini ihtaren bildirdiği,
Hatay 3. Noterliği’nin 13/11/2014 tarih ve 24094 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde;İhtar edenin K2, muhatabın K1 olduğu, ihtar edenin protokole konu taşınmazın devri için 25/11/2015 günü saat 09.00’da Defne Tapu Sicil Müdürlüğü’nde bekleyeceğini ihtaren bildirdiği,
Hatay 3. Noterliği’nin 01/04/2017 tarih ve 06498 yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde;İhtar edenin K2, muhatabın K1 olduğu, ihtar edenin protokole konu taşınmazın devri için 10/05/2016 günü saat 09.00’da Defne Tapu Sicil Müdürlüğü’nde bekleyeceğini ihtaren bildirdiği,
Tapu kaydına göre;A2 Köyü, 969 nolu parselin 41.899.00 m2 yüzölçümü ile kayalı tarla vasfı ile 29/35 ve 6/35 hisse ile K3 oğlu K1 adına kayıtlı olduğu, 29/35 hissenin mahkeme kararı ile satıştan tescil edildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir K8’ın 25/06/2018 tarihli raporuna göre;Geçersiz olan sözleşmeden dolayı 23.942,28 TL’nin 28/05/2012 tarihinden dava tarihine kadar Altın, Döviz, Tüfe, Asgari Ücret Artışları, Memur Maaş Katsayısı artışları dikkate alınarak dava tarihi olan 27/05/2016 tarihine kadar denkleştirme hesabı yapıldığı, altın, döviz, tüfe, enflasyon, asgari ücret ve memur maaş kat sayısı artışları ayrı ayrı hesaplanarak bulunan değerlerin toplandığı ve 6 bölünerek sonuca ulaşıldığı, sonuç olarak 35.024,66 TL olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili 10/07/2018 tarihli dilekçesi ile değerin taraflarca belirlenen 240.000,00 TL olması gerektiğini belirterek rapora itiraz ettiği,
Defne kaymakamlığı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün 16/01/2018 tarih ve 042-28 sayılı yazı cevabından, A2 Köyü 969 nolu parselin 28/05/2012 tarihi itibariyle 5403 sayılı Kanunun tarım arazilerinde mülkiyet devrine ilişkin uygulama talimatı çerçevesinde ilgi yazı ekinde gönderilen protokole göre hisse devrinin mümkün olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.

MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddelerinde, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmenin resmi biçimde yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Resmi biçimde yapılmayan taşınmaz satım sözleşmesi hukuken geçersiz olup, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle sebepsiz zenginleşmenin kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında yarar vardır. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/10700 E., 2015/15907 K. Sayılı kararı.)

Hukuken geçersiz sözleşmeler, sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet ilkesi hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus, hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iade kararı verilirken, satış sedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde ise kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak ve iade borçlularının iade de direnmelerine neden olacaktır. Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde geçersiz sözleşme ile ödenen paranın sözleşme tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile tahsili talep edildiğine göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili talebine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle; davacı tarafça yapılan icra takibine konu edilen alacak talebinde, ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde ödeme yapılması amaçlanmıştır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08/07/2019 tarih ve 2019/1266-6324 E.ve K. Sayılı kararı)

SOMUT OLAYDA;

Davacı vekili, müvekkilinin A2 Köyü, 969 Parsel sayılı taşınmazdan davalı dışındaki hissedarlardan hisse satın aldığını, davalının Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/181 E. Sayılı dosyası ile şuf’a davası açtığını, taraflar arasında 28/02/2012 tarihinde imzalanan protokol gereğince davacı müvekkilinin şuf”a davasını kabul ettiğini, mahkemece karar verilen şufa bedelinin müvekkili tarafından çekilerek yine protokol hükümleri gereğince davalıya 20/06/2012 tarihinde elden davalı K1’ya teslim edildiğini, davalı K1’nun bunun karşılığı olan hisseyi devretmediğini, 28/05/2012 tarihli protokolde kararlaştırılan 240.000.000,00 TL bedeli de ödemediğini, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, ifa imkansızlığının yasal nedenlerden kaynaklandığını, protokol tarihinde ifanın imkansız olduğunun davacı tarafından da bilindiğini, davacı tarafından müvekkiline yapılan ödemenin 23.942,28 TL olduğu, müvekkilinin iade etmesi gereken bedelin almış olduğu bedel olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı davalının da hissedar olduğu taşınmazdan hisse satın almıştır. Davalı ise yasal şufa hakkını kullanarak tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Davacı taraflar arasında imzalanan 28/05/2012 tarihli protokol gereğince şufa davasını kabul etmiş, mahkeme dosyasına depo edilen şufa bedeli davacı ( şufa davası davalısı K2) tarafından çekilerek 20/06/2012 tarihinde davalıya iade edilmiştir.

Protokole konu hisse şufa davası sonucu mahkeme kararı ile davalı adına şufa bedeli karşılığında tescil edilmiştir.

Taraflar arasında davaya konu hissenin satışına ilişkin resmi şekilde yapılmış bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalıya, hisse bedeli olarak ödenen şufa bedeli dışında ödenen herhangi bir bedel yoktur.

Davacı vekilinin protokole konu hissenin müvekkiline ait olduğuna, ve taraflar arasında inanç sözleşmesi olduğuna ilişkin istinafı yerinde değildir. Zira davaya konu hisse her ne kadar davacı tarafından davalı dışındaki hissedarlardan satın alınmış ise de, mahkeme kararı ile hisse davalı adına tescil edilmiştir. Bu hisseler mahkeme kararı ile davacıya ait olmaktan çıkmıştır.

Defne Kaymakamlığı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün 16/01/2018 tarih ve 042-28 sayılı yazı cevabından, A2 Köyü 969 nolu parselin 28/05/2012 tarihi itibariyle 5403 sayılı Kanunun tarım arazilerinde mülkiyet devrine ilişkin uygulama talimatı gereğince hisse devri mümkün değildir.

Davalının davacıya sözleşmede belirtilen hisseyi devredememesi kanundan doğan imkansızlık olduğundan, TBK’ nın 179. Maddesinin 1. Fıkrasında belirtilen sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumunun oluşturmadığı sözleşmenin 9. Maddesinde belirtilen şartın taşınmazın ihalede başka bir şahsa satılmaması ve davalı tarafından alınmaması halinde geçerli olacağı kararlaştırıldığından,
Mahkemece davacı tarafından yapılan ödemenin denkleştirici adalet ilkesi gereğince ifanın imkansız olduğu protokol tarihi 28/05/2012 tarihinden dava tarihine kadarki değeri uzman bilirkişiden alınan rapor ile belirlenmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı yerindedir.

Sonuç itibariyle;

Davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacının istinaf başvurusunun6100 Sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN
REDDİNE,

2-
İstinaf başvuru sırasında davacıdan peşin alınan istinaf karar ve ilam harcı 54,40 TL olmakla peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye
İRAD KAYDEDİLMESİNE,

3-
İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad
KAYDEDİLMESİNE
,

4-
İstinaf masraflarının, başvuran davacı üzerinde
BIRAKILMASINA
,

5-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

6-
Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/3.maddesi uyarınca
DAİREMİZCE taraflara
TEBLİĞİNE,
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1, 361/1, 362/1-a ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde
Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi’ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!