T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
Mersin 3. İş Mahkemesi
DAVACI:
K1
– N1 T.C Nolu A1
VEKİLİ:
Av. K2- A2
DAVALI:
F1
Dış Ticaret Aş. – A3
VEKİLİ:
Av. K3- A4
DAVANIN KONUSU :
Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
İlk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuş olmakla, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. maddesi gereğince kamu düzeni ve istinaf edenin taraf sıfatına göre istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak dosya ve inceleme raporu okundu. Gereği düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili, usta olarak 1.600,00 TL ücretle 02/07/2002-31/07/2012 tarihleri arasında çalışan davacının, sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, sigortasız olarak uzun süre çalıştırıldığını, asgari ücret üzerinden SGK’ya prim yatırıldığını, çalışma saatlerinin, haftanın 7 günü, 08:00-20:00 saatleri arasında olduğunu, hafta tatillerinde, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını, fazla mesai yaptığını iddia etmiş, kıdem tazminatı, ulusal bayram genel tatil günleri, fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının kendi isteğiyle 31/07/2012 tarihinde işten ayrıldığını, hak etmiş olduğu alacakların kendisine ödendiğini, işten ayrıldıktan bir yıl sonra 12/04/2013 tarihinde tekrar işe başladığını, 21/05/2014 tarihinde kamu kurumunda iş bulduğunu, 31/07/2012 tarihinde işyerinden istifa ederek ayrıldığını, şirketten hiçbir alacağının kalmadığını, davacının çalıştığı süre boyunca tüm izinlerini kullandığını savunmuş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece
“…Dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında, davacı işçinin davalı şirkete ait işyerinde 15/11/2005 – 12/06/2017 tarihleri arasında 8 yıl 6 ay 3 gün çalıştığı, bu dönemde davacının çalışması farklı ünvanlı işyerlerinde gösterilmiş ise de, işyerleri arasındaki geçişlerin aynı gün yapılmış olması, davalı tanıklarının delil dilekçesinde bildirilen adresleri ile dava dışı
F2
Dış Ticaret A.Ş. ve F3
Dış Ticaret A.Ş.’nin S.G.K. kayıtlarındaki adresin aynı olması nedenleriyle davacı iddiasının çalışma süresine ilişkin iddiasının kabul edilmesi gerektiği, davacının yaptığı iş, kıdemi ve tanık anlatımları dikkate alınarak net 1.500 TL ücretle çalışabileceğinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacı tarafça haksız işveren feshine dayanıldığı, davalı tarafça ise 31/07/2012 tarihine kadar olan çalışmanın tasfiye edilerek sona erdirildiğinin savunulduğu, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağı, ödenen kıdem tazminatı miktarının mahsubunun gerektiği, hafta tatili günlerinde çalıştığını ispatlayan davacının bu çalışmaları kayda dayanmadığından hastalık ve mazeret gibi sebeplerle hakkaniyet indirimi yapılması gerekeceği, yıllık iznin kullandırıldığının ya da fesihte karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, zamanaşımı defi ve Temmuz 2012 dönemine ilişkin imzalı bordoda fazla mesai ücretinin tahakkuk ettirilmesi nedeniyle fazla mesai isteminin ve davacının ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığının ispatlanamaması ve zamanaşımı defi nedeniyle ulusal bayram genel tatil günleri çalışma ücreti alacağı isteminin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
…
Davanın kısmen kabulü – kısmen reddi ile;
Net 10.207,29 TL kıdem tazminatının fesih tarihi olan 31/07/2012 tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranı ile birlikte,
Net 100,00 TL ihbar tazminatının dava tarihi, 3.023,20
TL ıslah tarihi olan 22/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte,
Net 100,00 TL izin ücretinin dava tarihi, 4.160,63 TL’sinin ıslah tarihi olan 22/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte,
Net 149,17 TL hafta tatili ücret alacağının dava tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma ücreti istemlerinin reddine,
…” karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili, davaya cevap dilekçesini tekrarlamış, davacının 02/07/2002-18/02/2003 tarihleri arasında F2 Şirketinde, 19/02/2003-15/11/2005 tarihleri arasında F3 Şirketinde çalıştığını, davalı şirketle aralarında her hangi bir ilişki bulunmayan bu şirketlerdeki çalışmalarından davalının sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını, ibranameler imzalamış olan davacının her hangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, iş arama izni kullandırılması nedeniyle ihbar tazminatını hak edemeyeceğini, zamanaşımı itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediğini savunmuş Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, davacının son ücretinin 1.600,00 TL olduğunu, 1.500,00 TL olarak daha azına yönelik kabulün yerinde olmadığını, çalışma olgularına yönelik iddialarının tanık beyanlarıyla sabit olduğunu savunmuş, Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Taraflara ait SGK kayıtları, davacının iş yeri sicil dosyası, çalışma takip kayıtları, imzasız ücret bordroları, banka hesap cetvelleri dosyadadır. Tarafların tanıkları dinlenilmişlerdir.
Bilirkişi raporunda; SGK kayıtlarında belirli kıdem süresine göre kıdem ve ihbar tazminatını, davacının bakiye 90 gün yıllık izin hakkı bulunduğunun, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma ücreti alacaklarının zamanaşımına uğradığının, zamanaşımına uğramayan dönemde, imzalı ücret bordrosunda tahakkuk bulunduğunu, bu dönemde ayda 3 hafta tatil gününde çalıştığının kabulüyle çalışma ücretlerini hesaplamıştır.
DEĞERLENDİRME VE KABUL:
HMK 190.,4857 Sayılı İş Kanunu 17, 19, 20 / 2, 25 / ll, 56/6, 120. maddeleri ve geçici 1/2. maddesi yollaması ile 1475 Sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince iş sözleşmesinin haklı bir sebebe dayanarak feshedildiğinin, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödediğinin, yıllık izinlerin kullandırıldığı veya bedelini ödediğinin ispatı külfeti işveren üzerindedir.
Davacının işveren tarafından işten çıkarıldığı, dosya arasına sunulan feragatname ve ibraname başlıklı belgeyle sabittir. Bu belgede davacının işten çıkarıldığı yazılıdır.
Havale yoluyla davalıya ödendiği anlaşılan kıdem tazminatı tutarı hesaplamadan mahsup edilmiştir. Sair alacaklara ilişkin tutarların ibranamede ayrı ayrı ve tek tek gösterilmediği görülmektedir. Bu haliyle Türk Borçlar Kanunu 420. Maddesi hükümlerine uygun olmayan ibranamenin geçerli olduğundan söz etmek mümkün değildir.
Davalının çalıştığı işyeri adresinin sürekli aynı olduğu, SGK kayıtlarında ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Son işveren davalı, en azından devralan işveren olarak işçilik alacaklarından sorumlu olacaktır.
Hukuki ilişkinin sona erdiği tarihte meri olan kanun hükümlerine göre kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin talepler, hakkın doğum tarihinden itibaren 10 yılda zaman aşımına uğrayacaktır. Gerek 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 146. Maddesi gerekse 818 Sayılı Borçlar Kanununun 125. Maddesi düzenlemeleri aynı yönde olup, 4857 Sayılı İş Kanununda aksi yönde bir düzenleme yer almamaktadır.
25.10.2017 tarihinde yayımlanmakla yürürlüğe giren, 12.10.2017 Tarih ve 7036 Sayılı Kanunun 15. Maddesiyle İş Kanununa eklenen Ek 3. Madde gereğince, iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklar için zamanaşımı süresi 5 yıldır. Madde ve maddenin uygulanma şeklini gösterir geçici 8. Maddesi aşağıdaki gibidir.
Ek Madde 3- (Ek: 12/10/2017-7036/15 md.)
İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır.
a) Kıdem tazminatı.
b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.
c) Kötüniyet tazminatı.
d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.
Geçici Madde 8- (Ek madde: 12/10/2017 -7036 S.K./16. md)
Ek 3 üncü madde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ve tazminatlar hakkında uygulanır.
Ek 3 üncü maddede belirtilen yıllık izin ücreti ve tazminatlar için bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam eder. Ancak, zamanaşımı süresinin henüz dolmamış kısmı, ek 3 üncü maddede öngörülen süreden uzun ise, ek 3 üncü maddede öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olur.
25.10.2017 tarihi itibariyle davaya konu alacakların zamanaşımı süresi, önceki düzenlemelere göre belirlenecek olup, 10 yıllık süreden geriye 5 yıldan fazla kalmıştır. Anılan Geçici 8. Madde düzenlemesi göz önüne alındığında, 25.10.2017 tarihinden itibaren başlamak üzere kalan zamanaşımı süresi 5 yıldır. Alacaklar 2022 Yılında zamanaşımına uğrayacaktır. Bu halde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin zamanaşımına uğradığından söz etmek mümkün değildir. Bu alacaklar için zamanaşımı başlangıç tarihi sözleşmenin feshi tarihidir.
İhbar tazminatı, İş Kanunun 17. Maddesinde düzenlenirken, iş arama izni ücreti Kanunun 27. Maddesinde düzenlenmiştir. Her iki kurum birbirinden farklı ve bağımsızdır. 17. Madde bir tazminatı ön görürken, 27. Maddede bir ücretten söz edilmektedir. Aralarındaki bağ, süreli fesihte, ihbar öneli verildiğinde iş arama izninin kullandırılması yönündeki gerekliliktir. İş arama izni verilen çalışana ihbar öneli verilmeyeceği yönünde bir kural pozitif hukuk düzenlemelerimiz arasında yer almamaktadır. Sunulan ibranamede, davacının bildirim tarihiyle aynı günde işten çıkarıldığı görülmektedir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 6. ve HMK 190, 191 ve devam eden maddeleri gereğince genel ispat kuralları doğrultusunda ispat yükü çalışma olgusunun varlığı açısından davacı işçi, çalışmanın bulunmadığı ya da ücretinin ödendiği açısından davalı işveren üzerindedir.
Davacı tanıklarının beyanıyla davacının ücretinin 1.500,00 TL olduğu sabit olmuştur. Fazlaya ilişkin bir ispat dosya arasında söz konusu değildir. Kabul edilen ücret yapılan işin niteliğine de uygundur.
Çalışma ücreti alacaklarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği bu yöndeki mahkeme hükmünün de yerinde olduğu görülmektedir.
Bu yönlerdeki davacı istinaf talepleri de isabetsizdir.
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. Maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
İstinaf harcı bakımından; a-
Alınması gerekli 1.211,84 TL harçtan davalının peşin olarak yatırdığı 303,00 TL nin düşülmesi sonucu kalan 908,84 TL harcın davalıdan tahsiline, b-
Alınması gerekli 54,40 TL harçtan davacının peşin olarak yatırdığı 44,40 TL nin düşülmesi sonucu kalan 10,00 TL harcın davacıdan tahsiline,
3-
İstinaf giderlerinin, başvuran üzerinde bırakılmasına, HMK’nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansı bulunması durumunda yatırana iadesine,
4-
Kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2020 tarihinde KESİN olmak üzere karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe