Adana BAM, 6. HD., E. 2019/876 K. 2020/608 T. 6.10.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 219

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI : K1

VEKİLİ: Av.

K2

DAVALI :

K3

VEKİLİ: Av.

K4
DAVANIN KONUSU
: Araç Satış Sözleşmesinin İptali ve Alacak
Dava Değeri
: 66.000,00 TL
Mersin
6.
Asliye
Hukuk
Mahkemesi
‘nin
26.03.2019 tarih ve 2018/341 E.-2019/95 K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan karar incelemesinde;

Davacı vekili 19.12.2017 tarihli dava dilekçesinde,Mersin 5.Noterliği’nin 12.09.2017 tarih ve 29970 yevmiye sayılı araç satış sözleşmesi ile N1 plakalı,
X1 marka aracın davalıdan satın alındığını, ancak araç satışında ağır hasar/pert kaydının müvekkilinden gizlendiğini, oto alımında
F1 Merkezinin 05.11.2016 tarihli raporunda da bu konuda bir bilgi olmadığını, davacı tarafından 18.10.2017 tarihinde yaptırılan ekspertizde aracın ağır hasarlı olduğunun belirlendiğini, güncel piyasa değeri 20.000,00 TL olan aracın değerinin çok üzerinde müvekkiline satıldığını, 21.11.2017 tarihli noter ihtarı ile durumun satıcıya bildirildiğini, ancak davalı cevap vermediğinden sözleşmeden dönme isteğinin kabulü ile, satış bedeli olan 66.000,00 TL ve maddi zararlar nedeniyle fazlaya dair istek hakkı saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istediği,
Davalı duruşmadaki beyanında, davacı iddialarının doğru olmadığını, davacıya aracın daha önceden kazalanması nedeni ile kasko şirketinden tamir gördüğünün kendisine şahitler huzurunda söylendiğini, aracı almadan kendisine ekspertiz işlemi yaptırılması yönünde bilgi verildiğini, davacının “bir torba civata alıyorum, amacım da satmak değil kendime binmek için alıyorum sorun yok” dediğini, aracı devrini aldıktan sonra davacının arayarak “araba çok güzel. Allah razı olsun., araba tıkır tıkır çalışıyor” da dediğini, bir malın alım satımı sırasında satıma konu eşyanın durumunun kontrol edildiğini, davacıya da aracı satın alırken kazalı olduğunun belirtildiğini, bu ayıbı davacının kabul ettiğini, aracı ekspertiz işlemi yapmadan aldığını, davacının, araçtaki hasar durumun aldıktan 1 ay sonra yaptırdığı ekspertiz raporu ile öğrendiğini belirttiğini, bu durumun gerçeklerle uyuşmadığını, aracın hasarsız ve kazasız değerinin 65-70.000,00 TL civarında olduğunu, aracın hasarlı olduğunun davacıya bildirilerek bu hasar bedeline bağlı kıymet kaybının düşülerek noterde belirtilen 60.000,00 TL değil, 55.000,00 TL üzerinden satıldığını, aracın hasarlı olduğunu bile bile satın alan davacının manevi ve maddi tazminat istemeye yönelik taleplerini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunduğu,09.04.2018 havale tarihli dilekçe ile,
K5 ve K6
‘nın tanık olarak bildirildiği,
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
; Davanın Kabulü ile, davacı ile davalı arasında gerçekleşen Mersin 5. Noterliği’nin 12/09/2017 tarih ve 22894 yevmiye sayılı araç satış sözleşmesinin iptaline, araç satış bedeli olan 60.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının araç satış sözleşmesine konu N1 plaka sayılı aracı davalıya iade etmesine, davacının maddi tazminata ilişkin diğer taleplerinin reddine, davacının manevi tazminata ilişkin taleplerinin reddine, vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmettiği,
DAVACI VEKİLİ İSTİNAF NEDENLERİ;

Müvekkilinin TBK m. 49 vd. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” denilmek suretiyle hukuka aykırı bir şekilde düzenlenen ekspertiz raporu ile zarara uğratıldığını, bu sebeple bütün zararlardan davalı tarafın sorumlu olması gerektiğini, yerel mahkeme her ne kadar manevi tazminat açısından yasal koşullar oluşmadığını belirtmiş olsa da TMK m.25/3 ve TBK m. 58 gereği manevi tazminat koşullarının oluştuğunun açık olduğunu, çünkü müvekkilinin yaklaşık iki senedir davaya konu aracı kullanamadığını, hukuki sürecin gerginliğini yaşadığını, bu süreçteki mağduriyetleri sebebiyle yeteri kadar yıprandığını, Mersin 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.03.2019 tarih ve 2018/341 E.-2019/95 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istediği,
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF NEDENLERİ
; Davacı taraf araçta varolan ağır hasar kaydının kendisine bildirilmediğini iddia etmiş ise de davacının bu beyanı ile açıkça yalan söylediğini, müvekkiline ait aracın daha önceden kazalanması nedeniyle kasko şirketinden tamir gördüğünü kendisine mahkemede de tanıklık eden şahitler huzurunda söylendiğini ve aracı almadan ekspertiz işlemi yaptırılmasının salık verildiğini, hatta bu durum üzerine kendisi “bir torba civata alıyorum, amacım da satmak değil kendime binmek için alıyorum sorun yok” dediğini ve bu husus mahkemede de tarafsız şahitlerin beyanı ile kanıtlandığını, öyle ki aracın devrini aldıktan bir gün sonra da arayarak “araba çok güzel, Allah razı olsun, araba tıkır tıkır çalışıyor” da dediğini, davacı taraf, aracı aldıktan sonra ekspertiz raporu aldırdığını ve bu raporda aracın yürümesine dahi engel teşkil edecek kusur olduğunu iddia etmekte ise de davacının bu beyanını da kabul etmenin mümkün olmadığını, zira adet olduğu üzere, genellikle bir malın alımı sırasında satıma konu eşyanın durumunun kontrol edildiğini, davacı da aracı almadan önce aracın kazalı olduğunun belirtildiğini, bu ayıbı kabul eden davacının, aracı eksptertiz işlemi yaptırmadan satın aldığını, tanık ifadeleri ile davacı iddialarının çürütüldüğünü, aracın plakasının dahi özel bir seri olması bile göz önüne alındığında bu plaka bile araca en az 5000 TL değer kattığı da piyasa şartlarında bilinen bir gerçek olduğunu, aracın hasarlı olduğu davacıya belirtilerek bu hasar bedeline bağlı kıymet kaybının düşüldüğünü, araç her ne kadar noter belgesinde 60.000 TL bedel ile satıldığı belirtilmiş ise de gerçekte 55.000 TL’ye satıldığını, bu durumun şahitlerle ispat olduğunu, Mersin 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.03.2019 tarih ve 2018/341 E.-2019/95 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istediği,
DELİLLER
: Tüm dosya.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Mersin 5.Noterliği’nin 12.09.2017 tarih ve 29970 yevmiye sayılı araç satış sözleşmesine göre,satıcının
K3
, alıcının
K1 olduğu ve N1 plakalı,
X1 marka aracın 60.000,00 TL bedel ile satıldığı,
Mersin 4.Noterliği’nin 21.11.2017 tarih ve 29638 yevmiye sayılı ihtarnamesine göre, i htar edenin K3, muhatabın K1 olduğu ve aracın pert olması nedeniyle iadesi ile satış bedelinin ödenmesi, olmadığı taktirde fark bedel olan 40.000,00 TL’nin ödenmesini istediği ve ihtarın 24.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği,
F1
Merkezinin tarihsiz raporu,
F2 Oto Raporu, Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi yazı cevabının dosyaya konduğu,
Araç üzerinde 25.04.2018 tarihinde keşif yapıldığı,
Makina Mühendisi Bilirkişi 21.05.2018 tarihli Raporunda,
F1 Merkezinin 05.11.2016 tarihli raporuna göre aracın sağ ön çamurluk ve motor kaputunun değiştiği ve boyalı olduğunun belirlendiği, F2 Oto Raporuna göre ise, aracın 16.11.2013 tarihinde kazalı olduğu ve aracın ön tampon, motor kaputu, ön panel, ön panjur, sağ ve sol ön çamurluk, çamurluk davlumbazları olmak üzere ağır hasarlı olduğu, kaza hasar tutarının 39.045,38 TL olarak belirlendiğini, dava konusu aracın muadili olan kazası ve ortalama 125.000 km’de olan araçların satış tarihi olan 12.09.2017 tarihindeki ikinci el rayiç fiyatının 60.000,00 TL olduğunu, aynı nitelikteki onarılmış aracın satış tarihi olan 12.09.2017 tarihindeki ikinci el rayiç fiyatının 45.000,00 TL olduğunu,
Davalı tanığı
K5 duruşmadaki beyanında,”Davacı
K1 i yaklaşık 30 yıldır tanıyorum, davalı yada yaklaşık 4-5 yıldır tanıyorum, davaya konu araba
X1 tipi binek otomobildir, lojistik üzerine bir ofisim vardır, bu arabanın satımı konusunda taraflar benim yanımda anlaştılar, bu sebeple 3-5 kez biraraya geldiler, en son hatırladığım kadarı ile 60.000,00
TL üzerinden anlaştılar, hatta ben K1’e arabayı kontrol ettir, bir ekspere götür dedim, o da gerek yok, ben bir avuç civata alıyorum şekilde laf etti, kendisi daha önce araba kazası geçirdi, aklı gidip geliyordu, pazarlığı bitirdiler ancak satış aşamasında ben şehir dışında idim, davalı
K3 bu arabayı Adana’dan galericiler sitesinde aldı, araba o alırkende hasarlı idi, yani hasar kaydı vardı, eksper raporunda belli idi ve K3 bu raporu da davacıya gösterdi ve verdi, yani davacıda aracın hasar kaydını biliyordu,
K3 da arabayı
K1
‘e satmadan 5-6 ay kadar önce Adana’da aldığında 57.500,00 TL ödemişti, hasar raporunda değer yazmaz, sadece neresinde hasar var onu gösterir, sigorta yapılırken zaten sigorta neresinde ne kadarlık hasar var belirler ve ona göre sigorta bedelini bildirir.” dediği,
Davacı vekilinin talebi üzerine sorulduğunda,
“Araçtaki hasar kaydının miktarı konusuda benim bilgim yoktur.” dediği,
Davalı vekilinin talebi üzerine sorulduğunda
,”Davacı kendisi tır şoförüdür, arabalardan anlar, 40 yıldır, şoförlük yapar, araçlardaki hasar konusunda tarafların konuştuklarını hatırlıyorum, ben ayrıca konuşmadım, bu görüşmeleri yani pazarlık aşaması 2 ay kadar sürdü, davacı bu arabayı almayı çok istedi, tanıklık konusunda ücret talebim yoktur.” dediği,
Davalı tanığı
K6 duruşmadaki beyanında,”Ben
K5 nin çalıştırdığı lojistik ofisinde çalışırım, ben tır şoförüyüm, davalı da tır şoförüdür, davalı
K3
‘da bizim ofiste masa başı çalışır, bu arabayı davalı davacıya sattı, araba
X1 marka binek bir araba idi, aracın hasar kaydı vardı, davacı
K1
‘de bunu biliyordu, çünkü alım-satım aşaması bir müddet sürdü, iki üç kere davacı bu konu için bizim ofise geldi, hatta bende davacıya aracı bir ekspere göster dedim,
K1 bu aracı ekspere götürdü mü bilmiyorum, ama tabi ki götüreceğim bende bu işlerden anlıyorum, ben de şoförüm araçlardan anlarım” dediği,
Ön inceleme duruşmasının 05.04.2018 tarihinde yapıldığı, görülmüştür.

Dava
, hukuki niteliği itibariyle Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen ayıptan sorumluluk hükümlerinden kaynaklanan araç satış sözleşmesinin iptali, aracın iadesi alacak ve tazminat isteğidir.

Türk Borçlar Kanunu 219.maddesi,
“Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu oldugu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki yada ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.”

Türk Borçlar Kanunu 223.maddesi,
“Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.”

Türk Borçlar Kanunu 227.maddesi,
“Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.”

Türk Borçlar Kanunu 227.maddesi,
“Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür.” şeklindedir.

Somut olayda
, dava konusu aracın 12.09.2017 tarihinde davalı tarafından davacıya satıldığı, F1 Merkezi raporunda aracın ağır hasarlı olduğunun yazmadığı, müvekkilinin 18.10.2017 tarihinde F2 Oto Raporuna göre aracın ağır hasarlı olduğunun belirlendiğinden 21.11.2017 tarihli noter ihtarı ile durumun satıcıya bildirilerek aracın iadesi ile bedelin verilmesinin istediğini, davalının ihtara yanıt vermemesi üzerine 19.12.2017 tarihinde işbu davanın açıldığı sabittir.

Aracın ağır kusurlu olduğunun alıcı-davacıya bildirildiğinin ispatı satıcı-davalı üzerinde olup tanık ile ispatı mümkün değildir. Satış öncesinde davacıyı aracın ağır hasar kaydı bulunduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispat yükü davalıdadır
. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 14.12.2017 tarih ve 2015/29636 E.-2017/12531 K.sayılı kararı)

Araç satış sözleşmesindeki bedel 60.000,00 TL’dir. Bu bedelin 66.000,00 TL olduğunun ispatı ise davacıya aittir. Davacı bunu yazılı belge ile ispatlayamamıştır.

Davacı, yine maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ispat edemediğinden yerel Mahkemenin red kararı yerindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi uyarınca davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:

Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi uyarınca davacı ve davalı vekilleri İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,
İstinaf yoluna başvuran davacıdan peşin alınan
121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 44,40 TL maktu istinaf karar harcı nın hazineye irad kaydedilmesine,
İstinaf yoluna başvuran davalıdan peşin alınan
121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 44,40 TL maktu istinaf karar harcı nın hazineye irad kaydedilmesine,
İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer OLMADIĞINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 359/3 maddesi gereğince, kararın ilk derece Mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a ve 362/1-a bentleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
06/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!