İ S T İ N A F K A R A R I
Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/09/2018 tarih ve 2009/123 Esas ve 2018/551 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Niğde İl Emmniyet Müdürlüğünde görevli N1 sicil nolu polis memuru davalı K1’nın 07/11/2000 tarihinde görev yaptığı Alibeyköyde meydana gelen olay sonucu davalının dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 76.050.00 TL, ağır para eczası ile cezalandırıldığı ve yapılan yargılama neticesinde İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2002/147 esas ve 2007/1778 sayılı kararı ile 7.000.00-TL maddi ve 12.750.00-TL manevi toplam 19.750.00-TL tazminatın 22/10/2001 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınıp davacılara verilmesine karar verildiğini, K2 ve arkadaşları vekili tarafından Şişli 5.İcra Müdürlüğünün 2007/19950 esas sayılı dosyası ile bu alacağa ilişkin olarak icra takibi başlatıldığını ve İçişleri Bakanlığı Merkez Sayman Müdürlüğünün 01/04/2008 tarihli ödeme emri belgesinin Şişli 5.İcra Müdürlüğünün 2007/19950 esas sayılı dosyasına 66.362,37-TL ödendiğini hazine zararına kusuru sebebi ile 66.362.37-TL ödenmesine sebebiyet veren davalıdan 66.362,37-TL’nin ödeme tarihi olan 01/04/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili Niğde 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/37 esas sayılı dosyasında vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2002/147 esas ve 2007/1778 sayılı kararı taraflarca temyizi üzerine Danıştay 10. Dairesinin 15/02/2012 tarih ve 2008/436 esas ve 2012/579 karar sayılı ilamı ile kararın manevi tazminata İlişkin kısmının kısmen bozulmuş olup yeniden yapılan yargılama neticesinde İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 30/05/2014 tarih ve 2014/922 esas ve 2014/1135 karar sayılı ilamı ile 12.750,00-TL olan manevi tazminat miktarının 25.500,00-TL’ye yükseltilmiş olup bu yeni ilama dayanarak aradaki manevi tazminat miktarının tahsili için İçişleri Bakanlığı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve icra emri gönderildiğini ve İçişleri Bakanlığı Merkez Sayman Müdürlüğü tarafından İstanbul 31.İcra Müdürlüğü’nün 2015/20183 esas sayılı dosyasına 53.748,71-TL ödendiğini hazine yararına kusuru sebebi ile 53.748.71-TL ödenmesine sebebiyet veren davalıdan 53.748.71-TL’nin ödeme tarihi olan 11/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine ve bu davanın Niğde 1 .Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/123 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, kamu personeli bilerek ve isteyerek yetkisini kötüye kullanır ve mevzuatta açık kesin olarak belirlenmiş bulunan görev ve yetki alanının sınırlarını aşar yahut idarenin işlev alanına çıkarsa, kişisel eylem ve kururun işlenmiş ve kendi sorumluluğuna yol açacağını kamu personelinin bir eylem veya İşleminden dolayı meydana gelen zararın tazminini rücu edebilmek için o eylem vc işlemin idare bakımından ” ağır hizmet kusuru ” ve personel bakımından ise salt kişisel kusur ” olması gerektiğini kişisel kusurunun bulunmadığını usul ve yasaya aykırı bu davanın reddini ve mahkeme masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Açılan davanın kısmen kabulü ile; asıl davada; 31.411,27-TL’nin 07/04/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Niğde 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/37 Esas, 2017/297 Karar sayılı davada; 26.874,36-TL’nin 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekilinin süresi içerisinde vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile; davalının tazminat davasına konu olayda tam kusurlu olduğu ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinini usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle; yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı
K1
‘nın süresi içerinde vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını, meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporlarının eksik araştırma neticesinde tanzim edildiğini, meydana gelen olayda eylemin kasıtlı bir eylem olarak değil, dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi meydana gelmiş bir fiil olarak değerlendirildiğini, bu husus dikkate alınmadan sadece ceza Mahkemesi kararı ve yasaya aykırı olarak hazırlanan bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın aleyhine kısmen kabul ile karara çıkmasını kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece verilen kararı kabul anlamına gelmemek üzere, tarafına rücu edilen tazminat miktarları yönünden hatalı karar verildiğini, davacı idare tarafından maktülün yakınlarına ödenen tazminat miktarının icra takibine konu olmasına davacı idarenin sebebiyet verdiğini, ödemelerin icra takibine konu edilmesi nedeniyle miktarların bu kadar yüksek olduğunu, kararda yargılama giderleri, karşı vekalet ücreti ve harçların hesabının da hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle; yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Cevap dilekçesi sunulmamıştır.
UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:
Davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın yerinde olup olmadığı, bilirkişi raporunun hatalı olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, rücu şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmaktadır.
DELİLLER:
İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2002/147 esas ve 2007/1778 sayılı kararı, Danıştay 10. Dairesi’nin 15/02/2012 tarih ve 2008/436 esas ve 2012/579 karar sayılı ilamı, İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 30/05/2014 tarih ve 2014/922 esas ve 2014/1135 karar sayılı ilamı ve Danıştay 10.Dairesinin 2015/1997 karar ve 2016/538 Karar sayılı onama ilamı ve Danıştay 10. Dairesinin 2016/2373 esas ve 2017/1546 kararı,vs
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Davacı İçişleri Bakanlığı tarafından, davalı K1 aleyhine Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/123 Esas sayılı dosyasında 18.02.2009 gününde verilen dilekçe ve Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/37 Esas sayılı dosyasında 01.02.0217 gününde ile rücuen tazminat istenmesine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; esas davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalının zamanaşımına yönelik yapılan istinaf incelemesinde;
Rücu ilişkisinde zaman aşımını hakkında hüküm bulunmayan 818 Sayılı Borçlar Kanunu Müruru Zaman başlıklı 125. maddesi
“Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.” şeklindeki hükmü karşısında,Niğde İl Emmniyet Müdürlüğünde görevli N1 sicil nolu polis memuru davalı K1’nın 07/11/2000 tarihinde görev yaptığı Alibeyköyde meydana gelen olay sonucu dava dışı destekten yoksun kalanlara İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2002/147 esas ve 2007/1778 sayılı kararı ile 7.000.00-TL maddi ve 12.750.00-TL manevi toplam 19.750.00-TL tazminatın 22/10/2001 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiğini, dava dışı destekten yoksun kalanlar K2 ve arkadaşları vekili tarafından Şişli 5.İcra Müdürlüğünün 2007/19950 esas sayılı dosyası ile bu alacağa ilişkin olarak icra takibi başlatıldığını, Şişli 5.İcra Müdürlüğünün 2007/19950 esas sayılı dosyasına 01/04/2008 tarihinde 66.362,37-TL ödendiği dikkate alındığında 10 yıllık rücu zamanaşımı süresi içinde davanın 18/02/2009 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davalının zamanaşımınailişkin istinaf sebebi haklı bulunmamıştır.
6098 Sayılı Borçlar Kanunun 73. maddesi”
Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
” hükmü karşısında, İstanbul 3.İdare Mahkemesinin 2002/147 esas ve 2007/1778 sayılı kararı taraflarca temyizi üzerine Danıştay 10. Dairesinin 15/02/2012 tarih ve 2008/436 esas ve 2012/579 karar sayılı ilamı ile kararın manevi tazminata İlişkin kısmının kısmen bozulmuş olup yeniden yapılan yargılama neticesinde İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 30/05/2014 tarih ve 2014/922 esas ve 2014/1135 karar sayılı ilamı ile 12.750,00-TL olan manevi tazminat miktarının 25.500,00-TL’ye yükseltilmiş olup bu yeni ilama dayanarak aradaki manevi tazminat miktarının tahsili için İçişleri Bakanlığı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve icra emri gönderildiğini ve İçişleri Bakanlığı Merkez Sayman Müdürlüğü tarafından İstanbul 31.İcra Müdürlüğü’nün 2015/20183 esas sayılı dosyasına 53.748,71-TL’nin 11/12/2015 ödendiğini dikkate alındığında 2 yıllık rücu zamanaşımı süresi içinde davanın 01/02/2017 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davalının zamanaşımına ilişkin istinaf sebebi haklı bulunmamıştır.
Davacı vekili ve davalı vekilinin hükme esas alınan kusur oranına yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Eldeki dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Diğer bir deyişle; olay nedeniyle dava dışı destekten yoksun kalanlara hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarını ödeyen davacı idare, kusuru oranında sorumlulara rücu edebilir.
Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (266/1). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK 282/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (281/2). Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir (281/3). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK 282/1).
HMK’nın 357. maddesinde
“İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü düzenlenmiştir. Davalı asile 17.05.2017 havale tarihli kusur raporu usulüne uygun şekilde 31.05.2017 tebliğ edilmiş, ancak asil tarafından rapora karşı süresi içinde bir itirazda bulunmadığı anlaşılmakla Bu nedenle davalı vekili yönünden süresinde maluliyet raporuna itiraz edilmemekle davalı yönünden kesinleşen kusur raporuna karşı artık istinaf aşamasında itiraz edilemeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Yukarıdaki cümleden, davacı yönünden kusur oranı yönünden usuli kazanılmış hakkı göz önüne alınarak; öncelikle davalının gerçekleşen olayda kusurunu belirlemek üzere hükme esas alnınan kusur bilirkişi raporundaki bilirkişinin özel veya teknik bilgiyi sahibi olmadığı dikkate alınarak rapor hüküm kurmaya elverişli değildir, buradan hareketle daha önce kolluk görevlisi olarak görev yapmış iki iş güvenliği uzmanı ve bir makine mühendisi iş güvenliği uzmanından oluşan 3. kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak kusur oranının belirlendikten sonra yeniden hesap raporu aldırılarak hüküm kurulması gerekmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvuru yerinde görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nın 354.maddesi gereğince kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesinde; 6098 sayılı Borçlar Kanunun 51.maddesi
”
Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmünü içermektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu olayın gelişimi, adı geçen davalının yapmış oldukları görevin mahiyeti, çalışma koşulları ve işin niteliği de gözetilerek mahkemece olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. ve 52. maddeleri) uyarınca tazminat miktarından uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru değildir.
Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece öncelikle usulüne uygun biçimde kusur bilirkişi raporu alınmadan karar verildiği ve hakkaniyet indirimi tartışılmadan eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, bu nedenle HMK’nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davacı vekilinin istinaf taleplerinin, HMK’nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kabulüyle, kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi gerekip aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı K1’nın istinaf başvurusunun istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönünden yapılan incelemesi ile kısmen
KABUL, kısmen
REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1.a-6. maddesi gereğince
KABULÜ İLE,
Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nin 24/09/2018 tarih ve 2009/123 Esas ve 2018/551 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2- Yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için d osyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK’nın 359/3. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.01/10/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe