MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/345 E., 2024/1079 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/1090 E., 2023/1218 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat … ile davalılar vekili Avukat …’ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00’te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalıların murisi …nın abi-kardeş olup, 1997 yılında … Emlak İnşaat Turizm Tekstil Gıda Temizlik ve … Sanayi Tic. Ltd. Şti.ni iki ortak olarak kurduklarını, iki kardeşin yıllar boyu birlikte çalıştıklarını, elde ettikleri edinimlerin ne şekilde değerlendirileceğine ise büyük kardeş olan muris …nın karar verdiğini, tüm kazançların muris … üzerine yapıldığını, muris …nın 01.03.2013 tarihinde vefatı üzerine müvekkilinin haklarını alamadığını, muris …nın sahibi olduğu taşınmazların 1/2 payın ortaklık ilişkisi nedeniyle müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek; davalılara mirasen intikal eden tüm taşınmazlardaki müvekkilinin hakkı olan 1/2 payı müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin davalılardan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini ayrıca yine muris … adına kayıtlı olan ve işbu dava öncesinde muvazaalı olarak üçüncü bir kişiye satışı yapılan 17… plakalı araçtaki müvekikilinin 1/2 payına isabet eden bedelin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, mirasen müvekkillerine intikal eden bir kısım gayrimenkul için bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu, talep edilen gayrimenkullerde davacının herhangi bir hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların kardeş olup, … Emlak İnşaat Turizm Tekstil Gıda Temizlik ve Kozmetik Sanayi Tic. Ltd. Şti.nde 1/2 oranında hissedar oldukları, ticari defterlerinin imha edilmiş olması nedeniyle ibraz edilemediği, taraflar kardeş olsalar bile davacının iddiası şirket ortaklığından kaynaklandığından tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu nedenle şirket ortaklığı döneminde alındığı iddia edilen taşınır/taşınmazlarla ilgili iddianın ispat edilemediği, adi ortaklık dönemine ilişkin olarak yapılan incelemede ise; adi ortaklık ilişkisinin varlığını ispat yükünün iddia edene düşeceği, davacı tarafından adi ortaklığın varlığına ilişkin yazılı delil sunulamadığı gibi yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge de sunulamadığından tanık dinlenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkili ile abisi …nın şirket ortaklığının 2007 yılında sona erdiğini, ancak sonrasında iki kardeşin tüm emlak işlerini ortak yürütmeye devam ederek bahse konu taşınmazları adi ortaklık çerçevesinde elde edilen kazançlar ile satın aldıklarını, mevcut tapu kayıtlarından taşınmazların iki kardeş arasındaki şirket ortaklığının sona ermesinden sonra adi ortaklık döneminde edinilmiş olduğunun anlaşılmakta olduğunu, tarafları kardeş olduklarından adi ortaklığın ispatı bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 203/1 maddesi gereğince tanık ile ispatın mümkün olduğunu, adi ortaklığın dinlenen tanık beyanlarıyla ispatlandığını, kaldı ki tüm tanıklarının dahi dinlenmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesinin ve bu sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde ortaklık geliriyle elde edildiği ileri sürülen mal varlığına ilişkin tapu iptali ve tescil ile alacak istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 620/1 maddesine göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
Adi ortaklık sözleşmelerinde “şekil serbestisi” ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir.
Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer.
Adi ortaklık ilişkisi; 6098 sayılı Kanun’un 620. maddesinde de tanımlandığı üzere, sözleşme temeline dayanmakta olup, aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, 6100 sayılı Kanunun 200. maddesinde düzenlenen parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında, kural olarak, senetle ispat zorunluluğu geçerlidir.
Aynı Kanunun 203. maddesinde ise, senetle ispat zorunluluğunun istisnaları sayma yöntemiyle belirlenmiştir. Bunlardan biri de altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler olup, bu kişiler arasındaki işlemler miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebilir.
Somut uyuşmalıkta ise; davacı ile davalıların murisi olan … kardeş olup, davacının abisi … ile aralarında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunu ve bu ortaklığın abisi …nın ölümü ile sona erdiğini ileri sürerek, ortaklığın tasfiyesini talep etmiş, davalılar ise davacı ile murisleri … arasında ortaklık bulunmadığı savunmasında bulunmuşlardır.
Her ne kadar Derece Mahkemelerince; somut olayda davacı tarafından adi ortaklığa ilişkin yazılı delil sunulmadığı gibi yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge de sunulamadığından tanık dinlenemeyeceği belirtilmiş ise de; ispatı gereken hukuki olgu davacı ve davalıların murisi arasında kurulan adi ortaklık sözleşmesinin varlığına ilişkin olduğundan, 6100 sayılı Kanunun 203/1 maddesi gereğince olayda yakın akrabalık nedeniyle tanık dinlenebilecektir. Davacı taraf, adi ortaklığın bulunduğunu iddia edip, bu iddiasının ispatı yönünden tanık deliline dayanmış, İlk Derece Mahkemesince de tanıklar dinlenmiştir.
Hal böyle olunca, İlk derece Mahkemesince; adi ortaklığın ispatı için dinlenen taraf tanıklarının beyanları değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuç dairesinde hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun’un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe