HMK Madde 27 Hukuki dinlenilme hakkı

Özet 2 fıkra · ~3 dk okuma

HMK 27, davanın tarafları ile yargılamanın ilgililerinin hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğunu; bu hakkın bilgi edinmeyi, açıklama ve ispatı ve kararların açıkça gerekçelendirilmesini kapsadığını anlatır.

Resmi Metin

Hukuki dinlenilme hakkı

Madde 27- (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

(2) Bu hak;

  1. a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
  2. b) Açıklama ve ispat hakkını,
  3. c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, yargılamada hukuki dinlenilme hakkını düzenler ve onu kimlerin taşıdığı ile neleri kapsadığı bakımından iki fıkra hâlinde belirler. Birinci fıkraya göre bu hak yalnız davanın taraflarına değil, müdahillere ve yargılamanın diğer ilgililerine de tanınmıştır; ancak hak, herkesin kendi haklarıyla bağlantılı olduğu ölçüde söz konusu olur. İkinci fıkra ise hakkın içeriğini üç unsur hâlinde sayar: yargılamayla ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkı ile mahkemenin bu açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesi ve kararlarını somut ve açık biçimde gerekçelendirmesi.

Hüküm, adil yargılanmanın taşıyıcı ilkelerinden birini yargılamanın her ilgilisi yönünden güvenceye bağlayan bir usul kuralı niteliğindedir. Maddede bilgi edinme, açıklama-ispat ve gerekçelendirme şeklinde sayılan unsurlar, yargılamanın taraf ve ilgililerine süreç boyunca tanınması gereken asgari güvenceleri gösterir; özellikle (c) bendi, mahkemeyi tarafların açıklamalarını gözeterek değerlendirme yapmaya ve kararını somut ve açık biçimde gerekçelendirmeye yöneltir. Bu güvenceler tek bir aşamaya değil, yargılamanın bütününe yayılan ve ilgilinin kendi haklarıyla bağlantısı çerçevesinde işleyen nitelikte düzenlenmiştir.

Gerekçe

Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gereklidir. Hukuki dinlenilme hakkı olarak maddede ifade edilen ve uluslararası metinlerde de yer bulan bu hak, çoğunlukla “iddia ve savunma hakkı” olarak bilinmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır.

Bu hak, yargılamanın tarafları dışında, müdahiller ve yargılama konusu ile ilgili olanları da kapsamına almaktadır. Ancak, her yargılama süjesi kendi hakkıyla bağlantılı ve orantılı olarak bu hakka sahiptir. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.

Bu hakkın ikinci unsuru, açıklama ve ispat hakkıdır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum “silahların eşitliği ilkesi” olarak da ifade edilmektedir.

Bu hakkın üçüncü unsuru, tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesidir. Bu değerlendirmenin de, kararların gerekçesinde yapılması gerekir. Eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması, bu hakkın ihlali sonucunu doğuracaktır. Yargı organları, her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, hangi maddi ve hukuki sebeplerle karar verdiklerini gerekçelerine yansıtmalıdırlar. Ortaya çıkacak karar, hukukun genel ilkelerine, mevzuata ve yerleşik içtihatlara tamamen aykırı ve sürpriz sayılacak nitelikte olmamalıdır. Bu durum “sürpriz karar yasağı” olarak da ifade edilmektedir.

Yargı organları özellikle yerleşik içtihatların dışında yeni bir karar verebilirler. Ancak bu konuda gerekçelerini tam ortaya koymalı ve tarafların açıklamalarını da değerlendirmelidirler.

Maddede yapılan düzenlemeyle, en temel yargısal hak olarak kabul edilen ve uluslararası sözleşmelerle anayasalarda yerini bulan hukuki dinlenilme hakkı, tüm unsurlarıyla ortaya konulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.27 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2011/763 K. 2012/85 Direnme Bozuldu

Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak, davalıya usulüne uygun tebligat yapılıp taraf teşkili sağlanmadan ve savunma hakkı tanınmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HMK m.27). Hakkı etkilenen kişiye dava dilekçesi ile duruşma günü başta olmak üzere tüm tebligatlar usulünce yapılmadan esasa girilmesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur (HMK m.27).

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlığın esası, TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi olup; davacı Fazlı vekili, 1025 parselin 1/2 payının kim olduğu bilinmeyen Emine adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek bu payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur. K.Maraş Asliye 2. Hukuk Mahkemesi, davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap şartlarını taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Ne var ki, somut olayda tapu kütüğünde 1/2 pay maliki olarak görünen davalı Emine'ye yargılama sırasında tebligat yapılmamış, ona taraf sıfatıyla savunma hakkı tanınmamıştır. HGK'ya göre, HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkı uyarınca, hakkı doğrudan etkilenen Emine'ye -ölmüş ise mirasçılarına, gerekirse ilanen- başta dava dilekçesi ve duruşma günü olmak üzere tüm tebligatlar usulünce yapılıp taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz. Bu nedenle direnme kararı, diğer hususlar incelenmeksizin usule aykırılık nedeniyle bozulmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

HMK Madde 27 - Hukuki dinlenilme hakkı

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!