HMK Madde 25 Taraflarca getirilme ilkesi

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

HMK 25, kanundaki istisnalar dışında hâkimin, tarafların ileri sürmediği bir vakıayı kendiliğinden dikkate alıp hatırlatamayacağını; yine kanunda belirtilen durumlar dışında kendiliğinden delil toplayamayacağını anlatır.

Resmi Metin

Taraflarca getirilme ilkesi

Madde 25- (1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.

(2) Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, yargılamada vakıaların ve delillerin getirilmesi konusunda hâkim ile taraflar arasındaki sınırı çizen taraflarca getirilme ilkesini düzenler. İlk fıkraya göre hâkim, kanunda öngörülen istisnalar dışında, iki taraftan birinin söylemediği bir şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz; dahası, bu vakıaları taraflara hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. İkinci fıkra ise delil yönünü ele alır ve kanunla belirtilen durumlar dışında hâkimin kendiliğinden delil toplayamayacağını öngörür. Böylece davanın maddi temelini oluşturma yükü kural olarak taraflara bırakılmış, hâkimin re’sen hareketi yalnız kanunun açıkça izin verdiği hâllerle sınırlanmıştır.

Usul bakımından bu hüküm, davanın çerçevesini tarafların beyanlarının belirlediği ve hâkimin bu çerçeveyi kendiliğinden genişletemeyeceği anlamına gelir. Vakıaları ileri sürmek ve dayanılan delilleri mahkemeye sunmak tarafların görevidir; hâkim, eksik bırakılan bir vakıayı tamamlama ya da kendiliğinden delil araştırma yetkisini ancak kanunun ayrıca tanıdığı istisnai durumlarda kullanabilir. Her iki fıkradaki “istisnalar dışında” ve “kanunla belirtilen durumlar dışında” kayıtları, bu ilkenin mutlak olmadığını, kanunun açıkça öngördüğü hâllerde re’sen inceleme veya araştırmaya yer verilebileceğini gösterir.

Gerekçe

Maddede, dava malzemesi olan vakıaların, taraflarca getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Maddenin birinci fıkrası, 1086 sayılı Kanunun 75. maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır. İkinci fıkra ise yeni bir hüküm olup, delillerin toplanması bakımından genel kuralı ifade etmektedir.

Maddede, 1086 sayılı Kanunun 75. maddesindeki “hatırlatacak hallerde dahi bulunamaz” ibaresi muhafaza edilmiştir. Bununla yasaklanan husus, somut bir olaya, vakıaya işaret edilmesi, vakıa getirilmesinin telkin edilmesidir.

Hakim, getirilen olayın olgularının, vakıalarının soyut hukuk normunun unsurlarını karşılamadığını beyan edebilecektir. Hakimin vakıalar yönünden yetkin kılınması veya sınırlanması hususu, Tasarının 36. maddesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Maddede dava malzemesinin, davanın temelini teşkil eden vakıalar ve delillerin getirilmesi konusunda, tarafların mutlak yetkisi vurgulanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrası, 1086 sayılı Kanunun 75. maddesinin üçüncü fıkrasına nazaran dar kapsamlı olan ve hakime yeni delil emredebilme yetkisi veren 36. madde ile birlikte değerlendirilmelidir.

İlgili Yargıtay Kararları - HMK m.25 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 2.HD E. 2022/11529 K. 2024/4553 Onama

Kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, taraflardan birinin ileri sürmediği bir vakıayı kendiliğinden dikkate alarak hükmüne esas alamaz; uyuşmazlık ancak tarafça dayanılan vakıa ve iddialarla sınırlı olarak değerlendirilmelidir (HMK m.25). Bu nedenle, davacının ileri sürmediği bir vakıaya dayanılarak karar verilmesi usule aykırıdır.

Detaylı özeti gör

Somut olayda davacı erkek, eşiyle aralarında resmî evlilik bulunmadığını ileri sürerek 05.08.1966 tarihli "Karı koca gibi yaşayanların evliliklerinin ve çocuklarının tesciline dair ilmühaber" başlıklı belgedeki imzanın kendi el ürünü olmadığını dayanak göstermiş ve görünüşteki evliliğin yokluğunun tespitini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, imzanın davacıya ait olmadığının ispatlanamadığını kabul etmesine rağmen, davacının evlenme tarihinde 15 yaş 10 aylık olduğu ve dosyaya evlenmeye izin kararı ibraz edilmediği gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Oysa davacının evlenme sırasında izin kararı bulunmadığına yönelik herhangi bir iddiası yoktur. HMK'nın 25. maddesi uyarınca hâkim, kanundaki istisnalar dışında taraflardan birinin ileri sürmediği vakıayı kendiliğinden dikkate alamaz; uyuşmazlık yalnızca davacının imza iddiasıyla sınırlı değerlendirilmelidir. Belgedeki imzanın davacının el ürünü olmadığı ispatlanamadığına göre Bölge Adliye Mahkemesi davalının istinaf başvurusunu kabul ederek davanın reddine karar vermiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de bu kararı 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca onamıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!